Yarım asır süren bir kalem
Hüseyin Cahit Yalçın, Türk basın tarihinin en uzun soluklu yazarlarından biri. Kalemi, II. Abdülhamid döneminin sansürlü edebiyat dergilerinden Meşrutiyet'in coşkulu gazetelerine, oradan Cumhuriyet'in tek parti ve çok partili yıllarına kadar uzandı. Bu yolculukta hem romancı, hem çevirmen, hem mebus, hem de sürgün oldu. Hayatı, bir gazetecinin iktidarlarla kurduğu ilişkinin ne kadar inişli çıkışlı olabileceğini gösteriyor.
Balıkesir'den Mülkiye'ye
Hüseyin Cahit, 7 Aralık 1875'te Balıkesir'de doğdu. İstanbul'da Mekteb-i Mülkiye'yi bitirdi. Öğrencilik yıllarında yazmaya başladı. Kısa sürede Servet-i Fünun dergisi çevresindeki yazarlar arasına katıldı. Tevfik Fikret, Halit Ziya ve Mehmet Rauf gibi isimlerle birlikte Edebiyat-ı Cedide adıyla anılan topluluğun genç üyelerinden biri oldu.Bu yıllarda hikâyeler ve romanlar yazdı. "Hayat-ı Muhayyel" ve "Hayal İçinde" bu dönemin ürünleridir. Servet-i Fünun topluluğu, 1901'de derginin kapatılmasıyla dağıldı. Hüseyin Cahit bundan sonra öğretmenlik ve çeviri ile geçindi. Batı edebiyatından ve düşüncesinden yaptığı çeviriler, sonraki yıllarda da sürdü.
Tarih notu
7 Aralık 1875: Balıkesir'de doğar
1896: Mekteb-i Mülkiye'den mezun olur
1908: Tanin gazetesini kurucular arasında çıkarır, İstanbul mebusu seçilir
1919: İşgal yönetimince tutuklanır
1919-1921: Malta'da sürgün
1925: İstiklal Mahkemesi kararıyla Çorum'a gönderilir
1926: Affedilir
1933: Fikir Hareketleri dergisini çıkarmaya başlar
18 Ekim 1957: İstanbul'da hayatını kaybeder
1896: Mekteb-i Mülkiye'den mezun olur
1908: Tanin gazetesini kurucular arasında çıkarır, İstanbul mebusu seçilir
1919: İşgal yönetimince tutuklanır
1919-1921: Malta'da sürgün
1925: İstiklal Mahkemesi kararıyla Çorum'a gönderilir
1926: Affedilir
1933: Fikir Hareketleri dergisini çıkarmaya başlar
18 Ekim 1957: İstanbul'da hayatını kaybeder
Tanin ve Meşrutiyet
1908'de II. Meşrutiyet ilan edildiğinde Hüseyin Cahit, Tevfik Fikret ve Hüseyin Kâzım ile birlikte Tanin gazetesini çıkardı. Tanin kısa sürede İttihat ve Terakki'nin en etkili yayın organı oldu. Hüseyin Cahit'in başyazıları, dönemin siyasetini yönlendiren metinler arasındaydı. Aynı yıl İstanbul mebusu olarak Meclis-i Mebusan'a girdi.Meşrutiyet yılları Tanin için de çalkantılıydı. 31 Mart Vakası'nda gazetenin matbaası saldırıya uğradı. Muhalefetle yapılan sert kalem kavgaları, kapatmalar ve yeniden açılışlar birbirini izledi. Hüseyin Cahit, İttihatçıların en güçlü olduğu yıllarda bile zaman zaman partinin bazı uygulamalarını eleştiren yazılar yazdı. Bu bağımsız tavır, onu hem dost hem de hasım çevrelerde ayrı bir yere koydu.
Ek bilgi
Tanin, Hüseyin Cahit'in hayatı boyunca birkaç kez kapandı ve yeniden açıldı. Meşrutiyet döneminin Tanin'i, 1920'lerdeki yeni yayın dönemi ve 1940'lardaki son dönemi, ayrı ayrı ele alınması gereken üç ayrı gazete hayatı gibidir. Yazarın kendisi de gazeteciliğini hep bu adla anıldığı bir hayat olarak gördü.
Mütareke ve Malta
Birinci Dünya Savaşı'nın ardından İttihatçılar ağır suçlamalarla karşı karşıya kaldı. Hüseyin Cahit de 1919'da İstanbul'da tutuklananlar arasındaydı. İngilizler, tutuklu Osmanlı devlet adamlarını, subaylarını ve aydınlarını Malta'ya sürdü. Hüseyin Cahit, Malta'da iki yıla yakın kaldı.Malta'daki sürgünler arasında eski nazırlar, mebuslar, valiler, subaylar ve gazeteciler vardı. Hüseyin Cahit, bu tutsaklık günlerini sonradan yazılarında anlattı. Sürgünlerin çoğu hakkında somut bir yargılama süreci başlatılamadı; İngiliz yetkilileri, ileri sürülen suçlamaları mahkemede ispat edecek belgeleri toplayamadı.
Malta sürgünleri, Ankara hükümetinin elindeki İngiliz esirlerle yapılan değişim sonucunda 1921'de serbest kaldı. Bu değişim, Milli Mücadele'nin diplomatik başarılarından biriydi. Ankara, tutuklu İngilizler karşılığında Malta'daki Türklerin geri dönmesini sağladı.

Cumhuriyet'in ilk yıllarında muhalif kalem
Malta'dan döndükten sonra Hüseyin Cahit yeniden gazeteciliğe başladı ve Tanin'i tekrar çıkardı. Cumhuriyet'in ilk yıllarında, özellikle 1924-1925'te Tanin, Ankara'daki yönetime yönelik eleştirileriyle dikkat çekti. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kurulduğu bu dönemde İstanbul basınının bir bölümü muhalefete yakın duruyordu.1925'te Şeyh Said isyanının ardından Takrir-i Sükûn Kanunu çıkarıldı. Bu kanunla hükümet, düzeni bozduğunu düşündüğü yayınları kapatma yetkisi aldı. Tanin de kapatılan gazeteler arasındaydı. Hüseyin Cahit ve İstanbul'un başka gazetecileri Ankara'daki İstiklal Mahkemesi'nde yargılandı. Mahkeme, Hüseyin Cahit'in Çorum'da kalmasına karar verdi. Ertesi yıl affedilerek İstanbul'a döndü. Bu olay, Cumhuriyet'in ilk yıllarında basınla iktidar arasındaki gerilimin en çok bilinen örneklerinden biri oldu.
Dikkat: yanlış bilinen
Takrir-i Sükûn dönemindeki gazeteci yargılamaları, olağanüstü bir dönemin kanunlarıyla yürütüldü. Yargılananların hepsi aynı suçlamayla karşılaşmadı ve verilen kararlar da farklıydı. Bu dönemi anlatırken genel yargılara gitmek yerine her gazetecinin dosyasını ayrı ele almak, olayları daha doğru anlamayı sağlar.
Fikir Hareketleri ve yeniden Meclis
Hüseyin Cahit, 1930'larda gazete çıkarmak yerine bir fikir dergisine yöneldi. 1933'te yayımlamaya başladığı Fikir Hareketleri, Batı düşüncesini, edebiyatını ve siyasetini Türk okuruna tanıtan yazılarla doluydu. Dergi, yazarın kendi kaleminden çıkan uzun denemeleri ve çevirileriyle yıllarca sürdü.1930'ların sonunda yeniden Meclis'e girdi ve Cumhuriyet Halk Partisi'nden milletvekili oldu. 1940'larda Tanin'i son kez çıkardı. Çok partili hayata geçiş döneminde iktidarın yanında, muhalefete karşı yazılar kaleme aldı. Hayatının farklı evrelerinde hem iktidarın hem de muhalefetin kalemi olması, onun gazeteciliğini kendi doğruları üzerine kurduğunu gösteriyor.
