Beş yüz yıllık Rumeli'nin sonu
30 Mayıs 1913'te Londra'da imzalanan antlaşma, Osmanlı Devleti'nin Balkanlar'daki beş yüz yıllık varlığının büyük bölümünü sona erdirdi. Birinci Balkan Savaşı'nı bitiren bu antlaşmayla Osmanlı Devleti, Ege Denizi kıyısındaki Enez'den Karadeniz kıyısındaki Midye'ye çizilen bir hattın batısındaki bütün Avrupa topraklarını Balkan müttefiklerine bıraktı. Edirne, Kırklareli, Selanik, Manastır, Üsküp ve Yanya gibi şehirler bu hattın dışında kaldı.Antlaşma, Mustafa Kemal'in doğduğu Selanik'in de kesin olarak kaybedildiğini tescil ediyordu. Selanik, 8 Kasım 1912'de Yunan ordusuna teslim olmuştu. Bu yazıda Londra Konferansı'nın nasıl toplandığını, antlaşmanın hangi şartları içerdiğini ve neden kısa ömürlü olduğunu anlatıyoruz.

Birinci Balkan Savaşı ve ateşkes
Ekim 1912'de Bulgaristan, Sırbistan, Yunanistan ve Karadağ'dan oluşan Balkan İttifakı, Osmanlı Devleti'ne savaş açtı. Osmanlı orduları birkaç hafta içinde birçok cephede ağır yenilgiler aldı. Bulgar ordusu İstanbul'un kapısındaki Çatalca hatlarına kadar ilerledi. Sırp ordusu Kumanova'da, Yunan ordusu ise Yenice'de Osmanlı kuvvetlerini yendi. Edirne, Yanya ve İşkodra kuşatıldı.3 Aralık 1912'de Osmanlı Devleti ile Bulgaristan, Sırbistan ve Karadağ arasında ateşkes imzalandı. Yunanistan bu ateşkese katılmadı ve deniz harekâtını sürdürdü. Ateşkesin ardından taraflar, barış şartlarını görüşmek üzere Londra'da bir araya geldi. Aynı sırada Avrupa'nın büyük devletlerinin büyükelçileri de Londra'da ayrı bir konferans düzenleyerek Balkanlar'ın geleceğini tartışıyordu.
Tarih notu
8 Ekim 1912: Karadağ'ın savaş ilanı. 18 Ekim 1912: Balkan İttifakı'yla genel savaş. 8 Kasım 1912: Selanik'in teslimi. 28 Kasım 1912: Arnavutluk'un bağımsızlık ilanı. 3 Aralık 1912: Ateşkes. 16 Aralık 1912: Londra Konferansı'nın açılması. 23 Ocak 1913: Bâb-ı Âli Baskını. 3 Şubat 1913: Savaşın yeniden başlaması. 26 Mart 1913: Edirne'nin düşüşü. 30 Mayıs 1913: Londra Antlaşması. 29 Haziran 1913: İkinci Balkan Savaşı. 21 Temmuz 1913: Edirne'nin geri alınması.
Konferans masası ve Bâb-ı Âli Baskını
Londra'daki görüşmelerde en çetin konu Edirne'ydi. Balkan müttefikleri, özellikle Bulgaristan, Edirne'nin kendilerine bırakılmasını istiyordu. Osmanlı heyeti ise Edirne'yi bırakmaya yanaşmıyordu. Büyük devletler, Osmanlı hükûmetine Edirne'den vazgeçmesini tavsiye eden bir nota verdi. Sadrazam Kâmil Paşa hükûmeti, bu tavsiyeye uymaya hazırlandığı izlenimini verdi.23 Ocak 1913'te İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin önde gelenleri Bâb-ı Âli'yi bastı. Harbiye Nazırı Nâzım Paşa baskın sırasında öldürüldü ve Kâmil Paşa istifa etmek zorunda kaldı. Yeni sadrazam Mahmud Şevket Paşa oldu. Yeni hükûmet görüşmeleri kesti ve 3 Şubat 1913'te savaş yeniden başladı. Ancak savaşın ikinci evresi de Osmanlı Devleti için kötü geçti. 26 Mart 1913'te Edirne, beş aylık bir kuşatmanın ardından Bulgar ve Sırp kuvvetlerine teslim oldu. Bu yenilginin ardından Osmanlı hükûmeti barış masasına dönmek zorunda kaldı.

Antlaşmanın şartları
30 Mayıs 1913'te Londra'daki St. James Sarayı'nda imzalanan antlaşma, kısa bir metindi. Osmanlı Devleti adına imza heyetinin başında Osman Nizami Paşa bulunuyordu. Antlaşmanın en önemli maddesi, Osmanlı Devleti'nin Avrupa'daki sınırını Enez-Midye hattına çekmesiydi. Bu hattın batısındaki bütün topraklar, Arnavutluk hariç, Balkan müttefiklerine bırakıldı.Osmanlı Devleti ayrıca Girit adası üzerindeki bütün haklarından vazgeçti. Arnavutluk'un sınırları ve geleceği büyük devletlerin kararına bırakıldı. Ege adalarının geleceği de büyük devletlerin kararına bırakıldı. Ancak antlaşma, Balkan müttefiklerinin kendi aralarında toprakları nasıl paylaşacaklarını belirlemiyordu. Bu eksiklik, kısa süre sonra yeni bir savaşa yol açtı.
Ek bilgi
Osman Nizami Paşa, Osmanlı ordusunda yetişmiş bir subay ve diplomattı. Cumhuriyet döneminde Doğancı soyadını aldı.
Kısa ömürlü bir barış
Londra Antlaşması'nın imzasından sadece bir ay sonra, Balkan müttefikleri birbirine düştü. Bulgaristan, Makedonya'nın paylaşımında Sırbistan ve Yunanistan'ın aldığı payı haksız buluyordu. 29 Haziran 1913 gecesi Bulgar ordusu, Sırp ve Yunan mevzilerine saldırdı. Bu saldırıyla İkinci Balkan Savaşı başladı. Romanya da Bulgaristan'a savaş açtı ve kuzeyden ilerlemeye başladı.Osmanlı Devleti bu fırsatı değerlendirdi. Osmanlı ordusu Enez-Midye hattını geçerek Doğu Trakya'ya girdi ve 21 Temmuz 1913'te Edirne'yi geri aldı. Kırklareli de yeniden Osmanlı yönetimine geçti. Bu harekâtta Mustafa Kemal, Bolayır Kolordusu'nda kurmay subay olarak görev yaptı. Böylece Londra Antlaşması'nın çizdiği Enez-Midye hattı, uygulamada iki ay bile yaşamadı.

Yeni antlaşmalar
İkinci Balkan Savaşı, 10 Ağustos 1913'te Bükreş Antlaşması ile sona erdi. Bu antlaşma, Balkan devletleri arasındaki yeni sınırları belirledi. Osmanlı Devleti ise Bulgaristan ile 29 Eylül 1913'te İstanbul Antlaşması'nı, Yunanistan ile 14 Kasım 1913'te Atina Antlaşması'nı, Sırbistan ile de 14 Mart 1914'te İstanbul'da bir barış antlaşması imzaladı. İstanbul Antlaşması, Edirne ve Kırklareli'nin Osmanlı Devleti'nde kalmasını ve Meriç nehrinin büyük ölçüde sınır olmasını sağladı.Bugünkü Türkiye'nin Trakya sınırı, büyük ölçüde 1913'teki bu antlaşmalarla çizilen sınıra dayanıyor. Bu sınır, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Sevr'de yeniden tartışmaya açıldı, ama Mudanya Mütarekesi ve Lozan Antlaşması ile Meriç hattı Türkiye'nin batı sınırı olarak yeniden tescil edildi.
Dikkat: yanlış bilinen
Londra Antlaşması'nın bugünkü Türkiye'nin Trakya sınırını belirlediği söylenir. Bu doğru değil. Londra Antlaşması sınırı Enez-Midye hattına çekmişti ve bu hat Edirne'yi ve Kırklareli'ni dışarıda bırakıyordu. Bugünkü sınır, İkinci Balkan Savaşı'ndan sonra imzalanan İstanbul Antlaşması'na ve sonra Lozan Antlaşması'na dayanıyor.
Bir kuşağın hafızasındaki yara
Londra Antlaşması, Cumhuriyet'i kuran kuşağın hafızasında derin bir iz bıraktı. Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının büyük bölümü, Rumeli'de doğmuş ya da orada görev yapmıştı. Selanik, Manastır, Üsküp ve Yanya, onların çocukluk ve gençlik yıllarının şehirleriydi. 1913'te bu şehirlerin kaybını imzalayan bir antlaşma, bu kuşak için yalnızca bir diplomatik belge değil, kişisel bir kayıptı.Bu kayıp, sonraki yıllarda bir dersin de kaynağı oldu. Balkan Savaşı'ndaki hızlı çöküş, ordunun ve devletin yeniden yapılandırılması gerektiğini gösterdi. Aynı zamanda Rumeli'den Anadolu'ya göç eden yüz binlerce insan, Anadolu'nun yeni nüfusunun önemli bir parçası oldu. Millî Mücadele yıllarında Misak-ı Millî'nin Batı Trakya'ya ilişkin maddesi ve Doğu Trakya'nın kurtarılması için verilen mücadele, bu hafızanın izlerini taşıyordu. Londra'da çizilen Enez-Midye hattı uygulamada uzun yaşamadı, ama bir kuşağın sınırlar, kayıplar ve ulusal varlık üzerine düşüncesini derinden etkiledi.