İçeriğe geç
Giriş yap
0

Cebel-i Lübnan Mutasarrıflığı (1861): 1860 çatışmasından özel statülü bir yönetime

SohbeX Editör 5 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 5Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Cebel-i Lübnan Mutasarrıflığı, 1860'ta Lübnan Dağı'nda yaşanan ağır toplumsal çatışmaların ardından, Osmanlı Devleti ile büyük Avrupa devletleri arasında yapılan bir düzenlemeyle kurulan özel statülü bir idari birimdir. Bu yönetimin esasları, 9 Haziran 1861'de imzalanan Cebel-i Lübnan Nizamnamesi ile belirlendi. Bu düzenlemeyle bölge, doğrudan İstanbul'a bağlı, Lübnanlı olmayan Osmanlı tebaası bir Hristiyan mutasarrıf tarafından yönetilecekti. Mutasarrıfa, bölgedeki farklı toplulukların temsilcilerinden oluşan bir idare meclisi yardım edecekti. İlk mutasarrıf, Ermeni Katolik kökenli bir Osmanlı bürokratı olan Davud Paşa idi. Mutasarrıflık, 1915'e kadar sürdü ve bu dönemde Lübnan Dağı, Osmanlı'nın en istikrarlı ve en hızlı gelişen bölgelerinden biri olarak anıldı.
Heinrich Kiepert'in 1856 tarihli Lübnan haritası
Heinrich Kiepert'in 1856 tarihli Lübnan haritasıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Heinrich Kiepert. Dosya sayfası

1860'tan önce Lübnan Dağı

Lübnan Dağı, yüzyıllardır farklı dinî toplulukların bir arada yaşadığı bir bölgeydi. Bölgenin başlıca toplulukları arasında Maruniler, Dürziler, Rum Ortodokslar, Rum Katolikler, Sünni ve Şii Müslümanlar bulunuyordu. Uzun bir süre boyunca bölge, Şihabi ailesinden emirler tarafından yönetildi. Osmanlı Devleti, bu yerel yönetimi tanıyor ve vergi karşılığında bölgeye geniş bir özerklik bırakıyordu.

1840'ta Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın kuvvetlerinin bölgeden çekilmesi ve Şihabi emirliğinin sona ermesiyle Lübnan Dağı'nda yeni bir dönem başladı. 1842'de bölge, kuzeyde bir Maruni, güneyde bir Dürzi kaymakamın yönettiği iki kaymakamlığa ayrıldı. Ancak bu ikili yönetim, karma nüfuslu köylerde gerginliklerin artmasına engel olamadı. Toprak, vergi ve yerel liderlik meseleleri üzerindeki anlaşmazlıklar, topluluklar arasındaki ilişkileri giderek gerdi.
Ek bilgi
Çift kaymakamlık sistemi: 1842'de kurulan çift kaymakamlık, Lübnan'ın toplumsal yapısını yansıtmak amacıyla tasarlanmıştı. Ancak birçok köyde Maruni ve Dürzi aileler iç içe yaşıyordu. Hangi kaymakamın hangi köy üzerinde yetkili olacağı konusunda sürekli anlaşmazlıklar çıktı. 1845'te Şekib Efendi'nin yaptığı düzenlemeyle her kaymakamın yanına farklı toplulukların temsilcilerinden oluşan bir meclis eklendi; bu meclis modeli, 1861 nizamnamesinde de geliştirilerek kullanılacaktı.

1860 olayları

1858'de Kisrevan bölgesinde köylülerin büyük toprak sahiplerine karşı başlattığı bir isyan, kısa sürede bölgedeki dengeleri bozdu. 1860 baharında Lübnan Dağı'nda Maruniler ile Dürziler arasında şiddetli çatışmalar başladı. Çatışmalar, Zahle, Deyrülkamer, Haşbaya ve Raşaya gibi yerleşimlere yayıldı. Birkaç hafta içinde binlerce kişi hayatını kaybetti, birçok köy yandı, on binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Temmuz 1860'ta şiddet Şam'a sıçradı ve şehrin Hristiyan mahallesinde büyük can kayıpları yaşandı. Şam'da Cezayirli Emir Abdülkadir, binlerce Hristiyanı evinde ve kalesinde koruma altına alarak hayatlarını kurtardı.

Olaylar, Avrupa'da büyük yankı uyandırdı. Fransa, Marunilerin koruyucusu olduğu iddiasıyla bölgeye asker göndermek istedi. Osmanlı Devleti, Hariciye Nazırı Fuad Paşa'yı geniş yetkilerle bölgeye gönderdi. Fuad Paşa, Şam'da düzeni sağladı, olaylarda sorumluluğu bulunanları yargıladı ve görevini ihmal eden yetkilileri cezalandırdı. Bu arada büyük devletlerin onayıyla Fransız birlikleri de bölgeye geldi ve 1861 yazına kadar kaldı.
1860 olaylarından sonra Lübnan'dan bir sahne
1860 olaylarından sonra Lübnan'dan bir sahneGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
Hassas bir hafıza: 1860 olayları, Lübnan ve Suriye'deki farklı toplulukların hafızasında farklı biçimlerde yer alır. Olayların nedenleri arasında toprak ve vergi anlaşmazlıkları, yerel liderlik çekişmeleri, dış devletlerin farklı topluluklara verdiği destek ve Tanzimat'ın getirdiği değişikliklerin yarattığı belirsizlik sayılabilir. Bu karmaşık tablo, olayları tek bir nedene ya da tek bir topluluğa bağlamanın yanıltıcı olacağını gösterir. Her toplulukta acı çekenler ve başkalarını korumak için hayatını tehlikeye atanlar oldu.

1861 Nizamnamesi ve mutasarrıflığın yapısı

Fuad Paşa'nın başkanlığında Beyrut'ta toplanan uluslararası bir komisyon, Osmanlı Devleti ile Britanya, Fransa, Avusturya, Prusya ve Rusya temsilcilerinin katılımıyla Lübnan Dağı için yeni bir yönetim düzeni hazırladı. 9 Haziran 1861'de imzalanan nizamname, bölgenin yönetimini şu esaslara bağladı:
  • Bölge, doğrudan İstanbul'a bağlı bir mutasarrıflık olacak; mutasarrıf, Lübnanlı olmayan bir Osmanlı Hristiyanı arasından, büyük devletlerin onayıyla padişah tarafından atanacaktı.
  • Mutasarrıfa, Maruni, Dürzi, Rum Ortodoks, Rum Katolik, Sünni ve Şii toplulukların temsilcilerinden oluşan on iki üyeli bir idare meclisi yardım edecekti.
  • Bölge, kazalara ayrılacak ve her kazanın yöneticisi, o bölgenin çoğunluğunu oluşturan topluluktan seçilecekti.
  • Bölgede asayiş, yerel halktan oluşan bir jandarma kuvvetiyle sağlanacak; Osmanlı ordusu ancak gerektiğinde müdahale edecekti.
  • Toplanan vergiler önce bölgenin kendi ihtiyaçları için kullanılacaktı.
1864'te nizamname gözden geçirildi ve bazı değişiklikler yapıldı. Beyrut, Trablusşam ve Sayda gibi kıyı şehirleri mutasarrıflığın dışında bırakıldı.

Mutasarrıflık dönemi

İlk mutasarrıf Davud Paşa, 1861–1868 yılları arasında görev yaptı. Onun döneminde bölgede yollar yapıldı, okullar açıldı ve yönetim düzeni oturtuldu. Sonraki mutasarrıflar arasında Franko Paşa, Rüstem Paşa, Vasa Paşa, Naum Paşa ve Muzaffer Paşa gibi isimler bulunuyordu. Mutasarrıflık döneminde bölgede ipek üretimi gelişti, Beyrut ile bağlantılar güçlendi ve eğitim kurumları çoğaldı. Bölge halkının bir kısmı ise bu dönemde Amerika kıtasına ve Mısır'a göç etti; bu göç, Lübnan diasporasının oluşmasında önemli bir rol oynadı.

Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla 1915'te mutasarrıflık statüsü kaldırıldı ve bölge doğrudan Osmanlı askerî yönetimine bağlandı. Savaştan sonra bölge Fransız mandası altına girdi ve 1920'de ilan edilen Büyük Lübnan'ın merkezini oluşturdu.
1907 tarihli Osmanlı atlasında Beyrut vilayeti ve Cebel-i Lübnan mutasarrıflığı
1907 tarihli Osmanlı atlasında Beyrut vilayeti ve Cebel-i Lübnan mutasarrıflığıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bekpashi Mehmed Nasrullah, Mehmed Rüşdi, Mehmed Eşref (بيكباشي محمد نصر الله وآخرون). Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji:
1842: Lübnan Dağı'nda çift kaymakamlık sistemi kurulur.
1858: Kisrevan'da köylü isyanı başlar.
Mayıs–Temmuz 1860: Lübnan Dağı'nda ve Şam'da ağır çatışmalar.
Temmuz 1860: Fuad Paşa geniş yetkilerle bölgeye gönderilir.
Ağustos 1860: Fransız birlikleri Beyrut'a çıkar.
9 Haziran 1861: Cebel-i Lübnan Nizamnamesi imzalanır.
1861–1868: Davud Paşa mutasarrıf olarak görev yapar.
1864: Nizamname gözden geçirilir.
1915: Mutasarrıflık statüsü kaldırılır.

Yaralı bir dağda kurulan denge

Cebel-i Lübnan Mutasarrıflığı, Osmanlı'nın son yüzyılında çok topluluklu bir bölgenin barış içinde yönetilmesi için denenmiş en ilginç modellerden biridir. Ağır bir şiddet döneminin ardından kurulan bu sistem, toplulukların temsiline dayanan bir meclis, tarafsız bir yönetici ve yerel bir jandarma ile yarım yüzyıla yakın bir istikrar sağladı.

Mutasarrıflığın başarısında, uluslararası bir uzlaşmaya dayanmasının payı büyüktür; aynı zamanda bu, bölgenin büyük devletlerin ilgisine sürekli açık kalması anlamına da geliyordu. Bugün Lübnan'ın siyasi sisteminde toplulukların temsiline dayanan yapı, kökleri bu döneme kadar uzanan bir geleneğin izlerini taşır. Bu model, çok kimlikli toplumlarda barışı sürdürmenin hem imkânlarını hem de kırılganlığını aynı anda gösteren bir tarih dersi olarak incelenmeye değerdir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap