Bir kolordu komutanının orduya yükselişi
Mustafa Kemal, Çanakkale'den sonra Edirne'deki 16. Kolordu ile birlikte Doğu'ya gönderildi ve Mart 1916'da Diyarbakır'a ulaştı. 1 Nisan 1916'da mirliva (tuğgeneral) rütbesine yükseltildi ve artık "Mustafa Kemal Paşa" olarak anılmaya başladı. Ağustos 1916'da Muş ve Bitlis'i geri alan taarruz, onun Kafkas cephesindeki adını duyurdu. Bu başarıdan sonra rütbesi kadar sorumluluğu da büyüdü: Kasım 1916'da İkinci Ordu komutanı Ahmet İzzet Paşa İstanbul'da bulunduğu için komutan vekilliğini üstlendi. 7 Mart 1917'de ise İkinci Ordu Komutanlığı'na resmen atandı.Bu atama, otuz altı yaşındaki bir generalin ilk kez bir orduyu yönetmesi anlamına geliyordu. Bu yazıda İkinci Ordu'nun durumunu, Mustafa Kemal'in Diyarbakır'daki çalışma düzenini, 1916-1917 kışının ağır koşullarını, Rus cephesindeki değişimi ve onu birkaç ay sonra Suriye'ye götüren yeni görevi anlatıyoruz.

İkinci Ordu nasıl bir ordu idi?
İkinci Ordu, Çanakkale'den sonra Trakya ve Batı Anadolu'dan Doğu'ya nakledilen birliklerle oluşturulmuştu. Görevi, Erzurum'un Şubat 1916'da düşmesinden sonra Rusların Anadolu içlerine ilerleyişini durdurmak, Üçüncü Ordu'nun sağ kanadını desteklemek ve Muş, Bitlis, Ognut çevresindeki dağlık cepheyi tutmaktı. Kâğıt üzerinde güçlü görünen bu ordu gerçekte yollar, demiryolu ve ikmal açısından ağır sıkıntılar içindeydi. Demiryolu başı uzaktaydı. Birlikler yüzlerce kilometreyi yürüyerek katetmiş, yolda salgın hastalıklar ve soğuk yüzünden ciddi kayıplar vermişti.Ordunun karargâhı Diyarbakır'daydı. Cephe ise Muş ovası ile Bitlis dağları arasında, kışın aylarca kar altında kalan yüksek bir hat boyunca uzanıyordu. Bölgede savaşın getirdiği göç dalgası da büyük bir yük oluşturuyordu. Rus ilerleyişinden kaçan on binlerce sivil güneye, Diyarbakır ve çevresine akmıştı. Asker kadar sivillerin de beslenmesi ve barındırılması gerekiyordu.
Tarih notu
Mart 1916: 16. Kolordu ile Diyarbakır'a varış.
1 Nisan 1916: Mirlivalığa terfi.
7-8 Ağustos 1916: Muş ve Bitlis'in geri alınması.
Kasım 1916: İkinci Ordu komutan vekilliği.
7 Mart 1917: İkinci Ordu Komutanlığı'na asaleten atama.
5 Temmuz 1917: Yedinci Ordu Komutanlığı'na atama.
1 Nisan 1916: Mirlivalığa terfi.
7-8 Ağustos 1916: Muş ve Bitlis'in geri alınması.
Kasım 1916: İkinci Ordu komutan vekilliği.
7 Mart 1917: İkinci Ordu Komutanlığı'na asaleten atama.
5 Temmuz 1917: Yedinci Ordu Komutanlığı'na atama.
1916-1917 kışı
Doğu cephesinde kış, düşmandan daha öldürücüydü. 1916-1917 kışında İkinci Ordu'nun askerleri yetersiz giyecek, eksik çadır ve kısıtlı erzakla yüksek dağlarda mevzi tutmak zorunda kaldı. Tifüs, dizanteri ve donma vakaları birlikleri eritti. Mustafa Kemal bu dönemde cephe hatlarını sık sık dolaştı, kolordu komutanlarıyla birlikte ikmal yollarının düzeltilmesine, hastane ve barınak açılmasına çalıştı.Onun bu aylarda tuttuğu notlar, sonradan "hatıra defterleri" olarak bilinen metinlerin bir bölümünü oluşturur. Defterlerde cephenin durumu, komutanlarla yapılan görüşmeler, okuduğu kitaplar ve devletin geleceğine dair düşünceleri yer alır. Mustafa Kemal'in Fransızca kitaplar okumaya ayırdığı zaman, cephe koşullarında bile kendini geliştirmeye devam ettiğini gösterir.

