İçeriğe geç
Giriş yap
0

Hezârfen Ahmed Çelebi: Galata'dan Üsküdar'a uçuş gerçekten oldu mu? İddianın izini sürdük

SohbeX Editör 5 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 5Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Türkiye'de hemen herkesin bildiği bir hikâye vardır: IV. Murad zamanında Hezârfen Ahmed Çelebi adlı bir bilgin, kuş kanatlarına benzeyen bir düzenek takarak Galata Kulesi'nden atlamış, Boğaz'ı süzülerek geçmiş ve Üsküdar'da Doğancılar'a inmiştir. Bu hikâye ders kitaplarına, pullara, bir havalimanının adına, filmlere ve sayısız sosyal medya paylaşımına girdi. Peki olayın tarihî dayanağı nedir? Bu yazıda hikâyenin nereden çıktığını, nasıl büyüdüğünü ve arşivlerin bize ne söylediğini adım adım inceledik.
Hezârfen Ahmed Çelebi'nin Galata Kulesi'nden uçuşunu canlandıran çağdaş bir resim
Hezârfen Ahmed Çelebi'nin Galata Kulesi'nden uçuşunu canlandıran çağdaş bir resimGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Adem Başpınar. Dosya sayfası

Adın anlamı ve kişinin kendisi

"Hezârfen", Farsça "hezâr" (bin) ile Arapça "fen" kelimelerinden oluşur ve "bin hüneri olan, çok şey bilen" demektir. "Çelebi" ise okumuş, kibar kişilere verilen bir unvandır. Yani lakap, bir meslekten çok bir övgüdür. Hezârfen Ahmed Çelebi'nin doğum yeri, ailesi, eğitimi ya da mesleği hakkında elimizde müstakil bir belge yoktur. Popüler anlatılarda verilen 1609 doğum ve 1640 ölüm yılları da sonradan yapılmış tahminlerdir. Kişi hakkında bildiğimiz her şey tek bir kısa paragraftan gelir: Evliya Çelebi'nin Seyahatnâme'sinin İstanbul'u anlatan birinci cildindeki bir bölüm.

İddianın izi: kim, nerede, nasıl söyledi?

İddia: "Hezârfen Ahmed Çelebi 1632'de Galata Kulesi'nden kanat takarak uçtu, 3 kilometreyi aşan bir mesafeyi süzülerek Üsküdar'a indi; böylece dünyada kıtalar arası uçuş yapan ilk insan oldu."

İlk ortaya çıkış: Olayın bilinen tek eski kaydı Evliya Çelebi'nin anlatımıdır. Evliya, İstanbul esnafını ve şehrin meraklı insanlarını anlattığı bölümde, Hezârfen'in önce Okmeydanı'ndaki minberin üzerinden rüzgârı arkasına alarak kanatlarla birkaç kez havalandığını, ardından padişah Sarayburnu'ndaki Sinan Paşa Köşkü'nden seyrederken lodos rüzgârıyla Galata Kulesi'nin tepesinden uçup Doğancılar Meydanı'na indiğini yazar. Anlatıya göre IV. Murad ona bir kese altın verir, ama "her istediğini yapabilen" böyle birinden çekinerek onu Cezayir'e sürer; Hezârfen orada ölür. Evliya bu bölümde bir yıl vermez. Aynı yerde Lâgarî Hasan Çelebi'nin, padişahın kızı Kaya Sultan'ın doğumu şenliğinde barutlu bir fişekle havalanıp denize indiğini de anlatır.

Yayılma zaman çizelgesi:

  • XVII. yüzyıl ortası: Evliya Çelebi, Seyahatnâme'nin birinci cildinde olayı anlatır. Tarih vermez.
  • XIX. yüzyıl: Seyahatnâme'nin İstanbul bölümü önce Joseph von Hammer'in 1834–1850 arasında Londra'da yayımlanan İngilizce seçmesiyle Avrupa'da, 1896'dan itibaren İkdam matbaasının Osmanlıca baskısıyla İstanbul'da geniş okura ulaşır.
  • 17 Ekim 1950: PTT, İstanbul'daki uluslararası sivil havacılık toplantısı için çıkardığı hatıra pullarından birinde Hezârfen'in uçuşunu resmeder. Hikâye resmî bir sembole dönüşür.
  • 1992: Çatalca'daki özel havalimanı Hezârfen adını alır.
  • 1996: Hikâye, IV. Murad dönemini konu alan bir sinema filmiyle geniş kitlelere ulaşır.
  • 2000'ler: Tarihçiler arasında açık bir tartışma başlar; konu gazete köşelerine ve televizyon programlarına taşınır.
  • Günümüz: Sosyal medyada "Türkleri tanımıyorsun, araştır: Hezârfen Ahmed Çelebi" gibi kısa paylaşımlarla, çoğunlukla belge sorusu sorulmadan bir milli övünç kartı olarak dolaşır.
Yıl nereden geldi? Evliya bir tarih vermediği hâlde popüler anlatılarda "1632" ya da "1630–1632" yılları sıkça görülür. Bu yıllar, IV. Murad'ın tam yetkiyi eline aldığı 1632'ye ve Kaya Sultan'ın doğumuna yakın bir dönemle olayı ilişkilendiren sonradan yapılmış yorumlardır. Bir yazarın tahmini başka bir yazarın kitabında "kesin tarih" gibi tekrar edilmiş, böylece hikâyeye resmî bir tarih eklenmiştir.
Uçuşun başladığı anlatılan Galata Kulesi
Uçuşun başladığı anlatılan Galata KulesiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Mohemedşebir Farook. Dosya sayfası

Belgelenmiş açıklamalar: Tarihçiler bu konuda ikiye ayrılır. İlber Ortaylı uçuşu birçok kez Evliya'nın renkli bir hikâyesi olarak niteledi; Halil İnalcık da efsanelerin tarih kitaplarında gerçek gibi okutulmasının düzeltilmesi gerektiğini söyleyerek bu görüşü destekledi. Aynı tarihçilerin de katkı verdiği bir Osmanlı bilim tarihi çalışmasında, Hezârfen'in yalnızca Seyahatnâme'de anıldığı ve başka hiçbir kaynakla doğrulanamadığı için efsaneden öte bir anlam taşımadığı belirtilir. Karşı tarafta Hacettepe Üniversitesi'nden Bahaeddin Yediyıldız, bugün belge olmamasının yarın da olmayacağı anlamına gelmediğini; dönemin Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu ise Evliya'nın abartsa bile olmayan bir şeyi uydurmayacağını savundu. Erhan Afyoncu da padişahın verdiği bahşişin bir gün kayıtlarda bulunabileceğini ileri sürdü. Bu son görüş önemli bir ipucu verir: tartışma, eninde sonunda bir belgeye bağlanmaktadır.
Dikkat: yanlış bilinen
Aerodinamik hesap ne diyor? Galata Kulesi'nin tepesi ile Doğancılar arasındaki kuş uçuşu mesafe yaklaşık 3,3 kilometredir. Kulenin denizden yüksekliği 125 metre dolayında, Doğancılar'ın ise 45 metre kadardır. Bu yükseklik farkıyla o mesafeyi süzülerek geçmek için yaklaşık 40'a 1 oranında bir süzülme gerekir. Bugünkü hafif malzemeli yamaç paraşütü ve delta kanatların ortalama süzülme oranı bunun çok altındadır. Üstelik lodos, güneybatıdan esen bir rüzgârdır ve bu rota için yan ve yer yer karşı rüzgâr anlamına gelir. Kol gücüyle kanat çırparak bu mesafeyi geçmek ise insan kas gücünün sınırlarını çok aşar. Bu hesaplar, anlatının harfiyen gerçekleşmiş olmasını imkânsıza yakın kılar; ama daha kısa bir süzülme denemesinin yapılmış olma ihtimalini tek başına dışlamaz.
Arşiv karşı kanıtı: Anlatıda iki somut iz vardır: padişahın verdiği bir kese altın ve Cezayir'e sürgün. Osmanlı maliyesinde saray bağışları ve ihsanlar düzenli olarak deftere geçirilir; sürgün kararları da hüküm ve mühimme kayıtlarına yansır. IV. Murad dönemine ait mühimme ve maliye defterleri üzerinde yapılan taramalarda şimdiye kadar Hezârfen adına bir ihsan ya da sürgün kaydı yayımlanmamıştır. Dönemin büyük vakanüvislerinin hiçbirinde de olay geçmez. Avrupa tarafında da durum aynıdır: İstanbul'daki Venedik balyosunun Senato'ya gönderdiği raporlar (Dispacci Costantinopoli), İngiliz elçiliğinin Londra'daki Ulusal Arşiv'de duran Türkiye yazışmaları ve Fransız elçiliği yazışmaları, şehirdeki şenlikleri, yangınları ve padişahın sert icraatlarını ayrıntılı biçimde kaydeder. Bir insanın Boğaz'ı uçarak geçmesi gibi olağanüstü bir olay, yabancı elçilerin gözünden kaçmayacak türdendir. Bu kayıtlarda da böyle bir uçuşun izine rastlanmamıştır. İngiliz din adamı John Wilkins'in 1638'de yazdığı kitapta İstanbul'da bir Türk'ün uçma denemesinden söz edilir; ama Wilkins bunu XVI. yüzyıl ortasında İstanbul'da bulunmuş Avusturya elçisi Ogier Ghiselin de Busbecq'e dayandırır. Bu rivayet Hezârfen'den yaklaşık yetmiş beş yıl önceye aittir ve onunla ilgisizdir.
Ek bilgi
Lâgarî Hasan Çelebi'nin durumu farklı mı? Evliya'nın aynı bölümde anlattığı Lâgarî Hasan Çelebi'nin fişekli uçuşu, bir doğum şenliği sırasında yapılmış bir gösteri olarak anlatılır. Osmanlı şenliklerinde havai fişek ve barut gösterileri çok yaygındı; bu yüzden bazı araştırmacılar, Lâgarî anlatısının bir şenlik gösterisinin abartılı aktarımı olabileceğini düşünür. Yine de bu olay için de Evliya dışında bağımsız bir kayıt yayımlanmış değildir. İki hikâye çoğu zaman birlikte anlatılır, ama dayanakları aynı tek kaynaktır.
Hüküm: Hezârfen Ahmed Çelebi'nin uçuşu, bugünkü bilgimizle belgelenmiş bir tarihî olay değil, tek bir eserde yaşayan bir rivayettir. "1632" yılı, "3.358 metre" gibi kesin rakamlar ve "kıtalar arası ilk uçuş" ifadesi sonradan eklenmiştir. Bu, Hezârfen diye birinin hiç yaşamadığı anlamına gelmez; Evliya'nın İstanbul'da uçma merakıyla tanınan birini duymuş ya da görmüş olması mümkündür. Ancak anlatıldığı biçimiyle Boğaz'ı aşan bir uçuş, ne Osmanlı defterlerinde ne de yabancı elçi raporlarında karşılık bulur ve fizik açısından da çok zayıf bir ihtimaldir.
Galata Kulesi ile Üsküdar Doğancılar arasındaki rotayı gösteren çizim
Galata Kulesi ile Üsküdar Doğancılar arasındaki rotayı gösteren çizimGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Abuk SABUK. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji:
1623–1640: IV. Murad'ın saltanatı; anlatıya göre olay bu dönemde geçer.
1638: John Wilkins, Busbecq'e dayanan ayrı bir uçma rivayetini aktarır.
XVII. yüzyıl ortası: Evliya Çelebi, Seyahatnâme'nin İstanbul cildinde Hezârfen ve Lâgarî anlatılarını yazar.
1896: Seyahatnâme'nin Osmanlıca basımı başlar, hikâye geniş okura ulaşır.
1950: Hezârfen konulu hatıra pulu çıkar.
1992: Çatalca'daki havalimanı Hezârfen adını alır.

Bir efsaneyi sevmekle ona inanmak arasında

Hezârfen hikâyesinin bu kadar sevilmesi anlaşılır bir şeydir: insanın uçma hayali, İstanbul'un en tanınmış kulesi ve bir padişahın kıskançlığı birleşince unutulmaz bir sahne çıkar. Bu hikâyeyi bir kültür mirası olarak anlatmakta hiçbir sakınca yoktur. Sorun, onun "kanıtlanmış bir bilimsel başarı" diye sunulmasında başlar. Evliya Çelebi'nin değeri zaten tartışmasızdır; onun eserindeki her paragrafı belge gibi okumak ise hem Evliya'ya hem tarihe haksızlıktır. Okura önerimiz şu: Hezârfen'i bir kahraman olarak değil, XVII. yüzyıl İstanbul'unun merakını, gösteri sevgisini ve hayal gücünü anlatan güzel bir hikâyenin kahramanı olarak hatırlamak. Bir gün maliye defterlerinde "Ahmed Çelebi'ye bir kese" kaydı çıkarsa, bu yazıyı memnuniyetle güncelleriz.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap