II. Süleyman, 8 Kasım 1687'den 22 Haziran 1691'deki ölümüne kadar hüküm süren yirminci Osmanlı padişahıdır. Ağabeyi IV. Mehmed'in bir ordu isyanıyla tahttan indirilmesi üzerine kırk beş yaşında tahta çıktı. Hayatının neredeyse tamamını sarayın şehzadeler dairesinde, yani "kafes"te geçirmişti. Saltanatı, Kutsal İttifak savaşının en zor yıllarına denk geldi. Kısa saltanatında İstanbul'daki zorbaları bastırdı, Köprülüzade Fazıl Mustafa Paşa'yı sadrazam yaparak Belgrad'ı geri aldı ve Osmanlı'nın ilk büyük gümüş kuruşunun basılmasına tanık oldu. John Young'ın Osmanlı padişahları serisinden II. Süleyman portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: John Young. Dosya sayfası
Kafesteki yıllar
Süleyman, 15 Nisan 1642'de Topkapı Sarayı'nda doğdu. Babası Sultan İbrahim, annesi Saliha Dilaşub Sultan'dı. Ağabeyi IV. Mehmed1648'de tahta çıktığında Süleyman altı yaşındaydı. Sonraki kırk yıl boyunca sarayın şehzade dairesinde, dış dünyadan büyük ölçüde yalıtılmış bir hayat sürdü. Bu dönemde birkaç kez hayatı tehlikeye girdi; IV. Mehmed'in kendi oğullarının tahta geçmesini güvenceye almak için kardeşlerini ortadan kaldırmayı düşündüğü, ancak annesi Turhan Sultan'ın buna engel olduğu anlatılır. Süleyman, bu uzun yıllarını ibadet, Kur'an okuma ve hat çalışmalarıyla geçirdi.
1687'de ordu isyanı sonucunda tahta çıkarılmak için şehzade dairesinden alındığında, kendisini öldürmeye geldiklerini sanarak korktuğu rivayet edilir. Bu rivayet, kafes sisteminin şehzadeler üzerinde yarattığı derin korkuyu anlatan sembolik bir hikâye olarak aktarılır.
Zorbaların İstanbul'u
Süleyman'ın tahta çıktığı İstanbul, asi askerlerin elindeydi. İsyanın elebaşları, devlet işlerine müdahale ediyor, istedikleri kişileri atatıyor ve evleri yağmalıyordu. Ocak 1688'de zorbalar sadrazam Siyavuş Paşa'nın konağını basıp onu öldürdü. Bu olay, halkı ve ulemayı harekete geçirdi. Padişah, ulemanın ve halkın desteğiyle zorbalara karşı harekete geçti; elebaşları yakalanıp cezalandırıldı. Bu sayede İstanbul'da düzen yeniden sağlandı. II. Süleyman'ın tuğrasıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Ottoman caligrapher. Dosya sayfası
Belgrad'ın kaybı ve geri alınması
Ancak cephede durum giderek kötüleşiyordu. 1688'de Bavyera elektörü Maximilian Emanuel komutasındaki Habsburg ordusu Belgrad'ı kuşattı ve Eylül 1688'de kale düştü. Habsburg kuvvetleri güneye ilerleyerek Niş, Vidin ve Üsküp'e kadar ulaştı. Osmanlı'nın Balkanlar'daki varlığı ciddi bir tehdit altındaydı.
Bu kritik anda II. Süleyman, 1689'da Köprülü ailesinden Fazıl Mustafa Paşa'yı sadrazam yaptı. Fazıl Mustafa Paşa, ordunun moralini yükseltmek için bir dizi reform yaptı. Maaşları düzenli ödedi, gereksiz masrafları kıstı ve gayrimüslim tebaaya karşı adil davranılmasını emretti. 1690'da padişahla birlikte sefere çıkan sadrazam Niş ve Vidin'i geri aldı ve Ekim 1690'da Belgrad'ı yeniden fethetti. Bu başarı, savaşın gidişatını bir süreliğine değiştirdi.
Ek bilgi
Fazıl Mustafa Paşa'nın "nizam-ı cedid"i: Fazıl Mustafa Paşa'nın sadareti sırasında yaptığı düzenlemeler, dönemin kaynaklarında "nizam-ı cedid" (yeni düzen) olarak anılır. Bu düzenlemelerin en önemlilerinden biri, gayrimüslimlerden alınan cizye vergisinin kişilerin gelir durumuna göre üç sınıfa ayrılarak toplanmasıydı. Bu uygulama, verginin daha adil dağıtılmasını amaçlıyordu. Sadrazam ayrıca Balkanlar'daki Hristiyan halkın Habsburg tarafına geçmesini önlemek için onlara karşı ılımlı bir politika izledi. Bu kavram, bir asır sonra III. Selim'in reformları için yeniden kullanılacaktı.
Kuruş: yeni bir para
II. Süleyman dönemi, Osmanlı para tarihinde de önemli bir dönüm noktasıdır. Bu dönemde Avrupa'dan gelen büyük gümüş sikkelere ("guruş") rakip olacak, yerli büyük bir gümüş para basılmaya başlandı. Bu kuruş, zamanla Osmanlı'nın başlıca hesap birimi hâline geldi ve akçenin yerini aldı. Bu yazıdaki üçüncü görsel, II. Süleyman döneminde basılan bir kuruşu göstermektedir. Kuruşun ortaya çıkışı, savaşın yarattığı mali baskıya ve Avrupa paralarının Osmanlı piyasasındaki yaygınlığına verilen bir cevaptı.
Dikkat: yanlış bilinen
Kafes sistemi ve padişahlık: II. Süleyman'ın kırk yıl kafeste kalması, onun devlet işlerinde tecrübesiz olmasına yol açtı. Bu durum, XVII. yüzyılda tahta çıkan birçok padişah için geçerliydi. Kafes sistemi, şehzadelerin öldürülmesini önleyen bir uygulama olarak başlamıştı; ama şehzadelerin devlet idaresinde hiçbir tecrübe kazanmadan tahta çıkmasına neden oldu. II. Süleyman'ın yine de dindar, adil ve iyi niyetli bir padişah olarak anılması, onun kişisel karakterinin bu sınırlamaları kısmen telafi ettiğini gösterir.
Seferdeki padişah
II. Süleyman, savaşın en kritik yıllarında ordunun moralini yükseltmek için bizzat sefere çıkmayı tercih etti. 1688 ve 1690'da Edirne'den Sofya'ya ve Niş yönüne kadar ilerleyerek orduya yakın durdu. Padişahın sefere katılması, askerlere padişahın yanlarında olduğu mesajını veriyor ve Viyana'dan sonra sarsılan güveni onarmaya yardım ediyordu. Bu dönemde Edirne, adeta savaşın başkenti hâline geldi; ordunun hazırlıkları, elçilerin kabulü ve devlet işlerinin büyük kısmı burada yürütüldü. Padişahın dindar kişiliği, halk arasında da saygı görüyordu; dönemin kaynakları onun gösterişten uzak, sade bir hayatı tercih ettiğini ve devlet hazinesini korumaya özen gösterdiğini aktarır.
Ölümü
II. Süleyman, saltanatının son aylarında hastalandı. 22 Haziran 1691'de Edirne'de öldü. Cenazesi İstanbul'a getirilerek Süleymaniye Camii'nin haziresindeki Kanuni Sultan Süleyman türbesine gömüldü. Yerine kardeşi II. Ahmed geçti. II. Süleyman'ın ölümünden yaklaşık iki ay sonra, Ağustos 1691'de Fazıl Mustafa Paşa, Slankamen Muharebesi'nde şehit düştü.
Avrupalı elçilerin yazdıkları
II. Süleyman'ın saltanatı, Avrupalı elçilerin raporlarında savaşın ve İstanbul'daki iç karışıklıkların gölgesinde anlatılır. Savaş nedeniyle Habsburg elçisi İstanbul'da bulunmuyordu; ancak İngiliz ve Hollanda elçileri, iki taraf arasında arabuluculuk yapmaya çalışıyor ve gelişmeleri ayrıntılı biçimde rapor ediyordu. İngiliz elçisi William Trumbull'un raporları, Londra'daki The National Archives'ta korunur. Hollanda elçisi Jacobus Colyer'in yazışmaları ise Lahey'deki Ulusal Arşiv'de bulunur. Fransız elçisinin raporları da Paris'teki Dışişleri Arşivi'nde yer alır. Bu raporlar, padişahın kişiliği hakkında da değerli gözlemler içerir. II. Süleyman döneminde basılan gümüş kuruşGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: sailko. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 15 Nisan 1642: Süleyman doğar. 8 Kasım 1687: Tahta çıkar. Ocak 1688: Zorbalar sadrazam Siyavuş Paşa'yı öldürür; ardından isyan bastırılır. Eylül 1688: Belgrad düşer. 1689: Fazıl Mustafa Paşa sadrazam olur. Ekim 1690: Belgrad geri alınır. 22 Haziran 1691: Edirne'de ölür.
Geç gelen bir taht
II. Süleyman'ın hikâyesi, bir ömrün büyük kısmını bekleyerek geçirmiş bir insanın, en zor anda büyük bir sorumluluğu üstlenmesinin hikâyesidir. Tecrübesizliğine rağmen doğru bir sadrazam seçmesi, saltanatının en önemli başarısı oldu. Onun kısa saltanatı, Osmanlı'nın Viyana'dan sonraki çöküşünü bir süreliğine durdurdu. Bu dönemi değerlendirirken, padişahın şahsından çok, ona eşlik eden devlet adamlarının ve kurumların rolüne bakmak gerekir; ama o kurumları ayakta tutan son karar, yine de tahtta oturan kişiye aitti.