Ordu komutanının gündemi
Mustafa Kemal'in İkinci Ordu'daki çalışmaları savaş alanından çok ordunun ayakta kalmasıyla ilgiliydi. Ulaşım için hayvan ve kağnı kolları düzenlendi. Müttefik Avusturya-Macaristan'ın gönderdiği motorlu taşıt kolları, dağ yollarında ikmali hızlandırmak için kullanıldı. Bu fotoğraflardan biri, Mustafa Kemal Paşa'yı Diyarbakır'da Avusturya-Macaristan otomobil kolunu denetlerken gösterir. Motorlu taşıt o yıllarda Doğu Anadolu'da son derece yeni bir araçtı ve ordunun ihtiyacının ancak küçük bir kısmını karşılayabiliyordu.Mustafa Kemal ayrıca birliklerin disiplinine ve sivil halkla ilişkilere önem verdi. Göç eden ailelerin yerleştirilmesi, yetim çocukların korunması ve kıtlık çeken köylere yardım, ordu karargâhının günlük işleri arasına girdi. Diyarbakır günlerinde Abdurrahim adlı yetim bir çocuğu himayesine alıp İstanbul'daki annesinin ve kız kardeşinin yanına göndermesi de bu döneme denk gelir.
Ek bilgi
Abdurrahim, İstanbul'da Zübeyde Hanım ve Makbule Hanım ile birlikte yaşadı ve Makbule Hanım'a "abla" diye hitap etti. Atatürk'ün himayesine aldığı çocukların ilki olarak bilinir. Cumhuriyet döneminde Soyadı Kanunu ile "Tuncak" soyadını aldı.
Rus cephesinde değişen dengeler
1917 Mart ayında Rusya'da Çarlık yönetimi yıkıldı. Şubat Devrimi'nin ardından Rus ordusunda disiplin hızla çözülmeye başladı. Kafkas cephesindeki Rus birlikleri taarruz gücünü yitirdi ve cephe fiilen durgunlaştı. Bu değişim, Mustafa Kemal'in İkinci Ordu Komutanlığı'na atanmasıyla neredeyse aynı haftalara denk geldi. Böylece onun ordu komutanlığı büyük bir meydan muharebesiyle değil, cephenin yavaş yavaş sessizleşmesiyle geçti.Osmanlı Genelkurmayı bu fırsatı başka cephelerde kullanmak istedi. Bağdat Mart 1917'de İngilizlerin eline geçmişti. Enver Paşa, Alman generali Falkenhayn komutasında Bağdat'ı geri almak için "Yıldırım" adıyla yeni bir ordular grubu oluşturma planını devreye soktu. Doğu cephesindeki deneyimli komutanlar ve birlikler bu plan için güneye kaydırılacaktı.

Diyarbakır'dan Halep'e
5 Temmuz 1917'de Mustafa Kemal, Yıldırım Orduları Grubu'na bağlı Yedinci Ordu'nun komutanlığına atandı ve Diyarbakır'dan ayrıldı. İkinci Ordu Komutanlığı böylece yalnızca dört ay sürmüş oldu. Yeni görevde Alman komutanlarla yaşadığı görüş ayrılıkları, Eylül 1917'de Enver Paşa'ya ve sadrazama yazdığı uzun rapor ve ardından istifası, Mustafa Kemal'in 1917 yılının ikinci yarısını belirledi.Diyarbakır'la bağı ise kopmadı. 1937'de yaptığı Doğu gezisinde Diyarbakır'a yeniden geldi. Şehrin kendisine armağan ettiği köşk sonradan Atatürk Köşkü olarak korunmaya alındı. İçkale'deki tarihî yapılardan biri de bugün Atatürk Müzesi olarak hizmet vermektedir.
Dört aylık ordu komutanlığı ne öğretti?
İkinci Ordu Komutanlığı, Mustafa Kemal'in biyografilerinde çoğu zaman kısa bir geçiş durağı gibi anlatılır. Oysa bu dört ay, onun ordu düzeyinde düşünmeyi öğrendiği ilk dönemdir. Bir tümen ya da kolordu komutanı cepheyi ve muharebeyi düşünür. Bir ordu komutanı ise yolları, ambarları, hastaneleri, sivil halkı ve müttefik ilişkilerini aynı anda yönetmek zorundadır. Mustafa Kemal Diyarbakır'da bu yükün tamamını taşıdı ve savaşı kazanmanın yalnızca cesaretle değil, ikmal ve örgütlenmeyle mümkün olduğunu bizzat yaşadı.Bu deneyim Millî Mücadele yıllarında tekrar karşısına çıktı. Ankara'da Tekâlif-i Milliye emirleriyle halktan çorap, çarık ve erzak toplanırken, Sakarya'dan önce ordunun her ihtiyacı tek tek hesaplanırken, Doğu'da açlık ve soğukla mücadele eden İkinci Ordu'nun dersleri işe yaradı. Dört aylık komutanlık, Başkomutan Mustafa Kemal'in sessiz hazırlık okullarından biridir.
Dikkat: yanlış bilinen
Mustafa Kemal'in İkinci Ordu Komutanlığı ile Muş-Bitlis taarruzu sık sık aynı zaman dilimine yerleştirilir. Muş ve Bitlis'in geri alınması Ağustos 1916'da, 16. Kolordu komutanı olarak gerçekleşti. Orduya resmen komutan olması ise 7 Mart 1917 tarihlidir.