İçeriğe geç
Giriş yap
0

Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi: vakıf kitaplıklarının buluştuğu hazine

Gece Kâtibi başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Gece KâtibiKonu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
İstanbul'un tarihî yarımadasında, Mimar Sinan'ın şaheseri Süleymaniye Külliyesi'nin medreselerinde hizmet veren Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi, dünyanın en zengin İslam yazmaları koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapar. Kütüphane, 1918 yılında Evkaf Nezareti'nin, İstanbul'un dağınık vakıf kütüphanelerindeki kitapları tek bir merkezde toplama kararıyla kuruldu. O günden bu yana pek çok tarihî kütüphanenin koleksiyonu burada bir araya getirildi. Arapça, Farsça ve Türkçe yazılmış on binlerce el yazması eser, tezhipli Kur'an nüshaları, tefsir, hadis, fıkıh, tıp, astronomi, matematik, tarih ve edebiyat eserleri, Süleymaniye'nin raflarında korunmaktadır. Bu yazıda kütüphanenin kuruluşunu, koleksiyonlarını, restorasyon çalışmalarını ve araştırmacılar için taşıdığı önemi ele alıyoruz.
Kaynaklar
Belge: SÜLEYMANİYE KÜTÜPHANESİ — TDV İslâm Ansiklopedisi maddesi, Müellif: Nevzat Kaya; Cilt 38, s. 121-123. Tarih: 2010.
Süleymaniye Kütüphanesi'nin giriş tabelası
Süleymaniye Kütüphanesi'nin giriş tabelasıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY 2.0, yazar: Михал Орела. Dosya sayfası

Vakıf kütüphanesi geleneği

Osmanlı Devleti'nde kütüphaneler, çoğunlukla vakıf olarak kurulurdu. Padişahlar, devlet adamları ve âlimler, camilerin, medreselerin ve tekkelerin yanında kitaplıklar kurar, bu kitaplıkların bakımı ve görevlilerinin maaşı için gelir kaynakları ayırırdı. Süleymaniye Camii'nin de kuruluşundan itibaren bir kitaplığı vardı. On sekizinci yüzyılda İstanbul'da bağımsız binalara sahip kütüphaneler kurulmaya başlandı. 1678 yılında açılan Köprülü Kütüphanesi, cami ya da medreseden bağımsız ilk Osmanlı kütüphanesi olarak kabul edilir. Sonraki yıllarda Ragıp Paşa, Atıf Efendi, Âşir Efendi ve Hamidiye gibi pek çok vakıf kütüphanesi kuruldu.

Bu kütüphaneler, şehrin farklı semtlerine dağılmıştı ve her birinin kendi vakfiyesi, hafız-ı kütüb denilen görevlileri ve okuyucuları vardı. Ancak zamanla vakıf gelirlerinin azalması, binaların bakımının zorlaşması, yangın ve rutubet gibi tehlikeler, bu değerli koleksiyonların korunmasını güçleştirdi. Birinci Dünya Savaşı yıllarında Evkaf Nezareti, bu sorunlara çözüm olarak dağınık kütüphaneleri tek bir merkezde toplama kararı aldı.

Kütüphanenin kuruluşu

Evkaf Nezareti'nin kararıyla, bazı vakıf kütüphanelerindeki kitaplar önce 1914 yılında Süleymaniye'deki Medresetü'l-Mütehassısîn'e taşındı. Ardından bu kitaplar, Süleymaniye Camii'nin kendi koleksiyonuyla birlikte külliyenin medreselerine yerleştirildi. Böylece 1918 yılında Süleymaniye Umumi Kütüphanesi kuruldu. Kütüphane, Mimar Sinan'ın inşa ettiği külliyenin birinci ve ikinci medreseleri olan Evvel ve Sâni medreselerinde hizmet vermeye başladı. Medreselerin revaklı avluları ve kubbeli odaları, kitapların korunması ve okunması için yeniden düzenlendi.

Kuruluşla birlikte Süleymaniye Camii'nin kitaplığına Âşir Efendi, Beşir Ağa, Çorlulu Ali Paşa, Lâleli ve Molla Çelebi gibi kütüphanelerin koleksiyonları eklendi. Sonraki yıllarda İstanbul'un başka vakıf kütüphanelerinin koleksiyonları da Süleymaniye'ye taşındı. Bu süreçte Ayasofya, Fatih ve Yeni Cami gibi büyük selâtin kütüphanelerinin değerli koleksiyonları da Süleymaniye'de bir araya geldi. Koleksiyonlar taşınırken her birinin adı korundu; bu yüzden Süleymaniye'de bugün de eserler, geldikleri kütüphanenin adıyla anılır.
Ek bilgi
YAYGIN İDDİA
Süleymaniye Kütüphanesi, Kanuni Sultan Süleyman döneminde bugünkü hâliyle kurulmuş bir saray kütüphanesidir.
Ek bilgi
DOĞRUSU
Süleymaniye Camii'nin kuruluşundan itibaren bir kitaplığı olsa da bugünkü Süleymaniye Kütüphanesi, 1918'de Evkaf Nezareti'nin dağınık vakıf kütüphanelerini külliyenin medreselerinde toplamasıyla kurulmuştur. Koleksiyonlarının büyük bölümü sonradan buraya taşınan vakıf kütüphanelerinden gelir.
Süleymaniye Kütüphanesi Yeni Cami koleksiyonundaki 1322 tarihli Acâibü'l-mahlûkât nüshasının açılış sayfaları
Süleymaniye Kütüphanesi Yeni Cami koleksiyonundaki 1322 tarihli Acâibü'l-mahlûkât nüshasının açılış sayfalarıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: 1322 artist. Dosya sayfası

Koleksiyonların zenginliği

Süleymaniye Kütüphanesi'nin en değerli yanı, koleksiyonlarının çeşitliliği ve zenginliğidir. Kütüphanede Kur'an-ı Kerim nüshaları, tefsir, hadis, fıkıh, kelam ve tasavvuf eserlerinin yanı sıra felsefe, mantık, tıp, astronomi, matematik, coğrafya, tarih ve edebiyat alanlarında yazılmış eserler bulunur. Eserlerin önemli bir kısmı Arapça, Farsça ve Türkçe yazılmıştır. Bazı eserler, yazarlarının kendi el yazısıyla yazdığı müellif nüshalarıdır; bazıları ise başka hiçbir kütüphanede bulunmayan tek nüshalardır.

Kütüphanede yer alan minyatürlü ve tezhipli yazmalar, İslam kitap sanatlarının seçkin örnekleri arasındadır. Örneğin Yeni Cami koleksiyonunda bulunan ve 1322 yılında Fars bölgesinde istinsah edilen Kazvînî'nin Acâibü'l-mahlûkât nüshası, renkli resimleriyle dikkat çeker. Bu eser, gökyüzü, yıldızlar, hayvanlar, bitkiler ve insanlar hakkında bilgiler veren bir kozmografya kitabıdır. Kütüphanede ayrıca Osmanlı şairlerinin divanları, tarih kitapları ve bilim eserlerinin değerli nüshaları da korunmaktadır.

Kitap Şifahanesi: restorasyon ve koruma

Yazma eserlerin korunması, özel bilgi ve beceri gerektiren bir iştir. Kâğıt, mürekkep ve cilt, zamanla rutubet, böcek, ışık ve kullanım nedeniyle zarar görebilir. Süleymaniye Kütüphanesi bünyesinde kurulan restorasyon ve konservasyon birimi, halk arasında Kitap Şifahanesi olarak da anılır. Bu birimde uzmanlar, yıpranmış yazmaları temizler, yırtık sayfaları onarır, ciltleri yeniler ve eserleri uygun koşullarda saklanacak biçimde hazırlar. Eserlerin dezenfeksiyonu ve kâğıt onarımı için özel yöntemler kullanılır. Bu çalışmalar, yüzyıllık eserlerin gelecek kuşaklara aktarılması için büyük önem taşır.

Dijitalleşme ve araştırmacılar

Süleymaniye Kütüphanesi, bugün Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığına bağlı olarak hizmet vermektedir. 2012 yılında kurulan bu kurum, Türkiye'deki yazma eser kütüphanelerinin koordinasyonunu, eserlerin korunmasını, kataloglanmasını ve dijital ortama aktarılmasını üstlenmiştir. Süleymaniye'deki eserlerin önemli bir bölümü dijital ortama aktarılmış ve araştırmacıların kullanımına sunulmuştur. Bu sayede dünyanın dört bir yanındaki araştırmacılar, İstanbul'a gelmeden de pek çok esere erişebilmektedir.

Kütüphane, her yıl yurt içinden ve yurt dışından binlerce araştırmacıyı ağırlar. İslam düşüncesi, Osmanlı tarihi, bilim tarihi ve edebiyat alanlarında çalışan araştırmacılar için Süleymaniye, vazgeçilmez bir başvuru yeridir. Kütüphanenin katalogları, eserlerin konularına, yazarlarına ve geldikleri koleksiyonlara göre düzenlenmiştir.
Tarih notu
Kronoloji
1557: Süleymaniye Külliyesi'nin tamamlanması.
1678: Köprülü Kütüphanesi'nin açılması.
1914: Vakıf kütüphanelerindeki bazı kitapların Süleymaniye'ye taşınması.
1918: Süleymaniye Umumi Kütüphanesi'nin kuruluşu.
2012: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı'nın kuruluşu.

Medreseden kütüphaneye

Süleymaniye Kütüphanesi'nin Mimar Sinan'ın medreselerinde hizmet vermesi, ona ayrı bir anlam kazandırır. On altıncı yüzyılda ilim öğrenmek için kurulan bu medreseler, bugün de ilmin hizmetindedir. Medreselerin avlusundaki ağaçlar, şadırvan ve revaklar, araştırmacılara huzurlu bir çalışma ortamı sunar. Öğrencilerin bir zamanlar ders gördüğü odalar, bugün yazmaların saklandığı ve okunduğu mekânlara dönüşmüştür. Bu süreklilik, Osmanlı'nın ilim geleneği ile bugünkü araştırma dünyası arasında güçlü bir köprü kurar.

Süleymaniye Kütüphanesi'ni değerlendirmek: dağınık hazinelerin bir araya gelişi

Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi, Osmanlı vakıf kütüphanesi geleneğinin modern bir koruma anlayışıyla buluştuğu eşsiz bir kurumdur. 1918'de Evkaf Nezareti'nin aldığı karar, şehrin farklı köşelerine dağılmış ve bakımı giderek zorlaşan değerli koleksiyonların tek bir çatı altında korunmasını sağladı. Koleksiyonların taşınırken kendi adlarını koruması, her bir vakıf kütüphanesinin kuruluş hikâyesinin ve kurucusunun hatırasının yaşatılmasına imkân verdi. Ayasofya, Fatih ve Yeni Cami gibi büyük kütüphanelerin hazineleri, bugün Süleymaniye'de araştırmacıların hizmetindedir. Kitap Şifahanesi'nde yürütülen restorasyon çalışmaları, yüzyıllık eserlerin geleceğe aktarılması için gösterilen özenin somut bir ifadesidir. Dijitalleşme çalışmaları ise bu hazineleri dünyanın her yerindeki araştırmacılara açarak kütüphanenin erişim alanını genişletti. Mimar Sinan'ın medreselerinin bugün de ilmin hizmetinde olması, Osmanlı ilim geleneği ile günümüz arasındaki sürekliliğin güzel bir simgesidir. Süleymaniye'yi anlamak, bir medeniyetin bilgi birikimini korumak için yüzyıllar boyunca gösterdiği emeği ve bu emeğin bugün nasıl sürdürüldüğünü görmek demektir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap