Sedad Hakkı Eldem, Cumhuriyet döneminin en etkili Türk mimarlarından biridir. Avrupa'da büyümüş, Münih'te Alman modern mimarisini yakından tanımış bir genç olarak 1924'te İstanbul'a döndü. Ama mimarlığının yönünü Osmanlı dönemi sivil yapıları, özellikle "Türk evi" diye adlandırdığı geleneksel konut belirledi. 1930'larda Akademi'de başlattığı millî mimari çalışmaları, Cumhuriyet'in kendi mimari kimliğini arayışında önemli bir yer tuttu. Ankara'daki İnhisarlar binası ve Yalova Termal'deki otel, bu arayışın Atatürk döneminden kalan örnekleridir. Sedad Hakkı Eldem'in eskizlerinden biriGörsel: Wikimedia Commons, No restrictions, yazar: SALTOnline from Istanbul, Turkey. Dosya sayfası
Osman Hamdi'nin ailesinden bir çocuk
Sedad Hakkı, 31 Ağustos 1908'de İstanbul'da doğdu. Babası diplomat İsmail Hakkı Bey, annesi Azize Galip Hanım'dı. Annesinin büyük dedesi, Sultan II. Abdülhamid döneminde sadrazamlık yapmış İbrahim Edhem Paşa'ydı. Edhem Paşa'nın oğulları arasında Türk müzeciliğinin kurucusu Osman Hamdi Bey, jeolojiye katkılarıyla tanınan Halil Edhem Bey ve Türk nümismatiğinin kurucusu sayılan İsmail Galip Bey vardı. Sedad Hakkı, böylece Osmanlı'nın son döneminin kültür ve bilim hayatında iz bırakmış bir ailenin içinde yetişti.
Babasının görevleri yüzünden çocukluğu Cenevre, Münih ve Zürih'te geçti. İlk öğrenimini Fransızca, liseyi Almanca okudu. Münih'teki lise yıllarında dönemin Avrupa mimarisinden ve tanınmış mimarlarından etkilendi.
Bu Ankara günleri, Sedad Hakkı'nın ilgisini kalıcı biçimde yönlendirdi. Ankara Kalesi'nin içindeki eski evleri fotoğrafladı, inceledi ve desenlerini çizdi. İstanbul'a dönünce şehrin yangından kurtulmuş semtlerindeki ahşap ev ve konakların rölövelerini çıkardı. Yeni başkentin hızla yükselen kamu binaları arasında, yıkılmaya yüz tutmuş eski konutları kayda geçiren genç bir öğrenci, ileride Türk evi üzerine yazacağı kitapların malzemesini toplamaya başlamıştı.
Avrupa stajı ve ilk yapılar
1928'de diploma projesiyle birinci olarak mezun oldu ve üç yıllık bir staj için Avrupa'ya gönderildi. Berlin ve Paris'teki mimarlık atölyelerinde çalıştı. 1930'da Sanayi-i Nefise'den gelen davet üzerine Türkiye'ye döndü. Mimarlık pratiği, 1931'de Budapeşte Fuarı'ndaki Türk Pavyonu ile başladı. 1932'de İstanbul'da kendi bürosunu açtı ve aynı yıl Akademi'ye hoca olarak atandı. 1978'de emekli olana kadar burada yapı, millî mimari, proje, rölöve ve restorasyon dersleri verdi. Yalova Termal'deki tarihî Çınar OteliGörsel: Wikimedia Commons, CC BY 4.0, yazar: Chapultepec. Dosya sayfası
Millî Mimari Semineri ve Türk evi
1930'ların başında Akademi'de başlattığı Millî Mimari Semineri, öğrencilerle birlikte Anadolu'nun ve İstanbul'un geleneksel evlerinin rölövelerini çıkarmayı amaçlıyordu. Çizilen yüzlerce plan bir araya getirildiğinde ortaya çıkan sonuç şuydu: Osmanlı dönemi konutunun, sofa etrafında dizilen odaları, çıkmaları ve geniş saçaklarıyla kendine özgü bir plan düzeni vardı. Eldem bu düzeni "Türk evi" kavramıyla adlandırdı ve onun betonarme gibi çağdaş yapı tekniğiyle yeniden yorumlanabileceğini savundu.
Bu görüş, 1930'ların Türkiye'sinde iki eğilim arasında bir yol arıyordu. Bir yanda Avrupa'dan gelen yabancı mimarların temsil ettiği çağdaş, süssüz bir mimari, öte yanda Birinci Ulusal Mimarlık Akımı'nın kubbe ve kemerlere dayanan süslemeci üslubu vardı. Eldem ikisini de olduğu gibi benimsemedi; geleneksel evin plan ve oranlarını, çağdaş mimarinin sadeliğiyle birleştirmeye çalıştı.
Ek bilgi
Eldem'in yıllar süren rölöve çalışmaları sonradan kitaplara dönüştü: "Türk Evi Plan Tipleri" (1954), "Köşkler ve Kasırlar" (1968-1974), "Türk Bahçeleri" (1976), "Sadabad" (1977), "İstanbul Anıları" ve "Boğaziçi Anıları" (1979) ile iki ciltlik "Türk Evi: Osmanlı Dönemi" (1984-1987). Bu eserler bugün Osmanlı sivil mimarisi üzerine çalışanların başvuru kaynakları arasındadır.
Atatürk döneminin yapıları: İnhisarlar ve Termal
Eldem'in 1930'lardaki önemli işleri arasında, 1934'te Ankara'da yapılan İnhisarlar Umum Müdürlüğü binası bulunur. Tütün, tuz ve içki gibi devlet tekellerini yöneten bu kurumun binası, başkentin kamu yapıları arasında yer aldı. 1937-1938'de Ankara'daki Gümrük ve Tekel Müdürlüğü binasını da tasarladı. Aynı yıllarda İstanbul'da SATIE elektrik şirketinin binasını ve Maçka'daki Firdevs Hanım Evi'ni yaptı.
1934-1937 arasında Yalova Termal'de yapılan otel, Eldem'in Atatürk döneminden kalan en tanınmış yapılarından biridir. Termal, Atatürk'ün 1929'dan itibaren sık sık gittiği ve devletin bir sağlık ve dinlenme yeri olarak geliştirdiği bir kaplıcaydı. Eldem'in buradaki oteli, geniş saçakları ve ölçülü kütlesiyle onun Türk evinden aldığı dersleri çağdaş bir yapıya taşıma çabasını yansıtır.
Dikkat: yanlış bilinen
Eldem'in "Türk evi" kavramı, sonraki kuşak mimarlık tarihçileri tarafından tartışılmıştır. Bazı araştırmacılar bu konut tipinin Balkanlar'dan Kafkasya'ya uzanan geniş bir coğrafyada, farklı toplulukların ortak mirası olduğunu vurgular. Bu tartışma, Eldem'in rölöve çalışmalarının belgesel değerini azaltmaz; onun çizimleri birçok yapının bugün ayakta olmayan hâlinin tek kaydıdır.
Savaş sonrası ve son yıllar
1942-1947'de Emin Onat ile birlikte İstanbul Üniversitesi Fen ve Edebiyat fakültelerini, 1943-1945'te Paul Bonatz ile Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi'ni tasarladı. 1948'de Maçka'daki Taşlık Kahvesi'ni ve Emin Onat'la İstanbul Adalet Sarayı'nı yaptı. 1950'lerde Harbiye'deki Hilton Oteli'nde yer aldı, 1960'larda Zeyrek'teki Sosyal Sigortalar yapılarını tasarladı. Taksim'deki Atatürk Kitaplığı da onun son dönem eserlerindendir. 1941-1945'te Eski Eserleri Muhafaza Encümeni'nde, 1962-1978'de Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu'nda görev aldı. 1986'da Ağa Han Mimarlık Ödülü'nü kazandı. 7 Eylül 1988'de İstanbul'da öldü ve Zincirlikuyu Mezarlığı'na gömüldü. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi binasıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY 3.0, yazar: Mister No. Dosya sayfası
Rölöve defterinden başkente: Eldem'in Cumhuriyet mimarlığına katkısı
Sedad Hakkı Eldem'in Atatürk dönemindeki yeri, Cumhuriyet'in "çağdaşlaşma" ile "kendi kimliğini koruma" arasındaki dengeyi mimarlıkta nasıl aradığını gösterir. Yeni başkentte Avrupalı mimarların imzası taşıyan binalar yükselirken, genç bir Türk mimarın Anadolu'nun eski evlerini çizmesi, bu evlerden çağdaş yapılar için bir dil çıkarmaya çalışması, devrimlerin geçmişi reddetmek yerine onu yeniden yorumlama imkânı da taşıdığını hatırlatır.
Eldem'in mirası iki katmanlıdır. Birincisi, İnhisarlar binasından Termal'deki otele, üniversite fakültelerinden Atatürk Kitaplığı'na uzanan yapılarıdır. İkincisi ve belki daha kalıcı olanı, kaybolmakta olan bir konut kültürünü yarım asır boyunca titizlikle kayda geçiren çizimleri ve kitaplarıdır. Bugün yangınlarda ya da imar sırasında yok olmuş birçok konak ve köşk, yalnız onun rölövelerinde yaşamaya devam ediyor.