İçeriğe geç
Giriş yap
0

"Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır": Sakarya Muharebesi'nin savunma anlayışı

SohbeX Editör 5 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 5Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Bir askerî ilkenin doğuşu

Sakarya Meydan Muharebesi'nin en kritik günlerinde Türk ordusu, Yunan taarruzu karşısında bazı mevzilerini kaybetmek zorunda kalmıştı. Bir savunma hattının düşmesi, klasik askerî anlayışa göre bütün cephenin çökmesi anlamına gelebilirdi. Bu koşullarda Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, orduya yeni bir savunma anlayışı kazandırdı. Bu anlayışı ifade eden sözler, Türk askerî tarihinin en bilinen sözleri arasına girdi: "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır."

Bu söz, Mustafa Kemal Paşa'nın Nutuk'ta Sakarya Muharebesi'ni anlatırken aktardığı bir ilkedir. Bu yazı, sözün ortaya çıktığı koşulları, anlamını ve Sakarya zaferindeki rolünü ele alıyor.
Sakarya Meydan Muharebesi Tarihî Millî Parkı, Polatlı-Haymana
Sakarya Meydan Muharebesi Tarihî Millî Parkı, Polatlı-HaymanaGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Murat Özsoy 1958. Dosya sayfası

Sakarya'ya giden yol

Temmuz 1921'deki Kütahya-Eskişehir muharebelerinden sonra Türk ordusu, Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilmişti. Mustafa Kemal Paşa, 5 Ağustos 1921'de Başkomutanlık görevini üstlendi. Tekâlif-i Milliye emirleriyle ordunun ihtiyaçları karşılanmaya çalışıldı. Yunan ordusu ise Ankara'yı ele geçirmek amacıyla büyük bir taarruza hazırlanıyordu.

23 Ağustos 1921'de Yunan taarruzu başladı. Muharebe, Ankara'nın yaklaşık yüz kilometre batısında, Sakarya Nehri ile Ankara arasındaki geniş bir alanda yapıldı. Polatlı ve Haymana çevresindeki tepeler, muharebenin en şiddetli çatışmalarına sahne oldu. Türk ordusu sayıca ve silah bakımından Yunan ordusundan zayıftı.
Tarih notu
5 Ağustos 1921: Mustafa Kemal Paşa'nın Başkomutanlığı üstlenmesi.
23 Ağustos 1921: Sakarya Meydan Muharebesi'nin başlaması.
Eylül 1921 başı: Türk ordusunun en zor günleri.
10 Eylül 1921: Türk karşı taarruzunun başlaması.
13 Eylül 1921: Yunan ordusunun Sakarya'nın batısına çekilmesi.
19 Eylül 1921: Mustafa Kemal Paşa'ya Mareşal rütbesi ve Gazi unvanının verilmesi.
15-20 Ekim 1927: Nutuk'un okunması.

Hat savunmasının sınırları

Birinci Dünya Savaşı'nın askerî anlayışında savunma, genellikle belirli bir hat üzerinde yapılırdı. Siperlerle tahkim edilmiş bu hat, ne pahasına olursa olsun korunmaya çalışılırdı. Hattın bir noktasının düşmesi, düşmanın arkaya sızmasına ve bütün cephenin geri çekilmesine yol açabilirdi. Böyle bir durumda birlikler, kuşatılma tehlikesiyle karşı karşıya kalır ve büyük bir düzensizlik içinde geri çekilirdi.

Sakarya'da Yunan ordusunun üstünlüğü göz önüne alındığında, Türk ordusunun bütün hatları elinde tutması mümkün değildi. Bir hattın düşmesi kaçınılmazdı. Mustafa Kemal Paşa, bu durumun bütün ordunun moralini çökertmesini ve düzensiz bir geri çekilmeye yol açmasını önlemek istiyordu.
Sakarya Meydan Muharebesi Tarihî Millî Parkı'ndan bir görünüm
Sakarya Meydan Muharebesi Tarihî Millî Parkı'ndan bir görünümGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Murat Özsoy 1958. Dosya sayfası

Sözün tam metni

Mustafa Kemal Paşa, Nutuk'ta Sakarya Muharebesi'ndeki savunma anlayışını şöyle anlatır: "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz. Onun için küçük büyük her cüzütam bulunduğu mevziden atılabilir. Fakat küçük büyük her cüzütam, ilk durabildiği noktada tekrar düşmana karşı cephe teşkil edip muharebeye devam eder. Yanındaki cüzütamın çekilmeye mecbur olduğunu gören cüzütamlar ona tabi olamaz. Bulunduğu mevzide nihayete kadar sebat ve mukavemete mecburdur."

Bu metnin bugünkü Türkçeyle anlamı şöyledir: "Savunma hattı yoktur, savunma alanı vardır. O alan bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk edilemez. Bu nedenle küçük büyük her birlik bulunduğu mevziden atılabilir. Ancak küçük büyük her birlik, ilk durabildiği noktada yeniden düşmana karşı cephe kurup savaşa devam eder. Yanındaki birliğin çekilmek zorunda kaldığını gören birlikler onu izleyemez. Bulunduğu mevzide sonuna kadar direnmek ve dayanmak zorundadır."
Ek bilgi
Metinde geçen "cüzütam" kelimesi, kendi başına hareket edebilen askerî birlik anlamına gelir. "Hattı müdafaa" savunma hattı, "sathı müdafaa" ise savunma alanı demektir. "Sebat" kararlılık, "mukavemet" ise direniş anlamındadır.

Yeni anlayışın özü

Mustafa Kemal Paşa'nın getirdiği yeni anlayışın özü, savunmanın tek bir çizgiye değil, bütün bir alana yayılmasıydı. Bir birlik mevzisini kaybettiğinde dağılıp geri çekilmeyecek, ilk uygun noktada yeniden mevzi alarak savaşmaya devam edecekti. Yanındaki birliğin çekilmesi, diğer birliklerin de çekilmesi için bir gerekçe olmayacaktı. Her birlik, kendi mevzisinde sonuna kadar direnecekti.

Bu anlayış, Yunan ordusunun ilerlemesini her adımda zorlaştırdı. Yunan birlikleri bir tepeyi ele geçirdiğinde, birkaç kilometre geride yeniden mevzilenmiş Türk birlikleriyle karşılaşıyordu. Her ilerleme ağır kayıplara mal oluyordu. Yunan ordusu Ankara'ya yaklaştıkça yıpranıyor, ikmal hatları uzuyordu.
Sakarya Meydan Muharebesi'nin geçtiği tepelerden biri
Sakarya Meydan Muharebesi'nin geçtiği tepelerden biriGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Murat Özsoy 1958. Dosya sayfası

Komutanlar ve birlikler

Sakarya Meydan Muharebesi'nde Türk ordusunun Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, Genelkurmay Başkanı ise Fevzi Paşa'ydı. Mustafa Kemal Paşa, muharebeyi Alagöz'deki karargâhından yönetti. Muharebeden kısa süre önce, cepheyi incelerken attan düşerek kaburga kemiğini kırmasına rağmen görevinden ayrılmadı. Yeni savunma anlayışının birliklere aktarılmasında komutanların ve subayların rolü büyüktü. Birlik komutanları, mevzi kaybettiklerinde dağılmadan yeniden toparlanmayı ve ilk uygun noktada direnmeyi askerlerine benimsetti.

Sakarya'da Türk ordusu ağır kayıplar verdi. Özellikle subay kayıpları çok yüksekti. Bu yüzden Sakarya için "subay muharebesi" ifadesi de kullanılır. Pek çok birlikte subaylar askerlerinin önünde savaştı ve şehit düştü.

Muharebenin dönüm noktası

Sakarya Meydan Muharebesi, yirmi iki gün ve gece sürdü. Türk ordusu, Eylül ayının ilk günlerinde en zor anlarını yaşadı. Ancak yeni savunma anlayışı sayesinde cephe çökmedi. Yunan ordusu Ankara'ya ulaşamadan yıprandı ve taarruz gücünü kaybetti. 10 Eylül 1921'de Türk ordusu karşı taarruza geçti. 13 Eylül'de Yunan ordusu Sakarya Nehri'nin batısına çekilmek zorunda kaldı.

Sakarya zaferi, Kurtuluş Savaşı'nın dönüm noktası oldu. 1683 Viyana Kuşatması'ndan beri süren geri çekilme döneminin sona erdiği bir zafer olarak değerlendirildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 19 Eylül 1921'de Mustafa Kemal Paşa'ya Mareşal rütbesi ve Gazi unvanını verdi. Zafer, uluslararası alanda da yankı uyandırdı. Ekim 1921'de Fransa ile Ankara Antlaşması imzalandı.

Vatanın her karışı

"Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır" sözü, yalnızca bir askerî taktiği değil, Kurtuluş Savaşı'nın ruhunu da yansıtır. Sözün devamındaki "Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz" ifadesi, vatan savunmasının bir pazarlık konusu olamayacağını vurgular. Bu anlayış, Misak-ı Millî'nin askerî alandaki karşılığıydı.

Sözün askerî açıdan önemi de büyüktür. Mustafa Kemal Paşa, hat savunması yerine alan savunması anlayışını benimseyerek, sayıca ve silah bakımından üstün bir düşmana karşı direnmenin yolunu buldu. Bu anlayış, birliklere esneklik kazandırıyor, bir mevzinin kaybının bütün cephenin çöküşüne dönüşmesini engelliyordu. Askerî tarihçiler, bu yaklaşımı Sakarya zaferinin en önemli etkenlerinden biri olarak değerlendirir. Söz, bugün de Türk Silahlı Kuvvetleri'nin eğitiminde ve vatan savunması anlayışında önemli bir yer tutar. Sakarya'nın tepelerinde verilen mücadele, bu sözün hayata geçirildiği yerdir.
Dikkat: yanlış bilinen
Söz Nutuk'ta yer alır ve Sakarya Meydan Muharebesi'nin Eylül 1921 başındaki kritik günleriyle ilgilidir. Sözün kısa hâli "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır." olarak bilinir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap