İçeriğe geç
Giriş yap
0

Türk Tarihinin Ana Hatları (1930): Yüz nüsha basılan taslak kitap ve Türk Tarih Tezi'nin ilk adımı

SohbeX Editör 3 başlattı0 Yanıt5 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 3Konu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1
1930'un sonlarında İstanbul'daki Devlet Matbaası'nda alışılmadık bir kitap basıldı. Yaklaşık 600 sayfalık bu cildin kapağında, kitabın yalnızca "mütalaa ve tenkit" için hazırlandığı ve yalnız yüz nüsha basıldığı yazıyordu. Adı "Türk Tarihinin Ana Hatları" idi ve Atatürk'ün önderliğinde hazırlanmıştı. Bu kitap, sonradan Türk Tarih Tezi adıyla anılacak yaklaşımın ilk toplu metni, 1931'de okullara giren dört ciltlik Tarih kitaplarının da taslağı oldu. Kitabın hikâyesini, 1968'de Belleten'de onu ayrıntılı biçimde tanıtan Semavi Eyice'nin izinden giderek kurduk.
Atatürk Ankara'daki Türk Ocağı merkezinde, 3 Nisan 1930
Atatürk Ankara'daki Türk Ocağı merkezinde, 3 Nisan 1930Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Kitabı kimler hazırladı?

Başlığın altında şu satırlar yer alıyordu: Kitap, Türk Ocağı "Türk Tarihi Heyeti" üyelerinden Afet Hanım ile Mehmet Tevfik, Samih Rıfat, Akçura Yusuf, Dr. Reşit Galip, Hasan Cemil, Sadri Maksudi, Şemseddin, Vâsıf ve Yusuf Ziya beyler tarafından "iktitaf, tercüme ve telif yolları ile" yapılmış bir teşebbüstü. Yani metin kısmen başka eserlerden seçme, kısmen çeviri, kısmen de yeni yazımdı.

Hemen altında daha küçük harflerle dizilmiş bir not vardı: Kitap, Türk Tarihi Heyeti'nin başka üyelerinin ve konuyla ilgili kişilerin görüş ve eleştirilerine sunulmak üzere yalnız yüz nüsha basılmıştı. Eyice bu yüzden eseri, Almanların bazı yayınlara koyduğu "Als Manuskript gedruckt" kaydına benzeterek "çoğaltılmış bir müsvedde" diye niteler.
Ek bilgi
kitabın önsözünde, o güne kadar yazılan tarih kitaplarında Türklerin dünya tarihindeki rolünün bilerek ya da bilmeyerek küçültüldüğü ve Türk milleti için milli bir tarih yazmanın ihtiyaç hâline geldiği belirtiliyordu.

Adana'daki bir gece: Kitap kime gidecek?

Eyice, kitabın ne kadar sınırlı dağıtıldığını İsmail Habib Sevük'ün bir hatırasıyla anlatır. Atatürk 16 Şubat 1931'de Adana'dayken İsmail Habib'e tarih soruları sorar; sohbet, yazara gönderilmesini istediği ama ona ulaşmamış olan "Türk Tarihinin Ana Hatları"na gelir. Yanındakilerden biri kitabın Türk Ocağı'na gönderilmesini, böylece gençlerin de yararlanmasını önerince Atatürk, yayımlanmamış bir kitabın umumi bir kuruma gönderilemeyeceğini, yalnız İsmail Habib'in şahsına yollanması gerektiğini söyler. Sonunda Başkâtip Tevfik Bey kendi nüshasını İsmail Habib'e verir.

On bir bölümlük bir dünya tarihi

Kitap bir Türk tarihi olmaktan çok, Türklerin dünya tarihindeki yerini anlatmaya çalışan bir dünya tarihi denemesiydi. İçindekiler listesine göre bölümler şunlardı: Beşer tarihine methal; Türk tarihine methal; Çin; Hint; Kalde, Elam ve Akad; Mısır; Anadolu (Eti İmparatorluğu, Frigya, Lidya); Ege havzası; Eski İtalya ve Etrüskler; İran ve Orta Asya. Orta Asya bölümü Asya Hunları ve Göktürklerden Selçuklulara, Osmanlılara ve son olarak Türkiye Cumhuriyeti'ne uzanıyordu.
Kitabı hazırlayan heyetteki Yusuf Akçura
Kitabı hazırlayan heyetteki Yusuf AkçuraGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Eyice, kitabın "birçok hatalı görüşe, eksik ve aksak taraflara" sahip olduğunu açıkça yazar; ama bunun bu yolda yapılmış "ilk toplu deneme" olduğunu da vurgular. Kitabın ikinci bölümü Türklerin ana yurdunun Orta Asya olduğunu ve buradan çıkan göçlerin başka bölgelerdeki uygarlıkları etkilediğini ileri sürüyordu. Bu yaklaşımın bazı varsayımları sonraki bilimsel araştırmalarla desteklenmedi ve tarih yazımında terk edildi.
Dikkat: yanlış bilinen
Eyice, "Türk Tarihinin Ana Hatları – Methal Kısmı" adıyla 1931'de 30.000 nüsha basılıp okullarda 15 kuruşa satılan 87 sayfalık kitabın büyük eserin giriş bölümünün tekrarı olmadığını belirtir. Bu küçük kitap, büyük cildin farklı bölümlerinden alınmış parçaların yeni bir düzenle bir araya getirilmesiyle hazırlanmıştı; kapaktaki başlık bu yüzden yanıltıcıdır.

Taslaktan ders kitabına

Atatürk'ün kitabı geniş çapta yaymak istememesine karşın içindeki ana fikrin bir an önce tanıtılması istendi. Talim ve Terbiye Dairesi'nin 15 Ocak 1931 tarihli emriyle hazırlanan küçük "Methal Kısmı" okullarda okutuldu. Aynı yıl kitabın şemasını genişleterek kullanan dört ciltlik Tarih kitapları Devlet Basımevi'nde basıldı. Eyice bu kitapları baskı ve tertip bakımından Cumhuriyet döneminin en güzel eserlerinden sayar.

Tarih kitaplarının bir yıllık uygulaması, Temmuz 1932'de Ankara'da toplanan Birinci Türk Tarih Kongresi'nde tartışıldı. Eyice, kongrede yapılan bazı eleştirilerin sert biçimde karşılandığını, ama örneğin kitabın ortaokul öğrencileri için ağır olduğu eleştirisinin daha sonra haklı çıktığını, çünkü kitapların ortaokullardan alınıp liselere verildiğini not eder. Seri 1931-1941 arasında liselerde okutuldu, 1939'da Şemsettin Günaltay'ın hazırladığı cilt kullanıldı ve 1942'de Mansel, Baysun ve Karal'ın üç ciltlik kitabı müfredata girdi.

Atatürk neden beğenmedi?

Atatürk kitabı çok acele yazdırmış ama beğenmemişti; ilgililerden istenen eleştiriler de beklendiği gibi değerlendirilmemişti. Bunun üzerine yeni bir plan hazırlandı. Yeni planda "Türklerin medeniyete hizmetleri" başlıklı ayrıntılı bir bölüm vardı: devlet hayatı, hukuk, bilim, mimari, musiki ve iktisat gibi alanlar ayrı ayrı ele alınacaktı. Farklı yazarlara bölümler ısmarlandı; bunlar teksir edilerek Çankaya'da Atatürk'ün huzurunda okunup tartışıldı ve ilk seride 66 broşür ortaya çıktı.

Eyice bu broşürlerin dengesizliğini örneklerle anlatır: Naci Paşa'nın Büyük İskender ile Dara üzerine 91 sayfalık metninin yanında Mimar Sedat Eldem'in Osmanlı Türk mimarisi broşürü 11 sayfada kalıyordu; aynı ya da yakın konuları farklı yazarların ele aldığı da görülüyordu. Yazarların bir kısmı kendilerinden bekleneni ciddiyetle yapmaya çalıştı ve bazı faydalı ilk denemeler ortaya çıktı, bir kısmı ise ellerindeki malzemenin yetersizliği yüzünden başarılı olamadı.

Eyice, yeni planın Atatürk'ün bu eseri hazırlatırken ne düşündüğüne daha uygun olduğunu söyler: Atatürk'ün istediği, çeşitli Türk topluluk ve devletlerinin tarihini, bunların dünya tarihindeki ve medeniyet tarihindeki yerini nesnel ölçülere göre ve bilimsel bir sentez hâlinde ortaya koyan bir eserdi. Bu isteği tam olarak kavrayamayan ve "şirin görünme" gayesiyle yazanlar işi zorlaştırdı.
Afet Hanım'ın (İnan) bir konferansından sonra çekilen hatıra fotoğrafı
Afet Hanım'ın (İnan) bir konferansından sonra çekilen hatıra fotoğrafıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Tarih notu
Bu hikâyenin başında, Atatürk'ün 1931'de Türk Tarih Kurumu Başkanı Tevfik Bıyıklıoğlu'na yazdığı mektuptan bir bölüm koyar. Atatürk burada tarih yazmak için tutulan yolun mantıki ve bilhassa ilmî olması gerektiğini, aceleyle yetersiz bir eser ortaya koyup sonradan pişman olmaktansa hiç eser ortaya koymamanın daha iyi olduğunu yazar.
Bu süreç 15 Nisan 1931'de Türk Tarih Kurumu'nun öncülü olan Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti'nin kurulmasıyla kurumsal bir yapıya kavuştu. "Türk Tarihinin Ana Hatları" bugün kendi başına bir kaynak olmaktan çok, Cumhuriyet'in ilk yıllarında milli tarih yazımının nasıl başladığını gösteren bir belge olarak okunuyor.

Türk Tarihinin Ana Hatları, bir ulus kimliğinin inşasında tarih yazımının nasıl bir araç olarak kullanıldığını gösteren bir belge. Kitabın yalnızca yüz nüsha basılması, yazarlarının da onu bir taslak olarak gördüğünü düşündürüyor. Bizce bu eseri bugünkü tarih biliminin ölçüleriyle yargılamak yerine, dönemin ihtiyaçları içinde okumak daha verimli. Bir imparatorluğun dağılmasının ardından yeni bir devlet, kendine geçmişte bir dayanak arıyordu. Tezin sonraki yıllarda bilimsel eleştirilerle değiştirilmesi ise kurumların zamanla kendini düzeltebildiğini gösteriyor. Kitap, erken Cumhuriyet düşüncesini anlamak için hâlâ öğretici.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap