Atatürk'e ait sözler içinde askerî bir ilkeyi tek cümlede toplayanların en bilineni, Sakarya Meydan Muharebesi'yle anılan "Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır." sözüdür. Cümle bugün okul duvarlarında ve anıtlarda genellikle ilk iki üç cümlesiyle yazılır. Kaynaklara bakıldığında ise sözün daha uzun bir emrin başlangıcı olduğu, ne zaman ve nerede söylendiğinin farklı anlatıldığı ve kelimelerinde küçük farklar bulunduğu görülür. Sakarya Meydan Muharebesi, 1921Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Sfisek. Dosya sayfası
Sözün söylendiği koşullar
Türkçe Vikipedi'ye göre TBMM ordusu Kütahya-Eskişehir Muharebelerindeki yenilgiden sonra kritik bir duruma düşmüştü. Cepheye gelerek durumu yerinde gören Mustafa Kemal Paşa ile İcra Vekilleri Heyeti Başkanı Fevzi Paşa, Batı Cephesi birliklerinin Yunan ordusuyla araya büyük bir mesafe koyarak Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilmesine ve savunmayı bu hatta sürdürmesine karar verdi.
Bu kararın hemen ardından Ankara'da siyasi bir düzenleme yapıldı. Başkomutanlık Kanunu maddesine göre Mersin mebusu Hüseyin Selâhattin Bey Meclis'te Mustafa Kemal'in "ordunun başına geçmesi" görüşünü ortaya attı. Mustafa Kemal, 4 Ağustos 1921'deki gizli oturumda, TBMM'nin yetkilerini fiilen kullanma şartıyla başkomutanlığı kabul edeceğini bildiren bir önerge verdi. 5 Ağustos 1921'de çıkarılan kanunla başkomutanlık yetkisi ona üç aylığına verildi. Sakarya Meydan Muharebesi maddesine göre de TBMM, 3 Ağustos 1921'de İsmet Paşa'yı Genelkurmay Başkanlığından alarak bu göreve Başvekil ve Millî Müdafaa Vekili Fevzi Paşa'yı atadı.
Cümlenin tam metni
Türkçe Vikipedi'nin Sakarya maddesi sözü, sonradan sık kısaltılan bölümleriyle birlikte şöyle aktarır: "Hatt-ı müdafaa yoktur; sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla sulanmadıkça vatan terk olunamaz. Onun için küçük, büyük her cüzütam, bulunduğu mevziden atılabilir. Fakat küçük, büyük her cüzütam ilk durabildiği noktada, tekrar düşmana karşı cephe teşkil edip muharebeye devam eder. Yanındaki cüzütamın çekilmeye mecbur olduğunu gören cüzütamlar, ona tabi olamaz. Bulunduğu mevzide nihayete kadar sebat ve mukavemete mecburdur."
Bu metindeki eski sözcükler bugünkü dille şöyle karşılanabilir: hatt-ı müdafaa, savunma hattı; sath-ı müdafaa, savunma alanı (yüzeyi); cüzütam, kendi başına iş görebilen birlik; sebat, direnip yerinde durma; mukavemet, direniş. Buna göre emrin askerî anlamı şudur: Savunma tek bir çizgiye bağlı değildir; bir birlik mevziinden atılırsa, ilk durabildiği yerde yeniden cephe kurup savaşa devam eder; yanındaki birliğin çekilmesi, öbür birliklere çekilme gerekçesi olamaz.
Ek bilgi
Türkçe Vikipedi'ye göre bu emirle muharebe geniş bir alana yayıldı; böylece ilerleyen Yunan kuvvetleri karargâhlarından uzaklaşıp bölünecekti. Muharebe 22 gün ve gece sürdü, 100 km uzunluğunda bir alanda geçti; Yunan ordusu Ankara'ya 50 km kadar yaklaştıktan sonra geri çekildi. Madde, 2 Eylül'de Yunan birliklerinin Çal Dağı'nın tamamını aldığını, ama Türk birliklerinin Ankara'ya kadar geri çekilmeyip alan savunması yaptığını yazar. Bu, sözdeki ilkenin uygulamadaki karşılığıdır.
Polatlı-Haymana'daki Sakarya Meydan Muharebesi Tarihî Milli ParkıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Murat Özsoy 1958. Dosya sayfası
Emir mi, Meclis konuşması mı?
Sözün nerede söylendiği konusunda aynı kaynak iki farklı anlatım verir. Türkçe Vikipedi'nin Sakarya maddesi bir yerde Mustafa Kemal Paşa'nın bu sözleri bir "emir" olarak verdiğini ve muharebeyi bu emirle geniş alana yaydığını yazar. Aynı maddenin "Muharebe sonrası" bölümünde ise sözün "bu savaşa atfen TBMM'de" söylendiği belirtilir. Nutuk maddesi ise Mustafa Kemal'in Nutuk'ta, Sakarya Savaşı'ndan sonra Başkomutanlığa seçilmesini anlattığı bölümde "hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır" ilkesini açıkladığını yazar.
Dikkat: yanlış bilinen
Sözün tarihi ve yeri kaynaklarda kesin verilmez. Türkçe Vikipedi aynı maddede hem cepheye verilen bir emirden hem de TBMM'de söylenmiş bir sözden söz eder; Anıtkabir'deki yazıtta ise yalnızca "1921" yılı vardır. Bu yazıda olay tarihi olarak muharebenin başladığı 23 Ağustos 1921 kullanılmıştır; sözün tam günü kaynaklarda yer almaz. Kelimelerde de fark vardır: Sakarya maddesindeki emirde "vatandaş kanıyla sulanmadıkça vatan terk olunamaz", Anıtkabir'deki yazıtta "vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz" denir; Sakarya maddesinin ikinci aktarımında ise "O satıh" yerine "Bu satıh" yazılır.
Muharebenin sonucu
Türkçe Vikipedi'ye göre 10 Eylül'de Mustafa Kemal Paşa'nın bizzat komuta ettiği genel karşı taarruz başladı ve aynı gün Çal Dağı geri alındı. 13 Eylül'e kadar süren taarruz sonucunda Yunan ordusu Eskişehir-Afyon hattının doğusuna çekildi. Bu çekilme ile 20 Eylül'de Sivrihisar, 22 Eylül'de Aziziye, 24 Eylül'de Bolvadin ve Çay kurtuldu.
Madde Türk ordusunun kaybını 5.713 ölü, 18.480 yaralı, 828 esir ve 14.268 kayıp olmak üzere 39.289; Yunan ordusunun kaybını 3.758 ölü, 18.955 yaralı ve 354 kayıp olmak üzere 23.007 olarak verir. Subay kaybı çok fazla olduğu için muharebeye "Subay Muharebesi" de denir. Mustafa KemalAtatürk muharebeyi "Sakarya Melhame-i Kübrası", yani kan gölü, kan deryası olarak adlandırmıştır.
Tarih notu
22 Temmuz 1921: Türk ordusu Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilmeye başlıyor. 3 Ağustos 1921: Fevzi Paşa Genelkurmay Başkanı. 4 Ağustos: Mustafa Kemal'in gizli oturumda verdiği önerge. 5 Ağustos 1921: Başkomutanlık Kanunu. 23 Ağustos 1921: Sakarya Meydan Muharebesi başlıyor. 2 Eylül: Çal Dağı Yunan birliklerinin elinde. 10 Eylül: Türk karşı taarruzu, Çal Dağı geri alınıyor. 13 Eylül 1921: Muharebenin sonu. 20 Temmuz 1922: Başkomutanlık süresiz uzatılıyor.
Sakarya'dan sonra: Gazi ve Müşir
Türkçe Vikipedi'ye göre muharebenin ardından Mustafa Kemal Paşa TBMM tarafından müşir (mareşal) rütbesine yükseltildi ve kendisine "Gazi" unvanı verildi; Miralay Fahrettin, Kâzım, Selahattin Adil ve Rüştü Beyler de mirlivalığa terfi ederek paşa oldu. Atatürk Nutuk'ta bu konuyu şöyle anlatır: "Sakarya muharebesi neticesine kadar, bir rütbe-i askeriyeye haiz değildim. Ondan sonra, Büyük Millet Meclisince Müşir (Mareşal) rütbesi ile Gazi unvanı tevcih edildi." Başkomutanlık Kanunu ise üçer ay uzatıldı (30 Ekim 1921, 4 Şubat 1922, 6 Mayıs 1922) ve 20 Temmuz 1922'de süresiz hâle getirildi; Mustafa Kemal bu görevi 29 Ekim 1923'te cumhurbaşkanı seçilinceye kadar sürdürdü.
Sözün bugünkü yeri
Söz, Anıtkabir'de Zafer Kulesi'nin duvarlarına yazılmış üç Atatürk sözünden biridir. Türkçe Vikipedi'nin Anıtkabir maddesine göre bu kulede "Zaferlerin payidar neticeler vermesi ancak irfan ordusu ile kaimdir" (1923) ve "Bu vatan evlât ve ahfadımız için cennet yapılmaya layık, elyak bir vatandır" (1923) sözleriyle birlikte, 1921 tarihiyle şu metin yer alır: "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz." Ankara maddesi de Sakarya'yı Kurtuluş Savaşı'nın dönüm noktası olarak anar ve sözün bu sırada söylendiğini belirtir. Türkçe Vikipedi, İsmail Habip Sevük'ün Sakarya'nın önemini "13 Eylül 1683 günü Viyana'da başlayan çekilme, 238 sene sonra Sakarya'da durdurulmuştur" sözüyle anlattığını da aktarır. Anıtkabir'in kuleleri; sözün bir biçimi Zafer Kulesi'nin duvarında yazılıdırGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Dosseman. Dosya sayfası