İçeriğe geç
Giriş yap
0

İkinci Balkan Savaşı (1913): müttefiklerin kavgası, Edirne'nin geri alınması ve Batı Trakya

SohbeX Editör 1 başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 1Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
29–30 Haziran 1913 gecesi Bulgar ordusu, birkaç ay önce müttefiki olan Sırp ve Yunan ordularına saldırdı. Böylece Birinci Balkan Savaşı'nın galipleri birbirleriyle savaşmaya başladı. Kısa süre sonra Romanya ve Osmanlı İmparatorluğu da Bulgaristan'a karşı savaşa girdi. Bir buçuk ay süren bu savaş, Bulgaristan'ın yenilgisiyle sonuçlandı. Osmanlı ise bu fırsatla Edirne'yi ve Doğu Trakya'nın bir bölümünü geri aldı.

İkinci Balkan Savaşı, Osmanlı'nın Balkan Savaşları'ndan elde ettiği tek kazançtır. Bu yazıda savaşın nedenlerini, Osmanlı'nın savaşa girişini, Edirne'nin geri alınmasını, Batı Trakya'da kurulan kısa ömürlü hükümeti ve savaşı sona erdiren antlaşmaları anlatıyoruz.
İkinci Balkan Savaşı'nda orduların hareketlerini gösteren harita
İkinci Balkan Savaşı'nda orduların hareketlerini gösteren haritaGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Kandi. Dosya sayfası

Makedonya'nın paylaşımı sorunu

Birinci Balkan Savaşı'nın ardından galip devletler, Osmanlı'dan aldıkları toprakları paylaşmakta anlaşamadı. Sırbistan, Arnavutluk'un bağımsızlığı nedeniyle Adriyatik'e çıkış hedefine ulaşamamıştı. Bu nedenle Makedonya'da kendisine savaş öncesi antlaşmada öngörülenden daha fazla toprak istiyordu. Yunanistan ise Selanik'i ve Makedonya'nın güneyini elinde tutuyordu.

Bulgaristan, savaşın en büyük yükünü taşıdığını ve Makedonya'nın büyük bölümünün kendisine ait olması gerektiğini düşünüyordu. Bulgar ordusu Trakya'da savaşırken Sırp ve Yunan orduları Makedonya'nın çoğunu ele geçirmişti. 1 Haziran 1913'te Sırbistan ve Yunanistan, Bulgaristan'a karşı gizli bir ittifak imzaladı. Rusya'nın arabuluculuk girişimleri sonuç vermedi.
Ek bilgi
Bulgaristan'ın müttefiklerine saldırma kararı, Bulgar tarihinde "Birinci Ulusal Felaket" olarak anılır. Saldırının kararı ve sorumluluğu konusunda Bulgar tarihçiler arasında uzun tartışmalar olmuştur. Kral Ferdinand ve bazı komutanların hükümetin tam onayını almadan hareket ettiği ileri sürülür.

Savaşın seyri

Bulgar saldırısı, Sırp ve Yunan ordularının güçlü bir karşı saldırısıyla karşılaştı. Temmuz başında Yunan ordusu Kılkış'ta (Kilkis) Bulgarları yendi. Sırp ordusu ise Bregalnica Nehri boyunca yapılan savaşlarda başarılı oldu. Bulgar ordusu geri çekilmeye başladı.

10 Temmuz 1913'te Romanya, Bulgaristan'a savaş ilan etti. Romanya ordusu, Bulgar ordusunun büyük bölümü batıda savaşırken neredeyse hiç direnişle karşılaşmadan Sofya'ya doğru ilerledi. Bulgaristan, dört bir yandan kuşatılmış duruma düştü.
İkinci Balkan Savaşı başlarken Balkanlardaki kuvvetlerin dağılımı
İkinci Balkan Savaşı başlarken Balkanlardaki kuvvetlerin dağılımıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: AnonymousBilinmiyor. Dosya sayfası

Osmanlı'nın savaşa girmesi ve Edirne

Bu durum, Osmanlı için büyük bir fırsat yarattı. Osmanlı ordusu, Londra Antlaşması ile belirlenen Midye–Enez hattını geçerek Trakya'ya ilerledi. Bulgar ordusunun büyük bölümü batıda olduğu için Trakya'da ciddi bir direnişle karşılaşılmadı. Osmanlı birlikleri, Temmuz 1913'ün üçüncü haftasında Edirne'ye girdi. Kurmay Binbaşı Enver Bey de bu birlikler arasındaydı.

Edirne'nin geri alınması, Osmanlı kamuoyunda büyük bir sevinçle karşılandı. Birkaç ay önce Bab-ı Ali Baskını'nın gerekçesi olarak gösterilen şehir, artık yeniden Osmanlı'nın elindeydi. Bu olay, İttihat ve Terakki hükümetinin itibarını artırdı ve Enver Bey'in hızlı yükselişinin başlangıcı oldu.
Dikkat: yanlış bilinen
Edirne'ye ilk hangi birliğin ve hangi subayın girdiği konusunda farklı anlatımlar vardır. Enver Bey'in "Edirne fatihi" unvanı, döneminin propagandasıyla da güçlendirilmiştir. Bazı hatıratlarda şehre önce başka birliklerin, özellikle süvari birliklerinin girdiği belirtilir. Kesin günü ve sırası, kaynaklarda farklı biçimlerde aktarılır.

Batı Trakya'da kısa ömürlü bir hükümet

Osmanlı ordusunun Edirne'yi geri alması, Batı Trakya'daki Müslüman halkı da harekete geçirdi. Ağustos 1913'ün sonunda, Gümülcine'de "Garbi Trakya Hükümet-i Müstakilesi" adıyla bağımsız bir hükümet ilan edildi. Bu hükümet, bölgedeki Müslüman halkın Bulgar yönetimine girmesini önlemek amacıyla kurulmuştu. Hükümetin kendi bayrağı, ordusu ve para pulu vardı.

Ancak bu hükümet uzun ömürlü olmadı. Osmanlı hükümeti, büyük güçlerin baskısı ve Bulgaristan ile yapılacak antlaşma nedeniyle hükümeti desteklemekten vazgeçti. Ekim 1913'te bölge Bulgaristan'a bırakıldı ve hükümet dağıldı. Garbi Trakya Hükümeti, bazı tarihçiler tarafından Türk tarihindeki ilk cumhuriyet denemelerinden biri olarak anılır.
İkinci Balkan Savaşı'ndan sonra yanmış Kılkış kasabası
İkinci Balkan Savaşı'ndan sonra yanmış Kılkış kasabasıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Bükreş ve İstanbul antlaşmaları

10 Ağustos 1913'te imzalanan Bükreş Antlaşması, Bulgaristan ile Sırbistan, Yunanistan, Karadağ ve Romanya arasındaki savaşı sona erdirdi. Bulgaristan, Makedonya'nın büyük bölümünü Sırbistan ve Yunanistan'a, Güney Dobruca'yı ise Romanya'ya bıraktı. Bulgaristan'ın Ege'ye çıkışı ise Batı Trakya'daki küçük bir kıyı şeridiyle sınırlı kaldı.

Osmanlı ile Bulgaristan arasındaki savaş, 29 Eylül 1913'te imzalanan İstanbul Antlaşması ile sona erdi. Bu antlaşmayla Edirne, Kırklareli ve Dimetoka Osmanlı'da kaldı; sınır büyük ölçüde Meriç Nehri olarak belirlendi. Bu sınır, bugünkü Türkiye–Bulgaristan ve Türkiye–Yunanistan sınırlarının ana çerçevesini oluşturur. Osmanlı daha sonra Yunanistan ile Kasım 1913'te Atina'da, Sırbistan ile de Mart 1914'te İstanbul'da antlaşmalar imzaladı.

Ordunun yeniden toparlanması

Birinci Balkan Savaşı'nın yenilgisinden sonra Osmanlı ordusu, Çatalca ve Gelibolu hatlarında yeniden örgütlenmişti. Ordunun komutası büyük ölçüde değişti, genç subaylar önemli görevlere getirildi. Bu yeniden toparlanma, Temmuz 1913'te Trakya'ya yapılan ilerleyişin hızlı ve düzenli biçimde gerçekleşmesini sağladı. Ancak ordu henüz büyük bir savaşa girecek güçte değildi; bu nedenle hükümet, Edirne'den sonra daha fazla ilerlemeyi göze almadı ve büyük güçlerin tepkisini dikkate alarak diplomasiye ağırlık verdi.

Sivil halkın çektikleri

İkinci Balkan Savaşı, sivil halk için de büyük acılara yol açtı. Savaş sırasında Makedonya ve Trakya'daki köyler ve kasabalar yakıldı. Kılkış gibi kasabalar neredeyse tamamen tahrip edildi. Farklı topluluklar birbirlerine karşı şiddet uyguladı. Savaştan sonra uluslararası bir komisyon bu olayları araştırarak kapsamlı bir rapor hazırladı. Carnegie Vakfı tarafından 1914'te yayımlanan bu rapor, Balkan Savaşları'ndaki sivil kayıpları belgeleyen en önemli kaynaklardan biridir.
Tarih notu
Kronoloji
30 Mayıs 1913: Londra Antlaşması
1 Haziran 1913: Sırp–Yunan ittifakı
29–30 Haziran 1913: Bulgaristan'ın saldırısı
Temmuz 1913 başı: Kılkış ve Bregalnica savaşları
10 Temmuz 1913: Romanya'nın savaşa girmesi
Temmuz 1913: Osmanlı'nın Edirne'yi geri alması
10 Ağustos 1913: Bükreş Antlaşması
Ağustos 1913 sonu: Garbi Trakya Hükümeti'nin ilanı
29 Eylül 1913: Osmanlı–Bulgar İstanbul Antlaşması
Kasım 1913: Atina Antlaşması
Mart 1914: Osmanlı–Sırp antlaşması

Müttefiklerin kavgasından doğan sınır

İkinci Balkan Savaşı, Balkan İttifakı'nın ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi. Ortak bir düşmana karşı birleşen devletler, toprakları paylaşmak söz konusu olduğunda birbirleriyle savaşmaktan çekinmedi. Bu savaş, Balkanlar'daki milliyetçi rekabetlerin derinliğini de ortaya koydu. Makedonya meselesi, Birinci Dünya Savaşı'nda ve sonrasında da bölgenin en büyük sorunlarından biri olmaya devam etti.

Osmanlı için bu savaş, beklenmedik bir kazanç oldu. Edirne'nin geri alınması, Birinci Balkan Savaşı'nın yarattığı derin moral çöküntüsünü bir ölçüde hafifletti. Ancak bu kazanç, Osmanlı ordusunun gücünden çok Bulgaristan'ın içine düştüğü zor durumdan kaynaklanıyordu. Batı Trakya'daki kısa ömürlü hükümet ise bölgedeki Müslüman halkın kendi geleceğini belirleme çabasının bir örneği olarak hafızalarda kaldı.

Savaşın en kalıcı mirası, Meriç Nehri boyunca çizilen sınırdır. Bu sınır, birkaç küçük değişiklikle bugün de Türkiye'nin Avrupa'daki sınırını oluşturur. İkinci Balkan Savaşı, bu bakımdan Türkiye'nin bugünkü haritasının ilk çizgilerinden birinin çizildiği savaştır. Carnegie raporu ise savaşın sivillere verdiği acıları belgeleyerek, bu sınırın hangi bedelle çizildiğini hatırlatır. Haritadaki o ince çizgi, binlerce ailenin yurdundan koptuğu bir yazın da izini taşır.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap