Osmanlı Devleti ile Avusturya-Macaristan, Birinci Dünya Savaşı'na müttefik olarak girdi ve savaştan birlikte yenik çıktı. Avusturya-Macaristan 3 Kasım 1918'de Villa Giusti'de imzalanan mütarekeyle savaştan çekildi; imparatorluğun topraklarında art arda bağımsız devletler kuruldu ve Avusturya Almanları 30 Ekim 1918'de Avusturya Cumhuriyeti'ni ilan etti. İki eski müttefik, Atatürk döneminde ilişkilerini bu kez iki küçük cumhuriyet olarak yeniden kurdu. Viyana'daki Avusturya Parlamento binasıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY 4.0, yazar: Willy Pragher. Dosya sayfası
Mütareke hükümleri gereğince Türkiye'deki Avusturya vatandaşları ülkeyi terk etti. İki devlet de kendi iç sorunlarıyla uğraştığı için Millî Mücadele yılları, ilişkilerin en az yoğun olduğu dönemdi. Yine de Avusturya basını Anadolu'yu yakından izliyordu. Mayıs 1919'dan itibaren "Türkiye'nin Paylaşımı", "Türkiye'nin Sonu", "Küçülen Türkiye" gibi başlıklarla Türkiye'nin yeni sınırları tartışıldı. 23 Nisan 1920'de Meclis açılınca ve askerî zaferler birbirini izleyince "Anadolu Hareketi" başlıklı haberler çoğaldı; Ankara'nın ve Mustafa Kemal Paşa'nın adı Viyana gazetelerinde daha sık geçmeye başladı.
Ek bilgi
"Cumhuriyet" kelimesi ve bir Viyana gazetecisi:Neue Freie Presse'nin İstanbul doğumlu Balkan muhabiri Josef Hans Lazar (1895-1961), 1923'te Cumhuriyet'in ilanı arifesinde Mustafa Kemal Paşa ile bir mülakat yaptı. Lazar'ın izlenimi, Paşa'nın o güne kadar kullanmaktan kaçınılan "cumhuriyet" kelimesini ilk kez bu mülakatta dile getirdiği yönündeydi: "Netice itibarıyla reis-i cumhurdan, reis-i hükûmetten ve mesul vekillerden müteşekkil bir hükûmet teşkil edeceğiz. Yeni Türkiye'nin payitahtı meselesine gelince, bunun cevabı kendiliğinden zahir olur: AnkaraTürkiye Cumhuriyeti'nin payitahtıdır." Bu görüşmeden bir ay geçmeden Ankara başkent ilan edildi ve cumhuriyet kuruldu.
Kaynaklar
Belge: Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II, s. 283 — "Cumhuriyet'in İlanı Sürecinde, Doğululuk ve Batılılık Konusunda Neue Freie Presse Muhabirine Verdiği Demeç". Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı. Derlemedeki tarih: 27 Eylül 1923 (Hâkimiyet-i Milliye, 27 Eylül 1923, No. 926, s. 1).
28 Ocak 1924: Üç antlaşma birden
Lozan'dan sonra Ankara'nın Avrupa devletleriyle yeniden kurduğu ilişkilerden biri Avusturya ile oldu. 28 Ocak 1924'te Türkiye Cumhuriyeti ile Avusturya arasında Dostluk, Ticaret ve İkamet antlaşmaları imzalandı. Bu metinlerin ardından kısa sürede pek çok alanda iş birliği başladı; Wiener Zeitung gibi önde gelen gazeteler ticaret, sanayi, ulaşım ve tarımdaki yeni imkânları değerlendiren yazılar yayımladı.
Avusturya açısından Türkiye önemli bir ihracat pazarıydı. Avusturya-Şark Ticaret Odası Başkanı Emil Homann-Herimberg, ülkesinin ihtiyacının mamul mal ihraç etmek olduğunu, Doğu ülkelerinin ise Avusturya'nın ticaret kapasitesinden haberdar bile olmadığını yazıyordu. Herimberg'in tespiti şuydu: Türkiye sanayide önemli adımlar atsa da ülkede henüz ne kibrit ne de kâğıt fabrikası vardı ve Avusturya için geniş bir iş alanı bulunuyordu, ancak bunun için ön araştırma şarttı. Sermaye yatırımları da başladı; 1928'de Astro-Türk Limited Tütün Şirketi kuruldu. İstanbul Üniversitesi'nde matematik dersleri veren Richard von MisesGörsel: Wikimedia Commons, No restrictions, yazar: Smithsonian Institution from United States. Dosya sayfası
Selanik'ten tanıdık bir büyükelçi
İlişkilerin gelişmesinde en çok emeği geçen isimlerden biri, 4 Mart 1924 tarihli kararla Avusturya'nın Ankara Büyükelçiliğine atanan ve 1932'ye kadar bu görevde kalan August Ritter von Kral oldu. Avusturya, imparatorluk döneminde olduğu gibi Türkiye'ye göndereceği temsilciyi titizlikle seçmişti. Von Kral 1893'te Viyana'daki Şarkiyat Akademisi'ni bitirmiş, 2 Eylül 1894'te Avusturya-Macaristan'ın İstanbul Başkonsolosluğuna ataşe olarak atanmış, 9 Şubat 1895'te geçici olarak İşkodra Başkonsolosluğuna gönderilmişti.
Mustafa Kemal Paşa, von Kral'ı Selanik'teki görevleri sırasında bizzat tanımıştı. İyi derecede Türkçe bilen ve Türk kültürünü tanıyan bu diplomatın atanmasına onay verdi. Von Kral, Türk Dışişleri Bakanlığına hükûmetin millî sanayiyi geliştirmek için vergi muafiyetleri tanıdığını ve ulaşım tarifelerini indirdiğini bildiğini yazdı; bu hedefe ulaşmak için bilgi birikimi, tecrübe ve teknoloji gerektiğini vurguladı. Avusturya Hükûmeti, makinelerin kurulumu ve teknik sorunların çözümü için mühendis Josef Karaschia'yı önerdi.
Ek bilgi
Bir hatırat: Von Kral, Atatürk devrimlerinin yapıldığı yıllarda Ankara'da bulunduğu için yazdığı ve ilk baskısı 1935'te yapılan hatıratı, dönemin önemli tanıklıklarından biridir. Türkiye'nin Viyana'daki ilk büyükelçisi ise 1925'ten 1934'e kadar görev yapan Mehmed Hamdi Arpağ'dı.
Von Kral emekliye ayrıldıktan sonra görevi kısa bir süre Norbert von Bischoff (1894-1960) yürüttü, ardından Karl Buchberger Ankara'ya büyükelçi olarak atandı. Buchberger Türk basınına verdiği demeçlerde iktisadi ve siyasi ilişkilerin derinleşmesini istedi, iki ülke ticaretine konu olan malları sıraladı, Avusturya'nın demiryolu yatırımından tıp bilimine kadar pek çok alanda katkıya hazır olduğunu söyledi ve Birinci Dünya Savaşı'ndaki ittifakı hatırlattı.
Buhran yılları ve kliring
İlişkilerin ikinci dönemi 1929 Ekonomik Buhranı ve Nazizmin yükselişiyle şekillendi. Savaştan sonra tarımsal potansiyeli yüksek Macaristan'ı ve ağır sanayiye sahip Çekoslovakya'yı kaybeden, üstüne Saint-Germain'in ağır şartlarını taşıyan Avusturya ekonomisi buhranla büyük bir darbe yedi. ViyanaAlmanya ile yakınlaşma yolları aradı; Macaristan ve İtalya ile 1931'de gümrük indirimleri sağlayan sıkı ekonomik ilişkiler kurdu.
Türkiye ile ticaret de bu dönemde yeni kalıplara girdi. 1929'da tarım incelemesi için Avusturya'ya giden YozgatMebusuTahsin Bey, raporunda Avusturya'nın imparatorluktan kalma bir teknoloji kullanmasına rağmen bu alanda büyük atılımlar yapmaya çalıştığını yazdı. Damızlık hayvan satın almak üzere Baytari ve Zootekni İşleri Genel Müdürü AliRıza Bey ile Tavukçuluk Enstitüsü Müdürü Kadri Bey'in Avusturya ve Macaristan'a gönderilmesi kararlaştırıldı. Avusturya'ya tütün ihracatında aracı olan Viyanalı şirketle 1932'de bir kliring sözleşmesi yapıldı; 1933'te ticaret anlaşması, 1934'te iki devlet arasında Kliring İtilafnamesi imzalandı.
1932'de bakteriyoloji ve seroloji uzmanı Dr. Gerlach üç aylığına Türkiye'ye davet edildi. İstanbul'daki sanat eserlerinin topografik haritasını çıkarmak için Avusturyalı Blauensteiner ve Staide'nin görevlendirilmesi de uygun görüldü. Viyana'da Avusturya Parlamentosu, iki savaş arası dönemGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0 de, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
1933'ten sonra: Kürsüler ve klinikler
Hitler'in 1933'te iktidara gelmesinden sonra Almanya'da Yahudilere karşı ırkçı politika sistemli hâle geldi; Avusturya'daki milliyetçiler de kısa süre içinde benzer bir tutuma yöneldi. Baskıya uğrayan pek çok bilim insanı, sanatçı ve uzman Avusturya'dan ayrıldı. Onlara kapı açan ülkelerden biri, tam da üniversite reformunu başlattığı sırada Atatürk Türkiyesi oldu.
İstanbul'da İktisat Fakültesi'nde Josef Dobretsberger, Matematik Bölümü'nde Richard von Mises, Pedagoji Enstitüsü'nde Wilhelm Peters ders verdi. Ankara ve İstanbul'daki sağlık enstitüleri ile hastanelerde Viyana Üniversitesi'nden Dr. Erich Ruttin, radyoloji profesörü Dr. Max Sgalitzer, biyokimya profesörü Dr. Felix Haurowitz ve dermatoloji profesörü Richard Ritter gibi hekimler çalıştı.
Ek bilgi
Andreas Tietze: Türkolog Andreas Tietze 1937'de İstanbul'a yerleşti ve uzun yıllar burada yaşadı. Halk edebiyatından Türkçe öğretimine, Türk lehçelerinden Osmanlı tarih ve edebiyatına, edebî çevirilerden etimolojiye uzanan çalışmalarının en önemlilerinden biri, ölümüyle tamamlanamayan Tarihî ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugatı'dır.
İki küçük cumhuriyetin ortak hesabı
Atatürk döneminde Türk-Avusturya ilişkisi, büyük siyasi ittifaklardan çok karşılıklı ihtiyaçlar üzerine kuruldu. Avusturya, imparatorluğun dağılmasından sonra küçülen ekonomisi için pazar ve iş arıyordu; Türkiye ise sanayisini, başkentini ve üniversitesini kurarken siyasi bedeli olmayan bir bilgi ve teknoloji kaynağına ihtiyaç duyuyordu. Selanik'ten tanıdık bir büyükelçi, kliring hesapları, Ankara'nın bakanlıklar semti ve İstanbul'un kürsüleri bu ihtiyaçların buluştuğu yerlerdi.
1938'de Avusturya'nın Almanya'ya katılmasıyla bağımsız bir Avusturya devleti bir süre için tarihten silindi; fakat 1924'te başlayan iş birliğinin eserleri, Ankara'nın binalarında ve Türk bilim hayatında yaşamaya devam etti.