İçeriğe geç
Giriş yap
0

Türkiye'nin Kalbi Ankara (1934): Onuncu yılı ve Onuncu Yıl Nutku'nu kayda geçiren Sovyet belgeseli

SohbeX Editör 2 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 2Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Kameranın önünde genç bir başkent

29 Ekim 1933'te Ankara Hipodromu'nda Atatürk, Onuncu Yıl Nutku'nu okudu. "Ne mutlu Türküm diyene!" sözüyle biten bu konuşmanın sesli ve görüntülü kaydı, bugün hemen herkesin bildiği bir görüntüdür. Bu kaydın günümüze ulaşmasını sağlayan kişi, bir Sovyet sinemacısıydı: Sergey Yutkeviç. Yutkeviç ve arkadaşı Lev Arnştam'ın çektiği "Türkiye'nin Kalbi Ankara" adlı belgesel, Cumhuriyet'in onuncu yılını, genç başkenti ve dönemin Türkiye'sini anlatan ilk kapsamlı belgesel filmlerden biridir.

Film, Türk-Sovyet dostluğunun en parlak dönemlerinden birinde, iki ülkenin sanatsal işbirliğinin ürünü olarak ortaya çıktı. Bu yazı, filmin hazırlanış öyküsünü, içeriğini ve bugüne bıraktığı mirası ele alıyor.
Mustafa Kemal ve Kliment Voroşilov, 29 Ekim 1933
Mustafa Kemal ve Kliment Voroşilov, 29 Ekim 1933Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Öldürmeyen Adam'dan Türkiye'nin Kalbi'ne

Türk hükûmeti, Cumhuriyet'in onuncu yıl dönümü için bir film hazırlanmasını istemiş ve bu iş için Sovyetler Birliği'nden sinemacılar davet edilmişti. İlk planda Millî Mücadele yıllarını konu alan, "Öldürmeyen Adam" adlı bir senaryo üzerinde çalışıldı. Senarist Zarkhi ve yönetmen Yutkeviç, 2 Eylül 1933'te İstanbul'a gelerek hazırladıkları senaryoyu teslim etti. Türk tarafında bu çalışmalara Reşat Nuri (Güntekin) ve Fikret Adil yardımcı oluyordu. Reşat Nuri, 26 Eylül 1933'te Milliyet gazetesine verdiği demeçte senaryonun kabul edildiğini, ancak bazı kısımlarında değişiklik yapılması gerektiğini anlattı. Filmin Türkiye'deki gelirinin Türk hükûmetine, Sovyetler Birliği'ndeki gelirinin ise Sovyet hükûmetine ait olacağını da açıkladı.

Ancak senaryo onaylanmasına rağmen, son anda bu filmin çekiminden vazgeçildi. Bunun yerine Türk-Sovyet dostluğunu ve Türkiye'nin savaş sonrası dönüşümünü anlatan bir belgesel projesi hazırlandı. Ekibe sonradan katılan Lev Arnştam, Yutkeviç ile birlikte yeni bir senaryo yazdı. Yeni filmin adı "Türkiye'nin Kalbi Ankara" olacaktı.
Tarih notu
2 Eylül 1933: Yutkeviç ve senarist Zarkhi'nin İstanbul'a gelişi.
26 Eylül 1933: Reşat Nuri'nin film hakkındaki demeci.
29 Ekim 1933: Onuncu Yıl kutlamaları ve Onuncu Yıl Nutku.
Aralık 1933 sonu: Türkiye'deki çekimlerin tamamlanması.
Şubat 1934: Stüdyo ve laboratuvar çalışmalarının bitişi.
18 Mart 1934: Film ekibinin filmle birlikte İstanbul'a dönüşü.

Voroşilov heyetiyle gelen kameralar

Cumhuriyet'in onuncu yıl kutlamalarına Sovyetler Birliği büyük bir heyetle katıldı. Heyetin başında Sovyet Halk Savunma Komiseri Kliment Voroşilov vardı. Film ekibi bu heyetle birlikte Türkiye'ye geldi ve Yutkeviç'e katıldı. Çekimler Eylül 1933'te başladı ve Aralık ayının sonuna kadar sürdü.

Belgesel, Voroşilov başkanlığındaki Sovyet heyetinin Türkiye'nin Moskova büyükelçisi eşliğinde vapurla önce İzmir'e, ardından İstanbul'a gelişiyle ve halkın heyeti coşkuyla karşılamasıyla açılır. Sonra kamera, bozkırın ortasında henüz yapım halindeki başkente döner. Ankara'nın yeni bulvarları, kamu binaları, okulları ve fabrikaları görüntülenir.
Yönetmen Sergey Yutkeviç
Yönetmen Sergey YutkeviçGörsel: Wikimedia Commons, CC BY 3.0, yazar: Anatoly Terentiev. Dosya sayfası

Onuncu yılın görüntüleri

Filmin Ankara bölümünün ağırlık noktası, onuncu yıl kutlamalarıdır. Anadolu'nun dört bir yanından Ankara'ya doğru yürüyen izciler, askerler, gaziler ve köylüler, hipodromdaki coşkulu geçit töreni, Atatürk, İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak filmde yer alır. Filmin ara yazıları Rusçadır ve Kurtuluş Savaşı yıllarındaki Türk-Sovyet dayanışmasını da vurgular.

Filmin en değerli bölümü, Atatürk'ün Onuncu Yıl Nutku'nu okuduğu sahnedir. Bu sahne, sonraki yıllarda Türkiye'de hazırlanan pek çok belgeselde kullanıldı ve Atatürk'ün en çok bilinen görüntülü kayıtlarından biri haline geldi. Filmde İsmet İnönü'nün konuşmasına da yer verilir.
Ek bilgi
Yutkeviç, yıllar sonra anlattığı bir anısında, tören günü hipodromda dünyanın dört bir yanından gelen kameramanların son model kameralarının yanında kendi kaba görünüşlü ekipmanından utandığını, ama Atatürk'ün otomobili kalabalığın içinden geçerken kabloları kopan kameralar arasında kendi kalın kablosunun sağlam kaldığını söylemiştir. Nutkun günümüze ulaşan kaydı, bu kameranın ürünüdür.

Moskova'da tamamlanan kurgu

Türkiye'deki çekimler tamamlandıktan sonra film ekibi, montaj, ses ve diğer stüdyo işlemlerini yapmak üzere Moskova'ya döndü. Şubat 1934'te stüdyo ve laboratuvar çalışmaları bitti. Ham hali yaklaşık 134 dakika olan görüntüler, kurgu sonrasında yaklaşık 56 dakikaya indi. Filmin müziklerinde Türk besteciler Ekrem Zeki Ün ve Cemal Reşit Rey'in imzası bulunur. Kayıtlarda Leningrad Filarmoni Orkestrası ile Ankara'daki müzik okulunun orkestra ve korosunun katkısı anılır. Görüntü yönetmenliğini Josef Martov ve Vladimir Rapoport üstlendi.

18 Mart 1934 tarihli Cumhuriyet gazetesi, film yapımcılarının Odessa'dan İstanbul'a geldiğini ve buradan Ankara'ya geçerek filmi Maarif Vekâleti'ne teslim edeceklerini haber verdi. Film, yönetmenleri eşliğinde Çankaya Köşkü'nün görüşüne de sunuldu.
Ulus Meydanı'ndaki Zafer Anıtı ve Birinci Meclis binası, 1930'lar
Ulus Meydanı'ndaki Zafer Anıtı ve Birinci Meclis binası, 1930'larGörsel: Wikimedia Commons, CC BY 4.0, yazar: Gargarapalvin. Dosya sayfası

Filmin bugüne yolculuğu

Film, gösterildiği yıllardan sonra uzun süre arşivlerde kaldı. Sonraki on yıllarda filmin parçaları, özellikle Onuncu Yıl Nutku sahnesi, Türk televizyonlarında ve belgesellerinde sıkça kullanıldı. Filmin tamamı ise ancak ilerleyen yıllarda yeniden gün yüzüne çıkarılarak geniş kitlelere ulaştı. Bugün film, 1930'ların Türkiye'sine ilişkin en çok başvurulan görsel belgelerden biridir.

İkinci bir Sovyet belgeseli

"Türkiye'nin Kalbi Ankara", Sovyet sinemacıların bu dönemde Türkiye için hazırladığı tek film değildi. Kurgucu Esther Schub, eldeki belgeleri yeniden kurgulayarak ve 1934-1937 yılları arasında Ankara, İzmir ve Ödemiş'te çekimler yaparak "Türk İnkılabı'nda Terakki Hamleleri" adlı bir film hazırladı. Bu film 1937'de gösterime girdi ve Türkiye'nin Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e uzanan yolunu, Birinci Dünya Savaşı'nı, mütareke yıllarını, Millî Mücadele'yi ve Cumhuriyet'in kuruluşunu anlattı.

İki film birlikte, Türk-Sovyet kültürel ilişkilerinin 1930'lardaki yoğunluğunu gösterir. Aynı yıllarda Sovyetler Birliği'nden alınan kredilerle Kayseri ve Nazilli'de dokuma fabrikaları kuruluyordu. Sinema da bu yakınlaşmanın bir parçası oldu.

Ankara'nın ilk portresi

"Türkiye'nin Kalbi Ankara", genç Cumhuriyet'in kendini dünyaya nasıl anlatmak istediğinin bir belgesidir. Film, bozkırın ortasında yükselen bir başkenti, yeni kurumları ve onuncu yılını kutlayan bir milleti kayda geçirdi. Bugün 1930'ların Ankara'sına bakmak isteyen herkes için eşsiz bir kaynaktır. Henüz yapım halindeki binalar, tozlu yollar, yeni açılmış okullar ve fabrikalar, bir başkentin doğuş anını gösterir.

Filmin en kalıcı mirası ise Onuncu Yıl Nutku'nun kaydıdır. Atatürk'ün sesi ve görüntüsü, bir Sovyet kameramanın sağlam kablosu sayesinde kuşaktan kuşağa aktarıldı. Bu ayrıntı, tarihin bazen küçük tesadüflere ne kadar çok şey borçlu olduğunu da hatırlatır. Filmin bir Sovyet ekibi tarafından çekilmesi ise, Kurtuluş Savaşı yıllarında başlayan Türk-Sovyet dostluğunun onuncu yılda hâlâ canlı olduğunu gösterir. İki ülkenin sanatçıları, Türk bestecilerin müzikleri ve Sovyet sinemacıların kameralarıyla ortak bir eser ortaya koydu.
Dikkat: yanlış bilinen
Film bazı yayınlarda "Ankara: Türkiye'nin Kalbi" adıyla da anılır. Yapım yılı 1934 olarak geçer, ancak çekimlerin tamamı 1933 sonbaharında yapılmıştır. Film bugün Türkiye'de kamuya açık olarak izlenebilmektedir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap