İçeriğe geç
Giriş yap
0

İnönü muharebelerini kim yönetti? İsmet Bey, Mustafa Kemal ve "makûs talih" telgrafı

SohbeX Editör 1 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 1Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Kim komuta ediyordu?

Kurtuluş Savaşı'nın ilk büyük meydan muharebeleri olan Birinci İnönü ve İkinci İnönü muharebeleri hakkında iki zıt yanlışa rastlanır. Birincisi, bu muharebelerin cephede bizzat Mustafa Kemal tarafından yönetildiğidir. İkincisi ise Mustafa Kemal'in bu muharebelerle hiçbir ilgisi olmadığı, zaferin tamamen İsmet Bey'e ait olduğudur. Gerçekte İnönü muharebelerini cephede yöneten komutan, Batı Cephesi Komutanı İsmet Bey'di. Mustafa Kemal ise o tarihte Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı olarak Ankara'daydı ve savaşın siyasi ve askerî genel yönetimini oradan sürdürüyordu.

İsmet Bey, Kasım 1920'de Batı Cephesi'nin kuzey kesiminin komutanlığına getirilmişti. Bu görev, düzensiz milis kuvvetlerinden düzenli orduya geçişin en kritik aşamasına denk geliyordu. İnönü muharebeleri, bu yeni düzenli ordunun ilk büyük sınavı oldu.
Bozüyük'teki Metristepe Zafer Anıtı
Bozüyük'teki Metristepe Zafer AnıtıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Akinic. Dosya sayfası

Düzenli orduya geçiş

1920 sonbaharına kadar Batı Anadolu'da Yunan ilerleyişine karşı direnişin önemli bir kısmı, Kuva-yı Milliye adıyla anılan yerel ve düzensiz kuvvetlerle yürütülüyordu. Bu kuvvetler işgalin ilk aylarında önemli bir rol oynamış, ancak büyük ve düzenli bir orduya karşı uzun süreli bir savaşı sürdürmekte yetersiz kalmıştı. Ankara hükûmeti, düzenli ordu kurmaya karar verdi. Bu karar, bazı düzensiz kuvvet liderlerinin, özellikle Çerkez Ethem'in tepkisine yol açtı. Çerkez Ethem'in ayaklanması, Aralık 1920 ile Ocak 1921 arasında bastırıldı ve bu süreç Birinci İnönü Muharebesi ile aynı günlere denk geldi.
Tarih notu
9 Kasım 1920: İsmet Bey'in Batı Cephesi komutanlığına getirilmesi.
6-10 Ocak 1921: Birinci İnönü Muharebesi.
20 Ocak 1921: Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nun kabulü.
Şubat-Mart 1921: Londra Konferansı.
23 Mart-1 Nisan 1921: İkinci İnönü Muharebesi.
31 Mart 1921: Metristepe'nin geri alınması.

Birinci İnönü

Ocak 1921'in başında Yunan ordusu, Bursa'dan Eskişehir yönüne bir ileri harekâta girişti. Amaç, Ankara hükûmetinin gücünü ölçmek ve Eskişehir-Bilecik hattını ele geçirmekti. İsmet Bey'in komutasındaki birlikler, Bozüyük ve İnönü köyü çevresinde mevzilendi. 6 Ocak 1921'de başlayan çarpışmalar, 10 Ocak'ta Yunan kuvvetlerinin geri çekilmesiyle sona erdi.

Birinci İnönü, askerî açıdan sınırlı bir muharebeydi, ancak siyasi sonuçları büyük oldu. Düzenli ordunun ilk başarısı olarak halkın moralini yükseltti, Ankara hükûmetinin otoritesini güçlendirdi ve 20 Ocak 1921'de Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nun kabul edilmesine uygun bir ortam hazırladı. Bu başarının ardından İsmet Bey mirlivalığa, yani generalliğe yükseltildi ve İsmet Paşa olarak anılmaya başladı.
Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa, İkinci İnönü Muharebesi'nden sonra askerleri teftiş ederken
Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa, İkinci İnönü Muharebesi'nden sonra askerleri teftiş ederkenGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

İkinci İnönü ve Metristepe

Şubat ve Mart 1921'de İtilaf devletleri Londra Konferansı'nı topladı ve Sevr Antlaşması'nda bazı değişiklikler önerdi. Konferanstan sonuç çıkmadı. Yunan ordusu, Mart 1921'in sonunda daha geniş bir taarruz başlattı. Kuzeyde Bursa'dan Eskişehir'e, güneyde Uşak'tan Afyonkarahisar'a doğru ilerledi. İnönü cephesinde çarpışmalar 23 Mart'ta başladı.

Muharebenin kilit noktası Metristepe oldu. Yunan kuvvetleri tepeyi ele geçirdi, ancak İsmet Paşa'nın birlikleri yeniden düzenlenerek karşı saldırıya geçti. 31 Mart 1921'de Metristepe geri alındı ve Yunan kuvvetleri 1 Nisan'da geri çekildi. Bu, Birinci İnönü'den çok daha büyük bir zaferdi.
Ek bilgi
İkinci İnönü zaferinin ardından Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa'ya ünlü telgrafını gönderdi. Telgrafın en çok bilinen cümlesi şudur: "Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz." Makûs talih, bugünkü Türkçeyle ters giden, kötü kader demektir.

Mustafa Kemal'in rolü

Mustafa Kemal, İnönü muharebeleri sırasında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve hükûmetin başıydı. Ordunun kuruluşu, komutanların atanması, cephelere asker ve malzeme gönderilmesi, Meclis'teki tartışmaların yönetilmesi ve dış politika kararları onun sorumluluğundaydı. Düzenli orduya geçiş kararı ve İsmet Bey'in Batı Cephesi'ne atanması da onun desteğiyle gerçekleşti. İkinci İnönü'den sonra cepheye giderek İsmet Paşa ile birlikte askerleri teftiş etti.

Ancak muharebelerin cephedeki taktik yönetimi İsmet Paşa'ya aitti. Mustafa Kemal'in ordunun başına doğrudan geçmesi, Ağustos 1921'de, Sakarya Meydan Muharebesi öncesinde oldu. Meclis, 5 Ağustos 1921'de çıkardığı kanunla ona üç ay süreyle Başkomutanlık yetkisi verdi. Sakarya ve Büyük Taarruz, bu nedenle doğrudan Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın yönettiği muharebelerdir.
Dikkat: yanlış bilinen
Doğru bilgi şudur: Birinci ve İkinci İnönü muharebelerini cephede Batı Cephesi Komutanı İsmet Bey (İsmet Paşa) yönetti. Mustafa Kemal o tarihte Meclis Başkanı olarak Ankara'dan savaşın genel yönetimini sürdürüyordu. Ordunun başına Başkomutan olarak 5 Ağustos 1921'de geçti.
1919-1922 Türk-Yunan Savaşı'ndan sahneler
1919-1922 Türk-Yunan Savaşı'ndan sahnelerGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Crasyy. Dosya sayfası

İki muharebenin sonuçları

İkinci İnönü zaferi, Ankara hükûmetinin uluslararası konumunu da değiştirdi. Londra Konferansı'nda Ankara heyetinin önerilerini dikkate almayan İtilaf devletleri, bu zaferden sonra Anadolu'daki yeni gücü ciddiye almaya başladı. İtalya, güneybatı Anadolu'dan çekilme yoluna girdi; Fransa ile görüşmeler hızlandı ve bu görüşmeler Ekim 1921'de Ankara Antlaşması ile sonuçlandı. Sovyet Rusya ile 16 Mart 1921'de imzalanan Moskova Antlaşması da aynı günlere denk geliyordu.

Askerî açıdan ise İnönü muharebeleri, yeni kurulan düzenli ordunun komuta zincirinin, ikmal düzeninin ve birlikler arası iletişimin sınandığı ilk büyük deneyim oldu. Bu deneyimden çıkarılan dersler, birkaç ay sonra Kütahya-Eskişehir muharebelerinde ve ardından Sakarya'da uygulanacaktı. Kütahya-Eskişehir muharebelerinde Türk ordusunun geri çekilmek zorunda kalması üzerine Meclis, Mustafa Kemal'in ordunun başına geçmesini istedi.

Soyadının kaynağı

İnönü muharebelerinin İsmet Paşa ile özdeşleşmesinin en somut göstergesi, onun soyadıdır. 1934'te çıkarılan Soyadı Kanunu'ndan sonra İsmet Paşa'ya İnönü soyadı verildi. Soyadını veren Mustafa Kemal'in kendisiydi. Bu seçim, Mustafa Kemal'in İnönü zaferlerini İsmet Paşa'nın başarısı olarak gördüğünü ve bunu kalıcı biçimde kayda geçirmek istediğini açıkça gösterir.

İddianın izi: kim, nerede, nasıl söyledi?

İnönü muharebelerinin kim tarafından yönetildiği, X'te zaman zaman Atatürk ile İnönü'yü karşılaştıran siyasi tartışmalar içinde gündeme geliyor. Ancak Ekim 2026 içinde yaptığımız taramada, bu soruyu doğrudan konu edinen güncel bir paylaşım örneğine rastlamadık. Konu daha çok, iki liderden birini öne çıkarıp diğerini küçülten paylaşımların dolaylı bir parçası olarak yaşıyor: bir tarafta bütün zaferleri tek bir isme toplayan anlatımlar, diğer tarafta Mustafa Kemal'in savaş yönetimindeki rolünü yok sayan anlatımlar yer alıyor.

İki anlatım da muharebelerin gerçek komuta yapısını gözden kaçırır. Kurtuluş Savaşı'nda siyasi önderlik ile cephe komutanlığı farklı kişilerce yürütülen, birbirini tamamlayan görevlerdi.

İş bölümü ve güven

İnönü muharebeleri, Kurtuluş Savaşı'nın önderleri arasındaki iş bölümünün ve güvenin iyi bir örneğidir. Mustafa Kemal, Ankara'da Meclis'in birliğini korumak, hükûmeti yönetmek ve diplomatik ilişkileri sürdürmekle uğraşırken cephenin yönetimini güvendiği bir komutana bıraktı. İsmet Paşa da bu güveni iki zaferle karşıladı. Makûs talih telgrafı ve yıllar sonra verilen İnönü soyadı, bu güvenin ve takdirin belgeleridir.

Bu iş bölümünü doğru anlatmak, iki ismi birbirine rakip gibi göstermekten çok daha öğreticidir. Bir savaşın kazanılması, yalnızca cephedeki komutanın başarısıyla değil, arkadaki siyasi irade, lojistik ve toplumsal destekle mümkündür. İnönü'de cephede İsmet Paşa vardı; ancak o cepheyi kuran, besleyen ve siyasi olarak ayakta tutan, Mustafa Kemal'in başında olduğu Meclis hükûmetiydi. Her iki rolü de kendi yerinde görmek, Kurtuluş Savaşı'nın kolektif niteliğini anlamanın yoludur.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap