1492'den önce de vardılar
Türkçe Vikipedi, Osmanlı Yahudileri konusunda iki yaygın yanlış yargıya dikkat çeker: Yahudilerin Türkiye coğrafyasına ilk kez 1492'de İspanya'dan geldiği ve Türklerle Yahudilerin ilk temasının 1453'te İstanbul'un fethinden sonra olduğu düşüncesi. Oysa Anadolu'da MÖ IV. yüzyıldan beri Yahudi toplulukları bulunuyordu ve bunlar Bizans döneminde de varlıklarını sürdürdü. İngilizce Wikipedia da Osmanlı Devleti XIV. ve XV. yüzyıllarda yükseldiğinde bölgede çok sayıda Yahudi topluluğunun zaten yerleşik olduğunu belirtir. Bizans döneminden kalan ve Yunanca konuşan bu topluluklar "Romaniot" Yahudileri olarak anılır.
Bursa'dan İstanbul'a
Türkçe Vikipedi'ye göre Orhan Bey 1326'da Bursa'yı aldığında, savaş nedeniyle kentten ayrılan Yahudiler geri döndü ve kentte bir Yahudi mahallesi kuruldu. Gelibolu (1354), Ankara, Edirne, İzmir, Selanik (1430) ve İstanbul'un (1453) alınmasıyla bu kentlerdeki Yahudiler de Osmanlı tebaası oldu. Edirne'deki yeşiva (din okulu) ülkenin her yerinden gelen Yahudi öğrenciler için bir eğitim merkezi hâline geldi. 1492'den önce de Avrupa'dan Osmanlı topraklarına göçler yaşandı: Türkçe Vikipedi'ye göre 1376'da Macaristan'dan, 1394'te Fransa'dan, XV. yüzyıl başında Sicilya'dan ve 1470'te Bavyera'dan kovulan ya da kaçan Yahudiler Osmanlı ülkesine sığındı.II. Mehmed, İstanbul'un fethinden sonra kentin nüfusunu artırmak için Anadolu'daki ve Balkanlar'daki Yahudi toplulukları da dahil olmak üzere çeşitli toplulukları kente yerleştirdi (sürgün yoluyla iskân). Mora'nın alınmasından sonra yarımadadaki Yahudiler de İstanbul'a getirildi. Evliya Çelebi, Edirne'den gelen Yahudilerin İstanbul'da ayrı bir mahallede oturduğunu aktarır.
Tarih notu
Kronoloji: 1326 Bursa'nın alınması ve Yahudi mahallesinin kurulması; 1394 Fransa'dan sürgün; 1453 İstanbul'un fethi ve iskân; 31 Mart 1492 Elhamra Fermanı'nın imzalanması; 31 Temmuz 1492 Yahudilerin İspanya'dan ayrılması için son gün; 1492–1493 göçmenlerin Osmanlı limanlarına ulaşması; 1493 ya da 1504 Nahmias kardeşlerin İstanbul'da ilk İbranice matbaayı kurması; 1497 Portekiz'de zorla vaftiz kararı; 1517 Safed ve Kudüs'ün Osmanlı yönetimine girmesi.
Elhamra Fermanı
İspanya'nın Katolik hükümdarları I. Isabel ve II. Fernando, Gırnata'nın (Granada) Ocak 1492'de düşmesinin ardından, 31 Mart 1492'de Elhamra Fermanı'nı imzaladı. Ferman, Hristiyanlığa geçmeyen Yahudilerin birkaç ay içinde İspanya'yı terk etmesini emrediyordu. Türkçe Vikipedi'ye göre zengin Yahudilerden Don İsak Abravanel ve saray hazinedarı Don Abraham Senior, 30.000 duka karşılığında kararın geri alınmasını sağlamaya çalıştı, ancak başarılı olamadı. Sürgün edilenlerin bir bölümü Portekiz'e, Kuzey Afrika'ya ve İtalya'ya gitti; önemli bir bölümü de Osmanlı topraklarına yöneldi. Türkçe Vikipedi'nin II. Bayezid maddesi, Osmanlı'ya gelenlerin sayısını 100.000–150.000 olarak verir.Dikkat: yanlış bilinen
Göçmen sayısı ve İspanya'dan çıkanların toplamı kaynaklarda büyük farklılık gösterir. Eski İspanyol ve Yahudi kroniklerinde 300.000'i aşan sayılar geçerken, güncel araştırmalar İspanya'dan ayrılanların toplamını genellikle 50.000 ile 200.000 arasında tahmin eder. Osmanlı'ya gelenler için verilen 100.000–150.000 sayısı da bir tahmindir; Osmanlı tahrir defterleri ancak XVI. yüzyılda bu toplulukların büyüklüğünü kent kent izlemeye olanak verir. Örneğin Selanik'te Sefarad Yahudileri, XVI. yüzyılda kent nüfusunun en büyük grubunu oluşturdu.
II. Bayezid'in tutumu
Türkçe Vikipedi, II. Bayezid'in eyalet yöneticilerine İspanya'dan gelen Yahudilerin geri çevrilmemesini ve iyi karşılanmasını emreden bir buyruk gönderdiğini aktarır. Aynı kaynakta padişaha, Kral Fernando'nun "kendi ülkesini yoksullaştırıp benimkini zenginleştirdiği" yönünde bir söz atfedilir. Göçmenler başta İstanbul, Edirne ve Selanik olmak üzere İzmir, Manisa, Bursa, Gelibolu, Amasya ve Manastır gibi kentlere yerleşti. Türkçe Vikipedi'ye göre İstanbul'daki sinagog sayısı 44'e, Yahudi nüfusu 30.000'in üzerine çıktı ve dönemin hahambaşısı Moşe Kapsali, varlıklı Yahudilerin göçmenlere yardım etmesini istedi.
Dikkat: yanlış bilinen
Bu dönemle ilgili bazı yaygın anlatılar belgelerle sınanmalıdır. II. Bayezid'e atfedilen Fernando sözü, çağdaş bir Osmanlı belgesinde değil, sonraki dönem Yahudi kaynaklarında aktarılan bir rivayettir; padişahın tutumunu yansıtsa da sözün kelimesi kelimesine doğruluğu kanıtlanamaz. Benzer biçimde göçmenlere kötü davrananların ölümle cezalandırılmasını emreden fermanın özgün metni bugüne ulaşmamıştır. Kemal Reis'in gemilerinin göçmenleri taşıdığı da yaygın olarak anlatılır; İngilizce Wikipedia, Kemal Reis'in 1490–1492 arasında İspanya'dan kaçmak isteyen Müslümanları ve Yahudileri Osmanlı topraklarına taşıdığını yazar. Bununla birlikte göçmenlerin çoğunun İtalyan ve Akdeniz limanları üzerinden kendi olanaklarıyla geldiği bilinir.
Yeni beceriler ve matbaa
Türkçe Vikipedi'ye göre İspanya'da devlet hizmetinde bulunmuş Yahudiler, başta dış ilişkiler ve maliye olmak üzere çeşitli alanlarda Osmanlı sarayında görev aldı. Hekimlik, dokumacılık ve ticaret alanlarında getirdikleri bilgi, Osmanlı kentlerinin ekonomisine katkı sağladı. İstanbul'da David ve Samuel ibn Nahmias kardeşlerin kurduğu matbaa, Osmanlı topraklarındaki ilk matbaa oldu; burada İbranice kitaplar basıldı. Türkçe Vikipedi bu matbaanın 1493'te kurulduğunu yazar; bazı araştırmacılar ise ilk kitabın kolofonundaki tarihi farklı yorumlayarak 1504 tarihini önerir. Osmanlı Türkçesiyle ilk matbaa ise ancak 1727'de İbrahim Müteferrika tarafından kuruldu.Portekiz'den ve Avrupa'dan yeni göçler
Türkçe Vikipedi'ye göre Portekiz Kralı I. Manuel, 1497 baharında 4–14 yaş arasındaki bütün Yahudi çocukların vaftiz edileceğini ilan etti; ardından zorla din değiştirme yetişkinlere de uygulandı. Hristiyanlığa geçmek zorunda kalanların bir bölümü dinlerini gizlice sürdürdü. 1497–1498'de Portekiz'den kaçanların çoğu da Osmanlı topraklarına sığındı. XVI. yüzyılda Doña Gracia Mendes Nasi ve yeğeni Joseph Nasi gibi Portekiz kökenli ailelerin İstanbul'a gelmesi, bu göç dalgasının sürdüğünü gösterir.
Selanik ve Safed
Sefarad Yahudileri, yanlarında Ladino (Yahudi İspanyolcası) dilini ve İber yarımadasının kültürünü getirdi. Selanik, XVI. yüzyılda "Balkanların Kudüs'ü" olarak anılan büyük bir Yahudi merkezi hâline geldi; kentte göçmenlerin geldikleri bölgelere göre adlandırılan çok sayıda cemaat (kahal) kuruldu. Türkçe Vikipedi'ye göre Yavuz Sultan Selim'in 1516–1517'de Suriye ve Mısır'ı almasıyla Safed ve Kudüs de Osmanlı yönetimine girdi ve Safed, Kabala öğretisinin merkezi oldu. Yosef Karo, Şulhan Aruh adlı ünlü hukuk derlemesini Safed'de yazdı.Ek bilgi
Osmanlı hukukunda Yahudiler, Hristiyanlar gibi zimmî statüsündeydi: cizye ödeyerek can ve mal güvencesi, din ve ibadet serbestliği elde ediyorlardı. Cemaat içi işleri, hahambaşı ve cemaat yöneticileri aracılığıyla büyük ölçüde kendileri yürütüyordu. Türkçe Vikipedi'ye göre XV. ve XVI. yüzyıllar Osmanlı Yahudilerinin "altın çağı" olarak nitelenir; sonraki yüzyıllarda ekonomik ve kültürel bir duraklama yaşandı. Bu tarihsel deneyim, 1992'de Türkiye'de düzenlenen 500. Yıl etkinlikleriyle anıldı.
Kaynaklar hakkında
Konu, TDV İslâm Ansiklopedisi'nin Mûsevî ve Yahudilik maddeleri, Türkçe Vikipedi'nin Osmanlı İmparatorluğu'ndaki Yahudilerin tarihi ve II. Bayezid maddeleri ile İngilizce Wikipedia'nın History of the Jews in the Ottoman Empire maddesine dayanır. Sayılar, atfedilen sözler ve matbaanın tarihi konusundaki farklar dikkat kutularında belirtilmiştir.Kaynaklar
- TDV İslâm Ansiklopedisi, Mûsevî maddesi (islamansiklopedisi.org.tr)
- TDV İslâm Ansiklopedisi, Yahudilik maddesi (islamansiklopedisi.org.tr)
- Vikipedi, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki Yahudilerin tarihi maddesi (tr.wikipedia.org)
- İngilizce Wikipedia, History of the Jews in the Ottoman Empire maddesi (en.wikipedia.org)