Ahmed Resmî Efendi (1700–1783), 18. yüzyıl Osmanlı diplomasisinin en dikkatli gözlemcilerinden biridir. Girit'in Resmo (bugün Rethimno) kasabasında doğduğu için "Giridî" diye de anılır. Devlet hizmetinde kâtiplikle yükseldi, iki önemli elçilik yaptı ve her ikisini de sefaretname adı verilen raporlarla kayda geçirdi. Bunlardan ikincisi, 1763–1764'te Prusya kralı II. Friedrich (Büyük Friedrich) nezdinde yaptığı Berlin elçiliğidir. Bu elçilik, Osmanlı Devleti ile Prusya arasında 1761'de imzalanan dostluk ve ticaret antlaşmasının ardından gelen ilk resmî ziyaretti. Berlinliler için de bir olaydı: Osmanlı heyetinin şehre girişi gravürlere, gazete haberlerine ve saray kayıtlarına geçti. Bu yazıda, Ahmed Resmî'nin Berlin yolculuğunu hem kendi kaleminden hem de Prusya tarafının bıraktığı belgelerden izliyoruz. Osmanlı elçisi Ahmed Resmî Efendi'nin 9 Kasım 1763'te Berlin'e girişini gösteren gravürGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Bir kâtibin elçiliğe yükselişi
Ahmed Resmî, genç yaşta İstanbul'a geldi ve medrese eğitimi aldıktan sonra kalemiye, yani devletin bürokrasi kolunda çalışmaya başladı. Reisülküttab kalemlerinde yetişti, dönemin önemli devlet adamlarının yanında kâtiplik yaptı. Arapça ve Farsçayı iyi biliyordu; Osmanlı tarih yazımı ve inşa (resmî yazı) geleneği içinde yetişmiş bir kalem efendisiydi. Bu birikim, onu diplomatik görevler için uygun bir aday yaptı.
İlk elçiliği 1757–1758'de Viyana'ya oldu. Sultan III. Mustafa'nın tahta çıkışını Habsburg sarayına bildirmekle görevlendirildi. Bu yolculuktan sonra yazdığı Viyana Sefaretnamesi, Habsburg başkentinin kurumlarını, sarayını ve askerî düzenini anlatır. Viyana tecrübesi, birkaç yıl sonra Berlin'e gönderilecek elçi seçilirken onu öne çıkardı.
1761 antlaşması ve Prusya'nın arayışı
Prusya, 18. yüzyıl ortasında hızla güçlenen bir krallıktı. Yedi Yıl Savaşı (1756–1763) sırasında Avusturya, Rusya ve Fransa'dan oluşan güçlü bir koalisyona karşı savaşan II. Friedrich, Osmanlı Devleti'ni Avusturya'nın arkasında bir denge unsuru olarak görüyordu. Prusya elçileri yıllarca İstanbul'da bir antlaşma için çalıştı. Sonunda 1761'de iki devlet arasında bir dostluk ve ticaret antlaşması imzalandı. Antlaşma Prusya tüccarlarına Osmanlı limanlarında ticaret hakları tanıyordu, ama Friedrich'in asıl umudu askerî bir ittifaktı.
Osmanlı yönetimi ise temkinliydi. Sadrazam Koca Ragıb Paşa döneminde İstanbul, Avrupa'daki büyük savaşa doğrudan girmekten kaçındı. Bu nedenle 1763'te Berlin'e gönderilen heyetin görevi, resmî olarak dostluğu teyit etmek ve hediyeleri sunmaktı. Ama Ahmed Resmî, bir gözlemci olarak çok daha fazlasını yaptı: Prusya'nın askerî ve mali düzenini dikkatle inceledi.
Yolculuk ve Berlin'e giriş
Heyet, 1763 yazında İstanbul'dan yola çıktı. Balkanlar, Lehistan ve Silezya üzerinden ilerleyen kafile, kalabalık bir maiyetle yol aldı. Ahmed Resmî'nin yanında kâtipler, tercümanlar, hizmetkârlar, aşçılar ve muhafızlar vardı. Yolculuk aylar sürdü; heyet geçtiği şehirlerde ağırlandı, bazı yerlerde karantina ve bekleme süreleriyle karşılaştı.
9 Kasım 1763'te heyet Berlin'e törenle girdi. Bu giriş, Berlin halkı için büyük bir gösteriydi. Yukarıdaki gravür, kafilenin atlı muhafızlar, sancaklar ve hediyeleri taşıyan görevlilerle şehre girişini gösterir. Prusya basını, heyetin sayısını, kıyafetlerini ve atlarını ayrıntılı biçimde yazdı. Bazı Berlin baskıları girişin tarihini farklı gösterir; bu da olayın bir gravür ve broşür konusu olarak hızla çoğaltıldığını, kopyalar arasında küçük farklar oluştuğunu gösteriyor.
Ek bilgi
Sefaretname nedir? Sefaretname, yurt dışına gönderilen Osmanlı elçilerinin dönüşte padişaha ve devlet ricaline sundukları resmî rapordur. Bu metinlerde yolculuğun güzergâhı, kabul törenleri, görüşmeler ve gidilen ülkenin kurumları anlatılır. 18. yüzyılda bu tür, Yirmisekiz Mehmed Çelebi'nin Paris sefaretnamesiyle bir dönüm noktası yaşadı; Ahmed Resmî'nin Viyana ve Prusya raporları, aynı geleneğin en dikkatli örnekleri arasında sayılır.
Büyük Friedrich ile görüşme
Ahmed Resmî, kısa bir süre sonra II. Friedrich tarafından kabul edildi. İkinci görsel bu kabulü canlandıran bir gravürdür. Friedrich, Osmanlı elçisini nezaketle karşıladı; hediyeler sunuldu, mektuplar teslim edildi. Ahmed Resmî'yi en çok şaşırtan şey, kralın sade yaşayışı oldu. Sefaretnamesinde Friedrich'in gösterişten uzak durduğunu, kıyafetinin yıpranmış olduğunu, saray masrafını kıstığını ve gücünü orduya, hazineye ve düzene borçlu olduğunu not etti. Bu gözlem, Osmanlı okuru için dikkat çekici bir mesajdı: bir devletin gücü, sarayının ihtişamından değil, kurumlarının işleyişinden gelebilirdi.
Elçi, Berlin'de aylarca kaldı. Bu süre içinde saray mensuplarıyla, devlet adamlarıyla ve elçilik çevreleriyle görüştü. Prusya'nın askerî tatbikatlarını, kışlalarını ve şehrin düzenini gözlemledi. Heyetin günlük masrafları, konakladığı yerler ve ağırlanması Prusya devletinin hesap defterlerine de geçti. Berlin halkı, Osmanlı heyetini görmek için toplandı; heyetin camiye benzer bir yerde namaz kılmasına, yemeklerine ve kıyafetlerine dair haberler yayıldı. Ahmed Resmî Efendi'nin Prusya kralı II. Friedrich tarafından kabulünü gösteren gravürGörsel: Wikimedia Commons, CC0, yazar: Rijksmuseum. Dosya sayfası
Prusya tarafının belgeleri
Elçiliğin Prusya tarafındaki izleri, bugün Berlin-Dahlem'deki Prusya Kültür Mirası Gizli Devlet Arşivi'nde (Geheimes Staatsarchiv Preußischer Kulturbesitz) korunan kayıtlarda takip edilebilir. Bu arşivde, Prusya'nın İstanbul'daki temsilcileriyle yazışmaları, 1761 antlaşmasına giden müzakerelerin yazışmaları ve Osmanlı heyetinin ağırlanmasına dair masraf ve tören kayıtları bulunur. Prusya kaynakları, heyetin sayısını, konaklama ve iaşe giderlerini, kabul törenlerinin sırasını Osmanlı sefaretnamesinden çok daha ayrıntılı verir.
Osmanlı tarafında ise sefaretnamenin yazma nüshaları İstanbul kütüphanelerinde ve Devlet Arşivleri'nde korunur. İki kaynak karşılaştırıldığında, aynı olayın iki farklı bakış açısından nasıl kayda geçtiği açıkça görülür. Prusya kayıtları heyetin kalabalığından ve masrafından söz ederken, Ahmed Resmî kralın sadeliğini ve devletin disiplinini anlatır. Bu karşılıklı bakış, 18. yüzyılda Osmanlı ve Avrupa'nın birbirini nasıl gözlemlediğini anlamak için çok değerlidir.
Dikkat: yanlış bilinen
Prusya'nın beklentisi, Osmanlı'nın temkini Alman tarih yazımında bu elçilik, çoğu zaman Friedrich'in Osmanlı'yı Avusturya ve Rusya'ya karşı bir müttefik olarak kazanma çabası bağlamında anlatılır. Türk tarih yazımında ise elçiliğin önemi, Ahmed Resmî'nin gözlemlerinin Osmanlı yönetimine aktardığı fikirlerde aranır. Gerçekte iki taraf da birbirinden farklı şeyler bekledi: Prusya bir ittifak istedi, Osmanlı ise savaşa girmeden dostluğu sürdürmeyi tercih etti. İttifak, ancak 1790'da, çok farklı şartlarda imzalanabildi.
Dönüş ve sefaretnamenin etkisi
Heyet, 1764 baharında Berlin'den ayrıldı ve İstanbul'a döndü. Ahmed Resmî, Prusya Sefaretnamesi'ni kaleme alarak padişaha sundu. Metin, kısa ve öz bir üslupla yazılmıştır. Ahmed Resmî, Prusya'yı tanıtırken coğrafyasından, nüfusundan, gelirlerinden, ordusunun büyüklüğünden ve kralın kişiliğinden söz eder. En dikkat çekici kısım, Prusya'nın küçük bir ülke olmasına rağmen düzenli ordusu ve tasarruflu maliyesi sayesinde büyük güçlere kafa tutabildiğini vurgulamasıdır.
Ahmed Resmî'nin sonraki kariyeri, bu gözlemlerin ne kadar önemli olduğunu gösterdi. 1768'de başlayan Osmanlı-Rus Savaşı sırasında cephede görev aldı ve savaşın sonunda imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması'nın (1774) müzakerelerinde Osmanlı murahhasları arasında yer aldı. Daha sonra bu savaşın derslerini Hulâsatü'l-İ'tibâr adlı eserinde anlattı. Bu eserde savaşın neden kaybedildiğini sorguladı ve barışın, akıllıca yapılmış bir sınırın ve düzenli bir yönetimin, savaşın getirdiği şandan daha değerli olduğunu savundu. Bu görüşler, Berlin'de gördüğü düzenli devletin izlerini taşır. Ahmed Resmî Efendi'nin Avrupa'da basılan bir portresiGörsel: Wikimedia Commons, CC0, yazar: Rijksmuseum. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji 1700: Ahmed Resmî, Girit'in Resmo kasabasında doğar. 1757–1758: III. Mustafa'nın cülusunu bildirmek üzere Viyana'ya elçi olarak gider. 1761: Osmanlı-Prusya dostluk ve ticaret antlaşması imzalanır. 1763 yazı: Ahmed Resmî başkanlığındaki heyet İstanbul'dan yola çıkar. 9 Kasım 1763: Heyet törenle Berlin'e girer. 1764 baharı: Heyet Berlin'den ayrılır. 1768–1774: Osmanlı-Rus Savaşı'nda görev alır. 1774: Küçük Kaynarca Antlaşması'nın müzakerelerinde bulunur. 1783: İstanbul'da vefat eder.
Bir gözlemcinin mirası
Ahmed Resmî Efendi'nin Berlin elçiliği, Osmanlı Devleti'nin Avrupa'yı tanıma sürecinde önemli bir halkadır. Paris'te Yirmisekiz Mehmed Çelebi'nin gördüğü saray ihtişamından farklı olarak, Ahmed Resmî Berlin'de bir devletin düzenini, ordusunu ve tasarrufunu gördü. Bu gözlemler, 18. yüzyılın sonunda III. Selim döneminde başlayan Nizam-ı Cedid reformlarının entelektüel arka planına katkı yaptı.
Bize göre bu elçiliğin en değerli yanı, iki arşivin birbirini tamamlamasıdır. Berlin'deki kayıtlar bir heyetin nasıl ağırlandığını, İstanbul'daki sefaretname ise bir Osmanlı aydınının neyi dikkate değer bulduğunu gösterir. Biri olmadan öteki eksik kalır. Ahmed Resmî'nin Friedrich'in yıpranmış kıyafetine dair gözlemi, iki yüz altmış yıl sonra bile, gücün nereden geldiğine dair sorulara güncel bir cevap veriyor: gösterişten değil, düzenden.