Atatürk'ün son baharında bir anlaşma
27 Mayıs 1938'de Londra'da Türkiye ile Birleşik Krallık arasında bir kredi anlaşması imzalandı. Anlaşmayla İngiltere, Türkiye'ye toplam 16 milyon sterlinlik kredi açtı. Bu kredinin bir bölümü Türkiye'nin sanayi yatırımları için İngiliz malları alımında, bir bölümü ise silah ve askerî malzeme alımında kullanılacaktı. Kredi, özellikle Karabük Demir-Çelik Fabrikası'nın tamamlanmasında önemli bir rol oynadı.Anlaşma, Atatürk'ün hayatının son aylarında imzalandı. Atatürk, o günlerde hastalığıyla mücadele ediyordu. Ancak devletin önemli kararlarını izlemeyi sürdürüyordu. Bu kredi, onun sağlığında Türk-İngiliz ilişkilerinde ulaşılan yakınlaşmanın somut bir göstergesi oldu.

Kurtuluş Savaşı'ndan dostluğa
Türkiye ile İngiltere'nin ilişkileri, Kurtuluş Savaşı yıllarında son derece gergindi. İngiltere, İstanbul'u işgal etmiş, Yunan ordusunun Anadolu'ya çıkmasını desteklemişti. Savaştan sonra da iki ülke arasında Musul sorunu nedeniyle yıllarca süren bir anlaşmazlık yaşandı. Bu sorun ancak 5 Haziran 1926'da Ankara'da imzalanan antlaşmayla çözülebildi.1930'larda ise durum değişmeye başladı. İtalya'nın Akdeniz'deki yayılmacı politikası ve Almanya'nın yeniden silahlanması, Türkiye ile İngiltere'yi ortak kaygılar etrafında bir araya getirdi. 1935-1936 Habeşistan krizinde iki ülke birbirine karşılıklı güvenceler verdi. 1936'daki Montrö Konferansı'nda İngiltere, Türkiye'nin Boğazlar konusundaki taleplerine destek oldu. Bu gelişmeler, ekonomik iş birliğinin de yolunu açtı.
Tarih notu
5 Haziran 1926: Musul sorununu çözen Ankara Antlaşması.
1934: Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın uygulamaya konması.
20 Temmuz 1936: Montrö Boğazlar Sözleşmesi.
3 Nisan 1937: Karabük Demir-Çelik Fabrikası'nın ilk kazma töreni.
27 Mayıs 1938: Londra'da kredi anlaşmasının imzalanması.
10 Kasım 1938: Atatürk'ün vefatı.
19 Ekim 1939: Türk-İngiliz-Fransız ittifakı.
1934: Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın uygulamaya konması.
20 Temmuz 1936: Montrö Boğazlar Sözleşmesi.
3 Nisan 1937: Karabük Demir-Çelik Fabrikası'nın ilk kazma töreni.
27 Mayıs 1938: Londra'da kredi anlaşmasının imzalanması.
10 Kasım 1938: Atatürk'ün vefatı.
19 Ekim 1939: Türk-İngiliz-Fransız ittifakı.
Karabük: Ağır sanayinin kalbi
Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın en büyük ve en iddialı projesi, bir demir-çelik fabrikasının kurulmasıydı. Ağır sanayi, bir ülkenin sanayileşmesinin omurgası sayılıyordu. Demir ve çelik üretmeden makine, demiryolu, gemi ve silah üretmek mümkün değildi. Türkiye, bu ana maddeleri tamamen ithal ediyordu.Fabrikanın yeri olarak Zonguldak'taki kömür havzasına yakın olan Karabük seçildi. Karabük, o zamanlar küçük bir köydü. Fabrikanın yapımı İngiliz bir firmaya verildi. Fabrikanın ilk kazması 3 Nisan 1937'de Başvekil İsmet İnönü'nün katıldığı bir törenle vuruldu. Ancak bu büyük tesisin tamamlanması için ciddi bir sermayeye ihtiyaç vardı.

Anlaşmanın içeriği
27 Mayıs 1938'de imzalanan anlaşma, iki ayrı krediden oluşuyordu. Birincisi, 10 milyon sterlinlik bir ticari krediydi. Bu kredi, Türkiye'nin İngiltere'den sanayi yatırımları için makine, teçhizat ve malzeme almasında kullanılacaktı. Kredinin geri ödemesi, İngiliz hükûmetinin güvencesi altındaydı. İkincisi ise 6 milyon sterlinlik bir silahlanma kredisiydi. Bu kredi, Türk ordusunun modernleştirilmesi için İngiltere'den silah ve askerî malzeme alımına ayrılmıştı.Anlaşma imzalandığında Başvekil Celal Bayar'dı. Bayar, Ekim 1937'de İsmet İnönü'nün yerine hükûmetin başına geçmişti. Daha önce İktisat Vekili olarak sanayileşme politikasının yürütücülerinden biri olmuştu. İngiliz kredisinin alınmasında da etkin bir rol oynadı.
Ek bilgi
Neden İngiltere?
İngiltere'nin Türkiye'ye bu krediyi açmasının ekonomik ve siyasi nedenleri vardı. 1930'ların ikinci yarısında Almanya, Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı haline gelmişti. Almanya, Türkiye'nin tarım ürünlerini satın alıyor, karşılığında sanayi malları satıyordu. Bu durum, Türkiye'nin ekonomik olarak Almanya'ya bağımlı hâle gelmesi riskini taşıyordu.İngiltere, bu bağımlılığı azaltmak ve Türkiye'yi kendi tarafında tutmak istiyordu. Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki egemenliği ve Doğu Akdeniz'deki konumu, olası bir Avrupa savaşında İngiltere için büyük önem taşıyordu. Türkiye açısından ise İngiliz kredisi, Almanya'ya olan ekonomik bağımlılığı dengelemek ve sanayileşmeyi sürdürmek için bir fırsattı. 1932'de alınan Sovyet kredisi ile birlikte düşünüldüğünde, Türkiye'nin farklı ülkelerle ekonomik ilişkilerini dengeleme politikası açıkça görülür.

Silahlanma kredisi ve ordunun yenilenmesi
6 milyon sterlinlik silahlanma kredisi, Türk ordusunun yenilenmesi açısından önemliydi. 1930'ların sonlarında Avrupa'da savaş tehlikesi giderek artıyordu. Türk ordusu ise Kurtuluş Savaşı'ndan kalma silahların önemli bir bölümünü kullanmaya devam ediyordu. Uçak, top, savaş gemisi ve denizaltı gibi çağdaş silahlara ihtiyaç vardı.İngiliz kredisiyle Türk ordusu ve donanması için çeşitli alımlar yapıldı. Ancak 1939'da İkinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla İngiltere'nin kendi ihtiyaçları öncelik kazandı ve siparişlerin bir kısmının teslimi gecikti. Yine de bu kredi, Türkiye'nin savaş yıllarına daha hazırlıklı girmesine katkıda bulundu.
İttifakın habercisi
1938 kredi anlaşması, sonraki yıllarda gelişecek Türk-İngiliz iş birliğinin habercisiydi. Atatürk'ün vefatından yaklaşık bir yıl sonra, 19 Ekim 1939'da Ankara'da Türkiye, İngiltere ve Fransa arasında bir karşılıklı yardım antlaşması imzalandı. Bu antlaşma, İkinci Dünya Savaşı yıllarında Türkiye'nin dış politikasının ana dayanaklarından biri oldu.Atatürk, hayatının son yıllarında Avrupa'da yaklaşan savaşı açıkça görüyordu. Türkiye'nin bu savaşta yalnız kalmaması için güçlü dostluklar kurmak gerektiğine inanıyordu. Kurtuluş Savaşı'nın düşmanı olan İngiltere ile kurulan bu yakınlık, onun dış politikasındaki akılcılığın ve esnekliğin bir göstergesiydi.
Dünün hasmından yarının ortağına
1938 İngiliz kredisi, Atatürk döneminin dış politikasının ve ekonomi politikasının kesiştiği noktada durur. Türkiye, sanayileşmesini sürdürmek için dış kaynağa ihtiyaç duyuyordu. Ancak bu kaynağı, bağımsızlığından taviz vermeden ve tek bir ülkeye bağımlı olmadan sağlamak istiyordu. 1932'de Sovyetlerden, 1938'de İngiltere'den alınan krediler, bu dengeli politikanın iki ayağıydı.Kredinin en kalıcı mirası Karabük'tür. Küçük bir köyün yerinde kurulan demir-çelik fabrikası, bir şehrin doğmasına yol açtı. Fabrikanın çevresinde konutlar, okullar, hastaneler ve sosyal tesisler yapıldı. Karabük, Türkiye'nin sanayileşme hikâyesinin simgelerinden biri haline geldi. Kurtuluş Savaşı'nda karşı karşıya gelen iki ülkenin on beş yıl sonra böyle bir iş birliğine girişmesi, Atatürk'ün geçmişin kırgınlıklarına takılmadan geleceğe bakan dış politika anlayışını özetler.
Dikkat: yanlış bilinen
1938 kredi anlaşması bazı kaynaklarda "16 milyon sterlinlik İngiliz kredisi" olarak geçer. Bu tutar, 10 milyon sterlinlik ticari kredi ile 6 milyon sterlinlik silahlanma kredisinin toplamıdır.