Büyük Taarruz'dan iki ay önce görevden alınan ordu komutanı
Ali İhsan Sâbis, Birinci Dünya Savaşı'nda Kafkasya ve Irak cephelerinde kolordu ve ordu komutanı olarak savaşmış, Kurtuluş Savaşı'nda Batı Cephesi'nin 1. Ordu komutanlığını yürütmüş bir Türk askeridir. Ancak adı, Büyük Taarruz'dan yaklaşık iki ay önce, 21 Haziran 1922'de Başkomutan Mustafa Kemal Paşa tarafından görevden alınmasıyla anılır. Sonraki yıllarda yazdığı hatıralarda Kurtuluş Savaşı'nın yönetimini sert biçimde eleştirdi. Onun hikâyesi, Kurtuluş Savaşı'nın yalnızca düşmana karşı değil, ordu içindeki yetki ve kıdem tartışmalarıyla da yürütüldüğünü gösterir.Ali İhsan, 20 Ağustos 1882'de İstanbul'un Cihangir semtinde doğdu. Babası kolağası Cemal Bey, annesi Seher Hanım'dı. Beşiktaş Askerî Rüştiyesi'ni bitirdikten sonra 1895'te Halıcıoğlu'ndaki Topçu Mektebi idadisine yatılı olarak girdi. 1901'de topçu teğmeni olarak birincilikle mezun oldu. 1901-1904 yılları arasında Harp Akademisi'nde okudu ve 1904'te kurmay yüzbaşı oldu.

Kafkasya ve Irak cepheleri
Birinci Dünya Savaşı'nda Ali İhsan Bey, kolordu ve ordu komutanı olarak önce Kafkasya cephesinde bulundu. 1914'te Tortum'da kazandığı yerel başarılarla başlayan komutanlığı, Sarıkamış, Dilman ve Van bölgelerinde sürdü. 9., 4. ve 13. kolordu komutanlıklarında bulundu.1916'da Irak cephesinde, Kûtülammare kuşatması sırasında kuşatılmış İngiliz kuvvetlerini kurtarmak için saldırıya geçen İngiliz ordusuna karşı Sâbis mevkiinde başarılı bir savunma yaptı. Kûtülammare'deki İngiliz garnizonu Nisan 1916'da teslim oldu; bu, Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı ordusunun kazandığı en büyük başarılardan biriydi. Ali İhsan Bey, yıllar sonra Soyadı Kanunu çıktığında bu muharebenin anısına Sâbis soyadını aldı. 1917'de mirlivalığa yükseldi.
Tarih notu
20 Ağustos 1882: İstanbul Cihangir'de doğumu.
1916: Irak cephesinde Sâbis savunması.
8 Haziran 1918: Tebriz'e girişi.
Eylül 1918: 6. Ordu Komutanlığı.
23 Şubat 1919: Konya'da tutuklanması.
27 Eylül 1921: 1. Ordu Komutanlığına atanması.
21 Haziran 1922: Görevden alınması.
24 Şubat 1944: Tutuklanması.
9 Aralık 1957: İstanbul'da ölümü.
1916: Irak cephesinde Sâbis savunması.
8 Haziran 1918: Tebriz'e girişi.
Eylül 1918: 6. Ordu Komutanlığı.
23 Şubat 1919: Konya'da tutuklanması.
27 Eylül 1921: 1. Ordu Komutanlığına atanması.
21 Haziran 1922: Görevden alınması.
24 Şubat 1944: Tutuklanması.
9 Aralık 1957: İstanbul'da ölümü.
Tebriz ve 6. Ordu
1918'de Ali İhsan Paşa, Doğu'daki harekâtta yeniden görev aldı. 2 Nisan 1918'de Van'a girdi ve 8 Haziran 1918'de İran'ın Tebriz şehrini ele geçirdi. Aynı yıl İran'daki Şehriban mevkiinde İngiliz kuvvetleri karşısında geri çekilmek zorunda kaldı, ancak kolordusunu kurtarmayı başardı. Eylül 1918'de Halil Paşa'nın yerine 6. Ordu komutanlığına getirildi. Bu ordu, Irak'taki Osmanlı kuvvetlerinin son büyük birliğiydi.30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi imzalandığında Musul ve çevresi hâlâ Ali İhsan Paşa komutasındaki Türk birliklerinin elindeydi. İngilizler, mütarekenin ardından Türk birliklerinin Musul'u boşaltmasını istedi. Ali İhsan Paşa bu isteği önce reddetti; ancak İstanbul hükûmetinden gelen talimat üzerine Nusaybin'e çekilerek Musul'u İngiliz işgaline bıraktı. Musul'un mütarekeden sonra işgal edilmesi, ilerleyen yıllarda Türkiye ile İngiltere arasındaki Musul sorununun kaynağı oldu.
Ek bilgi
Mondros Mütarekesi imzalandığı sırada Türk askerinin elinde bulunan topraklar, Misak-ı Millî'nin sınırlarını belirleyen ölçüt oldu. Musul'un mütarekeden sonra işgal edilmesi, Türk tarafının bu bölgeyi Misak-ı Millî sınırları içinde saymasının dayanağıydı.

Malta sürgünü
Savaştan sonra İngiliz Yüksek Komiserliği'nin talebi üzerine Ali İhsan Paşa, 23 Şubat 1919'da Konya'da tutuklandı ve ilk Malta sürgünlerinden biri oldu. İngilizlerin hazırladığı dosyada, savaş sırasında cephe gerisinde yaşanan olaylar ve Kûtülammare'de esir alınan İngiliz askerlerinin durumu gibi konularda suçlamalara yer verildi. Ancak öngörülen savaş suçluları mahkemesi hiçbir zaman kurulmadığı için bu suçlamalar yargı önüne çıkmadı. Ali İhsan Paşa, 1921'de diğer Malta tutuklularıyla birlikte serbest kaldı; bazı kaynaklarda Malta'dan kaçtığı da belirtilir.1. Ordu komutanlığı
Ali İhsan Paşa, 27 Eylül 1921'de Kurtuluş Savaşı'na katıldı ve Batı Cephesi'nde 1. Ordu komutanlığına atandı. Bu tarih, Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanılmasından birkaç gün sonrasına denk geliyordu. Ordu, Büyük Taarruz'a hazırlanırken Batı Cephesi'nde 1. ve 2. ordular kurulmuştu ve Ali İhsan Paşa bunlardan birinin başına getirildi.Ancak kısa sürede komuta zincirinde gerginlik ortaya çıktı. Batı Cephesi'nin komutanı İsmet Paşa, kıdem olarak Ali İhsan Paşa'dan daha gençti. Ali İhsan Paşa, kıdemce kendinden küçük bir komutanın emri altında bulunmayı kabullenmekte zorlandı. Ayrıca 1921 Moskova Antlaşması'yla Batum'un Sovyet tarafına bırakılmasına da karşı çıkıyordu. Ordu içinde İsmet Paşa ve Mustafa Kemal Paşa aleyhine konuştuğu yönündeki şikâyetler de bu gerginliği artırdı.
Dikkat: yanlış bilinen
Büyük Taarruz'un hazırlık döneminde ordunun komuta birliği hayati önemdeydi. Taarruz, gizlilik ve birliklerin uyum içinde hareket etmesine dayanıyordu. Bu nedenle komuta zincirindeki her türlü anlaşmazlık, taarruzun başarısını tehlikeye atabilecek bir risk olarak görüldü.
21 Haziran 1922
21 Haziran 1922'de Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Ali İhsan Paşa'yı 1. Ordu komutanlığından aldı. Ardından Büyük Millet Meclisi tarafından emekliye sevk edildi. 1. Ordu'nun komutanlığına Nurettin Paşa getirildi. Büyük Taarruz, iki ay sonra, 26 Ağustos 1922'de başladı ve 1. Ordu bu taarruzda ana saldırıyı yapan ordu oldu. Taarruzun beş gün içinde kesin sonuç vermesi, komuta değişikliğinin ordunun hazırlığını aksatmadığını gösterdi.
Hatıralar ve eleştiriler
Görevden alınması, Ali İhsan Paşa'nın hayatında derin bir kırgınlık bıraktı. Sonraki yıllarda yazdığı ve birkaç cilt hâlinde yayımlanan "Harp Hatıralarım" adlı eserinde Birinci Dünya Savaşı'nı ve Kurtuluş Savaşı'nı kendi bakış açısıyla anlattı. "İstiklal Harbi ve Gizli Cihetleri" başlıklı cilt, Kurtuluş Savaşı'nın yönetimine ve özellikle İsmet Paşa'nın komutanlığına yönelik sert eleştiriler içerir. Bu hatıralar, Kurtuluş Savaşı'nı farklı bir gözle görmek isteyen okurlar için ilginç bir kaynaktır; ancak yazarın kişisel kırgınlığının izlerini taşıdığı da göz önünde tutulmalıdır.İkinci Dünya Savaşı yılları ve mahkûmiyet
İkinci Dünya Savaşı yıllarında Ali İhsan Sâbis, gazetelerde askerlik konularında yazılar yazdı ve bu yazılarda genellikle Alman ordularının ilerleyişini olumlu karşıladı. Savaşın son döneminde Türkiye'nin Almanya'ya karşı tavır almasıyla birlikte, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü başta olmak üzere devlet yöneticilerine suçlayıcı, imzasız mektuplar gönderdi. Bu mektupların tespit edilmesi üzerine 24 Şubat 1944'te tutuklandı ve 10 Şubat 1947'de sıkıyönetim mahkemesince on beş ay ağır hapis cezasına çarptırıldı.1950'de çıkarılan af kanunuyla siyasi haklarına kavuştu. 1954'te Menderes hükûmetinin partisi DP'nin listesinden Afyonkarahisar milletvekili seçildi ve dokuzuncu dönemde Meclis'te bulundu. Afyonkarahisar, otuz iki yıl önce Büyük Taarruz'un başladığı şehirdi. 9 Aralık 1957'de 75 yaşında İstanbul'da öldü.
Kıdem, gurur ve komuta birliği
Ali İhsan Sâbis'in hikâyesi, askerî başarının tek başına yeterli olmadığını gösterir. Sâbis'te ve Tebriz'de başarılı bir komutan olduğu kuşkusuzdu. Ancak Kurtuluş Savaşı'nın son aşamasında ordunun komuta birliği, kişisel kıdem ve gururdan daha önemli hâle gelmişti. Mustafa Kemal Paşa, Büyük Taarruz'un hazırlık döneminde komuta zincirinde bir çatlağa izin vermemeyi seçti. Bu karar, Ali İhsan Paşa için ağır bir kırgınlık oldu; ama taarruzun başarısı, alınan kararın ordunun bütünlüğünü koruduğunu gösterdi.Ali İhsan Sâbis'in sonraki hayatı ise bu kırgınlığın ne kadar uzun sürdüğünü gösterir. Hatıralarındaki eleştiriler ve İkinci Dünya Savaşı yıllarındaki mektuplar, 1922'de yaşanan olayın onun için hiçbir zaman kapanmadığını ortaya koyar. Tarihçiler için onun hatıraları, resmî anlatıların dışında kalan bir bakış açısını temsil etmesi bakımından değerlidir. Ancak bu hatıraları okurken, yazarın kendi görevden alınışını anlatan bir taraf olduğunu unutmamak gerekir.