Yeni bir yasama yılının eşiğinde
1 Mart 1924'te Türkiye Büyük Millet Meclisi, İkinci Dönem'in ikinci yasama yılına başladı. Meclis, Ulus'taki ilk binasında toplanıyordu; Cumhuriyet ilan edileli dört ay olmuştu. Açılış oturumunda Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa kürsüye çıkarak yasama yılını açan konuşmasını yaptı. Bu konuşma, Cumhuriyet tarihinin en sonuç doğurucu metinlerinden biri oldu; çünkü iki gün sonra, 3 Mart 1924'te Meclis'ten geçen kanunların fikrî çerçevesini çiziyordu.Ortam gergindi. 1923 sonbaharında yurt dışından gelen hilafet yanlısı mektuplar, İstanbul basınında çıkan yazılar ve halifenin çevresinde oluşan siyasi hareketlilik, Ankara'da yeni rejimin geleceği açısından kaygıyla izleniyordu. Mustafa Kemal'in açış konuşması, bu belirsizliğe son verecek bir yol haritası niteliği taşıdı.

Tarih notu
Kronoloji: 29 Ekim 1923 Cumhuriyet'in ilanı; 24 Kasım 1923 Ağa Han ve Emir Ali mektubunun basında yayımlanması; Ocak-Şubat 1924 İzmir'deki harp oyunları ve görüşmeler; 1 Mart 1924 Meclis'in açılış konuşması; 3 Mart 1924 hilafetin kaldırılması, Şer'iye ve Evkaf Vekâleti'nin kaldırılması, Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve Erkân-ı Harbiye Vekâleti'nin kaldırılması; 20 Nisan 1924 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun kabulü.
Konuşmanın ana başlıkları
Mustafa Kemal konuşmasında önce Cumhuriyet'in ilanından sonra geçen dönemi değerlendirdi. Ardından Meclis'in yeni yasama yılında ele alması gereken konuları sıraladı. Bunların başında Cumhuriyet'in korunması ve güçlendirilmesi geliyordu. Mustafa Kemal, milletin Cumhuriyet'i her türlü saldırıdan koruma kararlılığında olduğunu vurguladı ve Cumhuriyet'in sağlam esaslara dayandırılması gerektiğini söyledi.Konuşmanın en çok dikkat çeken bölümü, din ile siyaset arasındaki ilişkiye dairdi. Mustafa Kemal, İslam dininin asırlardan beri yapıldığı gibi bir siyaset vasıtası olarak kullanılmasından kurtarılması ve yüceltilmesi gerektiğini ifade etti. Bu cümle, laiklik yolunda atılacak adımların ilk ve en açık habercisiydi. Dinin siyasetten ayrılması, Mustafa Kemal'in anlatımında dinin değerini düşüren değil, aksine onu yücelten bir adım olarak sunuluyordu.
Eğitimin birleştirilmesi
Konuşmanın ikinci önemli başlığı eğitimdi. Mustafa Kemal, milletin eğitim ve öğretiminin birleştirilmesi gerektiğini belirtti. Osmanlı'dan devralınan eğitim sistemi, medreseler, Maarif Nezareti'ne bağlı mektepler, azınlık ve yabancı okulları arasında dağınık bir görünüm sergiliyordu. Bu dağınıklık, aynı ülkenin çocuklarının birbirinden çok farklı değerlerle yetişmesine yol açıyordu. Mustafa Kemal, bütün eğitim kurumlarının tek bir otorite altında toplanmasını, millî bir eğitim sisteminin kurulmasını istedi.Bu talep, iki gün sonra kabul edilen 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile hayata geçti. Kanunla bütün bilim ve öğretim kurumları Maarif Vekâleti'ne bağlandı. Şer'iye ve Evkaf Vekâleti'nin yönetimindeki medreseler de bu bağlamda Maarif Vekâleti'nin denetimine geçti.

Ek bilgi
Mustafa Kemal'in açış konuşmasında dile getirdiği konular, Meclis'te Cumhuriyet Halk Fırkası grubunun hazırlıklarıyla eş zamanlı ilerledi. 3 Mart 1924'te Meclis'e sunulan kanun teklifleri, hilafet için Urfa Mebusu Şeyh Saffet Efendi ve arkadaşları, Şer'iye ve Evkaf Vekâleti için Siirt Mebusu Halil Hulki Efendi ve arkadaşları, eğitimin birleştirilmesi için Saruhan Mebusu Vasıf Bey ve arkadaşları tarafından verildi; teklifler aynı gün görüşülerek kabul edildi.
Adalet ve hukuk birliği
Mustafa Kemal konuşmasında hukuk alanına da değindi. Adli teşkilatın ve kanunların çağın gereklerine uygun hale getirilmesi gerektiğini belirtti. Osmanlı döneminden kalan hukuk sistemi, şer'i mahkemeler ile nizamiye mahkemeleri arasında bölünmüştü. Bu ikilik, hukuk birliğinin sağlanmasının önünde önemli bir engel oluşturuyordu. Nitekim 8 Nisan 1924'te şer'i mahkemeler kaldırılarak yargı birliği sağlandı; 1926'da Medeni Kanun'un kabulüyle hukuk sisteminin dönüşümü sürdürüldü.Konuşmada orduya dair değerlendirmeler de yer aldı. Mustafa Kemal, ordunun siyasetten uzak tutulması ve modern bir yapıya kavuşturulması gerektiğine işaret etti. 3 Mart 1924'te Erkân-ı Harbiye Vekâleti'nin kaldırılarak yerine hükûmetten bağımsız bir Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti'nin kurulması, bu yaklaşımın ilk somut sonucuydu.
Üç gün içinde gelen kanunlar
Konuşmadan iki gün sonra, 3 Mart 1924'te Meclis, Türkiye'nin siyasi ve toplumsal yapısını köklü biçimde değiştiren kanunları kabul etti. 431 sayılı kanunla hilafet kaldırıldı ve Osmanlı hanedanı üyeleri yurt dışına çıkarıldı. 429 sayılı kanunla Şer'iye ve Evkaf Vekâleti ile Erkân-ı Harbiye Vekâleti kaldırıldı; din işleri için Diyanet İşleri Reisliği, vakıflar için Evkaf Umum Müdürlüğü kuruldu. 430 sayılı kanunla eğitim birleştirildi.Bu kanunlar, 1 Mart konuşmasında çizilen çerçevenin doğrudan uygulamasıydı. Konuşma ile kanunlar arasındaki kısa süre, kararların önceden hazırlandığını ve Meclis'teki çoğunluğun bu kararlar etrafında birleştiğini gösterir. Cumhuriyet'in ilk büyük inkılâp dalgası, bu üç gün içinde şekillendi.
Doğrusu
1 Mart 1924 konuşmasında hilafetin kaldırılması açık bir cümleyle önerilmez. Mustafa Kemal, Cumhuriyet'in korunması, dinin siyasetten ayrılması ve eğitimin birleştirilmesi gibi ilkeleri ortaya koymuş; hilafetin kaldırılmasına dair kanun teklifi, Meclis'teki milletvekilleri tarafından verilmiştir. Konuşma, kanunun gerekçesini hazırlayan bir metin olarak okunmalıdır.
Konuşmanın yankıları
Konuşma, hem yurt içinde hem de yurt dışında geniş yankı uyandırdı. Ankara basını konuşmayı Cumhuriyet'in kararlılığının bir ifadesi olarak sundu. İstanbul basınının bir bölümü ise hilafet meselesindeki gelişmeleri endişeyle izledi. Yabancı gözlemciler, konuşmanın Türkiye'nin laik bir devlete dönüşme yolunda önemli bir adım olduğunu kaydetti. Hindistan ve diğer Müslüman ülkelerdeki hilafet yanlısı çevreler, 3 Mart kanunlarını büyük bir tepkiyle karşıladı.Türkiye'de ise kanunların uygulanması hızla başladı. Son halife Abdülmecid Efendi ve ailesi, 4 Mart sabahı İstanbul'dan ayrılmak zorunda kaldı. Medreseler Maarif Vekâleti'ne bağlandı, kısa süre sonra da kapatıldı. Diyanet İşleri Reisliği, din hizmetlerini devlet yapısı içinde yürüten yeni kurum oldu.
Konuşmanın üslubu
Mustafa Kemal'in Meclis açış konuşmaları, genellikle geçen yılın değerlendirmesi ile gelecek yılın programını bir arada sunan metinlerdi. 1 Mart 1924 konuşması da bu yapıyı izledi; ancak kullanılan dil, önceki açış konuşmalarından daha kararlıydı. Cumhuriyet'in korunması konusundaki ifadeler, rejime yönelik tehditlere açık bir uyarı niteliği taşıyordu. Konuşmanın metni, Meclis zabıtlarında ve dönemin gazetelerinde tam olarak yayımlandı; bugün Atatürk'ün söylev ve demeçlerini derleyen ciltlerde yer alır. Metnin dikkatli okunması, her cümlenin ardından gelen kanunlarla nasıl ilişkilendiğini açıkça gösterir. Örneğin eğitimin birleştirilmesine dair cümleler Tevhid-i Tedrisat'a, dinin siyasetten ayrılmasına dair cümleler hilafetin kaldırılmasına ve Diyanet İşleri Reisliği'nin kuruluşuna, Cumhuriyet'in korunmasına dair cümleler ise aynı yıl kabul edilen Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'na uzanır.Bir konuşmanın tarihî ağırlığı
1 Mart 1924 konuşması, Mustafa Kemal'in Meclis açışlarında yaptığı konuşmaların en sonuç doğurucularından biri olarak kabul edilir. Konuşmanın sonraki on yılda gerçekleştirilen pek çok inkılâbın ilkelerini barındırması, onu bir programa dönüştürür. Laiklik, millî eğitim, hukuk birliği ve ordunun siyasetten ayrılması, bu konuşmada ilk kez bu kadar açık biçimde bir araya getirilmişti.