İstanbul'un Anadolu yakasında, Kadıköy ile Üsküdar arasında denize uzanan bir yarımadanın üzerinde Haydarpaşa Garı yükselir. Bina, 1906–1908 yılları arasında Anadolu Demiryolları Şirketi tarafından inşa edildi. Alman mimarlar Otto Ritter ve Helmuth Cuno'nun tasarladığı gar, Bağdat demiryolunun İstanbul'daki başlangıç noktasıydı. Bir yüzyıldan uzun bir süre boyunca Anadolu'ya giden trenlerin kalkış yeri oldu ve İstanbul'un en tanınmış yapılarından biri haline geldi.
Bu yazıda Haydarpaşa'nın demiryolu tarihindeki yerini, garın inşasını, 1917 patlamasını, sonraki yüzyıldaki hikâyesini ve bugünkü durumunu anlatıyoruz. Konu, Osmanlı demiryolu imtiyaz belgelerinin, Alman şirket arşivlerinin ve dönemin İstanbul basınının yardımıyla izlenebilir. Servet-i Fünun dergisinin 9 Aralık 1909 sayısında HaydarpaşaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Servet-i Fünun Dergisi. Dosya sayfası
Haydarpaşa'da ilk demiryolu
Haydarpaşa'nın demiryoluyla tanışması, gar binasından çok önce gerçekleşti. 1872–1873 yıllarında Osmanlı devleti, Haydarpaşa'dan İzmit'e uzanan bir demiryolu hattı inşa ettirdi. Bu hat, Anadolu'yu İstanbul'a bağlayacak büyük bir demiryolu ağının ilk parçası olarak düşünülmüştü. Ancak devletin mali sıkıntıları nedeniyle hattın devamı uzun süre yapılamadı.
1888'de Osmanlı hükümeti, Haydarpaşa–İzmit hattının işletmesini ve İzmit'ten Ankara'ya uzanan yeni bir hattın inşasını Alman sermayeli bir şirkete verdi. Bu şirket, "AnadoluOsmanlı Demiryolu Şirketi" adını aldı. Hat, 1892'de Ankara'ya ulaştı. Daha sonra Eskişehir'den Konya'ya uzanan bir kol da inşa edildi.
Ek bilgi
Anadolu demiryolu imtiyazı, Osmanlı ile Almanya arasındaki ekonomik ve siyasi yakınlaşmanın en önemli adımlarından biriydi. Bu imtiyazı, 1903'te Konya'dan Bağdat'a uzanacak bir demiryolu imtiyazı izledi. Bağdat demiryolu projesi, İngiltere, Fransa ve Rusya tarafından kaygıyla izlendi ve büyük güçler arasındaki rekabetin önemli konularından biri haline geldi.
Liman ve gar
Demiryolunun gelişmesiyle birlikte Haydarpaşa'da büyük bir liman inşasına başlandı. Liman, 1899–1903 yılları arasında Anadolu Demiryolu Şirketi tarafından yapıldı. Bu liman, Anadolu'dan trenle gelen yüklerin gemilere aktarılmasını sağlıyordu. Limanın yapılmasıyla birlikte Haydarpaşa, İstanbul'un en önemli ticaret noktalarından biri haline geldi.
Bugünkü gar binasının inşası, 1906'da başladı. Binanın yapımında yüzlerce işçi çalıştı; ustaların bir kısmı İtalya'dan getirilmişti. Bina, denize doldurulan bir alanın üzerine, binlerce ahşap kazık çakılarak oturtuldu. Gar, 19 Ağustos 1908'de hizmete açıldı. Açılış, II. Meşrutiyet'in ilanından sadece birkaç hafta sonraya denk geldi. 1917'de Haydarpaşa'daki patlama ve yangınGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Unbekannt (Bild mehfach im Internet zu finden). Dosya sayfası
Mimari özellikleri
Haydarpaşa Garı, Alman Neo-Rönesans üslubunda inşa edildi. Binanın dış cephesi, Hereke'den getirilen taşlarla kaplandı. Binanın iki yanındaki kuleler ve yüksek çatısı, garın uzaktan bile kolayca tanınmasını sağlıyordu. Garın içindeki bekleme salonları ve büfeler, dönemin Avrupa garlarının konforunu yansıtıyordu.
Garın denize bakan cephesi, İstanbul'a deniz yoluyla gelen yolculara etkileyici bir görüntü sunuyordu. Avrupa yakasından vapurla gelen yolcular, Haydarpaşa iskelesine yanaşır ve buradan trene binerdi. Bu nedenle gar, uzun yıllar boyunca İstanbul'dan Anadolu'ya gidenler için bir veda, Anadolu'dan İstanbul'a gelenler için ise bir karşılama noktası oldu.
Savaş yıllarında gar
Birinci Dünya Savaşı başladığında Haydarpaşa, bir anda imparatorluğun en işlek askerî istasyonu haline geldi. Kafkasya, Irak ve Filistin cephelerine gönderilen birlikler, İstanbul'dan vapurlarla Haydarpaşa'ya geçer ve burada trenlere binerdi. Bağdat demiryolu henüz tamamlanmamıştı; Toros ve Amanos dağlarındaki tüneller savaş sırasında da inşa ediliyordu. Bu nedenle askerler ve yükler, hattın eksik kısımlarında yaya ya da hayvanlarla taşınmak zorunda kalıyordu. Haydarpaşa'dan kalkan bir askerin cepheye ulaşması haftalar sürebiliyordu.
1917 patlaması
Birinci Dünya Savaşı sırasında Haydarpaşa, Osmanlı ordusunun en önemli lojistik merkezlerinden biriydi. Cephelere gönderilen askerler, silahlar ve mühimmat, buradan trenlere yüklenirdi. 6 Eylül 1917'de garda büyük bir patlama meydana geldi. Patlamanın ardından çıkan yangın, gar binasını ve çevresindeki depoları ağır biçimde tahrip etti. Pek çok kişi hayatını kaybetti.
Dikkat: yanlış bilinen
1917 patlamasının nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Bazı kaynaklar patlamanın İngiliz ajanlarının bir sabotajı olduğunu ileri sürer; bazıları ise bir kaza sonucu meydana geldiğini belirtir. Patlamada hayatını kaybedenlerin sayısı konusunda da kaynaklar farklı rakamlar verir. Olayın ayrıntıları, Osmanlı ve Alman askerî arşivlerinde farklı biçimlerde kaydedilmiştir.
Patlamanın ardından gar binası onarıldı. Cumhuriyet döneminde Haydarpaşa, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları'nın İstanbul'daki ana garı oldu. Anadolu'ya giden ekspres trenler buradan kalktı. Garın merdivenleri, İstanbul'a iş ya da eğitim için gelen milyonlarca insanın şehre ilk adım attığı yer oldu. Bu nedenle Haydarpaşa, Türk edebiyatında ve sinemasında da sıkça yer aldı.
1979'da Haydarpaşa açıklarında bir Romen petrol tankeri ile başka bir geminin çarpışması sonucu büyük bir patlama meydana geldi. Patlama, garın vitray pencerelerine zarar verdi. 28 Kasım 2010'da ise garın çatısında büyük bir yangın çıktı ve binanın üst katları ağır hasar gördü.
Kadıköy iskelesi ve vapur bağlantısı
Haydarpaşa'nın İstanbul'un gündelik hayatındaki yeri, garın yanındaki vapur iskelesiyle de yakından ilişkiliydi. Karaköy ve Eminönü'nden kalkan vapurlar, yolcuları doğrudan garın önüne taşırdı. Bu bağlantı sayesinde Avrupa yakasında yaşayan bir yolcu, vapurdan inip birkaç dakika içinde Ankara'ya ya da Anadolu'nun başka bir şehrine giden trene binebilirdi. Vapur ile tren arasındaki bu kesintisiz geçiş, Haydarpaşa'yı dünyanın ender gar–iskele bütünlerinden biri haline getirdi.
Bugünkü durumu
2013'te Marmaray projesi kapsamındaki çalışmalar nedeniyle Haydarpaşa'dan tren seferleri durduruldu. Gar binasında kapsamlı bir restorasyon başlatıldı. Restorasyon sırasında garın çevresinde yapılan kazılarda, Bizans ve daha erken dönemlere ait önemli arkeolojik kalıntılar ortaya çıktı. Bu kalıntılar, Haydarpaşa'nın tarihinin demiryolundan çok daha eskiye uzandığını gösterdi.
Tarih notu
Kronoloji 1872–1873: Haydarpaşa–İzmit hattının inşası 1888: Anadolu demiryolu imtiyazının Alman sermayeli şirkete verilmesi 1892: Hattın Ankara'ya ulaşması 1899–1903: Haydarpaşa Limanı'nın inşası 1903: Bağdat demiryolu imtiyazı 1906: Gar binasının inşasının başlaması 19 Ağustos 1908: Garın hizmete açılması 6 Eylül 1917: Patlama ve yangın 1979: Tanker kazası 28 Kasım2010: Çatı yangını
2013: Tren seferlerinin durması
Vedaların ve karşılamaların garı
Haydarpaşa Garı'nın hikâyesi, Osmanlı'nın son döneminde demiryollarının ne kadar büyük bir değişim yarattığını gösterir. Anadolu'yu İstanbul'a bağlayan demiryolu, ekonomik, siyasi ve askerî açıdan devletin en önemli projelerinden biriydi. Haydarpaşa, bu projenin İstanbul'daki kapısı oldu ve denizle demiryolunu buluşturan konumuyla şehrin Anadolu ile bağının en görünür simgesine dönüştü.
Garın Alman mimarlar tarafından tasarlanması ve Alman sermayeli bir şirket tarafından inşa edilmesi, Osmanlı ile Almanya arasındaki yakınlaşmanın somut bir göstergesidir. Bağdat demiryolu projesi, büyük güçler arasındaki rekabetin merkezinde yer aldı ve Birinci Dünya Savaşı'na giden süreçte önemli bir rol oynadı. 1917 patlaması ise bu rekabetin savaş yıllarında nasıl ağır bir bedele dönüştüğünü gösterdi.
Cumhuriyet döneminde Haydarpaşa, milyonlarca insanın hayatında özel bir yer edindi. Garın merdivenleri, Anadolu'dan İstanbul'a gelen göçmenlerin, öğrencilerin ve işçilerin şehre ilk adım attığı yer oldu. Bu nedenle Haydarpaşa, yalnızca bir gar değil, aynı zamanda bir toplumsal hafıza mekânıdır. Seferlerin durduğu bugün bile garın merdivenlerine çıkan ziyaretçiler, bu hafızanın izlerini taşların arasında hissedebiliyor; restorasyonun ardından yapının nasıl kullanılacağı sorusu ise İstanbul'un gündemindeki yerini koruyor.