Tunus'un Fethi, 1574 yaz ve sonbaharında Serdar Koca Sinan Paşa ile Kaptan-ı derya Kılıç Ali Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu ve donanmasının, bir yıl önce İspanyolların ele geçirdiği Tunus'u ve liman kalesi Halkulvâdî'yi (La Goletta) almasıdır. Bu olay, Kuzey afrikaAfrika'daki üstünlük mücadelesini Osmanlılar lehine sonuçlandırdı ve Cezayir, Tunus ve Trablusgarp'taki Osmanlı eyaletlerinin uzun bir dönemini başlattı. Tunus, 1881'deki Fransız işgaline kadar Osmanlı egemenliğinde kaldı. 1574 kuşatması sırasında Tunus şehrini gösteren dönem gravürüGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Georg Braun. Dosya sayfası
Arka plan: el değiştiren şehir
1515'ten beri süren Osmanlı-İspanya mücadelesinde Tunus dört kez el değiştirmişti. Hafsîlerin yönetimindeki Tunus1534'te Barbaros Hayreddin Paşa tarafından alındı; ertesi yıl Kutsal Roma İmparatoru V. Karl büyük bir donanmayla şehri geri aldı. 1569'da Uluç (Kılıç) Ali Paşa şehri yeniden ele geçirdi, ama İnebahtı'dan sonra Ekim 1573'te Avusturyalı Juan (Don Juan) Tunus'u tekrar İspanya'ya kazandırdı.
Halkulvâdî, Tunus gölü ile körfez arasındaki dil üzerinde yer alır; İtalyanlar La Goletta, Fransızlar La Goulette, Osmanlılar Halkulvâd adını kullanırdı. 1535'ten 1574'e kadar İspanyol idaresinde kalan kale müstahkem bir hâle getirildi ve İspanyolların Akdeniz kıyılarındaki büyük üslerinden biri oldu.
Ek bilgi
İspanyol savunması: Halkulvâdî, içinde çok sayıda top ve yaklaşık 7.000 savaşçı bulunan, iki yanı denize ve göle dayanan güçlü bir kaleydi. Don Juan 1573'te şehrin savunmasını yetersiz bulduğu için Tunus ile göl arasında altı burçlu yeni bir kale (Bastiyon) yaptırmış ve bölgenin komutasını Gabrio Serbelloni'ye bırakmıştı. Batı literatürü de Halkulvâdî'nin 7.000 kişiyle savunulduğunu yazar ve Halkulvâdî komutanı Don Pedro Portocarrero'nun esir olarak İstanbul'a götürülürken yolda öldüğünü belirtir.
Hazırlık ve sefer
Osmanlı başkenti Mart 1574'te eyaletlere gönderdiği hükümlerle asker toplamaya başladı. Ordunun komutanlığına, Yemen'i kesin olarak Osmanlı topraklarına kattığı için "Yemen Fatihi" diye anılan Koca Sinan Paşa getirildi. Trablusgarp, Tunus ve Cezayir beylerbeyleri de birlikleriyle sefere çağrıldı. Seferin bir uluslararası boyutu da vardı: Orange Prensi Wilhelm ve Fransa Kralı IX. Charles, İspanya'ya karşı yeni bir cephe açılması için II. Selim'in desteğini aramıştı.
Dikkat: yanlış bilinen
Kuvvetlerin büyüklüğü kaynaklarda farklıdır. Araştırmamız kara askerlerinin yaklaşık 40.000 olduğunu, yaklaşık 48.000 kürekçinin bulunduğu donanmanın 280 kadırga, 15 kalyon, 15 mavna ve 19 yelkenliden oluştuğunu gösteriyor. Batı literatürü ise 250–300 savaş gemisi ve yaklaşık 75.000 kişiden, Cezayir, Trablus ve Tunus valilerinin kuvvetleriyle birlikte yaklaşık 100.000 kişilik bir güçten söz eder. Türk literatüründe İdris Bostan, İnebahtı'dan sonra kurulup 13 Haziran 1572'de denize açılan yeni donanmanın 250 kadırga ve yaklaşık 300 gönüllü reisin gemisinden oluştuğunu belirtir.
Donanma 15 Mayıs 1574'te İstanbul'dan çıktı ve geleneksel toplanma yeri Navarin'e ulaştı. Donanma önce İtalya ve Sicilya sahillerini vurarak Tunus'a geldi. Calabria ve Messina taraflarını vuran donanma 22 Temmuz'da Halkulvâdî önlerine geldi. Donanma 21 Temmuz'da Tunus açıklarına ulaştı ve eski Kartaca ile Marsa kıyılarına çıkarma yaptı; kuşatma 22 Temmuz'da başladı.
Halkulvâdî kuşatması
2 Ağustos'ta yeniçeriler kadırgalardan kalenin yakınına çıkarıldı ve İspanyol garnizonunun çıkışı püskürtüldü. Kale çevresindeki hendek toprakla doldurulduktan sonra surlara yaklaşan Osmanlı topçusu şiddetli ateş açtı. Lağımların patlatılmasıyla 23 Ağustos'ta başlayan genel taarruzun ertesi günü dış kale, 25 Ağustos'ta da iç kale alındı. Otuz üç günlük kuşatmadan sonra alınan kalenin yanındaki iki küçük kale, bir daha İspanyollara yataklık etmemesi için yıktırıldı, eski kale ise yeniden esaslı biçimde tahkim edildi. 1574 Temmuz-Ağustos kuşatmasında Tunus, yeni kale ve Halkulvâdî'yi gösteren Latince başlıklı haritaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
Ele geçirilen top sayısı ve tarihler kaynaklara göre değişir. Şakiroğlu, Peçuylu İbrahim'e dayanarak 205 topun Osmanlıların eline geçtiğini yazar; Türk literatürü 200 ile 225 arasında top verir ve bunlardan 190'ının gemilerle İstanbul'a taşındığını belirtir. Türk literatürü, İspanyol garnizonunun 5.000 ölü ve 2.000 esir verdiğini, esirler arasında son Hafsî hükümdarı VI. Muhammed'in de bulunduğunu yazar. Batı literatürü Halkulvâdî'nin 24 Ağustos 1574'te düştüğünü belirtirken Türk literatürü iç kalenin 25 Ağustos'ta alındığını yazar. Son direniş noktasının düşüşü için Bostan 12 Eylül, Türk ve Batı literatürü 13 Eylül 1574 tarihini verir.
Bastiyon kalesi ve son direniş
Halkulvâdî'yi alan Osmanlı ordusu 27 Ağustos'ta Bastiyon Kalesi'ni kuşattı; 5, 8 ve 11 Eylül'de üç hücum yapıldı ve 13 Eylül'deki genel taarruzla kale alındı. Komutan Serbelloni teslim oldu; birlik komutanları Pagano Doria ve Giovanni Sinogera ise yaralı olarak bir kısım askerle göl ortasındaki Çekli adasına çekildi. Doria yerli Araplara sığındı, ama onlar onu Koca Sinan Paşa'ya teslim etmek yerine öldürdü. Sinogera'nın imzaladığı teslim sözleşmesiyle kaledekilerden ancak elli kişi kurtarılabildi.
Araştırmamız, Avusturyalı Juan'ın Napoli ve Sicilya'dan gelen bir kadırga filosuyla kuşatmayı kırmaya çalıştığını, ama fırtınalar nedeniyle başarısız olduğunu gösteriyor. Hollanda'da ağır biçimde savaşan ve parasız kalan İspanyol tacı önemli bir yardım gönderemedi. Sonradan Don Quijote'nin yazarı olacak Miguel de Cervantes, kurtarma girişimindeki birlikler arasındaydı; Cervantes, Osmanlıların kaleye 22 hücum yaptığını ve 25.000 kişi kaybettiğini, buna karşılık yalnızca 300 Hristiyanın sağ kaldığını iddia eder. Halkulvâdî (La Goletta) kalesinin eski bir tasviriGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Author:Élisée Reclus - illustrator unknown. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 1534: BarbarosTunus'u alır. 1535: V. Karl şehri geri alır. 1569: Uluç Ali Paşa Tunus'u alır. Ekim 1573: Don Juan Tunus'u yeniden İspanya'ya kazandırır. 15 Mayıs 1574: Donanma İstanbul'dan çıkar. 21–22 Temmuz: Çıkarma ve Halkulvâdî kuşatması. 24–25 Ağustos: Halkulvâdî düşer. 13 Eylül 1574: Bastiyon kalesi alınır. 20 Kasım 1574: Donanma İstanbul'a döner.
Sonuçlar
Bu zafer Tunus'ta Osmanlı yönetimini kesinleştirdi ve Hafsî hanedanına ve İspanyol varlığına son verdi; geleceğin Fas hükümdarı Abdülmelik de fethe Osmanlı tarafında katılmıştı. Osmanlı donanması bu seferle İnebahtı yenilgisinin olumsuz etkisini geride bıraktığını gösterdi ve Batı Akdeniz'de de etkin bir güç olduğunu kanıtladı. Donanma 20 Kasım 1574'te İstanbul'a döndü; II. Selim ise kısa süre sonra, Aralık 1574'te öldü.
Bu seferle ilgili olarak Rumûzî'nin "Târîh-i Feth-i Yemen" adlı eserinin sonunda 2.500 beyitlik bir ek bulunur; Nehrevâlî de bu eseri Arapça nesre çevirirken Tunus seferine ilişkin kısma yer vermiştir. Halkulvâdî, sonraki dönemde de stratejik önemini korudu.
Tunus'un fethi: büyük resimde yeri
Tunus'un fethi, İnebahtı'dan yalnız üç yıl sonra gerçekleşti ve Osmanlı donanmasının hâlâ büyük harekâtlar yapabildiğini gösterdi. Halkulvâdî'nin alınmasıyla Kuzey afrikaAfrika kıyısında İspanyol varlığı büyük ölçüde sona erdi. Bize göre bu fetih, İnebahtı sonrasında kurulan dengenin gerçek resmini verir: Akdeniz ikiye bölünmüş, iki büyük güç kendi yarılarında yerleşmiştir.