1578–1590 Osmanlı-Safevî Savaşı, III. Murad döneminin en uzun ve en yıpratıcı savaşıdır. Osmanlılar, Şah I. Tahmasb'ın ölümünden sonra Safevî sarayında başlayan karışıklıktan yararlanarak Kafkasya ve Azerbaycan'a yöneldi. Savaş, Şirvan, Gürcistan ve Tebriz'in Osmanlı yönetimine geçtiği bir barışla 1590'da sona erdi. Bu savaş III. Murad dönemine damgasını vurdu ve mali etkileri Osmanlı piyasalarını çok sarstı. Şecaatname'de 1578 Çıldır Muharebesi'nde Osmanlı komutanı Derviş Paşa'yı gösteren minyatürGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: 1586, Asafi. Dosya sayfası
Savaşın nedenleri
Şah Tahmasb, uzun bir saltanattan sonra hanedan üyeleri ve devlet adamları arasındaki çekişmeler sonucunda 1576'da zehirlenmiş ve Safevîler büyük bir karışıklığa sürüklenmişti. Yerine geçen II. İsmâil'in Anadolu'ya yönelik siyasi ve dinî faaliyetleri, sınırda iki taraf beyleri arasındaki çatışmalar ve sığınmalar savaşın görünür nedenleri oldu. Bunlar, İran'ın riayet ettiği sürece geçerli sayılan barışın ihlali olarak yorumlandı. II. İsmâil'in ölümüyle daha da karışan İran'dan yararlanma amacı eklenince, Sokullu Mehmed Paşa'nın karşı çıkmasına rağmen savaş kararı alındı.
Araştırmamız da Sokullu'nun yeni bir savaşa sürekli karşı çıktığını, ama padişahın savaş yanlılarının baskısıyla saldırıya karar verdiğini gösteriyor. Özbeklerin iki cepheden ortak saldırı önerisi ve Osmanlı ulemasının padişahı Safevî topraklarındaki Sünnilerin koruyucusu olarak harekete geçmeye çağırması da savaş havasını besledi.
Komuta krizi
Türk literatüründe Kütükoğlu'nun Lala Mustafa Paşa bahsine göre sefer, Lala Mustafa Paşa ile Koca Sinan Paşa arasındaki rekabeti iyice artırdı; bu çekişme aynı zamanda Sokullu'nun yerine kimin geçeceğini de belirleyecekti. Önce her ikisi de sefere görevlendirildi: 2 Ocak 1578'de Lala Mustafa'nın Erzurum, Sinan Paşa'nın Bağdat yönünden İran'a girmesi kararlaştırıldı. Anlaşmazlık büyüyünce Sokullu devreye girdi; Sinan Paşa görevden alındı ve Lala Mustafa Paşa Gürcistan üzerinden Şirvan'ın fethiyle tek yetkili serdar oldu.
Ek bilgi
Kaynaklar ve tanıklar: Tarihçi Gelibolulu Mustafa Âlî uzun yıllar Lala Mustafa Paşa'nın hizmetinde bulundu ve İran seferindeki faaliyetleri "Nusretname" adlı eserinde anlattı. Bu eserin minyatürlü nüshaları, savaşın görsel belgeleri arasında yer alır. Âlî'nin "Nâdirü'l-Mehârib" ve "Künhü'l-Ahbâr" adlı eserleri ile Selânikî'nin tarihi, Türk literatürünün başlıca kaynakları arasındadır.
1578: Çıldır, Tiflis ve Şirvan
5 Nisan 1578'de Üsküdar'a geçen Lala Mustafa Paşa, İran sınırına ulaşınca 9 Ağustos 1578'de Çıldır'da Safevî öncü kuvvetlerini yendi, ardından Tiflis'e girdi. Kür nehri üzerindeki Koyungeçidi'nde bir başka Safevî gücü bozguna uğratıldı. Paşa, askerin geri dönme isteğine karşı çıkıp onları yatıştırdı ve Şirvan'a yürüdü; 15 Eylül'de Ereş'e girdi ve Şirvan'ın fethi tamamlandı. Alınan yerler dört beylerbeyliğe ayrıldı. Dağıstan ve Gürcü beylerinin itaatini sağlayan paşa, kışı geçirmek için Erzurum'a döndü.
Osmanlılar Ardahan üzerinden Safevîlerin Kafkasya topraklarına girdi, Tiflis'i Ağustos 1578'de aldı ve Kartli'yi haraçgüzar bir vasal olmaya zorladı. Şirvan yaz sona ermeden düştü ve Kafkasya'nın büyük kısmının ele geçirilmesi, Osmanlılara müttefikleri Kırım Hanlığı ile doğrudan bir kara yolu sağladı. Nusretname'de Osmanlı ordusunu ve bir şehri gösteren minyatürGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: 1584 artist. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
Kaynakların farklı vurguları ve tarihleri: Batı literatürü, Ahıska'nın "Ağustos 1576"da alındığını yazar; bu tarih savaşın başlangıcı olarak verilen 1578 ile uyuşmaz ve bir yazım hatası olabileceğini düşündürür. Türk literatürünün anlatısı sefere çıkışı Nisan 1578'e, ilk büyük çarpışmayı 9 Ağustos 1578'e koyar. Barış tarihi de farklı verilir: Kütükoğlu, Şah Abbas'ın elçisi Haydar Mirza'nın 18 Ocak 1590'da İstanbul'a geldiğini ve fethedilen yerlerin Osmanlılarda kalması şartıyla anlaşma yapıldığını yazar. Batı literatürü ise İstanbul Antlaşması'nın 21 Mart 1590'da imzalandığını belirtir.
1579–1583: Karşı saldırılar ve Kırım sorunu
Lala Mustafa Paşa, 23 Ağustos 1579'da Kars Kalesi'nin onarımını tamamladı; ekimde Erzurum'a döndüğünde Sokullu'nun öldürüldüğü haberini aldı. Çok geçmeden Koca Sinan Paşa'nın girişimleriyle Ocak 1580'de serdarlıktan azledildi ve 7 Ağustos 1580'de öldü. 1579'da Kırım kuvvetleriyle gelen Âdil Giray, Safevî komutanları Mirza Salman ve Hamza Mirza'nın karşı saldırısında esir düştü ve Kazvin'de öldürüldü. Aynı anlatım, Kaptan Ali Paşa'nın Karadeniz'de Gürcülere ait Faş kalesini aldığını yazar; Türk literatürünün Kılıç Ali Paşa bahsi de donanmanın 1579'da Karadeniz'e açılıp Faş Kalesi'ni yaptırdığını belirtir.
1583: Meşaleler Savaşı ve Özdemiroğlu Osman Paşa
Savaşın dönüm noktası 7–11 Mayıs 1583'teki "Meşaleler Savaşı" oldu; bu zaferle Osmanlılar Hazar'a kadar Dağıstan ve Azerbaycan'daki Safevî topraklarını denetimlerine aldı. Özdemiroğlu Osman Paşa Baştepe mevkiinde Safevî kuvvetlerini yenerek Şirvan'daki Osmanlı hâkimiyetini kesinleştirdi, ardından Kefe'ye gidip İslâm Giray'ı Kırım hanı yaptı. Batı literatürü, 1583'te kirimKırım Hanı II. Mehmed Giray'ın asker göndermeyi reddettiğini ve bunun 1584 Kırım seferine yol açtığını yazar. Osman Paşa 28 Temmuz 1584'te sadrazam oldu.
1585: Tebriz
Sadrazam Osman Paşa 9 Nisan 1585'te Tebriz'in alınması ve korunmasıyla görevlendirildi. Şehir alındı ve 27 Eylül 1585'te padişah adına hutbe okundu; ancak kontrol güç sağlandı ve Osman Paşa bu sırada hastalanarak 29–30 Ekim 1585'te öldü. Tebriz'i on bir ay kuşatan Safevî kuvvetleri, Ferhad Paşa'nın yaklaştığını öğrenince çekildi. Tebriz sonraki yirmi yıl Osmanlı yönetiminde kaldı; 1587'de Bağdat valisi Cağaloğlu Sinan Paşa Luristan ve Hemedan'ı aldı. Gelibolulu Mustafa Âlî'nin Nusretname'sinden karşılıklı iki sayfaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: 1584 artist. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 1576: Şah Tahmasb ölür. 2 Ocak 1578: Çift serdar kararı. 9 Ağustos 1578: Çıldır Muharebesi. 15 Eylül 1578: Ereş'e giriş; Şirvan'ın fethi. 23 Ağustos 1579: Kars Kalesi onarımı tamamlanır. 7 Ağustos 1580: Lala Mustafa Paşa ölür. 7–11 Mayıs 1583: Meşaleler Savaşı. 27 Eylül 1585: Tebriz'de hutbe. 1 Eylül 1588: Ferhad Paşa Gence'ye girer. 1590: İstanbul (Ferhad Paşa) Antlaşması.
Barış ve sonuçları
Ferhad Paşa'nın 1588'de Gence'ye yönelik harekâtı ve 1 Eylül 1588'de şehre girişi, Safevî tahtına çıkan Şah Abbas'ın zor durumda bulunması barışı yeniden gündeme getirdi. Abbas, önce iç sorunları çözmek ve Özbekleri yenmek için ağır şartlı bir barışı kabul etti. Antlaşmayla Azerbaycan, Karabağ, Gence, Dağıstan ve Karadağ ile Gürcistan, Luristan ve Kürdistan'ın bir bölümü Osmanlılara bırakıldı; eski başkent Tebriz de Osmanlı yönetiminde kaldı. Safevîler, Osmanlı topraklarındaki Şiî propagandasına son vermeyi de kabul etti. Abbas'ın yeğeni Haydar Mirza rehine olarak İstanbul'a gönderildi ve 1596'da orada öldü.
Araştırmamız, Abbas'ın devletini ve ordusunu yeniden düzenledikten sonra 1603'te yeniden savaş açtığını ve bu antlaşmayla kaybedilen toprakları geri aldığını öne çıkarıyor. Kütükoğlu da savaşın mali etkilerinin Osmanlı piyasasını sarstığını ve ayarı düşük akçe yüzünden kapıkulu askerlerinin 1589'da İstanbul'da ayaklandığını yazar. Böylece askerî bakımdan Osmanlıların en geniş doğu sınırlarına ulaştığı bu barış, kısa ömürlü oldu ve iç ekonomik sarsıntılarla birlikte anıldı.
1578–1590 savaşı hakkında düşündüklerimiz
On iki yıl süren bu savaş, Osmanlı'ya Kafkasya'da ve Azerbaycan'da geniş topraklar kazandırdı. Ferhad Paşa Barışı kâğıt üzerinde büyük bir başarıydı; ancak bu toprakların korunması zordu ve birkaç on yıl içinde büyük kısmı geri verildi. Bize göre bu savaş, uzun cephe savaşlarının mali ve askerî yükünün imparatorluğu nasıl zorladığını gösteren ilk büyük örneklerden biridir.