Kaybedilen savaşın ardından bir kazanım
29 Eylül 1913'te İstanbul'da Osmanlı Devleti ile Bulgaristan arasında bir barış antlaşması imzalandı. Bu antlaşma, Balkan Savaşları'nın Osmanlı açısından en acı dönemini kapatan, ama aynı zamanda küçük de olsa bir kazanımı kalıcı hâle getiren bir belgeydi. İkinci Balkan Savaşı sırasında geri alınan Edirne, Kırklareli ve Dimetoka, bu antlaşmayla resmen Osmanlı toprağı olarak tanındı.İstanbul Antlaşması, bugünkü Türkiye'nin Trakya sınırının oluşumunda önemli bir adımdı. Bu sınır, Birinci Dünya Savaşı ve Milli Mücadele'nin çalkantılarından geçtikten sonra Lozan'da büyük ölçüde yeniden çizildi.

Birinci Balkan Savaşı'nın yıkımı
Ekim 1912'de başlayan Birinci Balkan Savaşı, Osmanlı Devleti için bir felaket oldu. Bulgaristan, Sırbistan, Yunanistan ve Karadağ'ın ortak saldırısı karşısında Osmanlı orduları birkaç hafta içinde Rumeli'nin büyük kısmını kaybetti. Bulgar orduları Çatalca hatlarına kadar ilerledi. Edirne, aylarca süren bir kuşatmanın ardından Mart 1913'te düştü.30 Mayıs 1913'te imzalanan Londra Antlaşması'yla Osmanlı Devleti, Midye-Enez hattının batısındaki toprakların tamamını kaybetti. Edirne de bu hattın batısında kalıyordu. Yüzyıllarca Osmanlı başkentlerinden biri olmuş, Selimiye Camii'nin gölgesinde büyümüş bir şehir artık Bulgaristan'a bırakılmıştı.
Tarih notu
Ekim 1912: Birinci Balkan Savaşı başlar
26 Mart 1913: Edirne düşer
30 Mayıs 1913: Londra Antlaşması
29 Haziran 1913: İkinci Balkan Savaşı başlar
21-22 Temmuz 1913: Osmanlı kuvvetleri Edirne'ye girer
10 Ağustos 1913: Bükreş Antlaşması
29 Eylül 1913: Osmanlı-Bulgar İstanbul Antlaşması
26 Mart 1913: Edirne düşer
30 Mayıs 1913: Londra Antlaşması
29 Haziran 1913: İkinci Balkan Savaşı başlar
21-22 Temmuz 1913: Osmanlı kuvvetleri Edirne'ye girer
10 Ağustos 1913: Bükreş Antlaşması
29 Eylül 1913: Osmanlı-Bulgar İstanbul Antlaşması
Müttefikler arasında savaş
Londra Antlaşması'ndan kısa süre sonra Balkan müttefikleri, ele geçirdikleri toprakların paylaşımı konusunda birbirine düştü. Bulgaristan, Makedonya'da daha büyük bir pay istiyordu. Sırbistan ve Yunanistan buna karşı çıktı. 29 Haziran 1913'te Bulgaristan, eski müttefiklerine saldırdı ve İkinci Balkan Savaşı başladı. Kısa süre sonra Romanya da Bulgaristan'a karşı savaşa katıldı.Bulgaristan'ın bütün kuvvetlerini batıya kaydırmak zorunda kalması, Osmanlı Devleti'ne bir fırsat verdi. Osmanlı ordusu, Temmuz 1913'te harekete geçti ve Midye-Enez hattını aşarak ilerledi. Bulgar kuvvetleri ciddi bir direniş gösteremedi. 21-22 Temmuz 1913'te Osmanlı birlikleri Edirne'ye girdi. Bu harekâtta Kurmay Binbaşı Mustafa Kemal de Bolayır'daki kolordunun kurmay başkanı olarak yer aldı.
Bükreş'ten İstanbul'a
İkinci Balkan Savaşı, 10 Ağustos 1913'te Bükreş Antlaşması'yla sona erdi. Bulgaristan, Makedonya'daki taleplerinin büyük kısmından vazgeçmek zorunda kaldı; Güney Dobruca'yı da Romanya'ya bıraktı. Ancak Osmanlı Devleti Bükreş'teki görüşmelere katılmamıştı. Edirne'nin geleceği, Osmanlı ile Bulgaristan arasında ayrıca görüşülecekti.Büyük devletler başlangıçta Osmanlı'nın Edirne'yi geri almasına karşı çıktı ve Londra Antlaşması'nın çizdiği sınıra uyulmasını istedi. Ancak Osmanlı Devleti şehirden çekilmeyi reddetti. Bulgaristan da yeni bir savaşı göze alacak durumda değildi. Sonunda iki taraf, doğrudan görüşmelerle bir uzlaşma aramaya karar verdi.

Ek bilgi
Osmanlı heyetine Dahiliye Nazırı Talat Bey başkanlık etti. Görüşmeler İstanbul'da yapıldı ve birkaç hafta sürdü. Bulgar tarafı, Edirne'yi bırakmak karşılığında Ege Denizi'ne çıkışını güvence altına almak istiyordu. Bu talep karşılandı: Batı Trakya ve Dedeağaç limanı Bulgaristan'da kaldı.
Antlaşmanın hükümleri
İstanbul Antlaşması'yla Meriç Nehri, büyük ölçüde iki ülke arasındaki sınır olarak belirlendi. Edirne, Kırklareli ve Dimetoka Osmanlı Devleti'nde kaldı. Bulgaristan ise Batı Trakya üzerinden Ege'ye çıkışını korudu. Antlaşmada, iki ülkede yaşayan azınlıkların hakları da düzenlendi. Osmanlı topraklarında kalan Bulgarların ve Bulgaristan'da kalan Müslümanların dini ve kültürel hakları güvence altına alındı.Antlaşmaya ek bir protokolle, sınır boyunca yaşayan halkların karşılıklı ve gönüllü olarak yer değiştirmesi öngörüldü. Bu düzenleme, Balkanlar'da nüfus mübadelesinin ilk resmî örneklerinden biri olarak kabul edilir. On yıl sonra Lozan'da Türkiye ve Yunanistan arasında yapılan büyük mübadelenin bir öncülü sayılabilir.
Edirne'ye giriş
Osmanlı kuvvetlerinin Edirne'ye girişi, savaşın en çok anlatılan sahnelerinden biri oldu. Öncü süvari birlikleri şehre ulaştığında Bulgar garnizonu çoktan çekilmişti. Şehrin halkı, Osmanlı askerlerini büyük bir sevinçle karşıladı. Harekâtı yöneten komutanlar arasında Kurmay Yarbay Enver Bey de vardı ve Edirne'nin geri alınması onun ününü büyük ölçüde artırdı. Bu ün, kısa süre sonra Harbiye Nazırlığına uzanan yükselişinin de bir basamağı oldu.Edirne'nin geri alınması, Osmanlı ordusu içinde de yeni bir umut yarattı. Birinci Balkan Savaşı'ndaki ağır yenilgilerin ardından ordu, kendine olan güvenini bir ölçüde geri kazandı. Ancak bu harekâtın bir savaş zaferinden çok, rakibin başka cephelerde meşgul olmasından yararlanan bir ilerleme olduğu da açıktı. Ordunun yeniden yapılandırılması ihtiyacı ortadan kalkmamıştı ve sonraki aylarda bu yönde kapsamlı adımlar atıldı.
Ordudaki ve basındaki yankılar
Antlaşma imzalandığında İstanbul basını, Edirne'nin kurtarılmasını uzun yazılarla kutladı. Şehrin yeniden Osmanlı yönetimine geçmesi, Balkan Savaşları boyunca biriken acıların bir ölçüde hafiflemesi gibi karşılandı. Edirne'de yapılan törenlerde, şehrin tarihî camileri ve çarşıları yeniden ziyaretçilerle doldu. Savaş sırasında hasar gören yapıların onarılması için çalışmalar başlatıldı.Batı Trakya'nın kaderi
Batı Trakya'nın Bulgaristan'a bırakılması, bölgedeki Türk halkı için zor bir durumdu. Ağustos 1913'te bölgede Garbi Trakya Hükümeti adıyla geçici bir yönetim kurulmuştu. Ancak İstanbul Antlaşması'nın imzalanmasıyla Osmanlı Devleti bu yönetimi desteklemeyi bıraktı ve bölge Bulgaristan'a teslim edildi. Batı Trakya, Birinci Dünya Savaşı'nın sonunda Yunanistan'a geçti.Dikkat: yanlış bilinen
1. Taraflar: İstanbul Antlaşması yalnızca Osmanlı Devleti ile Bulgaristan arasında imzalanmıştır; Yunanistan ve Sırbistan ile ayrı antlaşmalar yapılmıştır.
2. Ad karışıklığı: 1913 İstanbul Antlaşması, Londra (Mayıs 1913) ve Bükreş (Ağustos 1913) antlaşmalarından farklıdır.
3. Sınır: Bugünkü Türk-Bulgar sınırı, 1913'teki sınıra çok yakındır; ancak kesin hâlini sonraki düzenlemelerle almıştır.
2. Ad karışıklığı: 1913 İstanbul Antlaşması, Londra (Mayıs 1913) ve Bükreş (Ağustos 1913) antlaşmalarından farklıdır.
3. Sınır: Bugünkü Türk-Bulgar sınırı, 1913'teki sınıra çok yakındır; ancak kesin hâlini sonraki düzenlemelerle almıştır.
Edirne'nin anlamı
Edirne'nin geri alınması, Balkan Savaşları'nın yarattığı yıkım ortamında moral açısından büyük bir anlam taşıdı. Osmanlı kamuoyu, bu gelişmeyi bir zafer olarak kutladı. Ancak bu zaferin bedeli de ağırdı: Rumeli'nin büyük kısmı kaybedilmiş, yüz binlerce Müslüman göçmen Anadolu'ya sığınmıştı. Bu göç dalgası, Osmanlı toplumunun yapısını derinden değiştirdi.Bize kalırsa İstanbul Antlaşması'nın asıl önemi, Edirne'yi Türk topraklarında tutan ilk diplomatik belge olmasında. Milli Mücadele yıllarında Misak-ı Milli, Batı Trakya'nın geleceği için halkoylaması isterken, Doğu Trakya'yı yurdun ayrılmaz bir parçası saydı. Edirne, 1920'de Yunan işgaline uğradı; ama 1922'de Mudanya Ateşkesi'yle yeniden Türk yönetimine döndü ve Lozan'da kalıcı olarak Türkiye'nin parçası oldu. 1913'teki antlaşma, bu sonucun öncüsüydü.