İçeriğe geç
Giriş yap
0

Batı Cephesi'nin ikiye ayrılması (Kasım 1920): İsmet ve Refet beyler, düzenli ordunun doğuşu

SohbeX Editör 4 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 4Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Düzensiz kuvvetlerden düzenli orduya

1920 sonbaharında Ankara Hükûmeti, Batı Anadolu'daki savaşın gidişatını değiştirecek bir karar aldı. O güne kadar Ali Fuat (Cebesoy) Paşa'nın komutasında tek bir cephe olarak örgütlenen Batı Cephesi, Kasım 1920'de ikiye ayrıldı. Kuzeydeki bölüm, yani asıl Batı Cephesi, İsmet (İnönü) Bey'e, güneydeki bölüm ise Güneybatı Cephesi adıyla Refet (Bele) Bey'e verildi. Ali Fuat Paşa ise Moskova büyükelçiliğine atandı.

Bu değişiklik, yalnızca bir komuta değişikliği değildi. Kuvâ-yi Milliye'nin düzensiz birliklerinden düzenli bir orduya geçişin kararlı bir adımıydı. Birkaç hafta sonra İsmet Bey'in komutasındaki birlikler İnönü'de Yunan ordusunu durdurarak düzenli ordunun ilk büyük zaferini kazanacaktı.
Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa İkinci İnönü Muharebesi'nden sonra askerleri teftiş ederken
Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa İkinci İnönü Muharebesi'nden sonra askerleri teftiş ederkenGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

1920 yazı: Sevr ve Yunan taarruzu

1920 yazında Yunan ordusu, İtilaf devletlerinin onayıyla Batı Anadolu'da büyük bir taarruz başlattı. Kısa sürede Balıkesir, Bursa ve Uşak gibi şehirler işgal edildi. Kuvâ-yi Milliye birlikleri bu ilerlemeyi durduramadı. 10 Ağustos 1920'de imzalanan Sevr Antlaşması, Osmanlı Devleti'nin Anadolu'daki topraklarının büyük bölümünü paylaştırıyordu. Ankara'daki Büyük Millet Meclisi Sevr'i tanımadı, ancak bu kararın sahada karşılık bulması için güçlü bir orduya ihtiyaç vardı.

Batı Cephesi'nde Ali Fuat Paşa'nın komutasında düzenli birliklerle birlikte Çerkez Ethem'in Kuvâ-yi Seyyare'si gibi düzensiz kuvvetler de savaşıyordu. Bu kuvvetler, iç ayaklanmaların bastırılmasında önemli hizmetler vermişti. Ancak disiplin sorunları ve merkezî komutaya uyum konusundaki isteksizlikleri, büyük çaplı harekâtlarda ciddi sorunlara yol açıyordu.
Tarih notu
10 Ağustos 1920: Sevr Antlaşması.
Ekim 1920: Gediz taarruzu.
Kasım 1920: Batı Cephesi'nin ikiye ayrılması.
Aralık 1920 - Ocak 1921: Çerkez Ethem ayaklanması.
6-11 Ocak 1921: Birinci İnönü Muharebesi.
26-31 Mart 1921: İkinci İnönü Muharebesi.

Gediz taarruzu

1920 sonbaharında Batı Cephesi, Gediz'deki Yunan birliklerine karşı bir taarruz düzenledi. Taarruz başlangıçta başarılı oldu ve Yunan kuvvetleri Gediz'den çıkarıldı. Ancak Kuvâ-yi Seyyare'nin harekât planına uymaması, düşman birliklerinin kuşatılıp imha edilmesi fırsatının kaçırılmasına neden oldu. Yunan ordusu takviye alarak karşı saldırıya geçti ve Türk birlikleri geri çekilmek zorunda kaldı.

Gediz taarruzunun sonucu, Ankara'da düzenli ordu kurulması gerektiği yönündeki görüşü güçlendirdi. Mustafa Kemal Paşa, cephe komutasında değişikliğe gitmeye karar verdi. Ali Fuat Paşa'nın Moskova büyükelçiliğine atanması, hem Sovyet Rusya ile ilişkilerin önemini hem de cephede yeni bir dönemin başladığını gösteriyordu.
Refet (Bele) Bey
Refet (Bele) BeyGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Yeni komutanlar

İsmet Bey, Birinci Dünya Savaşı'nda çeşitli cephelerde kurmay ve komutan olarak görev yapmış, 1920'de Ankara'ya geçerek Büyük Millet Meclisi'ne Edirne mebusu olarak girmiş ve Genelkurmay Başkanlığı görevini üstlenmişti. Batı Cephesi Komutanlığına atanması, ona sahada geniş bir yetki verdi. İsmet Bey, Eskişehir ve Bursa yönündeki cephede düzenli birlikler oluşturmaya, düzensiz kuvvetleri orduya katmaya başladı.

Refet Bey ise Millî Mücadele'nin başından beri Mustafa Kemal Paşa'nın yanında bulunan isimlerden biriydi. 1919'da Samsun'a çıkan heyette yer almış, Amasya Genelgesi'nin imzacıları arasında bulunmuştu. Güneybatı Cephesi Komutanı olarak Afyonkarahisar ve Uşak yönündeki cepheden sorumluydu.
Ek bilgi
Batı Cephesi'nin ikiye ayrılması geçici bir düzenlemeydi. 1921'de Güneybatı Cephesi kaldırıldı ve bütün batı cephesi yeniden İsmet Paşa'nın komutasında birleştirildi. Büyük Taarruz'a kadar Batı Cephesi'nin komutanı İsmet Paşa olarak kaldı.

Düzenli ordunun kuruluş güçlükleri

Düzenli bir ordu kurmak, 1920 sonbaharındaki Ankara için olağanüstü güç bir işti. Silah, cephane, giyecek ve yiyecek kıttı. Subay kadrosu, Birinci Dünya Savaşı'ndan yorgun çıkmış bir ordunun kalıntılarından oluşuyordu. Askere alma işlemleri, savaş yıllarından bezmiş bir halk arasında yürütülüyordu. Buna rağmen İsmet Bey'in komutasında birlikler yeniden düzenlendi, tümenler kuruldu, eğitim ve disiplin sağlanmaya çalışıldı. Anadolu'nun dört bir yanından toplanan imkânlar, cepheye yöneltildi.

Bu süreçte Genelkurmay ile cephe karargâhı arasında sıkı bir işbirliği kuruldu. Mustafa Kemal Paşa, cephedeki gelişmeleri yakından izliyor, önemli kararlarda doğrudan söz sahibi oluyordu. Düzenli ordunun kuruluşu, yalnızca askerî değil, siyasi bir merkezileşme süreci olarak da yaşandı.

Çerkez Ethem meselesi

Düzenli ordu kurma kararı, Kuvâ-yi Seyyare'nin komutanı Çerkez Ethem ile Ankara Hükûmeti arasındaki gerginliği tırmandırdı. Ethem, birliklerinin düzenli orduya katılmasına karşı çıktı. Aralık 1920'de bu gerginlik açık bir çatışmaya dönüştü. Ankara, Ethem'in kuvvetlerine karşı harekâta girişti. Ocak 1921'de Ethem'in kuvvetleri dağıtıldı ve Ethem Yunan tarafına geçti.

Bu süreç, Ankara Hükûmeti'nin bütün silahlı kuvvetleri tek bir komuta altında toplama kararlılığını gösteriyordu. Düzenli ordu, artık hükûmetin tek askerî gücü olacaktı.
Ali Fuat (Cebesoy) Paşa
Ali Fuat (Cebesoy) PaşaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Birinci İnönü: yeni ordunun ilk sınavı

Yunan ordusu, Ankara'daki iç karışıklıktan yararlanmak amacıyla Ocak 1921'de Eskişehir yönüne bir taarruz başlattı. İsmet Bey'in komutasındaki Batı Cephesi birlikleri, 6-11 Ocak 1921 tarihleri arasında İnönü mevkiinde Yunan kuvvetlerini durdurdu. Bu, düzenli ordunun Yunan ordusuna karşı kazandığı ilk zaferdi. Büyük Millet Meclisi, bu başarının ardından İsmet Bey'i mirlivalığa, yani tuğgeneralliğe terfi ettirdi. İsmet Paşa, Mart 1921'de İkinci İnönü Muharebesi'nde de Yunan taarruzunu durdurdu.

Birinci İnönü Muharebesi'nin siyasi sonuçları da önemliydi. 20 Ocak 1921'de Teşkilat-ı Esasiye Kanunu kabul edildi. Londra Konferansı'na Ankara Hükûmeti de davet edildi. Sovyet Rusya ile ilişkiler hızlandı ve Moskova Antlaşması 16 Mart 1921'de imzalandı. Ali Fuat Paşa'nın Moskova'daki görevi, bu antlaşmanın yolunu açan diplomatik çalışmaların bir parçasıydı.

Kasım 1920'nin uzun vadeli etkileri

Batı Cephesi'nin Kasım 1920'de yeniden örgütlenmesi, Kurtuluş Savaşı'nın askerî tarihinde bir dönüm noktası olarak görülmeyi hak eder. Bu karar, Mustafa Kemal Paşa'nın düzensiz kuvvetlerin sınırlarını erkenden fark ettiğini ve düzenli bir ordu olmadan Sevr'i yırtmanın mümkün olmadığını gördüğünü gösterir. Gediz'deki başarısızlık, bu kararın gerekçesini somut olarak ortaya koymuştu.

Komuta değişikliği, Ali Fuat Paşa'nın şahsına yönelik bir ceza olarak da okunmamalıdır. Ali Fuat Paşa, Millî Mücadele'nin ilk aylarında Anadolu'daki direnişin örgütlenmesinde büyük rol oynamış, Moskova'daki görevinde de Türk-Sovyet ilişkilerinin gelişmesine katkıda bulunmuştu. Değişiklik, savaşın yeni bir evreye girdiğinin, yeni bir yapı ve yeni bir komuta anlayışı gerektirdiğinin ifadesiydi.

İsmet Bey'in komutasında yeniden örgütlenen Batı Cephesi, İnönü'den Sakarya'ya, Sakarya'dan Büyük Taarruz'a uzanan yolda Türk ordusunun omurgasını oluşturdu. Kasım 1920'de atılan adım, yirmi iki ay sonra Dumlupınar'da kazanılan zaferin ilk taşıydı. İsmet Bey'in bu dönemde kazandığı tecrübe ve itibar, onu Lozan'da Türk heyetinin başkanlığına taşıyacak sürecin de başlangıcıydı.
Dikkat: yanlış bilinen
Kurtuluş Savaşı'ndaki Batı Cephesi ile Birinci Dünya Savaşı'nda Fransa ve Belçika'daki Batı Cephesi karıştırılmamalıdır. Kurtuluş Savaşı'nda Batı Cephesi, Yunan ordusuna karşı savaşan Türk kuvvetlerinin örgütlendiği cephedir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap