Bahriye Nazırı'ndan sadrazamlığa
Salih Hulusi Paşa, Osmanlı Devleti'nin son sadrazamlarından biridir. Adı en çok, Ekim 1919'da İstanbul hükûmeti adına Amasya'ya gelerek Mustafa Kemal Paşa ve Heyet-i Temsiliye ile görüşmesiyle anılır. Bu görüşmenin sonunda imzalanan Amasya Protokolü, İstanbul hükûmetinin Anadolu'daki millî hareketi muhatap aldığı ilk resmî belgedir. Salih Paşa, Mart 1920'de sadrazam oldu; ancak İstanbul'un işgali ve Meclis-i Mebusan'ın dağıtılmasıyla sonuçlanan olaylar arasında bir ay bile görevde kalamadı.Salih Hulusi, 1864'te doğdu. Babası, Çerkes kökenli bir Osmanlı paşası olan Ferik Dilaver Paşa'ydı. Dilaver Paşa, 1865'te Maadin (Madenler) Nazırı iken çıkardığı ve maden işçilerinin çalışma koşullarını düzenleyen "Dilaver Paşa Nizamnamesi" ile tanınır. Bu nizamname, Osmanlı'da çalışma hayatına ilişkin ilk düzenlemelerden biri sayılır.

Asker ve nazır
Salih Paşa, askerî eğitim alarak orduda yükseldi. Mondros Mütarekesi'nden sonraki çalkantılı dönemde, Ali Rıza Paşa'nın kabinesi dahil art arda kurulan hükûmetlerde Bahriye Nazırı olarak görev yaptı. Bu dönemde İstanbul'daki hükûmetler, bir yanda işgal güçlerinin baskısı, öbür yanda Anadolu'da güçlenen millî hareket arasında sıkışmıştı.Damat Ferit Paşa'nın Ekim 1919'da düşmesi, Sivas Kongresi'nin ve Heyet-i Temsiliye'nin baskısının bir sonucuydu. Yerine kurulan Ali Rıza Paşa hükûmeti, Anadolu ile ilişkileri düzeltmek istiyordu. Bu amaçla Bahriye Nazırı Salih Paşa, hükûmet adına Anadolu'ya gönderildi.
Amasya görüşmeleri (20-22 Ekim 1919)
Salih Paşa, 20-22 Ekim 1919 tarihlerinde Amasya'da Mustafa Kemal Paşa, Rauf Bey (Orbay) ve Bekir Sami Bey'den oluşan Heyet-i Temsiliye heyetiyle görüştü. Görüşmeler sonunda imzalanan protokollerle İstanbul hükûmeti, Heyet-i Temsiliye'yi fiilen bir muhatap olarak tanımış oldu. Protokollerde, Meclis-i Mebusan seçimlerinin yapılması ve Meclis'in İstanbul dışında toplanması gibi konular yer aldı.Tarih notu
Amasya görüşmeleri, Millî Mücadele'nin hukuki zeminini güçlendiren bir adımdı. Kendisini bir isyan hareketi olarak gösterme çabalarına karşı Heyet-i Temsiliye, padişahın hükûmetinin bir nazırıyla aynı masaya oturmuş ve uzlaşma metni imzalamıştı. Salih Paşa'nın bu görüşmelere gönderilmesi, İstanbul'daki kabinenin Anadolu'ya karşı daha yumuşak bir çizgiye geçtiğini gösteriyordu.Amasya Protokolü, İstanbul hükûmeti ile Heyet-i Temsiliye arasında yapılan ilk resmî anlaşmadır. Mustafa Kemal Paşa, Meclis'in İstanbul'da toplanmasının sakıncalarını bu görüşmelerde dile getirmiş; ancak İstanbul hükûmeti sonradan Meclis'in İstanbul'da açılmasında ısrar etmiştir.

Sadrazamlık (8 Mart - 2 Nisan 1920)
Ocak 1920'de İstanbul'da toplanan son Meclis-i Mebusan, 28 Ocak'ta Misak-ı Millî'yi kabul etti. İtilaf Devletleri'nin baskısıyla Ali Rıza Paşa hükûmeti istifa etmek zorunda kaldı. Yerine 8 Mart 1920'de Salih Hulusi Paşa sadrazam oldu.Yeni sadrazamın görevi son derece zordu. Sadece birkaç gün sonra, 16 Mart 1920'de İtilaf Devletleri İstanbul'u resmen işgal etti; aralarında Rauf Bey'in de bulunduğu milletvekilleri tutuklanarak Malta'ya sürüldü. Salih Paşa, bu koşullar altında bir hükûmet oluşturamadı. Dış baskı altında 2 Nisan 1920'de sadrazamlıktan alındı. Yerine yeniden Damat Ferit Paşa getirildi.
Görevden alınmasının hemen ardından, 11 Nisan 1920'de Meclis-i Mebusan resmen dağıtıldı. Böylece İkinci Meşrutiyet dönemi sona erdi. Bu gelişmeler, 23 Nisan 1920'de Ankara'da Büyük Millet Meclisi'nin açılmasının önünü açtı.
Ek bilgi
Tarihçiler, Ali Rıza Paşa ve Salih Paşa kabinelerini, Damat Ferit Paşa'nın iki iktidarı arasındaki ara dönemler olarak değerlendirir. Bu iki kabine, İstanbul ile Ankara arasında uzlaşma arayan son hükûmetlerdi.
Ankara ile temaslar
Sadrazamlıktan sonra, Ahmet Tevfik Paşa'nın son Osmanlı hükûmetinde yeniden Bahriye Nazırı oldu. İki hükûmetin bulunduğu bu dönemde Ankara ile temaslar kurmakla sık sık suçlandı. Saltanatın 1 Kasım 1922'de kaldırılmasıyla siyasetten çekildi.1934'te Soyadı Kanunu'yla Çerkes kökenine gönderme yapan "Kezrak" soyadını aldı. 1939'da İstanbul'da öldü.

Uzlaşmanın sınırları: Salih Paşa'nın konumu
Salih Hulusi Paşa'nın tarihteki yeri, İstanbul ile Ankara arasında bir köprü kurmaya çalışmış olmasıyla belirlenir. Amasya'daki imzası, millî hareketin ilk kez resmî bir muhatap olarak kabul edilmesini sağladı. Bu, ileride Ankara'nın uluslararası alanda tanınma sürecine de bir zemin hazırladı.Ancak sadrazamlığı, uzlaşma çizgisinin sınırlarını da gösterdi. İşgal güçleri İstanbul'u doğrudan denetimine aldığında, padişah hükûmetinin bağımsız bir politika izleme imkânı kalmamıştı. Salih Paşa'nın bir hükûmet bile kuramadan görevden alınması, İstanbul'da egemenliğin fiilen kaybedildiğinin açık bir göstergesiydi.
Bu açıdan bakıldığında, Salih Paşa'nın kısa sadrazamlığı Millî Mücadele için bir dönüm noktasıdır. İstanbul'da uzlaşma yolunun kapanması, meşruiyetin Ankara'ya geçişini hızlandırdı. Amasya'da Mustafa Kemal Paşa'yla aynı masaya oturan nazır, birkaç ay sonra İstanbul'un işgalinin en çaresiz tanıklarından biri oldu. Son Osmanlı kabinesinde Ankara ile temasla suçlanması da onun Anadolu'daki harekete karşı tutumunun düşmanca olmadığını düşündürür.
Dikkat: yanlış bilinen
Salih Paşa'nın adı kaynaklarda "Salih Hulusi Paşa", "Hulusi Salih Paşa" ve soyadıyla "Salih Hulusi Kezrak" biçimlerinde geçer. Aynı dönemde yaşamış başka "Salih Paşa"larla karıştırılmaması gerekir.