İçeriğe geç
Giriş yap
0

British Library'deki Türkçe yazmalar: Londra'da bir Osmanlı kütüphanesi

Mavi Mürekkep başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Mavi MürekkepKonu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Osmanlı dönemine ait el yazmaları, yalnızca Türkiye'deki kütüphanelerde değil, dünyanın birçok büyük kütüphanesinde de saklanır. Bu kütüphanelerden biri, Londra'daki British Library'dir. Kütüphanenin Asya ve Afrika koleksiyonları içinde, yüzyıllar boyunca toplanmış yüzlerce Türkçe yazma bulunur. Bu yazmalar arasında divanlar, tarih kitapları, coğrafya eserleri, tıp risaleleri, mektup mecmuaları, resimli kitaplar ve Kur'an nüshaları yer alır. Bu yazıda British Library'nin Türkçe yazmalarının nasıl toplandığını, koleksiyonun hangi eserleri içerdiğini, yazmaların nasıl kataloglandığını ve bugün araştırmacılar için ne anlama geldiğini inceliyoruz.
British Library ve St Pancras
British Library ve St PancrasGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Patche99z. Dosya sayfası

Kütüphanenin kuruluşu

British Library, bugünkü adıyla 1973 yılında kuruldu. Ancak kütüphanenin koleksiyonlarının büyük bir kısmı, 1753 yılında kurulan British Museum'un kütüphanesinden gelir. British Museum, kuruluşundan itibaren dünyanın farklı bölgelerinden el yazmaları toplamaya başladı. Bu yazmalar arasında, Osmanlı topraklarından gelen Türkçe, Arapça ve Farsça eserler de vardı.

British Library'nin Asya koleksiyonlarının bir diğer kaynağı ise India Office Library'dir. Bu kütüphane, İngiliz Doğu Hindistan Şirketi'nin ve daha sonra Hindistan Bakanlığı'nın topladığı eserleri içeriyordu. India Office Library'nin koleksiyonları da sonradan British Library'ye katıldı. Bu koleksiyonlarda da bazı Türkçe yazmalar bulunur.

Yazmalar nasıl toplandı?

British Library'nin Türkçe yazmaları, birçok farklı yoldan kütüphaneye geldi. Bir kısmı, Osmanlı topraklarında görev yapan İngiliz diplomatların, tüccarların ve seyyahların topladığı eserlerdir. Bu kişiler, İstanbul'da, İzmir'de, Halep'te ve diğer şehirlerde yazmalar satın alarak İngiltere'ye götürdü. Bu yazmalar, daha sonra satış ya da bağış yoluyla British Museum'a geçti.

Bir kısmı ise İngiliz akademisyenlerin ve koleksiyoncuların özel kütüphanelerinden gelir. On sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllarda, Doğu dillerine ve kültürlerine ilgi duyan birçok İngiliz akademisyen, kendi kütüphanelerinde Türkçe yazmalar topladı. Bu kütüphaneler, sahiplerinin ölümünden sonra British Museum'a satıldı ya da bağışlandı.
British Library'deki 1599 tarihli, Osmanlı topraklarında hazırlanmış Ravzatü's-Safâ nüshasından bir sayfa
British Library'deki 1599 tarihli, Osmanlı topraklarında hazırlanmış Ravzatü's-Safâ nüshasından bir sayfaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: 1600 artist. Dosya sayfası

Koleksiyonda neler var?

British Library'nin Türkçe yazmaları, çok çeşitli konuları kapsar. Koleksiyonda, Osmanlı divan şiirinin önemli eserleri bulunur. Fuzûlî, Bâkî, Nef'î ve Nedîm gibi şairlerin divanlarının nüshaları, koleksiyonun bir parçasıdır. Bu nüshalar, şairlerin eserlerinin farklı dönemlerde nasıl kopyalandığını ve yayıldığını gösterir.

Koleksiyonda ayrıca Osmanlı tarih kitaplarının nüshaları da bulunur. Osmanlı tarihçilerinin eserleri, farklı dönemlerde kopyalanarak çoğaltılmıştı. Bu nüshalar, tarih metinlerinin nasıl aktarıldığını ve farklı nüshalar arasındaki farkları incelemek için önemlidir.

Koleksiyonun bir başka önemli bölümü, resimli yazmalardır. Bu yazmalar, Osmanlı minyatür sanatının örneklerini içerir. Bazı yazmalarda, padişahların portreleri, savaş sahneleri, şehir manzaraları ve gündelik hayat sahneleri yer alır. Bu resimler, Osmanlı sanat tarihinin önemli kaynaklarıdır.
Ek bilgi
DOĞRUSU
British Library'deki Türkçe yazmaların büyük bir kısmı, yağma ya da savaş ganimeti olarak değil, satın alma, bağış ve koleksiyon devri yoluyla kütüphaneye geldi. Yazmaların çoğu, Osmanlı topraklarında yaşayan ya da seyahat eden kişilerin satın aldığı eserlerdir. Ancak her yazmanın geliş yolu, kendi kayıtlarıyla ayrı ayrı incelenmelidir.

Kataloglar

British Library'nin Türkçe yazmalarını tanıtan en önemli eser, Charles Rieu'nün 1888 yılında yayımladığı Türkçe yazmalar kataloğudur. Rieu, British Museum'un Doğu yazmaları bölümünde görev yapan bir uzmandı. Kataloğunda, o dönemde müzede bulunan Türkçe yazmaları tek tek tanıttı. Her yazmanın içeriğini, yazarını, kopya tarihini ve fiziki özelliklerini ayrıntılı olarak anlattı.

Rieu'nün kataloğu, bugün de araştırmacıların başvurduğu önemli bir kaynaktır. Ancak bu katalog, yalnızca on dokuzuncu yüzyılın sonuna kadar müzeye gelen yazmaları kapsar. Daha sonra gelen yazmalar, farklı kataloglarda ve kütüphanenin kendi kayıtlarında tanıtılmıştır. Bugün kütüphanenin çevrim içi katalogları, yazmaların aranmasını kolaylaştırır.

Yazmaların raf numaraları, genellikle geldikleri koleksiyona göre farklı ön eklerle başlar. Örneğin Add. ön eki, sonradan eklenen yazmaları; Or. ön eki ise Doğu yazmaları koleksiyonunu gösterir. Araştırmacılar, bir yazmaya atıfta bulunurken bu raf numaralarını kullanır.
British Library avlusundaki Newton heykeli
British Library avlusundaki Newton heykeliGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 2.0, yazar: RichTea. Dosya sayfası

Dijitalleştirme

British Library, son yıllarda koleksiyonlarının bir kısmını dijitalleştirerek çevrim içi erişime açtı. Bazı Türkçe yazmaların dijital kopyaları, kütüphanenin dijital koleksiyon sayfalarında görüntülenebilir. Bu dijitalleştirme çalışmaları, araştırmacıların Londra'ya gitmeden yazmaları incelemesine imkân verir.

Ancak koleksiyonun tamamı henüz dijitalleştirilmiş değildir. Birçok yazma, yalnızca kütüphanenin okuma salonlarında incelenebilir. Araştırmacılar, kütüphanenin okuyucu kartını alarak bu yazmaları inceleyebilir. Ayrıca kütüphane, 2023 yılında yaşadığı siber saldırının ardından bazı çevrim içi hizmetlerini uzun süre kısıtlı olarak sunmak zorunda kaldı.

Araştırmacılar için değeri

British Library'nin Türkçe yazmaları, Osmanlı edebiyatı, tarihi ve sanatı üzerine çalışan araştırmacılar için önemli bir kaynaktır. Bazı eserlerin nadir nüshaları, yalnızca bu koleksiyonda bulunur. Bu nüshalar, eserlerin metin tarihini incelemek ve eleştirili neşirlerini hazırlamak için kullanılır.

Ayrıca koleksiyon, Osmanlı kültürünün Avrupa'da nasıl tanındığını ve algılandığını anlamak için de değerlidir. Yazmaların kim tarafından, ne zaman ve nasıl toplandığı, Avrupa'nın Osmanlı kültürüne olan ilgisinin tarihini gösterir.

Bir yazmanın kimliğini okumak

Bir yazmayı inceleyen araştırmacının ilk baktığı yer, genellikle metnin sonundaki ketebe kaydıdır. Bu kayıtta kâtip, kitabı ne zaman ve nerede bitirdiğini, bazen de kendi adını yazar. Ketebe kaydı bulunmayan nüshalarda ise kâğıdın cinsi, filigranlar, cildin süslemesi ve yazı üslubu, yazmanın tarihini tahmin etmeye yardımcı olur.

Yazmaların kenarlarında ve ilk sayfalarında yer alan mühürler ile sahiplik kayıtları da önemlidir. Bu kayıtlar, yazmanın elden ele geçerken kimlerin kütüphanesinde bulunduğunu gösterir. Böylece bir divan nüshasının önce bir İstanbul medresesinde, sonra bir tüccarın evinde, en sonunda da bir İngiliz koleksiyoncunun kütüphanesinde bulunduğu adım adım izlenebilir.
Tarih notu
Kronoloji
1753: British Museum'un kuruluşu
18.–19. yüzyıllar: Türkçe yazmaların satın alma ve bağış yoluyla toplanması
1888: Charles Rieu'nün Türkçe yazmalar kataloğunun yayımlanması
1973: British Library'nin kuruluşu
1982: India Office Library koleksiyonlarının British Library'ye katılması
2023: Siber saldırı ve çevrim içi hizmetlerin kısıtlanması

Thames kıyısında Osmanlı sayfaları

British Library'deki Türkçe yazmalar, Osmanlı kültürünün dünyaya yayılmış mirasının önemli bir parçasıdır. Bu yazmalar, yüzyıllar boyunca diplomatların, tüccarların, seyyahların ve akademisyenlerin topladığı eserlerden oluşur. Koleksiyon, Osmanlı divan şiirinden tarih kitaplarına, resimli yazmalardan tıp risalelerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsar.

Charles Rieu'nün kataloğu, koleksiyonun tanınmasında önemli bir rol oynadı ve bugün de araştırmacıların başvurduğu bir kaynak olmaya devam ediyor. Dijitalleştirme çalışmaları ise yazmalara erişimi kolaylaştırıyor. Ancak koleksiyonun büyük bir kısmı, hâlâ yalnızca kütüphanenin okuma salonlarında incelenebiliyor.

Bu yazmalar, Osmanlı kültürünün yalnızca Türkiye'deki kütüphanelerde değil, dünyanın birçok yerinde korunduğunu hatırlatır. Her yazma, kendi yolculuğunun hikâyesini taşır: İstanbul'da bir kâtibin kaleminden çıkan bir divan, yüzyıllar sonra Londra'da bir araştırmacının masasında yeniden okunur. Bu yolculuk, kültürlerin birbirine nasıl dokunduğunu gösteren sessiz bir tanıktır. Osmanlı edebiyatının metin tarihini yazmak isteyen her araştırmacı, er ya da geç bu koleksiyonun kapısını çalmak zorunda kalır. Kenarlardaki eski mühürler ve okuyucu notları ise bu kapının ardında, kitabın bütün eski sahiplerinin sessizce beklediğini hissettirir; her nüsha, kendi küçük tarihini de okuyucusuna emanet eder.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap