Kaplıcaların vadisinde bir köşk
Yalova'nın on iki kilometre güneyinde, ormanlarla kaplı bir vadinin içinde yer alan Termal, Roma ve Bizans dönemlerinden beri şifalı sularıyla bilinen bir yerdi. Osmanlı'nın son döneminde burada küçük onarımlar ve yapılaşmalar oldu, ancak bölge asıl canlanmasını Cumhuriyet yıllarında, Mustafa Kemal Atatürk'ün ilgisiyle yaşadı. 1929'da Termal'de inşa edilen iki katlı ahşap Yalova Atatürk Köşkü, hem bu ilginin simgesi hem de sonraki yıllarda alınan pek çok önemli kararın sahnesi oldu.Bu yazıda köşkün neden ve nasıl yapıldığını, iç düzenini, burada geçen günleri ve Termal'in bir kaplıca kenti olarak yeniden düzenlenişini ele alıyoruz.

Önce Baltacı, sonra Millet Çiftliği
Atatürk'ün Yalova'yı çok sevdiği bilinir. Bölgeye gelişlerinde önce Baltacı Çiftliği'ndeki köşkte, daha sonra Millet Çiftliği'ndeki köşkte kaldı. Termal'deki kaplıcalara ise yakın ilgi gösterdi. 1929'da İran Şahı Rıza Pehlevi'nin ağırlanması düşüncesi gündeme geldiğinde, Mustafa Kemal ve yakın çevresi Termal'de bugün köşkün bulunduğu yeri seçti. İnşaat yalnızca otuz sekiz günde tamamlandı ve köşk 1929 yazında Cumhurbaşkanlığının hizmetine verildi. Şah'ın ziyareti ise sonradan, 1934 yazında gerçekleşti.Köşkün mobilyalarının büyük kısmı Dolmabahçe Sarayı'ndan getirildi. Halılar Hereke Halı Fabrikası'nda dokunmuştu. Porselenler Yıldız Porselen Fabrikası yapımıydı. Böylece kısa sürede kurulan bu yazlık, Osmanlı saray zanaatlarının ürünleriyle Cumhuriyet'in sade yaşam anlayışını bir araya getirdi.
Tarih notu
Mutfaksız, ısıtmasız bir yazlık
Cumhuriyet döneminin erken mimari örneklerinden biri sayılan iki katlı ahşap yapı, 245 metrekarelik bir alana oturur. Köşkte üç kabul salonu, yatak ve çalışma odaları ile banyolarla birlikte toplam on bir oda bulunur. Yapının ahşap olması nedeniyle yangın riskine karşı içeride mutfak yoktur. Resmî konut olarak kullanıldığı yıllarda yemekler köşkün dışında kurulan geçici mutfaklarda pişirilir, sofraya buradan taşınırdı. Servisler daha sonra bodrum kattaki bulaşıkhanede yıkanırdı.Köşk yalnızca yaz aylarında kullanıldığı için ısıtma sistemi de bulunmaz. Giriş katındaki kabul salonunda Nurettin Niyazi'nin "Kurşunlu banyo ve kadınlar" tablosu, Alman yapımı bir piyano, Japon vazoları ve Mısır işi hiyeroglif süslemeli bir tütsülük yer alır. Girişin solundaki salon aynı zamanda toplantı salonu olarak kullanılırdı. Burada toplantı masası, ceylan derisi kaplı sandalyeler, bir bilardo masası, Atatürk'e armağan edilen Fransız yapımı bir piyano ve Amerikan yapımı bir radyo bulunur.

Kararların alındığı yazlık
Köşk bir dinlenme yeri olmanın ötesinde çalışma mekânıydı. Çok partili hayata geçiş denemesi olan Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın kuruluşu, Yerli Malı Haftası, Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu'nun kuruluşuna giden süreç ve Kur'an'ın Türkçeye çevrilmesi çalışmaları gibi dönemin pek çok önemli konusu burada konuşuldu. Atatürk yaz aylarında Yalova'da bilim insanları, yazarlar ve devlet adamlarıyla uzun sohbetler yapar, bu sohbetlerin bir kısmı Ankara'da yasalaşacak düzenlemelerin hazırlığına dönüşürdü.Yalova'nın Atatürk'e bağlı bir başka ünlü yapısı da şehir merkezindeki Millet Çiftliği'nde bulunan ve bir çınar ağacının dalını korumak için raylar üzerinde kaydırılan Yürüyen Köşk'tür. Termal'deki köşk ise bu ikinci yapıdan farklı olarak Cumhurbaşkanlığının resmî yazlık konutu olarak tasarlanmıştı.
Ek bilgi
Termal'de 1934-1937 arasında mimar Sedad Hakkı Eldem'in tasarladığı Termal Oteli inşa edildi. Betonarme taşıyıcı sistemli bu yapı, geleneksel Osmanlı konut mimarisine gönderme yapan modern bir tasarımdı. Yıllar içinde bakımsız kalan bina 1983'te yıkıldı, sonradan aslına uygun biçimde yeniden yapıldı.
Bir kaplıca kentinin planlanması
Atatürk döneminde Termal yalnızca bir köşkün değil, düzenli bir kaplıca yerleşiminin adı oldu. Eski hamamlar onarıldı, yeni otel ve havuzlar yapıldı, ziyaretçiler için yollar ve parklar düzenlendi. İstanbul'a yakınlığı, Yalova'yı Cumhuriyet'in ilk yıllarında gözde dinlenme yerlerinden biri haline getirdi. Termal'in şifalı sularından halkın da yararlanabilmesi, Atatürk'ün kaplıcayı ülkenin turizm ve sağlık potansiyelinin bir örneği olarak görmesiyle ilgiliydi.
Kaplıca kentinin bu dönemdeki gelişimi Atatürk'ün Yalova'ya gelişleriyle doğrudan ilişkiliydi. Cumhurbaşkanı yaz aylarında birkaç hafta Yalova'da kaldığında, Termal'e ulaşım için İstanbul'dan vapur seferleri yoğunlaşır, köşkün çevresinde güvenlik ve konaklama düzenlemeleri yapılırdı. Köşkün hemen yakınındaki kaplıca tesislerinin halka açık tutulması, Termal'in yalnızca bir devlet konutunun bulunduğu kapalı bir alan değil, herkese açık bir dinlenme yeri olarak düşünüldüğünü gösterir.
Termal'deki yatırımlar, Cumhuriyet'in ilk yıllarında turizmin bir ekonomi ve sağlık politikası olarak ele alınmasının da habercisiydi. Kaplıca sularının analiz edilmesi, tedavi amaçlı kullanımın düzenlenmesi ve konaklama tesislerinin modern standartlara kavuşturulması, sonraki on yıllarda Bursa, Afyon ve diğer termal merkezlerde izlenecek yolun ilk örneklerinden biri oldu.
Rıza Şah'ın ziyareti ve köşkün konukları
Köşkün yapılmasına vesile olan İran Şahı Rıza Pehlevi'nin Türkiye ziyareti, 16 Haziran - 2 Temmuz 1934 tarihleri arasında gerçekleşti. Şah, ziyareti boyunca Atatürk'le birlikte İzmir, İstanbul ve Batı Anadolu'daki pek çok şehri gezdi. Köşk sonraki yıllarda da Atatürk'ün yabancı konuklarını ve yakın arkadaşlarını ağırladığı bir mekân oldu. Bu ziyaretler köşkün yalnızca bir aile yazlığı değil, Cumhurbaşkanlığının yaz aylarındaki temsil yeri olduğunu da gösterir.Müze olarak köşk
Yalova Atatürk Köşkü 1981'e kadar Cumhurbaşkanlığı konutu olarak kullanıldı. O yıl yapılan onarımdan sonra, resmî konut döneminde kullanılan eşyalarıyla birlikte müze olarak açıldı. Bugün Millî Saraylar yönetiminde ziyaretçi kabul eden köşk, Atatürk'ün özel eşyalarını ve dönemin iç mimarisini yerinde görme imkânı sunuyor.Otuz sekiz günlük bir yapının uzun ömrü
Yalova Atatürk Köşkü, otuz sekiz günde yükselen ahşap bir yazlıktan beklenmeyecek kadar uzun bir tarihsel hafıza taşıyor. Bunun nedeni, Atatürk'ün dinlenmeyi ve çalışmayı birbirinden ayırmayan yaşam biçimidir. Yalova'daki yaz günleri onun için hem sağlığını toparladığı hem de tarih, dil ve ekonomi üzerine yeni fikirleri tartıştığı aylardı. Köşkün sade düzeni, mutfaksız ve ısıtmasız yapısı, bir devlet başkanının konutundan çok bir çalışma kampını andırır.Köşk aynı zamanda Cumhuriyet'in mekân kullanımındaki bir dönüşümü de gösterir. Dolmabahçe'nin mobilyaları ve Hereke'nin halıları, saray duvarlarının dışına çıkarak bir orman içindeki ahşap eve taşınmıştır. Termal'in bir kaplıca kenti olarak planlanması ise devletin turizmi ve halk sağlığını birlikte düşündüğü bir anlayışın erken örneğidir. Köşkün bugün müze olarak ayakta durması, Yalova'nın Atatürk'ün hayatındaki yerini somut biçimde hatırlatıyor.
Dikkat: yanlış bilinen
Termal'deki Atatürk Köşkü ile Yalova merkezdeki Yürüyen Köşk sık sık birbirine karıştırılır. Raylar üzerinde kaydırılan yapı Millet Çiftliği'ndeki Yürüyen Köşk'tür. Termal'deki köşk ise 1929'da otuz sekiz günde yapılan ve 1981'e kadar Cumhurbaşkanlığı konutu olarak kullanılan yapıdır.