İstanbul'un kara surlarının yanında, şehrin en yüksek tepelerinden birinde yükselen Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii, Mimar Sinan'ın en cesur tasarımlarından biridir. Caminin kubbesi, dört büyük kemer üzerine oturur ve bu kemerlerin içindeki duvarlar pencerelerle doludur. Böylece iç mekân, adeta ışıktan bir kafese dönüşür. Cami, Kanuni Sultan Süleyman'ın kızı Mihrimah Sultan için yapıldı. Bu yazıda caminin yapım hikâyesini, mimarisini, depremlerle sınanmasını ve çevresinde oluşan efsaneleri anlatıyoruz.
Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii'nin dış görünüşüGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Dosseman. Dosya sayfası
Mihrimah Sultan
Mihrimah Sultan, Kanuni Sultan Süleyman ile Hürrem Sultan'ın tek kızıydı. 1522 civarında doğdu. 1539'da, daha sonra sadrazam olacak olan Rüstem Paşa ile evlendi. Babasının ve kocasının yanında devlet işlerinde etkili bir rol oynadı. Hürrem Sultan'ın ölümünden sonra, babasının en yakın danışmanlarından biri oldu.
Mihrimah Sultan, büyük bir servete sahipti ve bu serveti hayır işlerine harcadı. İstanbul'da iki cami yaptırdı: biri Üsküdar'da, iskele yakınında, diğeri Edirnekapı'da. Ayrıca Hac yolunda su kuyuları ve çeşmeler yaptırdı. 1578'de öldü ve babasının Süleymaniye'deki türbesine gömüldü.
Üsküdar ve Edirnekapı
Mihrimah Sultan için Mimar Sinan'ın yaptığı ilk cami, Üsküdar'daki İskele Camii'dir. Bu cami, 1548'de tamamlandı. Edirnekapı'daki cami ise daha sonra, Rüstem Paşa'nın ölümünden sonraki yıllarda yapıldı.
Ek bilgi
DOĞRUSU
Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii'nin yapım tarihi kaynaklarda farklı verilir. Bazı araştırmacılar yapının 1540'lı yılların sonunda başladığını, bazıları ise 1560'lı yılların başında başladığını savunur. Yaygın kabul gören görüş, caminin 1562 ile 1565 arasında tamamlandığı yönündedir. Caminin kitabesi bulunmadığı için kesin tarih belirlenememiştir.
Mimarisi: dört kemer ve bir kubbe
Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii, kare bir plan üzerine oturan tek bir kubbeyle örtülüdür. Kubbe, köşelerdeki dört büyük ayağa dayanan dört kemer tarafından taşınır. Sinan, bu kemerlerin içindeki duvarları taşıyıcı olmaktan çıkardı ve onları pencerelerle doldurdu. Bu tasarım, iç mekâna olağanüstü miktarda ışık girmesini sağladı.
Kubbenin çapı yaklaşık yirmi metredir ve yüksekliği otuz yedi metreyi aşar. Kubbenin kasnağında da çok sayıda pencere vardır. Caminin yan taraflarında, üç kubbeyle örtülü galeriler bulunur. Bu galeriler, yapının ağırlığını dengelemeye yardımcı olur.
Caminin tek minaresi vardır. Bu, padişah kızlarının yaptırdığı camilerde sık görülen bir uygulamadır; çünkü çok minareli camiler genellikle padişahlara ayrılırdı. Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii'nin çevreden görünüşüGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Dosseman. Dosya sayfası
Külliye
Cami, bir külliyenin parçasıdır. Külliyede bir medrese, bir hamam, bir sıbyan mektebi, bir türbe ve dükkânlar bulunur. Cami, yüksek bir platform üzerine oturur ve bu platformun altında dükkânlar yer alır. Dükkânlardan elde edilen kira gelirleri, külliyenin giderlerini karşılamak için vakfa bağlanmıştır.
Medrese, caminin avlusunu çevreleyen revakların arkasında yer alır. Hamam ise caminin hemen yakınındadır ve bugün de kullanılmaktadır.
Sinan'ın imzası
Mimar Sinan, hayatının sonlarına doğru yaptırdığı yapıları listelediği eserlerde, Edirnekapı'daki camiyi de saymıştır. Bu listeler, Sâî Mustafa Çelebi'nin kaleme aldığı Tezkiretü'l-Bünyân ve Tezkiretü'l-Ebniye adlı eserlerde yer alır. Bu eserler, Sinan'ın kendi anlatımına dayanan ve onun yapılarını kayda geçiren önemli belgelerdir. Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii'nin bu listelerde bulunması, yapının Sinan'a ait olduğunu kesin biçimde gösterir.
Sanat tarihçileri, bu caminin Sinan'ın kariyerinin olgunluk döneminde yapıldığını ve onun Selimiye'ye uzanan arayışının bir aşaması olduğunu düşünür. Tek kubbeli, geniş ve aydınlık bir iç mekân yaratma çabası, Sinan'ın sonraki büyük yapılarında da devam etti.
Depremler
Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii, tarihi boyunca birçok depremle sınandı. 1719 ve 1766 depremlerinde ağır hasar gördü ve onarıldı. 10 Temmuz 1894 depreminde ise minaresi yıkıldı ve kubbesinde çatlaklar oluştu. Bu depremden sonra cami uzun süre kapalı kaldı.
Yirminci yüzyılda yapılan onarımlarla cami yeniden ibadete açıldı. 1999Marmara depreminden sonra yapılan incelemelerde, yapının taşıyıcı sisteminde sorunlar tespit edildi ve kapsamlı bir restorasyon gerçekleştirildi.
Ek bilgi
Caminin 1894 depreminden sonra yeniden yapılan minaresi, özgün minareden farklı oranlara sahiptir. Restorasyon sırasında caminin kalem işleri de yenilendi; bu nedenle iç mekândaki süslemelerin büyük kısmı özgün değildir. Pencere camlarının bir kısmı da sonraki onarımlarda değiştirilmiştir.
Caminin çevresi ve Edirnekapı
Edirnekapı, Bizans döneminde Harisios Kapısı olarak bilinen ve şehrin batıdaki ana kapılarından biriydi. Fatih Sultan Mehmed'in 1453'te şehre bu kapıdan girdiği anlatılır. Osmanlı döneminde kapı, Edirne'ye giden yolun başlangıç noktası olduğu için Edirnekapı adını aldı. Caminin bu kapının yanında yapılması, yapıya hem simgesel hem de pratik bir önem kazandırdı. Kapının dışında uzanan büyük mezarlık, yüzyıllar boyunca İstanbulluların defnedildiği yerlerden biri oldu.
Efsane: Sinan ve Mihrimah
Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii'nin çevresinde, son yıllarda yaygınlaşan romantik bir anlatı vardır. Bu anlatıya göre Mimar Sinan, Mihrimah Sultan'a âşıktı ve bu aşkını iki caminin konumuyla ifade etti. Üsküdar'daki caminin Mihrimah'ın annesine, Edirnekapı'daki caminin ise kendisine adandığı; her yıl 21 Mart'ta, birinin ardında güneş batarken diğerinin ardında ayın doğduğu anlatılır.
Ek bilgi
DOĞRUSU
Bu anlatı, hiçbir tarihî belgeye dayanmaz. Sinan'ın kendi hayatını anlattığı eserlerde ya da dönemin kaynaklarında böyle bir aşka dair hiçbir kayıt yoktur. Güneş ve ay ile ilgili iddia da gökbilimsel olarak her yıl aynı tarihte tekrarlanabilecek bir olay değildir; çünkü ayın evreleri her yıl farklı tarihlere denk gelir. Bu anlatı, yirminci yüzyılın sonlarında ortaya çıkmış bir şehir efsanesidir.
Kronoloji 1522 civarı: Mihrimah Sultan'ın doğumu 1539: Rüstem Paşa ile evliliği 1548: Üsküdar Mihrimah Sultan Camii'nin tamamlanması 1562–1565: Edirnekapı camisinin yapımı 1578: Mihrimah Sultan'ın ölümü 10 Temmuz 1894: Depremde minarenin yıkılması
Taşın içine ışık yerleştirmek: Sinan'ın denemesi
Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii, Mimar Sinan'ın mimari düşüncesinin en ileri denemelerinden biridir. Sinan, bu yapıda kubbeyi taşıyan sistemi kemerlere ve ayaklara indirgedi ve duvarları taşıyıcı olmaktan kurtardı. Böylece duvarlar, ışığın içeri girdiği büyük yüzeylere dönüştü. Bu yaklaşım, Osmanlı mimarisinde iç mekânın aydınlatılması konusunda yeni bir anlayışın ifadesiydi.
Caminin konumu da dikkat çekicidir. Şehrin en yüksek tepelerinden birinde ve surların hemen yanında yer alan cami, İstanbul'a kara yoluyla gelenlerin ilk gördüğü büyük yapılardan biriydi. Bu konum, caminin şehrin silüetindeki rolünü güçlendirdi.
Caminin depremlerle sınanması ise bu cesur tasarımın bedelini gösterir. Taşıyıcı duvarların azaltılması, yapıyı depremlere karşı daha hassas hâle getirdi. Yine de cami, her depremden sonra onarılarak ayakta kaldı. Bugün yapı, Sinan'ın ışık ve taş arasında kurduğu dengenin en etkileyici örneklerinden biri olarak İstanbul'un kara surları yanında yükselmeye devam ediyor. Etrafında oluşan romantik efsane ise, yapının insanlar üzerinde bıraktığı derin etkinin bir göstergesidir. Belgelerin söylemediği bir aşkı aramak yerine, taşın ve ışığın kendi diliyle anlattığı ustalığa bakmak, yapıyı anlamanın daha sağlam bir yoludur.