Fethiye Camii, Atina'nın Roma Agorası'nda, Rüzgârlar Kulesi'nin birkaç adım ötesinde yükselen bir Osmanlı yapısıdır. Adı, "fetih" kelimesinden gelir ve Fatih Sultan Mehmed'in 1458'de Atina'yı ziyaretinin hatırasını taşır. Bugünkü yapı ise 17. yüzyılın ikinci yarısında yeniden inşa edilmiştir. Yunan bağımsızlığından sonra kışla, hapishane, askerî fırın ve depo olarak kullanılan cami, uzun bir restorasyonun ardından 2017'de sergi mekânı olarak ziyarete açıldı. Bu yazıda, Fethiye Camii'nin tarihini, Avrupalı gezginlerin gözünden Osmanlı Atina'sını ve yapının bugünkü Yunan kamusal belleğindeki yerini ele alıyoruz. Atina'daki Fethiye Camii'nin Roma Agorası içinden görünümüGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Davide Mauro. Dosya sayfası
Fatih ve Atina
Atina, 1456'da Osmanlı kuvvetlerine teslim oldu; Akropolis'teki Floransalı Acciaiuoli dükalığının garnizonu ise 1458'e kadar direndi. Fatih Sultan Mehmed, 1458 sonbaharında Mora seferinin dönüşünde Atina'ya uğradı. Bizanslı tarihçi Kritovulos, padişahın şehrin eski eserlerine büyük ilgi gösterdiğini, Akropolis'i gezdiğini ve antik yapılara hayranlıkla baktığını yazar. Kritovulos'un eseri, Topkapı Sarayı'ndaki tek nüshası üzerinden bilinir; bu nüsha, Fatih dönemi Rum aydınlarının padişaha bakışını anlatan eşsiz bir kaynaktır.
Fatih'in ziyaretinin ardından, Atina'nın aşağı şehrindeki bir Bizans kilisesinin camiye çevrildiği ve "Fethiye" adını aldığı rivayet edilir. Akropolis'teki Parthenon da camiye dönüştürüldü ve bir minare eklendi. Fethiye Camii'nin ilk biçimi hakkında elimizde ayrıntılı kayıt bulunmuyor; yapının yeri ve adı ise 17. yüzyıldan itibaren belgelerde düzenli olarak geçer.
Bugünkü yapı
Bugünkü Fethiye Camii, kare planlı, tek kubbeli ve önünde revaklı bir son cemaat yeri bulunan bir yapıdır. Kubbe, sekizgen bir kasnağa oturur; iç mekânda mihrap ve mihrabın iki yanında pencere sıraları bulunur. Minare, Yunan bağımsızlığından sonra yıkılmıştır; bugün yalnızca minarenin kaidesinin izleri görülür. Yapının duvarlarında, antik ve Bizans dönemlerine ait devşirme malzeme kullanılmıştır. Bu durum, Atina'daki Osmanlı yapılarının ortak bir özelliğidir: Şehrin katmanlı geçmişi, yeni yapıların duvarlarına da yansır.
Araştırmacılar, bugünkü yapının 1668–1670 civarında inşa edildiğini kabul eder. Bu tarih, Atina'yı 1667'de ziyaret eden Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi'nin kayıtlarıyla da uyumludur. Evliya, şehirdeki camileri sayarken Fethiye'yi "Fatih Camii" olarak anar ve Atina'nın çarşısının ortasında olduğunu belirtir.
Ek bilgi
Seyahatnamelerde Fethiye 17. ve 18. yüzyılda Atina'yı ziyaret eden Fransız ve İngiliz gezginler, şehrin aşağı kısmındaki camileri de kaydetti. Fransız Cizvit Jacques Paul Babin'in 1672 tarihli mektubu, Jacob Spon ile George Wheler'in 1675–1676 seyahatleri ve 18. yüzyılda James Stuart ile Nicholas Revett'in "Antiquities of Athens" adlı eseri, Fethiye Camii'nin çevresini ve Roma Agorası'nın kalıntılarını betimler. Stuart ve Revett'in gravürlerinde, Agora'nın kapısı ve çevresindeki Osmanlı evleri ve camiler görülür. Bu gravürler, Londra'daki British Library ve Royal Institute of British Architects koleksiyonlarında korunur.
Osmanlı Atina'sı
Osmanlı döneminde Atina, imparatorluğun büyük şehirlerinden biri değildi; nüfusu 17. yüzyılda on bin civarındaydı. Şehir, önce Kızlarağası'nın, sonra Kaptan Paşa'nın hasları arasında yer aldı ve bir voyvoda tarafından yönetildi. Akropolis bir kale olarak kullanıldı ve içinde küçük bir Türk mahallesi oluştu. Aşağı şehirde Rum, Türk ve Arnavut mahalleleri yan yana yaşadı. Şehrin çarşısı, Roma Agorası'nın çevresinde kuruluydu; Fethiye Camii de bu çarşının merkezinde, cuma namazlarının kılındığı ana cami olarak hizmet verdi.
Atina, 1687'de Venedik kuşatmasında büyük bir yıkım yaşadı: Parthenon'daki barut deposu bir top mermisiyle patladı. Venedikliler şehri kısa bir süre işgal etti; Osmanlı'nın geri dönüşünden sonra Fethiye Camii yeniden ibadete açıldı. 18. yüzyılda şehir yavaş yavaş toparlandı; 1778'de voyvoda Hacı Ali Haseki'nin yaptırdığı sur, şehrin çevresini yeniden çevirdi. Fethiye Camii'nin 2013'teki restorasyon sırasındaki görünümüGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: C messier. Dosya sayfası
Bağımsızlıktan sonra
1821'de başlayan Yunan isyanında Atina, iki kez el değiştirdi. 1833'te Osmanlı garnizonu Akropolis'ten çekildi ve şehir yeni Yunan krallığına bırakıldı. 1834'te Atina, krallığın başkenti ilan edildi. Bu dönemde şehirdeki Osmanlı yapılarının çoğu yıkıldı ya da başka amaçlarla kullanıldı. Fethiye Camii önce bir okul, sonra kışla, askerî hapishane ve askerî fırın olarak kullanıldı. Yapının ibadete kapatılması, Atina'nın 2020'ye kadar resmî bir camisi olmayan tek Avrupa başkentlerinden biri olmasıyla sonuçlandı.
20. yüzyılın ortalarında yapı, Yunan Kültür Bakanlığı'na devredildi ve bir arkeolojik depo olarak kullanıldı. 1999 depremi kubbede hasara yol açtı. 2000'lerde başlayan restorasyon projesi, Avrupa Birliği fonlarıyla desteklendi; yapının kubbesi, revakı ve iç süslemeleri onarıldı. 2017'de Fethiye Camii, Roma Agorası'nın bir parçası olarak ziyaretçilere açıldı ve sergiler için kullanılmaya başlandı.
Dikkat: yanlış bilinen
Yunan ve Türk anlatıları Yunan resmî anlatısında Fethiye Camii, Atina'nın katmanlı geçmişinin bir parçası olarak sunulur; restorasyon projesi de kültürel mirasın korunmasının bir örneği olarak tanıtılır. Bununla birlikte, yapının yeniden ibadete açılması talepleri, Yunanistan'daki siyasi tartışmalarda zaman zaman gündeme gelir ve kabul görmez. Türk anlatısında ise Fethiye Camii, Fatih'in hatırasını taşıyan ve uzun yıllar fırın ya da depo olarak kullanılan bir yapı olarak, kayıp Osmanlı mirasının simgesi gibi anılır. Yunanistan Kültür Bakanlığı'nın arşivleri ve Atina Eforluğu'nun kazı raporları, restorasyon sürecinin ayrıntılarını içerir; Osmanlı dönemine ilişkin belgeler ise İstanbul'daki tahrir defterlerinde ve vakıf kayıtlarında yer alır.
Atina'nın diğer Osmanlı izleri
Fethiye Camii, Atina'da ayakta kalan birkaç Osmanlı yapısından biridir. Monastiraki Meydanı'ndaki Tzistarakis Camii (1759), bugün Yunan Halk Sanatları Müzesi'nin seramik koleksiyonuna ev sahipliği yapar. Roma Agorası'nın yakınındaki medrese kapısı, 1915'te yıkılan bir Osmanlı medresesinden kalan tek parçadır. Plaka'daki bazı hamam yapıları da Osmanlı döneminden günümüze ulaşmıştır; bunlardan biri, Abit Efendi Hamamı, bugün bir müze olarak ziyaret edilebilir. Bu yapılar, 19. yüzyılda neoklasik bir başkent kurulurken silinmeye çalışılan Osmanlı katmanının, şehrin dokusunda hâlâ izler bıraktığını gösterir. Fethiye Camii'nin restorasyondan sonraki görünümüGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: George E. Koronaios. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji 1456: Atina Osmanlı kuvvetlerine teslim oldu. 1458: Akropolis teslim oldu; Fatih Sultan Mehmed Atina'yı ziyaret etti. 1667: Evliya Çelebi Atina'yı ziyaret etti ve Fethiye'yi kaydetti. 1668–1670: Bugünkü Fethiye Camii yapısının inşa edildiği dönem. 1687: Venedik kuşatması ve Parthenon'un patlaması. 1759: Tzistarakis Camii inşa edildi. 1833: Osmanlı garnizonu Akropolis'ten çekildi. 1834: Atina, Yunan krallığının başkenti oldu. 2017: Restore edilen Fethiye Camii sergi mekânı olarak açıldı. 2020: Atina'da Votanikos'taki resmî cami hizmete girdi.
Sonuç: Agora'daki kubbe
Fethiye Camii, Atina'nın antik, Bizans, Osmanlı ve modern katmanlarını bir arada taşıyan nadir yapılardan biridir. Fatih'in ziyaretinin hatırasını taşıyan adı, Evliya Çelebi'nin kayıtları, Avrupalı gezginlerin gravürleri ve 19. yüzyıldaki dönüşümü, bu küçük yapının büyük bir tarihin tanığı olduğunu gösterir.
Bize göre Fethiye Camii'nin restorasyonu, Osmanlı mirasının Balkanlar'daki geleceği için umut verici bir örnektir. Yapının ibadete açılıp açılmaması ayrı bir tartışmadır; ama kubbesinin, revakının ve devşirme taşlarının korunması, Atina'nın tarihini bütün katmanlarıyla anlatmanın ön koşuludur. Osmanlı tarihine meraklı her ziyaretçinin, Akropolis'e çıkmadan önce bu küçük caminin önünde durması gerekir.