Birinci Dünya Savaşı'nın en uzun kuşatmalarından biri, İslam'ın ikinci kutsal şehri Medine'de yaşandı. 1916 haziranında Mekke Şerifi Hüseyin'in başlattığı Arap isyanından sonra Medine, iki buçuk yıl boyunca kuşatma altında kaldı. Şehrin savunmasını yöneten Fahreddin Paşa, 30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Mütarekesi'nden sonra bile teslim olmayı reddetti ve ancak 1919 ocağında şehri teslim etti. Bu direniş, Türk hafızasında bir sadakat ve fedakârlık destanı olarak yer aldı. Bu yazıda Medine'nin savunmasını, Fahreddin Paşa'nın kişiliğini, Hicaz Demiryolu'nun rolünü, kutsal emanetlerin İstanbul'a gönderilmesini ve teslimin nasıl gerçekleştiğini anlatıyoruz.
Fahreddin PaşaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Arap isyanı
Birinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere, Osmanlı'yı Arap topraklarında zayıflatmak için Arap liderleriyle ilişki kurdu. Mekke Şerifi Hüseyin, İngilizlerle yaptığı yazışmalarda, Osmanlı'ya karşı isyan etmesi karşılığında bağımsız bir Arap devleti kurulmasına destek sözü aldı. Bu yazışmalar, tarihte Hüseyin-McMahon yazışmaları olarak bilinir.
Şerif Hüseyin, 1916 haziranında Osmanlı'ya karşı isyanı başlattı. İsyancılar, kısa sürede Mekke'yi, Cidde'yi ve Taif'i ele geçirdi. Ancak Medine'ye yapılan saldırılar, şehrin Osmanlı garnizonu tarafından püskürtüldü. Medine, isyanın en önemli hedefi olarak kaldı.
Fahreddin Paşa kimdi?
Ömer FahreddinPaşa, 1868'de Rusçuk'ta doğdu. Harbiye'den mezun olduktan sonra çeşitli cephelerde görev yaptı. Birinci Dünya Savaşı'nın başında Musul'da kolordu komutanıydı. 1916 mayısında Medine'ye gönderildi ve kısa süre sonra Hicaz Kuvve-i Seferiyesi'nin komutanı oldu.
Fahreddin Paşa, dindar ve disiplinli bir askerdi. Medine'deki görevini, Peygamber'in şehrini koruma görevi olarak görüyordu. Bu bakış açısı, onun teslim olmayı reddetmesinin en önemli nedenlerinden biri oldu. Fahreddin Paşa, Cumhuriyet döneminde Türkkan soyadını aldı.
Ek bilgi
DOĞRUSU
Fahreddin Paşa'ya İngilizler tarafından Çöl Kaplanı lakabının verildiği yaygın olarak anlatılır. Bu lakap, Türk kaynaklarında ve popüler anlatılarda sıkça yer alır. Paşa'nın asıl adı Ömer Fahreddin'dir; Cumhuriyet döneminde Türkkan soyadını almıştır.
Hicaz Demiryolu: Medine'nin can damarı
Medine'nin uzun süre dayanabilmesinin en önemli nedeni, Hicaz Demiryoluydu. 1908'de tamamlanan demiryolu, Şam'ı Medine'ye bağlıyordu. Bu demiryolu sayesinde Medine'ye asker, mühimmat ve erzak gönderilebiliyordu.
Arap isyancıları ve onlara yardım eden İngiliz subayları, demiryolunu sık sık saldırılarla kesmeye çalıştı. Bu saldırıların en ünlüsü, İngiliz subayı T. E. Lawrence'ın katıldığı baskınlardı. Lawrence, daha sonra Arabistanlı Lawrence adıyla ünlendi. İsyancılar, rayları ve köprüleri havaya uçurdu, trenlere saldırdı. Osmanlı askerleri, demiryolunu onarmak için sürekli çalıştı.
Demiryoluna yapılan saldırılar, Medine'nin ikmalini zorlaştırdı; ancak tamamen kesemedi. 1918'e kadar trenler, aralıklarla da olsa Medine'ye ulaşmaya devam etti. Bu süre boyunca Fahreddin Paşa, şehrin savunmasını güçlendirdi ve dış mevzileri korudu. Fahreddin Paşa bayramlaşırkenGörsel: Wikimedia Commons, CC0, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Kutsal emanetlerin İstanbul'a gönderilmesi
Fahreddin Paşa'nın Medine'deki en önemli kararlarından biri, Hz. Muhammed'in kabrinin bulunduğu Mescid-i Nebevi'deki değerli eşyaların İstanbul'a gönderilmesiydi. Bu eşyalar arasında kıymetli Kuran nüshaları, mücevherler, kandiller ve başka değerli eşyalar vardı. Fahreddin Paşa, bu eşyaların savaş sırasında zarar görmesinden ya da yağmalanmasından korkuyordu.
Eşyalar, 1917'de özel bir trenle ve sıkı bir koruma altında İstanbul'a gönderildi. Bugün bu eşyaların önemli bir kısmı, Topkapı Sarayı'nda korunmaktadır. Bu karar, sonraki yıllarda bazı tartışmalara da konu oldu.
Şehirden göç
Kuşatmanın uzaması, Medine'nin sivil halkı için de büyük zorluklar yarattı. Şehirdeki erzak azaldıkça, Fahreddin Paşa sivil halkın bir kısmının şehirden çıkarılmasına karar verdi. 1917 ve 1918'de binlerce Medineli, trenlerle Şam'a ve Osmanlı'nın başka şehirlerine gönderildi. Bu göç, Medine'nin nüfusunu büyük ölçüde azalttı.
Bu olay, Medine'nin yerel hafızasında acı bir hatıra olarak kaldı. Ailelerin bir kısmı dağıldı, bir kısmı yıllarca şehre dönemedi. Kuşatmanın askerî yönü kadar bu sivil boyutu da, Medine savunmasının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gereken bir konudur.
Kuşatma altında bir şehrin günlük hayatı
Kuşatmanın uzun sürmesi, Medine'deki garnizonun hayatını da derinden etkiledi. Askerler, şehrin çevresindeki hurmalıkları ve kuyuları korumak için dış mevzilerde nöbet tutuyordu. Hurma, kuşatmanın son aylarında garnizonun en önemli besin kaynaklarından biri hâline geldi. Trenlerin seyrekleşmesiyle birlikte un, şeker ve ilaç gibi maddeler azaldı.
Fahreddin Paşa, garnizonun moralini korumak için Mescid-i Nebevi'de düzenli toplantılar yaptı. Paşa'nın bu toplantılarda askerlere Peygamber'in şehrini koruma görevini hatırlattığı anlatılır. Garnizon, aynı zamanda şehrin içindeki su kaynaklarını, erzak depolarını ve hastaneyi de yönetiyordu. Bu düzen, kuşatma altındaki şehrin iki buçuk yıl boyunca ayakta kalmasını sağladı.
Fahreddin Paşa, bu emri yerine getirmeyi reddetti. Paşa, Peygamber'in şehrini düşmana teslim etmeyi vicdanına sığdıramadığını ifade etti. Hükümet, emri birkaç kez tekrarladı ve Fahreddin Paşa'yı görevden aldı; ancak Paşa, Medine'de kalmaya ve savunmayı sürdürmeye devam etti.
Ek bilgi
YAYGIN İDDİA
Fahreddin Paşa'nın Medine'yi hiç teslim etmediği ve sonuna kadar savaşarak şehirde kaldığı sıkça söylenir. Oysa Paşa, mütarekeden yaklaşık yetmiş gün sonra, garnizonun durumu iyice ağırlaşınca şehri teslim etti. Teslim, kendi subaylarının da zorlamasıyla gerçekleşti.
Teslim
Mütarekeden sonra Medine'deki durum giderek kötüleşti. Garnizonda hastalıklar yayıldı, erzak azaldı. Subayların bir kısmı, Fahreddin Paşa'yı teslim olmaya ikna etmeye çalıştı. Sonunda 1919 ocağında Fahreddin Paşa, Medine'yi Arap kuvvetlerine teslim etti. Teslimden sonra İngilizler tarafından esir alındı ve bir süre Mısır'da, ardından Malta'da tutuldu.
Fahreddin Paşa, 1921'de Malta'dan serbest bırakıldı ve Anadolu'ya geçerek Milli Mücadele'ye katıldı. Daha sonra Kabil'de büyükelçi olarak görev yaptı. 1948'de vefat etti ve İstanbul'da Aşiyan Mezarlığı'na defnedildi. Hicaz Demiryolu'nun güzergâhıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: No machine-readable author provided. Degeefe assumed (based on copyright claims). Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji 1868: Ömer Fahreddin'in Rusçuk'ta doğumu 1908: Hicaz Demiryolu'nun Medine'ye ulaşması 1916 mayıs: Fahreddin Paşa'nın Medine'ye gönderilmesi 1916 haziran: Arap isyanının başlaması 1917: Kutsal emanetlerin İstanbul'a gönderilmesi 30 Ekim 1918: Mondros Mütarekesi 1919 ocak: Medine'nin teslimi 1921: Fahreddin Paşa'nın Malta'dan serbest bırakılması 1948: Fahreddin Paşa'nın ölümü
Sadakatin ve inadın aynı kişide buluştuğu savunma
Medine savunması, Birinci Dünya Savaşı'nın en uzun ve en sıra dışı kuşatmalarından biridir. Fahreddin Paşa'nın şehri iki buçuk yıl boyunca savunması, hem askerî açıdan hem de manevi açıdan etkileyici bir başarıydı. Hicaz Demiryolu'nun sürekli saldırılara rağmen ayakta tutulması, garnizonun bu süre boyunca dayanabilmesini sağladı.
Fahreddin Paşa'nın mütarekeden sonra teslim olmayı reddetmesi, onun kişiliğini en iyi yansıtan olaydır. Paşa, devletin emrinden çok kendi vicdanının sesini dinledi. Bu tutum, Türk hafızasında bir sadakat örneği olarak hatırlanır. Ancak bu tutumun bedelini garnizondaki askerler ve şehrin halkı da ödedi. Hastalıklar ve kıtlık, teslimin gecikmesiyle birlikte ağırlaştı.
Medine savunmasını değerlendirirken, kahramanlık anlatısının yanında şehrin sivil halkının yaşadıklarını da hatırlamak gerekir. Binlerce Medineli, şehirden çıkarılarak uzak şehirlere gönderildi. Bu olay, savaşın yalnızca askerleri değil, sivilleri de nasıl etkilediğini gösterir. Fahreddin Paşa'nın hikâyesi, bir askerin inancının ve inadının, bir şehrin kaderini nasıl belirleyebileceğini anlatan, hem takdir hem de düşünce uyandıran bir hikâyedir. Bugün Medine'deki Hicaz istasyonunun eski binası ve Topkapı'daki emanetler, bu uzun kuşatmanın iki ayrı şehirde kalan izleri olarak duruyor.