Bu savaş, Osmanlı tarihinin en hızlı ve en büyük toprak kayıplarından biridir. Bu yazıda Balkan İttifakı'nın kuruluşunu, savaşın başlıca cephelerini, Osmanlı ordusunun yenilgisinin nedenlerini ve savaşın sonuçlarını anlatıyoruz. Savaşın ayrıntıları, Osmanlı askerî raporlarının yanı sıra Bulgar, Sırp, Yunan ve Avrupa kaynaklarından bilinmektedir. Kumanova Muharebesi'ni gösteren dönem resmiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Balkan İttifakı
1912 baharında Balkan devletleri arasında bir dizi gizli anlaşma yapıldı. Mart 1912'de Sırbistan ile Bulgaristan, Mayıs'ta Yunanistan ile Bulgaristan bir ittifak antlaşması imzaladı. Karadağ da bu devletlerle sözlü anlaşmalar yaptı. Rusya, Sırp–Bulgar ittifakının kurulmasını destekledi. İttifakın amacı, Osmanlı'nın Avrupa'daki topraklarını, özellikle Makedonya'yı paylaşmaktı.
Bu ittifak, Balkan devletlerinin birbirleriyle olan derin rekabetine rağmen kuruldu. Makedonya, her üç devletin de üzerinde hak iddia ettiği bir bölgeydi. Sırp–Bulgar antlaşması, Makedonya'nın paylaşımı için bir harita bile içeriyordu; ancak bölgenin bir kısmının kime ait olacağı Rus çarının hakemliğine bırakılmıştı. Bu belirsizlik, sonraki savaşın da tohumlarını taşıyordu.
Ek bilgi
Savaş başladığında Osmanlı hükümeti, birkaç ay önce terhis ettiği askerleri yeniden silah altına almak zorunda kaldı. Trablusgarp Savaşı da henüz sona ermemişti; Uşi Antlaşması ancak 18 Ekim 1912'de imzalandı. Böylece Osmanlı, iki cephede birden savaşmak zorunda kaldı.
Trakya cephesi: Kırkkilise ve Lüleburgaz
Bulgar ordusu, savaşın en güçlü ordusuydu ve ana saldırısını Trakya'ya yöneltti. 22–24 Ekim 1912'de Kırkkilise'de (bugünkü Kırklareli) yapılan savaşta Osmanlı ordusu yenildi ve geri çekildi. Ardından 28 Ekim–2 Kasım 1912 tarihleri arasında Lüleburgaz–Pınarhisar hattında büyük bir savaş yapıldı. Osmanlı ordusu bu savaşta da yenildi ve Çatalca'ya kadar çekildi.
Bulgar ordusu, Edirne'yi kuşatma altına aldı ve Çatalca'ya ilerledi. 17–18 Kasım 1912'de Çatalca hatlarına yapılan Bulgar saldırısı püskürtüldü. Bu başarı, İstanbul'un düşmesini önledi. Bulgar ordusu, salgın hastalıklar ve ikmal sorunları nedeniyle de zayıflamıştı. Kumanova'daki Osmanlı birliklerini gösteren Sırp ressam Milovanović'in resmiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Mihailo Milovanović (1879-1941). Dosya sayfası
Makedonya cephesi: Kumanova ve Manastır
Makedonya'daki Osmanlı kuvvetleri, Sırp ordusu ile karşılaştı. 23–24 Ekim 1912'de Kumanova'da yapılan savaşta Sırp ordusu kesin bir zafer kazandı. Osmanlı birlikleri Üsküp'ü bırakarak güneye çekildi. Üsküp, birkaç gün sonra Sırp ordusu tarafından ele geçirildi. Kasım ortasında Manastır yakınlarında yapılan savaşta Osmanlı'nın Batı Ordusu yeniden yenildi.
Selanik'in teslimi
Yunan ordusu, Teselya'dan kuzeye doğru ilerledi ve Ekim 1912'nin sonlarında Yenice (Giannitsa) yakınlarında Osmanlı birliklerini yendi. Selanik'teki Osmanlı komutanı Hasan Tahsin Paşa, şehrin savunulamayacağı kanaatine vardı. 8 Kasım 1912'de şehri Yunan ordusuna teslim etti. Bulgar birlikleri bir gün sonra şehre ulaştı.
Selanik'in teslimi, Osmanlı kamuoyunda büyük bir şok yarattı. Selanik, imparatorluğun en büyük ve en gelişmiş şehirlerinden biriydi; İttihat ve Terakki'nin doğduğu ve MustafaKemal'in doğum yeri olan şehirdi. II. Abdülhamid de 1909'dan beri bu şehirde sürgündeydi; savaşın başında İstanbul'a getirildi.
Dikkat: yanlış bilinen
Hasan Tahsin Paşa'nınSelanik'i savaşmadan teslim etmesi, Osmanlı'da uzun süre tartışıldı. Bazıları onu ihanetle suçladı. Bazıları ise şehirdeki on binlerce sivilin ve askerin hayatını kurtardığını savundu. Paşa, savaştan sonra uzun süre yurt dışında yaşadı. Teslim kararının koşulları, hatıratlarda farklı biçimlerde anlatılır.
Yanya, İşkodra ve Edirne
Savaşın ilk aylarında üç önemli Osmanlı kalesi direnmeye devam etti: Yanya, İşkodra ve Edirne. Yanya, Esad Paşa'nın yönetiminde aylarca direndi, ancak 6 Mart 1913'te Yunan ordusuna teslim oldu. Edirne, 26 Mart 1913'te Bulgar ve Sırp kuvvetlerine teslim oldu. İşkodra ise Karadağ ve Sırbistan kuvvetlerine karşı Nisan 1913'e kadar direndi.
Arnavutluk'un bağımsızlığı
Savaş sırasında, 28 Kasım 1912'de Avlonya'da toplanan Arnavut temsilciler, İsmail Kemal Bey'in önderliğinde Arnavutluk'un bağımsızlığını ilan etti. İsmail Kemal Bey, Osmanlı'da uzun yıllar görev yapmış bir devlet adamıydı. Arnavutluk'un bağımsızlığı, büyük güçler tarafından 1913'te Londra'da toplanan elçiler konferansında tanındı. Balkan Savaşları döneminden Makedonya'da bir fotoğrafGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Yenilginin nedenleri
Osmanlı ordusunun bu kadar ağır bir yenilgiye uğramasının birçok nedeni vardı. Ordunun bir kısmı Trablusgarp'ta ve Yemen'deydi. Seferberlik düzensiz yapıldı; yedek askerler (redifler) cepheye eğitimsiz ve donanımsız gönderildi. Ordunun içinde siyasi ayrılıklar vardı; İttihatçı ve İtilafçı subaylar arasındaki çekişme komuta zincirini zayıflattı. Ayrıca Osmanlı, Balkan devletlerinin bu kadar hızlı bir ittifak kurabileceğini öngörememişti.
Savaşın askerî sonuçları, Osmanlı'da büyük bir öz eleştiri sürecini başlattı. Subayların yazdığı hatıralar ve raporlar, ordunun eksikliklerini açıkça ortaya koydu. Bu raporlar, sonraki yıllarda Alman askerî heyetinin de katkısıyla yapılan reformların zeminini oluşturdu.
Ek bilgi
Balkan Savaşları sırasında Rumeli'den yüz binlerce Müslüman göç etmek zorunda kaldı. Bu göçmenler İstanbul'a ve Anadolu'ya sığındı. Camiler, okullar ve kamu binaları göçmenlerin barınağı haline geldi. Bu göç, Osmanlı'nın son döneminin en büyük insani krizlerinden biridir.
Londra Antlaşması
30 Mayıs 1913'te imzalanan Londra Antlaşması ile Osmanlı, Midye–Enez hattının batısındaki bütün topraklarını Balkan devletlerine bıraktı. Girit üzerindeki haklarından da vazgeçti. Ege adalarının ve Arnavutluk'un geleceği büyük güçlerin kararına bırakıldı. Antlaşma, Osmanlı'nın Avrupa'daki varlığını İstanbul ve çevresiyle sınırlandırdı.
Birinci Balkan Savaşı, Osmanlı'nın Avrupa'daki varlığının fiilen sona erdiği savaştır. 14. yüzyıldan beri Osmanlı'nın merkezî topraklarından biri olan Rumeli, birkaç hafta içinde kaybedildi. Kosova, Manastır, Selanik ve Yanya gibi şehirler, imparatorluğun tarihinde yüzyıllarca önemli yer tutmuştu. Bu şehirlerin kaybı, yalnızca bir toprak kaybı değil, aynı zamanda büyük bir kültürel ve insani kayıptı.
Savaşın hızı, Osmanlı ordusunun ve devlet yönetiminin ne kadar zayıfladığını gösterdi. Trablusgarp Savaşı'nın devam etmesi, siyasi çekişmeler ve düzensiz seferberlik, ordunun etkin bir savunma yapmasını engelledi. Buna karşılık Çatalca'daki başarı ve Edirne, Yanya ve İşkodra'daki uzun direniş, ordunun doğru koşullarda hâlâ etkili olabileceğini gösterdi.
Savaşın sonuçları sonraki yılları derinden etkiledi. Rumeli'den gelen göçmenler, Anadolu'nun nüfus yapısını değiştirdi. Yenilgi, Osmanlı kamuoyunda Balkan halklarına ve büyük güçlere karşı derin bir güvensizlik yarattı. Bu duygular, Bab-ı Ali Baskını'ndan Birinci Dünya Savaşı'na giriş kararına kadar uzanan sürecin arka planını oluşturdu. Birinci Balkan Savaşı, bu nedenle imparatorluğun son on yılını anlamak için vazgeçilmez bir başlangıç noktasıdır. Çatalca hatlarında kazanılan zaman ise İstanbul'un kaderini değiştiren birkaç günlük bir direniş olarak hatırlanır.