Bir okulun kısa hikâyesi
Bursa Amerikan Kız Mektebi, 1876'da Bursa'nın Muradiye semtinde kurulmuş, lise düzeyinde eğitim veren küçük bir okuldu. Anadolu'daki Amerikan okulları arasında büyük bir yeri yoktu; beş sınıflı, öğrenci sayısı birkaç yüzü aşmayan bir kurumdu. İkinci Meşrutiyet'in ilanına kadar öğrencilerinin büyük kısmı gayrimüslim ailelerin kızlarıydı. 1908'den sonra Türk öğrencilerin sayısı artmaya başladı.Birinci Dünya Savaşı yıllarında okulun faaliyetleri durdu. Mondros Mütarekesi'nden sonra on iki öğrenciyle yeniden açıldı, Millî Mücadele sırasında zaman zaman eğitime ara verdi. Lozan'dan sonra okul, artık ağırlıklı olarak Türk öğrencilere hizmet veriyordu: 1923'te kırk yedi öğrencisinin otuz sekizi Türk'tü. 1924'te biri hariç tamamı Türk olan yüz yirmi öğrenciye ulaştı. 1926'da öğrenci sayısı yüz doksan beşe çıktı, 1927'de yeniden yüz yirmiye indi.

Tarih notu
Kronoloji: 1876 okulun kuruluşu; 1908 Türk öğrenci sayısında artış; 1914-1918 faaliyetlere ara; 1923 Lozan Barış Antlaşması; 3 Mart 1924 Tevhid-i Tedrisat Kanunu; 22 Ocak 1928 Cumhuriyet gazetesindeki haber; Şubat 1928 müfettiş raporu, okulun kapatılması ve yargılama; 19 Eylül 1931 Bursa Kız Lisesi'nin aynı binada açılması.
Cumhuriyet'in ilk yıllarında yabancı okullar
Lozan Barış Antlaşması'ndan sonra Türkiye'deki yabancı okulların durumu, yeni devletin eğitim politikasının önemli konularından biri oldu. 3 Mart 1924'te kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu, bütün eğitim kurumlarını Maarif Vekâleti'ne bağladı. Yabancı okulların Türk kanunlarına uymaları, belirli dersleri Türk öğretmenlerden ve Türkçe vermeleri, din propagandası yapmamaları şart koşuldu. Okullarda dinî simgelerin bulundurulması da yasaklandı.Amerikan okulları, Osmanlı döneminde Protestan misyoner kuruluşlarının desteğiyle açılmış, Anadolu'nun pek çok şehrinde yaygın bir ağ oluşturmuştu. Savaş yıllarında bu okulların bir kısmı kapanmış, Cumhuriyet döneminde yeniden açılmaları Türk-Amerikan ilişkilerinin konusu olmuştu. 1925'ten itibaren bazı Amerikan okullarının yeniden açılması meselesi iki ülke arasında görüşülüyordu; Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasında henüz tam diplomatik ilişki de kurulmamıştı.
22 Ocak 1928: Haber
22 Ocak 1928'de Cumhuriyet gazetesinde, Bursa Amerikan Kız Koleji'nde okuyan dört kız öğrencinin Hristiyanlığa geçtiğine dair bir haber yayımlandı. Haberde, öğrencilerin sabah erken saatlerde Amerikalı öğretmenleriyle birlikte yürüyüşlere çıktığı, yemeklerden önce dualar okuduğu yazılıyordu. Haber kısa sürede bütün Türk basınına yayıldı, Amerikan gazetelerinde de geniş yer buldu.Olayın ortaya çıkışı, okulun kendi öğrencileri aracılığıyla oldu. Dört arkadaşlarının davranışlarından kuşkulanan on iki kişilik bir öğrenci grubu, onların hatıra defterlerini alarak içlerinde Hristiyanlığa ilişkin ifadeler bulduklarını Maarif Müdürlüğü'ne bildirdi. Müfettişler okula gönderildi.

Müfettiş raporu ve iddialar
Müfettişlerin incelemesi sırasında başka iddialar da ortaya atıldı. Öğretmenlerin yortu ve yılbaşı günlerinde öğrencilere hediyeler verdiği, hatıra olarak İncil dağıttığı, yemeklerden önce İncil'den dualar okuduğu, Protestan öğrencilere ücret indirimi yaptığı ve buna karşı çıkanlara düşük not verdiği öne sürüldü. Okulun eski öğrencilerinden bazılarının da okuldayken din değiştirdiği söylendi.Müfettişler, dört öğrencinin öğretmenlerinin telkinleri sonucunda din değiştirdiği ve öğretmenlerin görevlerini kötüye kullandığı sonucuna varan bir rapor hazırladı. Bakanlar Kurulu kararıyla okul derhal kapatıldı.
Ek bilgi
Okul müdürü Miss Jillson, jimnastik öğretmeni Miss Sanderson ve biyoloji öğretmeni Miss Day, din propagandası yaptıkları gerekçesiyle Bursa Sulh Ceza Mahkemesi'nde yargılandı. Mahkeme her birine üç gün hapis ve üç lira para cezası verdi. Cezaların hafifliği, davanın hukuki sonucundan çok sembolik anlamının öne çıktığını gösterir.
Türk-Amerikan ilişkilerinde kriz
Üç Amerikalı öğretmenin yargılanması ve ceza alması, Amerikan kamuoyunda Türkiye aleyhine bir tepki yarattı. Amerikan basını olayı din özgürlüğü meselesi olarak sundu; Türk basını ise yabancı okulların Türk kanunlarına uyma yükümlülüğünü öne çıkardı. O sırada Türkiye'de sekiz Amerikan okulu bulunuyordu ve bunların bir kısmının yeniden açılması meselesi görüşülmekteydi.Kriz, Türk-Amerikan ilişkilerinin yeni kurulmakta olduğu bir döneme denk geldi. Amerika'nın ilk büyükelçisi Joseph Grew, 1927'de Ankara'ya gelmişti. Olay, iki ülke arasındaki diplomatik temasların gündemine girdi. Sonuçta Maarif Vekâleti, ahlak, Türkiye coğrafyası, Türkçe ve Türk ticaret hukuku derslerinin Türkçe okutulması ve müdür yardımcısının Türk olması şartıyla yalnızca Talas'taki Amerikan okulunun açılmasına izin verdi. Bursa'daki okul ise bir daha açılmadı.

Bina ne oldu? Bursa Kız Lisesi
Kapatılan okulun binası, Mustafa Kemal Paşa'nın isteği üzerine Türk Maarif Cemiyeti tarafından satın alındı. Cemiyet, aynı yıllarda Anadolu'nun farklı şehirlerinde yatılı okullar açan bir eğitim derneğiydi. Muradiye'deki bina onarıldı ve 19 Eylül 1931'de cumhurbaşkanının himayesinde Bursa Kız Lisesi adıyla yeni bir kız okulu açıldı.Bu adım, olayın Ankara'daki karşılığını gösterir: Kapatılan bir yabancı okulun yerine, aynı binada Türk kızlarına modern eğitim veren bir millî okul açılmıştı. Bursa Kız Lisesi ile Kız Muallim Mektebi 1948'de yer değiştirdi; Muradiye'deki bina uzun yıllar Kız Öğretmen Okulu olarak kullanıldı ve son mezunlarını 1979'da verdi. Bugün aynı yerde bir meslek lisesi bulunmaktadır.
Dikkat: yanlış bilinen
Olayın değerlendirilmesinde din ve inanç konusuna saygıyla yaklaşmak gerekir. Mesele bir dinin ya da inananlarının eleştirilmesi değil, bir okulun Türk kanunlarının öngördüğü eğitim kurallarına uyup uymadığı sorusuydu. Bugün tarihçiler, olayın bu kadar büyümesini Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki kimlik arayışı ve yabancı okullara duyulan güvensizlikle açıklamaktadır.
1928 krizinin eğitim politikasındaki yeri
Bursa olayı, küçük bir okulda başlayan bir tartışmanın nasıl ulusal bir mesele ve uluslararası bir krize dönüşebileceğini gösteren bir örnektir. Cumhuriyet'in ilk yıllarında eğitim, yeni bir yurttaş kimliğinin kurulmasının en önemli aracı olarak görülüyordu. Tevhid-i Tedrisat Kanunu bu amaçla çıkarılmış, bütün okullar devletin denetimine alınmıştı. Yabancı okulların, özellikle de misyoner geçmişine sahip kurumların, bu yeni düzene uyum sağlayıp sağlamayacağı sorusu, 1928'de Bursa'da somut bir olaya dönüştü.Olayın sonucu iki yönlüdür. Bir yanda öğretmenlere verilen cezalar ve okulun kapatılması, Amerikan kamuoyunda olumsuz bir iz bıraktı. Öte yanda Türk hükûmeti, yabancı okulları bütünüyle kapatmak yerine, kurallara uymaları şartıyla çalışmalarına izin veren bir yol seçti. Bursa'daki binanın bir kız lisesine dönüştürülmesi de Cumhuriyet'in kız çocuklarının eğitimine verdiği önemi gösteren bir adımdı. 1928 olayı, eğitimde egemenlik ilkesinin, yabancı kurumlarla ilişkilerde nasıl uygulandığını anlamak için öğretici bir vakadır.