Bugünkü Millî Savunma Bakanlığı'nın soy ağacı üç halkaya ayrılır: 1826-1908 arası Seraskerlik, 1908-1920 arası Harbiye Nezareti ve Millî Mücadele'de Ankara'da kurulan Müdafaa-i Milliye Vekâleti. Bu üçüncü halka, düzenli ordunun bütün ikmal yükünü taşıdığı hâlde, Ulus'taki bir okul binasında kurulmuştu. Kuruluşu, ordu teşkilatı ile Kuvâ-yı Milliye arasındaki geçişi, bugünkü Bakanlık ile Genelkurmay ayrımının nasıl doğduğunu da açıklar. Müdafaa-i Milliye Vekili de olan Fevzi (Çakmak) PaşaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Seraskerlikten Harbiye Nezaretine
II. Mahmut'un Yeniçeri Ocağı'nı kaldırdığı 1826'da kurulan Seraskerlik, ordu işlerini tek elde toplayan makamdı; ilk serasker Ağa Hüseyin Paşa'ydı. Bünyesinde Mektubi, Jurnal, Muhasebe, Vezne, Yoklama, Nizamiye ve Ruznamçe kalemleri vardı. 1876'da yetkilerin bir kısmı yeni kurulan Dâr-ı Şûrâ-yı Askerî'ye bırakıldı. 1908'de Seraskerlik kaldırılarak Harbiye Nezareti kuruldu; ilk Harbiye Nazırı Ömer Rüştü Paşa'ydı. Ancak Erkân-ı Harbiye, piyade, süvari, topçu, levazım, muhasebe, istihkâm, muhakemat ve sıhhiye daireleri arasında eşgüdüm kurulamadı. Bu dönemin en güçlü teşkilatçısı, 1910-1912 ve 1913'te iki kez nazırlık yapan Mahmut Şevket Paşa oldu.
Mondros'tan sonra Harbiye Nazırı Nazım Paşa'nın başvurusuyla 2 Ağustos 1919'da bir Askerî Şûra kuruldu. Şûra, harp hazırlıklarını, seferberlik konularını, kıyı savunmasını ve yüksek rütbeli subayların terfilerini görüşecek bir danışma meclisi olarak tasarlandı. Fakat Mondros'un terhis hükümleri ve işgaller, İstanbul'daki bu yapıyı Anadolu'daki direniş için işlevsiz bırakıyordu.
Meclis hükümeti sisteminde bir vekâlet
1920Ankara'sında "vekâlet" sözcüğü bilinçli seçilmişti. Yürütme yetkisi Meclis'e aitti; vekiller, Meclis'in kendi üyeleri arasından seçtiği ve Meclis adına iş gören kişilerdi. 3 sayılı kanun da tam olarak bunu düzenliyordu: icra vekilleri Meclis tarafından tek tek seçilecek, Meclis'e karşı sorumlu olacaktı. Müdafaa-i Milliye Vekili bu yüzden bir padişahnazırı değil, savaş hâlindeki bir meclisin savunma işlerini yürütmekle görevlendirdiği üyeydi. Bu yapı, vekâletin bütçesinin, alımlarının ve personel kararlarının sürekli Meclis'in denetimine açık olması anlamına geliyordu ve gizli celselerde ordunun ihtiyaçları uzun uzun tartışıldı.
Ankara'nın o günkü imkânları da hesaba katılmalıdır. Şehirde ne bir bakanlık binası ne de yeterli büro vardı; daireler okul, han ve konaklara yerleşti. Ordunun ihtiyacı ise cephenin yüzlerce kilometre uzağındaki bu küçük şehirden, demiryolu ve kağnı kolları üzerinden planlanıyordu.
Kuvâ-yı Milliye'den düzenli orduya
Anadolu'da işgale ilk karşı koyan Kuvâ-yı Milliye müfrezeleri bölgesel başarılar kazandı ama işgalin ilerlemesini durduramadı. Mustafa Kemal Paşa, TBMM Hükümeti'nin gerçek anlamda örgütlenmiş güçlü bir millî orduya sahip olması gerektiğini savundu. TBMM'nin 2 Mayıs 1920'de kabul ettiği 3 sayılı İcra Vekillerinin Suret-i İntihabına Dair Kanun ile Müdafaa-i Milliye ve Erkân-ı Harbiye-i Umumiye ayrı vekâletler olarak belirlendi. 16 Mayıs 1920'de alınan kararla Kuvâ-yı Milliye teşkilatı Müdafaa-i Milliye Vekâleti'ne bağlandı.
Kaynaklar
Belge: Şeriye ve Evkaf ve Erkânı Harbiyei Umumiye vekâletlerinin ilgasına dair Kanun — kabul edilen metin — TBMM Kanunlar Dergisi, Kanun No. 429 · Kanunlar Dergisi Cilt 2. Tarih: 3 Mart 1924.
Mustafa Kemal Paşa'nın aynı gün yayımladığı genelge, işin mali ayağını kuruyordu: "Ulusal Kuvvetlerin genellikle Müdafaa-i Milliye Vekâletine bağlanması dolayısı ile birleştirilmesi ve (…) düzenlenecek bütçenin hazırlığı elde bulunduğundan, bundan sonraki donatım ve yiyeceklerin bütünü ile genel mallardan sağlanmasına karar verilmiştir. Bu kararın yürütülmesine Müdafaa-i Milliye Vekâleti ve Maliye Bakanlığı görevlidir."
Ek bilgi
Ulus'taki Sanat Okulu: Vekâlet Ankara Ulus'ta Taşhan'daki Sanat Okulu binasında çalışmaya başladı. Millî Mücadele'nin en yoğun yıllarında ordunun ihtiyaçları bu binadan karşılandı ve Vekâlet 1931'e kadar burada kaldı.
Düzenli ordunun kuruluşunda önce kadro hâlindeki kıtaların mevcutları tamamlandı, sonra millî müfrezeler askerî kıtalara dönüştürüldü. Subay açığı, İstanbul'dan kaçıp Anadolu'ya geçen subaylar ve terhis edilmiş yedek subaylarla kapatıldı. Silah ve mühimmat tedarikinde gizli grupların faaliyetlerinden yararlanıldı. 1922'de Ankara Ulus'ta bayram günüGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: NA. Dosya sayfası
Bandırma'dan gelen kolordu karargâhı
Vekâletin kuruluşundan hemen sonra Bandırma bölgesindeki lağvedilen 14. Kolordu Karargâhı Ankara'ya taşındı ve şubeleri yeni teşkilatın altyapısını oluşturdu. Vekâlet dört daire ve iki şubeyle çalışmaya başladı:
[liste]
[*]Harbiye Dairesi: silah, cephane, teknik gereç, tahkimat, uçak ikmali ve sevk işleri.
[*]Asker Alma Dairesi: silah altına çağırma, terhis ve taşıt ikmali.
[*]Zat İşleri Dairesi: subay ikmali ve atamalar.
[*]Levazım Dairesi: silah ve cephane dışında beslenme ve donatım.
[*]Sağlık ve Veteriner şubeleri: sağlık personeli, hayvan ikmali ve hayvan sağlığı.
[/liste]
Kasım 1920'de Muhasebe, Mübayaat Komisyonu, Umur-ı Mehâkim Daire Müdüriyeti ile piyade ve süvari muhafız bölükleri eklendi. Ocak 1921'de Sevkiyat ve Nakliyat Genel Müdürlüğü, Heyet-i Teftişiye Dairesi, İmalat-ı Harbiye Müdürlüğü, Umur-ı Bahriye Müdürlüğü ve hava işleri şubeleri kuruldu. Şubat 1921'de Harbiye Dairesi içinde açılan İstihkâm ve Kıtaat-ı Fenniye Şubesi, savaş yıllarının altyapı ve istihkâm işlerini yürüttü.
Ek bilgi
Fevzi Paşa'nın vekâleti: Vekâletin başında Millî Mücadele boyunca farklı isimler bulundu. 2 Mayıs 1922'deki Meclis toplantısında 3 sayılı kanuna uygun olarak Vekâletin başına Fevzi Paşa getirildi. Millî Mücadele'nin bu son evresinde ordunun ikmal işleri, Büyük Taarruz hazırlıklarının yükünü taşıyan bu vekâletin dairelerinden yürütüldü.
Müsteşarlık düzeni ve Genelkurmay'ın ayrılması
1923'ten itibaren bütün birimler yeni kurulan müsteşarlık makamına bağlandı. Müsteşarlığın altında Ordu, Harbiye, Levazımat-ı Umumiye, Sıhhiye, Muamelat-ı Zatiye, Baytariye, Muhasebat, Harita, Emakin-i Askeriye ve İnşaat daireleri; Hukuk Müşavirliği, Divan-ı Temyiz-i Askerî, Teftiş ve Tetkik Dairesi, Kuvâ-yı Havaiye Müfettişliği, ordu müfettişlikleri ve Şark Hudut Komiserliği yer aldı.
3 Mart 1924, Hilafetin kaldırıldığı ve Şer'iye ve Evkaf Vekâleti'nin lağvedildiği gündü. Aynı gün kabul edilen 429 sayılı kanunla Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekâletikabine dışına çıkarıldı ve İcra Vekilleri Reisine bağlı Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti oldu. Böylece ordunun komutası siyasi kabineden ayrıldı; Müdafaa-i Milliye Vekâleti ise bir müsteşarlıkla yönetilen idari ve ikmal bakanlığı olarak kaldı. İsmet Paşa ile Asım Bey, 6 Şubat 1922Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: NA. Dosya sayfası
Millî Müdafaa Vekâleti ve üç müsteşarlık
1928'de çıkarılan bir kanunla Kara, Deniz ve Hava müsteşarlıkları kurularak vekâlete bağlandı; hava işlerinin Eskişehir'deki müfettişlikten Ankara'daki Hava Müsteşarlığı'na geçmesi bu düzenlemenin sonucuydu. Vekâletin adı 1929'da "Millî Müdafaa Vekâleti" olarak değiştirildi ve aynı yıl üç müsteşarlığı üstten toplayan bir vekâlet müsteşarlığı yeniden kuruldu. Bakanlık 1931'de Taşhan'daki binadan ayrıldı.
Doğrusu
Sonraki dönüşümler: 1944'te Millî Müdafaa Vekâleti ile Genelkurmay Başkanlığı Başbakanlığa bağlı iki ayrı teşkilat olarak düzenlendi. 1949'da 5398 sayılı kanunla Genelkurmay, adı Millî Savunma Bakanlığı olan teşkilata bağlandı ve 5399 sayılı kanunla Millî Savunma Yüksek Kurulu kuruldu. 1961 Anayasası ile Genelkurmay yeniden Başbakanlığa bağlandı.
Bir okul binasında kurulan bakanlığın mirası
Müdafaa-i Milliye Vekâleti, dağınık millî müfrezeleri bütçesi, ikmali ve kadrosu olan bir orduya dönüştüren idari makineydi. Seraskerlik ve Harbiye Nezareti'nin eşgüdüm sorununa Ankara'da bulunan çözüm, ordunun sevk ve idaresini Genelkurmay'a, idari ve mali işleri vekâlete bırakan ikili yapıydı. Bu ayrım, sonraki on yıllarda defalarca yeniden çizilse de Cumhuriyet'in savunma örgütlenmesinin ana çerçevesi olarak kaldı.