Kürsüde Başbakan, metin Cumhurbaşkanının
1 Kasım 1938'de Türkiye Büyük Millet Meclisi V. Dönem'in dördüncü yasama yılına başladı. Bu, Atatürk'ün sağlığında açılan son yasama yılıdır; ancak açış nutkunu Atatürk okumadı. Kürsüye Başbakan Celâl Bayar çıktı ve sözlerine şu cümleyle başladı: "Anayasamızın 36'ncı maddesi hükümlerine uyarak Cumhurbaşkanımız Atatürk'ten aldığım emir üzerine bu yıla ait nutuklarını okuyorum."Metnin yayımlanan hâlinin başındaki not da durumu açıkça kaydeder: "Bu konuşma Atatürk'ün rahatsızlığı dolayısıyla Başbakan Celâl Bayar tarafından okunmuştur." Metnin kaynağı Millet Meclisi Tutanak Dergisi'nin V. Dönem, 27. cilt, 3. sayfasıdır. Atatürk o günlerde Dolmabahçe Sarayı'nda yatıyordu ve nutkun okunmasından dokuz gün sonra, 10 Kasım 1938 sabahı orada hayatını kaybetti.

Tarih notu
5 Eylül 1938: Vasiyetnamenin yazılması
2 Eylül 1938: Hatay Meclisi'nin toplanması ve hatayHatay Devleti
1 Kasım 1938: V. Dönem 4. yasama yılının açılışı, nutkun Celâl Bayar tarafından okunması
10 Kasım 1938: Atatürk'ün Dolmabahçe'de ölümü
11 Kasım 1938: İsmet İnönü'nün cumhurbaşkanı seçilmesi
2 Eylül 1938: Hatay Meclisi'nin toplanması ve hatayHatay Devleti
1 Kasım 1938: V. Dönem 4. yasama yılının açılışı, nutkun Celâl Bayar tarafından okunması
10 Kasım 1938: Atatürk'ün Dolmabahçe'de ölümü
11 Kasım 1938: İsmet İnönü'nün cumhurbaşkanı seçilmesi
Yapı: geçen yılın vaatlerine cevap
Nutuk, bir yıl önceki konuşmaya açık göndermeyle kurulmuştur: "Geçen yıl aziz Kamutay arkadaşlarıma ulus ve ülke için ne gibi verimli işler başarmak istediğimizi açıklamıştım. Bu gün de bunlardan hangilerinin bu yıl içinde yapıldığını bildirmek isterim." Metin boyunca "Kamutay", "saylav" ve "yüce saylavlar" gibi Dil Devrimi döneminin kelimeleri kullanılır; 1935'ten sonraki konuşmaların ortak özelliği budur.Tunceli, deprem ve iskân
İç işleri bölümünde ilk konu Tunceli'dir: "Uzun yıllardan beri süregelen ve zaman zaman gergin bir şekil alan Tunceli'ndeki toplu haydutluk olayları belli bir program içindeki çalışmalar sonucu kısa bir sürede ortadan kaldırılmış..." Nutuk, bölge halkının da Cumhuriyet'in getirdiği iyiliklerden "yurdun diğer evlatları gibi" yararlanacağını ekler.1938 ilkbaharında Kırşehir ve Yozgat yöresini sarsan depreme de değinilir. Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı ile Kızılay'ın yardımına dikkat çekilir ve felaketzedeler için yapılmasına karar verilen 2.114 evden bir kısmının bittiği bildirilir.
"Cumhuriyetin on beşinci yılı"
Ekonomi bölümünde nutuk bir önceki yılın, tarımı milli ekonominin dayanağı sayan paragrafını tırnak içinde yeniden okur. Ardından o yıl yapılan incelemelerin bittiğini bildirir ve şu hedefi koyar: "Cumhuriyetin on beşinci yılı planlı, sistemli tarım ve köy kalkınmasının başlangıcı olmalıdır."Aynı bölümde 1938'de kurulan kurumlar tek tek sayılır: Ziraat İşletmeleri Kurumu, küçük esnaf için Halk Bankası ve Halk Sandıkları, Denizbank ve Giresun merkezli fındık kooperatifleri birliği. Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın "başarı ile bitmek üzere" olduğu, üç yıllık bir maden programının başladığı ve "dört yıllık üç numaralı yeni bir program" hazırlandığı söylenir. Bu programın maliyeti "85 ila 90 milyon lira arasında" tahmin edilir.

Demiryolu Erzincan'da, radyo stüdyosu tamam
Bayındırlık bölümünde 115 büyük köprünün kullanıma açıldığı, İstanbul'dan başlayan "Avrupa turistik asfalt yolunun" ilk kısmının bittiği, Adana ovasının sulama işlerine hız verildiği ve bir önceki yıl yapımına başlanan radyo merkezi stüdyosunun tamamlandığı bildirilir. Demiryolu cümlesi, nutkun en çok hatırlanan müjdelerinden biridir: "Geçen yıl Divriği'ye ulaştığını gördüğümüz demiryolunun, bu yıl Erzincan'a vardığını ve önümüzdeki yıl içinde de Erzurum şehrine ulaşacağını kıvançla müjdelerim."Maliye bölümünde vergilerdeki indirimler sayılır: gelir ve dengeleme vergileri, yünlü ve pamuklu kumaşların tüketim vergisi ve hayvan vergisi düşürülmüş, at ve katır vergisiyle ilaçlardan alınan tüketim vergisi kaldırılmıştır. Buna karşın tahsilatın tahminleri 29 milyon lira aştığı belirtilir.
Eğitim, Tarih ve Dil kurumları
Yüksek öğretimde İstanbul Üniversitesi'nin geliştirilmesi, Ankara Üniversitesi'nin tamamlanması ve Van Gölü çevresinde kurulacak "Doğu Üniversitesi" çalışmaları birlikte anılır. Eğitmen okullarından o yıl 1.500 kişinin daha eğitim kadrosuna katıldığı bildirilir. Türk Dil Kurumu'nun bilim terimlerini belirlediği, okullarda o yıl eğitimin Türkçe terimlerle yazılmış kitaplarla başladığı da nutkun kültür bölümündedir. Beden Terbiyesi Kanunu'nun uygulamaya geçtiği de aynı bölümde haber verilir.Ordu ve Gölcük
Ordu bölümünde genel bir silahlanma programının uygulandığı, savaş gemilerinin bir kısmının sipariş edildiği, "bu yıl Gölcük savaş tersanemizin yapımına başlanacağı" söylenir. Doğu bölgesinde yapılan yaz manevraları övülür ve komutanlar, subaylar ve erler "huzurunuzda övünerek" selamlanır.Ek bilgi
Nutukta adı geçen dış antlaşma ve krediler:
- Selanik'te Balkan Antantı adına Yunan Başbakanı General Metaksas ile Bulgar Başbakanı Köseivanov arasında imzalanan anlaşma
- Sadabat Paktı
- Hatay için Türk-Fransız dostluk anlaşması ve iki ülke askerlerinin "geçici ve ortak işgali"
- İngiltere ile ticaret anlaşması ve 16 milyon İngiliz liralık ticari ve silah kredisi
- Almanya Ekonomi Bakanı Funk ile 150 milyon marklık kredi esasları
- Mısır ile dostluk ve konsolosluk sözleşmesi
- Sovyetler Birliği ile yeni sınır anlaşması
- İtalya'nın Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ne katılması
- Selanik'te Balkan Antantı adına Yunan Başbakanı General Metaksas ile Bulgar Başbakanı Köseivanov arasında imzalanan anlaşma
- Sadabat Paktı
- Hatay için Türk-Fransız dostluk anlaşması ve iki ülke askerlerinin "geçici ve ortak işgali"
- İngiltere ile ticaret anlaşması ve 16 milyon İngiliz liralık ticari ve silah kredisi
- Almanya Ekonomi Bakanı Funk ile 150 milyon marklık kredi esasları
- Mısır ile dostluk ve konsolosluk sözleşmesi
- Sovyetler Birliği ile yeni sınır anlaşması
- İtalya'nın Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ne katılması
"Barış, çetin bir sınav geçirdi"
Dış politika bölümü, Eylül 1938'deki Münih bunalımından bir ay sonra yazılmıştır. Adını anmadan şöyle der: "Son aylar içinde barış, çetin bir sınav geçirdi. Şimdi süresini ancak bir zaman sonra anlayabileceğimiz yeni bir sessizlik dönemi içindeyiz." Ardından güvenliğin yalnız ikili ya da yalnız çok taraflı anlaşmalarla sağlanacağı yolundaki kesin tezleri reddeder; her ulusun bunları "coğrafi ve politik gereğe ve duruma göre" kullanması gerektiğini söyler.Hatay paragrafı nutkun en çok alkışlanan bölümüdür: "Sonunda Hatay, Millet Meclisine ve bağımsızlığına kavuştu." Tutanak bu cümleden sonra "Bravo sesleri, şiddetli ve sürekli alkışlar" kaydını düşer. Nutuk bir yıl önceki sözü de hatırlatır: Hatay'ın iyi sonuçlanması Türk-Fransız ilişkilerinin belirleyici bir ölçü olacaktı.
Dikkat: yanlış bilinen
1. Okuyan kişi: Nutuk Atatürk adına okunmuştur; tutanakta konuşmacı Celâl Bayar'dır. Bazı popüler metinler bu konuşmayı "Atatürk'ün Meclis'teki son konuşması" diye anar. Atatürk'ün kürsüden yaptığı son açış konuşması 1 Kasım 1937'dedir; 1938 metni onun adına okunan son nutuktur.
2. Sadeleştirme: Burada okunan metin, TBMM'nin günümüz Türkçesine yakınlaştırılmış yayınıdır; "Kamutay", "saylav" gibi kelimeler özgün metinden korunmuştur.
2. Sadeleştirme: Burada okunan metin, TBMM'nin günümüz Türkçesine yakınlaştırılmış yayınıdır; "Kamutay", "saylav" gibi kelimeler özgün metinden korunmuştur.

Son cümle
Nutuk kısa bir dilekle biter: "Büyük Kamutay, şimdiye kadar olduğu gibi bütün işlerinizde başarılar dilerim." Tutanakta "Şiddetli ve sürekli alkışlar" kaydı vardır. On gün sonra, 11 Kasım 1938'de Meclis İsmet İnönü'yü cumhurbaşkanı seçti.Son nutuk bize Atatürk'ün devlet işlerini hastalığın en ağır günlerinde bile bırakmadığını gösteriyor. Metni kendisinin okuyamaması ve Celâl Bayar'ın kürsüye çıkması, o yılın sonbaharındaki tabloyu tek başına anlatıyor. Bizce metnin değeri, bir veda konuşması gibi okunmasında değil, sıradan bir yasama yılını açan iş programı gibi yazılmış olmasında. Hatay meselesi ve dış kredi gibi somut başlıklar, devletin hedeflerinin kişiye bağlı kalmadan sürdürülmesi isteğini yansıtıyor. Konuşmayı okurken bu iki katmanı, yani ağır hastalığın gölgesini ve kurumların devamlılığı vurgusunu birlikte görmek gerektiğini düşünüyoruz.