Osmanlı Devleti'nin ilk başkenti denince akla genellikle Bursa gelir. Oysa Bursa'nın alınışından önce, Osman Gazi'nin beyliği farklı merkezlerden yönetiliyordu. Söğüt, beyliğin doğduğu yer olarak bilinir. İnegöl ve Yenişehir ise Osman Gazi'nin Bizans topraklarına doğru ilerlerken ele geçirdiği ve beyliğin ilk siyasi merkezleri olarak kullandığı şehirlerdi. Bu iki şehir, Osmanlı'nın küçük bir uç beyliğinden bölgesel bir güce dönüşmesinin ilk adımlarına tanıklık etti. Bu yazıda Yenişehir ve İnegöl'ün kuruluş dönemindeki yerini, sonraki yüzyıllardaki önemini ve bu şehirlerde günümüze ulaşan Osmanlı eserlerini anlatıyoruz.
Bursa'nın Yenişehir ilçesinden bir görünümGörsel: Wikimedia Commons, CC BY 3.0, yazar: HALUK COMERTEL. Dosya sayfası
Söğüt'ten batıya
Osman Gazi'nin beyliği, on üçüncü yüzyılın sonlarında Söğüt ve Domaniç çevresinde ortaya çıktı. Bu bölge, Selçuklu ve Bizans toprakları arasındaki uç bölgenin bir parçasıydı. Osman Gazi ve adamları, Bizans'ın bu bölgedeki kalelerine ve şehirlerine yönelik seferlerle beyliğin topraklarını genişletti.
Osmanlı kroniklerine göre Osman Gazi'nin ilk önemli fetihleri arasında Karacahisar, Bilecik, Yarhisar ve İnegöl yer alır. Kronikler, bu fetihleri genellikle 1299 civarına yerleştirir. Ancak bu tarihler, olaylardan çok sonra yazılmış kroniklere dayandığı için kesin değildir.
İnegöl ve Turgut Alp
İnegöl, Bursa ovasının doğusunda, Uludağ'ın eteklerinde bulunan bir şehirdir. Bizans döneminde burası Angelokoma adıyla bilinen bir yerleşimdi. Osmanlı kroniklerinde İnegöl'ün tekfuru, yani Bizanslı yöneticisi, Osman Gazi'nin en önemli rakiplerinden biri olarak anlatılır.
İnegöl'ün alınışında Osman Gazi'nin silah arkadaşlarından Turgut Alp'in önemli bir rol oynadığı anlatılır. Turgut Alp, İnegöl çevresinde kendisine verilen topraklara yerleşti ve bölge uzun süre onun adıyla anıldı. Bugün İnegöl'e bağlı Turgutalp köyünde, onun adına yapılmış bir türbe bulunur.
Ek bilgi
DOĞRUSU Osman Gazi'nin silah arkadaşları olarak anılan alplerin hikâyeleri, büyük ölçüde on beşinci yüzyılda yazılan kroniklere dayanır. Bu kişilerin bir kısmının gerçek tarihî kişiler olduğu kabul edilir; ancak hikâyelerinin ayrıntıları efsanevi unsurlar içerir. Turgut Alp'in adının bir köye ve bir bölgeye verilmiş olması, onun yerel hafızada önemli bir yer tuttuğunu gösterir.
Köse Mihal ve Harmankaya
Kuruluş dönemi hikâyelerinde İnegöl'ün yakınındaki bir başka figür de Köse Mihaldir. Kroniklere göre Köse Mihal, Harmankaya adlı bir kalenin Bizanslı yöneticisiydi ve Osman Gazi ile dostluk kurmuştu. Zamanla Osman Gazi'nin en yakın yardımcılarından biri hâline geldi ve Müslüman oldu. Bu hikâye, kuruluş döneminde Bizanslı yerel yöneticilerin bir kısmının yeni beyliğe katıldığını gösteren örneklerden biridir.
Köse Mihal'in soyundan gelen Mihaloğulları, sonraki yüzyıllarda Rumeli'de ünlü bir akıncı ailesi olarak tanındı. Aile, özellikle on beşinci yüzyılda Balkanlar'daki seferlerde önemli roller üstlendi. Bir Bizanslı kale yöneticisinin torunlarının Osmanlı'nın en ünlü sınır komutanları arasında yer alması, kuruluş döneminin karışık ve geçişken yapısını çok iyi anlatır.
Köse Mihal'in hikâyesi de efsanevi ayrıntılar içerir. Ancak Mihaloğulları ailesinin varlığı ve Rumeli'deki rolü, belgelerle doğrulanmış bir gerçektir. Bu durum, kuruluş dönemi hikâyelerinin tamamen uydurma olmadığını, gerçek kişilerin ve ailelerin hatırasını taşıdığını gösterir.
Yenişehir: yeni şehir
Yenişehir, İnegöl'ün kuzeyinde, Bursa ile İznik arasında bulunan bir şehirdir. Adı, Türkçe yeni şehir anlamına gelir. Osmanlı kroniklerine göre Osman Gazi, burayı ele geçirdikten sonra beyliğin merkezi yaptı. Bu nedenle Yenişehir, bazı tarihçiler tarafından Osmanlı'nın ilk başkenti olarak anılır.
Yenişehir'in seçilmesinin önemli bir nedeni, coğrafi konumuydu. Şehir, Bizans'ın iki önemli şehri olan Bursa ile İznik arasında bulunuyordu. Osman Gazi, bu konumdan yararlanarak her iki şehri de baskı altında tutabiliyordu. Bursa'nın uzun kuşatması da büyük ölçüde bu bölgeden yürütüldü. Yenişehir'deki tarihî bir hanın kalıntılarıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Dosseman. Dosya sayfası
Bursa'nın alınması ve merkezin taşınması
Bursa, uzun bir kuşatmadan sonra 1326'da Orhan Gazi tarafından alındı. Bu tarihten sonra beyliğin merkezi Bursa'ya taşındı. Yenişehir ve İnegöl, bu tarihten sonra da önemlerini korudular; ancak artık beyliğin siyasi merkezi değildiler.
Bursa'nın alınmasıyla birlikte Osmanlı beyliği, bölgenin en büyük şehirlerinden birine sahip oldu. Bursa, zengin bir ticaret merkeziydi ve Osmanlı'nın büyümesinde önemli bir rol oynadı. Yenişehir ve İnegöl'ün kuruluş dönemindeki rolü ise zamanla unutuldu ve bu şehirler, Bursa'nın gölgesinde kaldı.
Ek bilgi
YAYGIN İDDİA
Osmanlı'nın ilk başkentinin Bursa olduğu yaygın olarak söylenir. Oysa Bursa'dan önce de beyliğin farklı merkezleri vardı. Söğüt, Bilecik ve Yenişehir, kuruluş döneminde farklı zamanlarda beyliğin merkezi olarak anılır. Bursa'yı ilk başkent olarak anmak, aslında beyliğin ilk büyük şehir merkezini anmak anlamına gelir.
Yenişehir Savaşı: Cem ile Bayezid
Yenişehir, sonraki dönemde de Osmanlı tarihinin önemli olaylarına tanıklık etti. Fatih Sultan Mehmed'in 1481'deki ölümünden sonra, oğulları II. Bayezid ile Cem Sultan arasında taht mücadelesi başladı. Cem Sultan, Bursa'yı ele geçirip kendini padişah ilan etti ve ülkeyi kardeşiyle paylaşmayı önerdi.
II. Bayezid bu öneriyi reddetti ve iki kardeşin orduları, 1481 yazında Yenişehir yakınlarında karşı karşıya geldi. Savaşı II. Bayezid kazandı ve Cem Sultan önce Memlük topraklarına, daha sonra da Rodos şövalyelerine sığındı. Cem Sultan, ömrünün geri kalanını Avrupa'da bir esir olarak geçirdi ve 1495'te Napoli'de öldü.
İnegöl'deki İshak Paşa Külliyesi
İnegöl'ün en önemli Osmanlı eseri, İshak Paşa Külliyesidir. Külliye, Fatih Sultan Mehmed ve II. Bayezid dönemlerinde sadrazamlık yapan İshak Paşa tarafından yaptırıldı. Külliyede bir cami, bir medrese, bir imaret ve İshak Paşa'nın türbesi bulunur. Yapıların büyük kısmı, on beşinci yüzyılın sonlarına tarihlenir.
İshak Paşa Külliyesi, erken Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşır. Taş ve tuğla sıralarıyla örülen duvarlar, bu dönemin Bursa ve çevresindeki yapılarında sıkça görülen bir uygulamadır. Külliye, İnegöl'ün kuruluş dönemi sonrasında da önemli bir şehir olmaya devam ettiğini gösterir. Yenişehir'deki eski kışla binasıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Dosseman. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji 1299 civarı: Kroniklere göre İnegöl, Bilecik ve Yarhisar'ın alınması 1300'ler: Yenişehir'in beyliğin merkezi olarak kullanılması 1326: Bursa'nın alınması ve merkezin Bursa'ya taşınması 1481: Yenişehir yakınlarında II. Bayezid ile Cem Sultan arasındaki savaş 1495: Cem Sultan'ın Napoli'de ölümü
15. yüzyıl sonu: İnegöl'de İshak Paşa Külliyesi'nin yapımı
Bursa'nın gölgesinde kalan iki şehir
Yenişehir ve İnegöl, Osmanlı tarihinin kuruluş dönemine bakarken çoğu zaman gözden kaçan şehirlerdir. Bursa'nın parlak tarihi ve İstanbul'un büyük şöhreti, bu iki küçük şehrin kuruluş dönemindeki rolünü gölgede bırakmıştır. Oysa Osman Gazi'nin beyliği, bu şehirlerden yönetilerek büyüdü ve Bursa'nın alınması, büyük ölçüde bu bölgeden yürütülen seferlerin sonucu oldu.
Bu iki şehrin hikâyesi, kuruluş döneminin ne kadar az belgeye dayandığını da hatırlatır. İnegöl'ün ve Yenişehir'in alınış tarihleri, kroniklerde verilen bilgilere dayanır ve kesin değildir. Turgut Alp gibi kişilerin hikâyeleri de efsanevi unsurlar içerir. Ancak bu şehirlerin kuruluş dönemindeki önemi, sonraki yüzyıllarda yapılan eserlerle ve yerel hafızada yaşayan hikâyelerle de desteklenir.
Yenişehir'in sonraki dönemde Cem Sultan ile II. Bayezid arasındaki savaşa sahne olması, şehrin stratejik önemini koruduğunu gösterir. İnegöl'deki İshak Paşa Külliyesi ise şehrin on beşinci yüzyılda da gelişmeye devam ettiğini kanıtlar. Bugün bu şehirleri ziyaret eden biri, Osmanlı'nın küçük bir uç beyliğinden bir imparatorluğa dönüşen yolculuğunun ilk duraklarında yürüdüğünü hatırlamalıdır. Uludağ'ın eteklerindeki bu ovalar, Osman Gazi'nin alplerinin, Köse Mihal gibi saf değiştiren tekfurların ve Cem ile Bayezid'in ordularının izlerini hâlâ taşıyor.