Mısır'ın batısında açılan cephe
Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin Süveyş Kanalı'na yönelik harekâtı Sina üzerinden doğudan yürütülüyordu. 1915 yazında ise Mısır'ın batısında, Libya sınırında ikinci bir cephe açıldı. Senusi tarikatının lideri Ahmed Şerif es-Senusi, Osmanlı subaylarının teşvikiyle İngilizlere karşı savaş ilan etti. Senusi kuvvetleri Kasım 1915'te sınırı geçti ve Mısır kıyısı boyunca ilerledi.Bu harekâtın ilk aşaması, kıyıdaki Mersa Matruh limanı önlerinde yoğunlaştı. Aralık 1915 ile Ocak 1916 arasında Vadi Senab, Vadi Mecid ve Halazin'de yaşanan çarpışmalar, Senusi-Osmanlı kuvvetlerinin düzenli İngiliz birliklerine karşı nasıl savaştığını gösterir. Bu yazı, Şubat 1916'daki Agagiya baskınından önceki bu kış çarpışmalarını ele alır.

Trablusgarp'tan Batı Çölü'ne
Senusiler, 1911-1912 Trablusgarp Savaşı'nda İtalyanlara karşı iç bölgelerden direnmiş, Mısır'daki İngilizlerle ise genellikle dostça ilişkiler sürdürmüştü. Savaştan sonra da İtalyan garnizonlarına karşı mücadele sürdü. Senusilerin elinde modern tüfeklerle silahlanmış on bin kadar savaşçı vardı ve günde bin fişek üreten bir atölyeleri bulunuyordu.Şubat 1915'te Osmanlı temsilcileri bölgeye ulaştı. Bunların başında Enver Paşa'nın kardeşi Nuri Bey (Killigil) ile Bağdatlı bir Osmanlı subayı olan Cafer Paşa (Cafer el-Askeri) vardı. Nuri Bey, Senusi kuvvetlerinin askerî komutasını üstlendi ve Evlad-ı Ali kabilesinden gönüllüleri eğitmeye başladı. Osmanlı Devleti, gemiler ve Alman denizaltıları aracılığıyla makineli tüfek, top, teçhizat ve para gönderdi. Siva vahasında kurulan karargâhta beş bin kadar Senusi savaşçısı dağ toplarıyla ve makineli tüfeklerle toplanmıştı.
Kasım 1915'te Alman denizaltıları İngiliz silahlı gemisi Tara'yı ve Moorina nakliye gemisini batırarak mürettebatı Senusilere teslim etti. 17 Kasım gecesi Sellum'daki İngiliz kampına ateş açıldı, kıyı telgrafı kesildi. Sidi Barrani'deki zaviye üç yüz düzenli Senusi askeri tarafından tutuldu. Ahmed Şerif, kuvvetlerine 21 Kasım'a kadar Mısır sınırını geçme emri verdi.
Tarih notu
Şubat 1915: Nuri Bey ve Cafer Paşa'nın Senusilerin yanına ulaşması.
17 Kasım 1915: Sellum'daki İngiliz kampına ilk ateş.
11-13 Aralık 1915: Vadi Senab çarpışması.
25 Aralık 1915: Vadi Mecid çarpışması.
23 Ocak 1916: Halazin çarpışması.
26 Şubat 1916: Agagiya çatışması ve Cafer Paşa'nın esir düşmesi.
14 Mart 1916: İngilizlerin Sellum'a yeniden girmesi.
17 Kasım 1915: Sellum'daki İngiliz kampına ilk ateş.
11-13 Aralık 1915: Vadi Senab çarpışması.
25 Aralık 1915: Vadi Mecid çarpışması.
23 Ocak 1916: Halazin çarpışması.
26 Şubat 1916: Agagiya çatışması ve Cafer Paşa'nın esir düşmesi.
14 Mart 1916: İngilizlerin Sellum'a yeniden girmesi.
İngilizlerin Mersa Matruh'ta toplanması
İngiliz komutanlığı, yenilgi riskine girmeden önce kuvvet toplamayı tercih etti. Sellum, İskenderiye'den dört yüz elli kilometre uzaktaydı ve Alman denizaltılarına açıktı. Mersa Matruh ise yüz doksan kilometre daha yakındı ve iyi bir su kaynağına sahipti. Sınır karakolları Matruh'a çekildi. 20 Kasım'da General William Peyton komutasında Batı Sınır Kuvveti kuruldu. Yıl sonuna gelindiğinde Batı Çölü'ndeki İngiliz kuvveti kırk bin kişiye ulaşmıştı.Sellum ve Sidi Barrani boşaltıldı. Bakbuk karakolunda Mısır Sahil Muhafaza Teşkilatı'ndan yüz otuz dört kişi, teçhizatı ve yüz yetmiş altı devesiyle birlikte Senusilere katıldı. Sellum boşaltılır boşaltılmaz Senusiler için cephane yüklü gemiler kıyıya yanaştı.

Vadi Senab: ilk çarpışma
11 Aralık 1915'te Matruh'tan batıya çıkan bir İngiliz kolu, piyade, topçu, zırhlı otomobiller ve süvarilerle Duvvar Hüseyin'e doğru ilerledi. On dört kilometre sonra sağ yandan ateş altına girdi. Topçu ve bir Avustralya hafif süvari bölüğü yetişince Senusiler Vadi Senab'dan geri çekildi. Bu çarpışmada Mısır Sahil Muhafaza komutanı Yarbay Snow, yaralı bir bedeviyi yakalamaya çalışırken öldü.İki gün sonra, Vadi Haşefiyat yakınında daha büyük bir Senusi kuvveti İngiliz koluna saldırdı. Senusiler açık düzende ilerliyor ve siperlerin arkasından ateş ediyordu. Bin ile bin beş yüz kişilik bu kuvvet, ancak Matruh'tan gelen toplar ve süvari takviyesiyle dağıtılabildi. İngiliz tarafı dokuz ölü ve altmış beş yaralı verdi. İngilizler, Senusilerin bir baskın düzenleyip kararlı bir saldırı yaptığını, ama sonunda kurtulmayı başardıklarını kaydetti.
Vadi Mecid: Noel sabahı baskını
15-24 Aralık arasındaki kötü hava harekâtı durdurdu. Bu sırada Senusiler Matruh'un on kilometre batısında, Cebel Medva'da toplandı. Cafer Paşa'nın sonradan yazdığı hatıralarda belirttiği düzende, burada üçer yüz kişilik üç muhafız taburu, dört dağ topu ve iki makineli tüfek vardı. Üç tabur daha, dört top ve sekiz makineli tüfekle Halazin'deydi.25 Aralık sabahı İngiliz kuvvetleri iki kol hâlinde Matruh'tan çıktı. Sağ kol doğrudan Cebel Medva'ya, sol kol ise güneyden dolanarak geri çekilme yolunu kesmeye yöneldi. Clematis adlı İngiliz gemisi de kıyıdan topçu desteği verdi. Senusi topçusu yola isabetli ateş açtı, ama karşı ateşle susturuldu. Sih ve Yeni Zelanda piyadeleri sabah onda sırtı aldı. Sol koldaki süvariler, Senusi atlılarınca oyalandıkları için çekilme yolunu zamanında kesemedi.
Akşama doğru Senusi artçıları kayalık kıyı boyunca süvarinin izleyemeyeceği yollardan çekildi. İngilizler on üç ölü ve elli bir yaralı verdi. Senusi kayıpları ise yaklaşık üç yüz ölü ve yirmi esir olarak bildirildi. Cafer Paşa'nın ağırlıkları ele geçirildi. Ölüler arasında daha önce Senusilere katılan Mısırlı sahil muhafızları da vardı.
Ek bilgi
Cafer el-Askeri, Osmanlı ordusunda yetişmiş, Almanya'da eğitim görmüş bir subaydı. Agagiya'da esir düştükten sonra Kahire'de tutuldu, ardından Arap İsyanı saflarına geçti. Savaştan sonra Irak'ta başbakanlık yaptı.
Halazin: çamurda bir gün
19 Ocak 1916'da hava keşfi, Matruh'un otuz beş kilometre güneybatısındaki Halazin'de üç yüz çadırlık büyük Senusi kampını, Ahmed Şerif'in çadırıyla birlikte tespit etti. Batı Sınır Kuvveti 23 Ocak sabahı iki kol hâlinde saldırıya geçti. Yağmur yağıyordu. Ağırlıklar geride kaldı, ambulanslar çamura saplandı, zırhlı otomobiller Matruh'a geri gönderildi.Senusiler, serabın gizlediği bir buçuk mil uzunluğundaki mevzilerinde üç top ve beş makineli tüfeği ustalıkla kullandı. İki kanattan dolanarak İngiliz hattını geri itmeye başladılar. Sol kanattaki kuşatma, öğleden sonra İngiliz kolunu durdurdu ve geri sürdü. Ancak merkezdeki Sih, Güney Afrikalı ve Yeni Zelandalı piyadeler ilerlemeyi sürdürdü ve saat üçe doğru siperlere ulaştı. Senusiler çöle çekildi.
İngiliz kayıpları otuz bir ölü ve iki yüz doksan bir yaralıydı. Esirler, Senusi tarafının iki yüz ölü ve beş yüz yaralı verdiğini söyledi. Süvari, atlar için su olmadığından takip edemedi. Senusi ana kuvveti dağılmadan Sidi Barrani yönüne çekildi.

Agagiya'ya giden yol
Kış çarpışmaları, Senusileri Matruh önlerinden uzaklaştırdı ama ana kuvvetlerini yok edemedi. Şubat 1916'da General Henry Lukin komutasındaki Güney Afrika Tugayı takviyesiyle İngilizler batıya ilerledi. 26 Şubat'taki Agagiya baskınında Cafer Paşa esir düştü. Mart ortasında Sellum yeniden alındı. İç bölgelerdeki vahalar harekâtı ise Şubat 1917'ye kadar sürdü.Dikkat: yanlış bilinen
Bu çarpışmalardaki kayıp rakamları büyük ölçüde İngiliz resmî kayıtlarından gelir. Senusi tarafının kayıpları tahminîdir ve esir ifadelerine dayanır.
Kıyıdaki kış savaşının anlamı
Mersa Matruh önlerindeki çarpışmalar, Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'nda uzak cephelerde birkaç subay ve sınırlı silahla nasıl büyük kuvvetleri bağlayabildiğini gösterir. Nuri Bey ve Cafer Paşa'nın eğittiği muhafız taburları, düzenli İngiliz piyadesi karşısında saatlerce direnebildi, kanatlardan kuşatma denedi ve topçusunu etkili kullandı. Halazin'de İngiliz kolunun iki kanadının birden geri itilmesi bu düzenin bir ürünüydü.Senusi harekâtının asıl stratejik etkisi, Süveyş Kanalı'nı savunan kuvvetlerin bir bölümünü batıya çekmesiydi. Gelibolu ve Irak cephelerinin İngiliz kuvvetlerini zorladığı bir dönemde, Batı Çölü'nde kırk bin askerin bulundurulması küçük bir yük değildi. Öte yandan bu kuvvetler, Mısır içinde bir ayaklanma çıkarma umudunu gerçekleştiremedi.
Mustafa Kemal'in Trablusgarp'ta 1911-1912'de birlikte çarpıştığı subay kuşağının bir kısmı, bu çöl savaşında da yer aldı. Trablusgarp'taki gönüllü subay geleneği, Senusilerle kurulan ilişkiler ve çöl savaşı tecrübesi, bu harekâtın arka planını oluşturdu. Batı Çölü'ndeki çarpışmalar, Osmanlı Devleti'nin Kuzey Afrika'daki son askerî varlığının da bir parçasıydı.