İçeriğe geç
Giriş yap
0

Ali Ufkî (Wojciech Bobowski): sarayda müzisyen, Leiden'de Kitab-ı Mukaddes çevirmeni bir Lehli

SohbeX Editör 1 başlattı0 Yanıt6 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 1Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Ali Ufkî, doğum adıyla Wojciech Bobowski, 17. yüzyılda Osmanlı sarayında yaşamış Lehistan doğumlu bir müzisyen, tercüman ve bilgindir. Gençliğinde Tatarlara esir düşüp İstanbul'a getirildi, Topkapı Sarayı'nın Enderun'unda yetişti ve sarayın müzisyenlerinden biri oldu. Osmanlı müziğini batı notasıyla kaydettiği mecmualar, bugün 17. yüzyıl Osmanlı müziğinin en önemli kaynaklarıdır. Ayrıca Kitab-ı Mukaddes'i Türkçeye çevirdi; bu çevirinin el yazması bugün Hollanda'da, Leiden Üniversitesi Kütüphanesi'nde korunuyor. Bu yazıda, Ali Ufkî'nin olağanüstü hayatını ve Avrupa kütüphanelerine dağılmış eserlerini anlatıyoruz.
Ali Ufkî'nin batı notasıyla yazdığı nikriz makamında bir eser
Ali Ufkî'nin batı notasıyla yazdığı nikriz makamında bir eserGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Ali Ufki (1610?–1675). Dosya sayfası

Lvov'dan Enderun'a

Wojciech Bobowski, 1610 civarında Lehistan'ın güneydoğusunda, büyük olasılıkla Bobowa ya da Lvov çevresinde doğdu. Protestan bir ailedendi ve iyi bir eğitim almıştı; Latince ve müzik biliyordu. Gençliğinde Tatar akıncılarına esir düştü ve İstanbul'a getirildi. Müzik yeteneği fark edilince Topkapı Sarayı'na alındı ve Enderun'da eğitim gördü.

Enderun'da Müslüman oldu ve Ali adını aldı; "Ufkî" mahlasını kullandı. Saray müzisyenleri arasında santur çaldı ve saray müzik eğitiminde yer aldı. Sarayda yaklaşık on dokuz yıl kaldıktan sonra, büyük olasılıkla 1650'lerin başında saraydan çıktı ve tercüman olarak çalışmaya başladı. Avrupa elçilikleri için tercümanlık yaptı ve Divan-ı Hümayun tercümanı olarak görev aldı.

Mecmûa-i Sâz ü Söz

Ali Ufkî'nin en önemli eseri, "Mecmûa-i Sâz ü Söz" adı verilen müzik mecmuasıdır. Bu mecmuada, 17. yüzyıl Osmanlı müziğinin yüzlerce eserini batı notasıyla kaydetti. Notalar soldan sağa değil, Osmanlı yazısı gibi sağdan sola yazılmıştır. Mecmuada saz eserleri (peşrevler, semailer), sözlü eserler (türküler, şarkılar, ilahiler) ve halk müziği örnekleri bulunur. Eserlerin makamları ve usulleri de belirtilmiştir.

Bu mecmuanın önemi şuradadır: Osmanlı müziği, 19. yüzyıla kadar büyük ölçüde sözlü gelenekle, meşk yoluyla aktarıldı. Notaya alınmış eserler son derece azdı. Ali Ufkî'nin mecmuası, 17. yüzyılda çalınan ve söylenen müziğin nasıl olduğunu gösteren nadir yazılı kaynaklardan biridir. Mecmuanın el yazması bugün Londra'daki British Library'de (Sloane 3114) korunur.
Ek bilgi
Paris'teki ikinci mecmua Ali Ufkî'nin bir başka müzik ve şiir derlemesi, Paris'teki Fransa Ulusal Kütüphanesi'nde "Turc 292" numarasıyla korunur. Bu derleme, notalar, şiirler, notlar ve çeşitli kayıtlarla dolu bir defter niteliğindedir. Bazı sayfalarda Latince, Fransızca ve İtalyanca notlar da bulunur. Bu iki mecmua, Londra ve Paris'te olmak üzere, Osmanlı müzik tarihinin Avrupa kütüphanelerinde saklanan en değerli kaynakları arasındadır.

Saray üzerine bir risale

Ali Ufkî, Topkapı Sarayı'nın iç düzenini anlatan bir risale de yazdı. Bu risale, sarayın Enderun bölümünü, odaları, içoğlanlarının eğitimini, saray görevlilerini ve sultanın günlük hayatını içeriden anlatır. Risale 1665'te İtalyancaya, ardından Fransızca ve İngilizceye çevrildi ve Avrupa'da Osmanlı sarayına dair en güvenilir bilgilerden biri olarak tanındı.

Bir Avrupalı için Topkapı Sarayı'nın iç bölümlerine erişmek neredeyse imkânsızdı. Ali Ufkî ise orada yaşamış ve eğitim görmüştü. Bu nedenle risalesi, sarayın görünmeyen dünyasına dair birinci elden bir tanıklık sunar. Risalenin bir baskısı 1690'da yayımlanmıştır.
Bobowski'nin Osmanlı sarayı üzerine risalesinin 1690 tarihli baskısı
Bobowski'nin Osmanlı sarayı üzerine risalesinin 1690 tarihli baskısıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Wojciech Bobowski. Dosya sayfası

Kitab-ı Mukaddes çevirisi ve Leiden

Ali Ufkî'nin bir başka büyük işi, Kitab-ı Mukaddes'in Türkçeye çevrilmesidir. Bu çeviri, Hollandalı diplomat ve şarkiyatçı Levinus Warner'ın girişimiyle başladı. Warner, İstanbul'da Hollanda temsilcisi olarak görev yapıyordu ve Hristiyan kutsal metinlerinin Osmanlı Türkçesine çevrilmesini istiyordu. Ali Ufkî, çeviriyi 1660'larda tamamladı.

Warner'ın 1665'te İstanbul'da ölmesinin ardından, çevirinin el yazması Warner'ın diğer el yazmalarıyla birlikte Leiden'e gönderildi. Bugün Leiden Üniversitesi Kütüphanesi'nin Doğu koleksiyonlarında korunur. Bu çeviri, Osmanlı Türkçesinin 17. yüzyıldaki yazı dili hakkında da önemli bilgiler sunar. Çeviri, 19. yüzyılda gözden geçirilerek basıldı ve Türkçe Kitab-ı Mukaddes çevirilerinin önemli bir halkası oldu.
Dikkat: yanlış bilinen
İki dünyanın arasında Polonya'da Bobowski, kaybedilmiş bir vatandaş, esir düşüp din değiştirmiş bir Lehli olarak anılır; ancak son yıllarda Osmanlı ile Avrupa arasındaki kültürel köprülerden biri olarak yeniden değerlendirilmektedir. Türk müzik tarihinde ise Ali Ufkî, Osmanlı müziğinin en önemli belgeleyicilerinden biri olarak saygıyla anılır. Bazı Avrupa kaynaklarında Ali Ufkî'nin Hristiyanlığa geri dönmek istediği iddia edilir; ancak bu iddia kesin belgelere dayanmaz ve tartışmalıdır. Ali Ufkî, hayatının sonuna kadar İstanbul'da yaşadı ve Osmanlı devletine hizmet etti.

Dil bilgini ve tercüman

Ali Ufkî, on altı ya da on yedi dil bildiği söylenen bir dil bilginiydi. Türkçe, Arapça, Farsça, Lehçe, Latince, Almanca, Fransızca, İtalyanca, Rumca ve İngilizce bildiği kaynaklarda geçer. Bu bilgisi, onu Avrupa elçilikleri ile Osmanlı devleti arasında aranan bir aracı yaptı. Ayrıca Türkçe bir dilbilgisi kitabı ve bir Türkçe-Latince sözlük üzerinde çalıştı.

Ali Ufkî, Anglikan dua kitabını ve bazı Protestan ilmihal metinlerini de Türkçeye çevirdi. Bu çeviriler, İngiliz ve Hollandalı Protestanların Osmanlı dünyasındaki Hristiyanlarla iletişim kurma çabalarının bir parçasıydı. Ali Ufkî'nin bu çalışmaları, 17. yüzyılda İstanbul'un dinler ve diller arasında bir buluşma yeri olduğunu gösterir.

Mecmua-i Saz ü Söz ve Osmanlı müziği tarihi

Ali Ufkî'nin en önemli eseri, bugün Londra'daki British Library'de korunan "Mecmua-i Saz ü Söz" adlı derlemedir. Bu derlemede, 17. yüzyıl Osmanlı saray ve halk müziğinden yüzlerce parça, Avrupa porte notasıyla yazılmıştır. Notalar, soldan sağa değil, Osmanlıca metinlere uygun biçimde sağdan sola yazılmıştır. Bu eser, Osmanlı müziğinin notaya alınmış en eski kapsamlı kaynaklarından biridir; çünkü Osmanlı müzisyenleri o dönemde eserleri meşk yoluyla, yani kulaktan kulağa aktarıyordu. Paris'teki Fransız Ulusal Kütüphanesi'nde bulunan bir başka defter de Ali Ufkî'nin notalarını içerir. Müzikolog Judith Haug gibi araştırmacılar, bu el yazmalarını ayrıntılı biçimde inceleyerek yayımlamıştır. Bugün Osmanlı müziği icracıları, Ali Ufkî'nin notalarından yararlanarak 17. yüzyıl repertuvarını yeniden seslendiriyor.
Paris'teki Turc 292 numaralı Ali Ufkî mecmuasından bir sayfa
Paris'teki Turc 292 numaralı Ali Ufkî mecmuasından bir sayfaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Wojciech Bobowski. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji
1610 civarı: Wojciech Bobowski Lehistan'da doğar.
1630'lar: Tatarlara esir düşer ve İstanbul'a getirilir; Enderun'a alınır.
1650'ler: Saraydan çıkar ve tercüman olarak çalışır.
1650 civarı: Mecmûa-i Sâz ü Söz derlenir.
1660'lar: Kitab-ı Mukaddes çevirisi tamamlanır.
1665: Levinus Warner İstanbul'da ölür; el yazmaları Leiden'e gönderilir.
1665: Saray risalesi İtalyancaya çevrilir.
1675 civarı: Ali Ufkî İstanbul'da ölür.

Notaya geçen bir dünya

Ali Ufkî, esir olarak geldiği İstanbul'da sarayın müzisyeni, devletin tercümanı ve bir bilgin oldu. Eserleri, Londra, Paris ve Leiden'e dağıldı. Her biri, 17. yüzyıl Osmanlı kültürünün farklı bir yönünü gösterir: müziğini, sarayını, dilini.

Bize göre Ali Ufkî'nin en büyük mirası, Osmanlı müziğini yazıya geçirmesidir. Onun mecmuası olmasaydı, 17. yüzyılda İstanbul'da çalınan müziğin büyük kısmını bugün bilemeyecektik. Avrupa kütüphanelerinde saklanan bu el yazmaları, Osmanlı kültür tarihinin dışarıda kalmış ama hâlâ erişilebilir hazineleridir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap