Sultanahmet Camii, I. Ahmed'in devrin başmimarı Sedefkâr Mehmed Ağa'ya yaptırdığı külliyenin merkezindeki camidir. Külliye 1609–1620 arasında inşa edildi; cami 1609'da başladı, 1616'da ibadete açıldı ve 1617'de bütün döşemesiyle tamamlandı. Avrupalılar iç mekândaki mavi ağırlıklı çini ve kalem işleri nedeniyle ona "Mavi Cami" (Blue Mosque) adını verdi. Yapı, UNESCO Dünya Mirası listesine 1985'te "İstanbul'un Tarihî Alanları" adıyla giren bölgenin içindedir. Sultanahmet Camii'nin altı minaresiyle dış görünümüGörsel: Wikimedia Commons, CC BY 2.0, yazar: Rev Stan. Dosya sayfası
Neden bu cami, neden burada?
I. Ahmed, II. Selim'den (ö. 1574) beri selâtin camii yaptıran ilk padişahtı; III. Murad ve III. Mehmed kendi adlarına büyük bir cami yaptırmamıştı. Aynı anlatım, Zitvatorok barışının Osmanlı prestijine bir darbe olarak görüldüğünü ve padişahın büyük bir cami yaptırma kararını bu dönemle ilişkilendirir.
Cami, eski Bizans Hipodromu'nun güneydoğu yanında, Ayasofya'nın karşısına yapıldı. Yerinde hipodromun tribünleri ve imparator locası bulunuyordu; XX. Yüzyıl başındaki kazılarda avluda antik oturma sıraları ortaya çıktı. Alanda Sokullu Mehmed Paşa ve Güzel Ahmed Paşa gibi vezirlerin sarayları vardı ve bunların kamulaştırılması pahalıya mal oldu.
Dikkat: yanlış bilinen
Ulemanın itirazı: İmparatorluk mali sıkıntı içindeyken bu masraf, padişahların selâtin camilerini yalnız fetih ganimetiyle yaptırması gerektiğini savunan ulemanın itirazına yol açtı; I. Ahmed büyük bir zafer kazanmamıştı ve inşaat için hazineden pay ayırmak zorunda kaldı. Aynı anlatım, ulemanın camide namaz kılınmasını bile yasakladığını, ancak caminin ihtişamı ve padişahın düzenlediği törenlerin sonunda kamuoyunu kazandığını yazar. Bu bilgi Batılı mimarlık tarihi literatürüne dayanır; Türk literatürünün külliye bahsi ise yapıyı mimari açıdan ele alır ve bu tartışmaya girmez. Okurun iki kaynağı birlikte okuması, yapının hem siyasi hem sanat tarihi yönünü görmesini sağlar.
İnşaat ve tamamlanma
Türk literatürünün Kuyucu Murad Paşa bahsine göre 9 Ekim 1609'da caminin inşaatı başlatılırken ilk kazmayı vuran devlet adamları arasında Kuyucu Murad Paşa da vardı. Türk literatürünün I. Ahmed bahsine göre padişah bu törende altın bir kazmayla terleyinceye kadar bizzat çalıştı. Araştırmamız açılış töreninin 1617'de yapıldığını, ancak caminin bazı kitabelerinde 1616 yılının geçtiğini gösteriyor. Aynı anlatım, mimarlık tarihçisi Godfrey Goodwin'in caminin son hesap kayıtlarının I. Ahmed'in halefi I. Mustafa tarafından imzalandığını belirttiğini ve bunun padişahın son işlemlerden önce öldüğüne işaret ettiğini aktarır.
Plan ve kubbe
64 × 72 metrelik kareye yakın bir alanı kaplayan camide, çapı 5 metre olan dört büyük "fil ayağı" sivri kemerleri taşır; pandantiflerle geçilen ve içten 22,40 metre çapındaki ana kubbe, dört yönde birer yarım kubbeyle genişletilir. Yarım kubbeler mihrap yönünde iki, diğer yönlerde üçer eksedrayla bir kademe daha açılır. Araştırmamız, Mimar Sinan'ın Şehzade Camii'nde ikişer eksedrayla uyguladığı bu şemada üçer eksedrayla "en ideal geniş mekânın" elde edildiğini gösteriyor. Fil ayakları dışarıdan sekizgen gövdeli ağırlık kuleleri olarak yükselir. Sultanahmet Camii'nin mihrabı (ortada) ve minberi (sağda)Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: R Prazeres. Dosya sayfası
Altı minare
Küfeki taşından altı minarenin dördü harimin köşelerinde, ikisi avlunun köşelerindedir. Harimin köşesindekiler üçer, avludakiler ikişer şerefelidir; toplam on altı şerefe vardır. Kuzeydeki iki minaredeki kabarık girlant süslemeler 1894 depreminden sonra yapılmıştır. Türk literatürü bu düzeni "o zamana kadar denenmemiş bir düzenleme" olarak niteler. Araştırmamız da Sultanahmet'i Türkiye'nin altı minareli ilk camisi olarak ele alıyor.
Ek bilgi
Hünkâr kasrı: Caminin güneydoğu köşesindeki iki katlı hünkâr kasrı, Osmanlı mimarisinde ilk kez bu camide görülür. Padişah namazdan önce ve sonra burada dinlenir, belki bazı işlerini de yürütürdü. Rampalı bir yolla ulaşılan kasır, camideki hünkâr mahfiline bağlanır. Sonraki selâtin camilerinde gelenek hâline gelen bu kasırlar, daha erken tarihli camilere de sonradan eklendi. Kasrın altındaki tonozlu mekânın padişah ve maiyetinin hayvanları için ahır olarak kullanıldığı düşünülür; bugün burada Vakıflar Halı ve Kilim Müzesi'nin bir bölümü bulunur.
Çiniler ve kalem işleri
Alt sıra pencerelerin üstünden üçüncü sıra pencerelerin altına kadar duvarlar çinilerle kaplıdır. XVI. Yüzyılın ikinci yarısı ile XVII. Yüzyılın ilk çeyreğine tarihlenen, sır altı tekniğindeki çiniler İznik ve Kütahya atölyelerinden gelir; camide 21.000'den fazla çini ve elliden fazla değişik kompozisyon vardır. Araştırmamız, İznik ve Kütahya çinilerinin gelişme çizgisinin bu camide bir arada izlenebildiğini, XVII. Yüzyıldan itibaren ise kalitenin zayıfladığının görüldüğünü gösteriyor. Hünkâr mahfilini çevreleyen duvarlarda fîrûze zemin üzerine altın yaldızla yazılmış celî sülüs çini kitabe kuşağı nadir örneklerdendir.
Kalem işlerinin hikâyesi de ilginçtir. 1883'te özgün kalem işlerinin üzeri sıvanarak kapatıldı ve boyutları değiştirilmiş, dönemine uymayan renklerde yeni desenler yapıldı. 1976'da başlayan çalışmalarda bunlardan birkaç örnek bırakılarak diğerleri kazındı ve tespit edilen özgün desen ve renkler yeniden uygulandı; kırmızı ve açık mavi hâkimdir. Cami içindeki yazılar, kaynaklara göre Hattat Seyyid Kasım Gubârî'nin elinden çıkmıştır.
Ahşap, sedef ve taş
Mihrap duvarındaki pencere kanatlarında, üç ana kapıda ve vaaz kürsüsünde sedef, bağa, fildişi, gümüş ve renkli ağaç kakmalarla zengin bir işçilik görülür. Mermer mihrap mukarnaslı bir niş biçimindedir; altın yaldızla bezeli mermer minber itinalı bir işçiliğe sahiptir. Mimarın "Sedefkâr" lakabı, onun bu sanattaki ustalığından gelir. Sultanahmet Camii'nde mahfil duvarını kaplayan İznik çinileriGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: R Prazeres. Dosya sayfası
Külliye
Külliye cami, hünkâr kasrı, sıbyan mektebi, medrese, arasta, hamam, darüşşifa, imaret, tabhaneler, han, darülkurra, türbe, sebiller, çeşmeler, dükkânlar ve evlerden oluşuyordu. Bunlardan mahzenler, kahvehane, evler, darüşşifa (hamamı hariç), tabhaneler, han, bazı dükkânlar ve üç sebil günümüze ulaşmadı. Külliyede simetrik olmayan, araziye, arsaya ve Atmeydanı'ndaki anıtlara göre biçimlenen serbest bir yerleşim vardır. I. Ahmed'in türbesi de külliyenin kuzeydoğu köşesindedir; Genç Osman (II. Osman) ve IV. Murad da bu türbede yatar.
Tarih notu
Kronoloji: 1606: Zitvatorok barışı. 9 Ekim 1609: İnşaat başlar. 1616: Cami ibadete açılır; kitabelerdeki tarih. 1617: Döşemeyle birlikte tamamlanır; I. Ahmed ölür. 1620: Külliye yapıları tamamlanır. 1883: Özgün kalem işlerinin üzeri kapatılır. 1894: Deprem; kuzey minarelerine yeni süslemeler. 1976: Kalem işlerinin özgün hâline döndürülmesi başlar. 1985: "İstanbul'un Tarihî Alanları" UNESCO Dünya Mirası listesine girer.
Geriye dönüp bakınca Sultanahmet Camii
Sultanahmet Camii, büyük bir fetihle değil, barış ortamında ve bir padişahın kişisel isteğiyle yapılmış olmasıyla dikkat çekiyor. Ayasofya'nın karşısına yerleştirilmesi, iki büyük yapının tarihî yarımadada bir diyalog kurmasını sağladı. Bize göre caminin asıl gücü, çinilerin ve ışığın yarattığı iç mekân atmosferindedir; bu da onu bugün dünyanın en çok ziyaret edilen yapılarından biri yapıyor.