Bir lakabın arkasındaki asker
Halit Karsıalan, Türk tarihinde daha çok "Deli Halit Paşa" lakabıyla tanınır. Bu lakap, onun Sakarya Meydan Muharebesi'nde gösterdiği gözü kara cesaretten doğdu. Ancak Halit Paşa'nın hayatı, bir lakaptan çok daha zengin bir askerî kariyeri kapsar: Trablusgarp, Balkan Savaşları, Kafkas Cephesi, Doğu Cephesi, Sakarya ve Büyük Taarruz. Hayatı ise trajik biçimde, 1925'te Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin koridorunda aldığı bir kurşun yarasıyla sona erdi. Bu olay, Meclis tarihinde işlenen ilk cinayet olarak kayıtlara geçti.1883'te İstanbul'da doğan Halit, Çerkes kökenli Ahmet Bey'in oğluydu. 1901'de Kuleli Askerî İdadisi'ni, 1904'te Mekteb-i Harbiye'yi teğmen olarak bitirdi. 1907'de Erkân-ı Harbiye Mektebi'nden kurmay yüzbaşı olarak mezun oldu.

Yemen'den Trablusgarp'a
1908'de İkinci Meşrutiyet'in ilanından sonra Yemen'de görevlendirildi. Ardından Trablusgarp'a gönderildi ve İtalyanlara karşı yürütülen savaşa katıldı. Bu cephede Mustafa Kemal ve Enver Bey de görev yapıyordu. Halit Bey'in aynı cephede görev yaptığı ve "Kel Ali" lakabıyla anılan subay Ali Çetinkaya ile anlaşamadığı, bu nedenle ikisinin görev yerlerinin değiştirildiği anlatılır. Bu eski anlaşmazlık, yıllar sonra trajik bir biçimde yeniden su yüzüne çıkacaktı.Trablusgarp'tan sonra Balkan Savaşı'na katılmak üzere Çatalca'ya geçti. Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla Kafkas Cephesi'ne gönderildi.
Tarih notu
1883: İstanbul'da doğumu.
1907: Erkân-ı Harbiye Mektebi'nden kurmay yüzbaşı olarak mezuniyeti.
1911-1912: Trablusgarp Savaşı.
1915: Ardahan çevresinde Kafkas Cephesi harekâtı.
1917: Garbi Dersim Komutanlığı.
1920-1921: Kars, Sarıkamış ve Ardahan'ın kurtarılması.
Ağustos-Eylül 1921: Sakarya'da 12. Grup Komutanlığı.
Ağustos 1922: Büyük Taarruz'da Kocaeli Grubu Komutanlığı.
9 Şubat 1925: Meclis koridorunda yaralanması.
14 Şubat 1925: Ölümü.
1907: Erkân-ı Harbiye Mektebi'nden kurmay yüzbaşı olarak mezuniyeti.
1911-1912: Trablusgarp Savaşı.
1915: Ardahan çevresinde Kafkas Cephesi harekâtı.
1917: Garbi Dersim Komutanlığı.
1920-1921: Kars, Sarıkamış ve Ardahan'ın kurtarılması.
Ağustos-Eylül 1921: Sakarya'da 12. Grup Komutanlığı.
Ağustos 1922: Büyük Taarruz'da Kocaeli Grubu Komutanlığı.
9 Şubat 1925: Meclis koridorunda yaralanması.
14 Şubat 1925: Ölümü.
Kafkas Cephesi'nde
Kafkas Cephesi'nde Halit Bey'in görevi, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan sonra Rusya'ya bırakılan Kars, Ardahan ve Sarıkamış bölgesinde harekât yapmaktı. Savaşın ilk aylarında Ardahan'a giren birlikler arasında yer aldı. Bu başarısından sonra binbaşılığa, Çoruh Müfrezesi'ndeki hizmetlerinden sonra kaymakamlığa, yani yarbaylığa terfi etti.10 Mayıs 1917'de Garbi Dersim Komutanlığı'na atandı. Bölgedeki süvari birliklerinden güçlü bir milis kuvveti kurdu ve bu kuvvetlerle Rus ordusunun çekilmesinden sonra Erzincan, Mamahatun ve Erzurum'un geri alınmasında görev yaptı. Ardından Kafkas İslam Ordusu'nun 3. Fırka Komutanı olarak Ahıska'yı kuşattı. Mondros Mütarekesi imzalanınca Ardahan, Kars ve Sarıkamış'ı boşaltarak Tortum'a çekildi; İngilizlerin baskısıyla komutanlıktan alındı.

Millî Mücadele'nin doğusunda
Mondros'tan sonra Halit Bey, terhis edilmemiş olan ve Kâzım Karabekir Paşa'nın komutasındaki 15. Kolordu'da görev yaptı. Kafkas İslam Ordusu'ndan kalan kuvvetleri bir savunma çekirdeği hâline getirdi. 1919'daki Erzurum Kongresi sırasında, Mustafa Kemal'e karşı çıkmaya hazırlanan bazı delegelere karşı aldığı sert önlemlerle kongrenin yönünü etkilediği anlatılır.Ali Rıza Paşa kabinesi döneminde 9. Kafkas Fırkası'nın komutanlığına getirildi. 1920 sonbaharındaki Doğu harekâtında başarılı oldu ve miralaylığa, yani albaylığa yükseldi. 1920'nin sonunda Kars ve Sarıkamış'ın, 1921'de ise Ardahan'ın kurtarılmasında görev aldı. Soyadı Kanunu'ndan sonra ailesine bu nedenle "Karsıalan" soyadı verildi.
Ek bilgi
Sakarya ve "Deli" lakabı
Gümrü Antlaşması'ndan sonra Doğu Cephesi'nde savaş sona erince Halit Bey Batı Cephesi'ne gönderildi. Sakarya Meydan Muharebesi'nde 12. Grup Komutanı oldu. "Deli" lakabı bu muharebede doğdu. Anlatılan hikâyede cephenin biraz gerisinde yüksekçe bir yere oturup tabancalarını dizlerine koyar ve geri çekilen askerlere ateş edeceğini ilan ederdi. Bu sert disiplin, cephenin çökme tehlikesi yaşadığı günlerde birliklerin mevzilerini korumasına yardım etti.Büyük Taarruz'da Halit Bey, Kocaeli Grubu'nun komutanıydı. Bu grup, taarruz sırasında Yunan 11. Tümeni'ni, komutanı Tümgeneral Nikolaos Kladas ile birlikte esir aldı. Büyük Taarruz'daki başarısı nedeniyle mirlivalığa yükseldi ve Halit Paşa olarak anılmaya başladı.
Dikkat: yanlış bilinen
Halit Paşa'nın vurulması üzerine yürütülen soruşturmada Ankara Savcılığı, Halit Paşa'yı Ali Çetinkaya'nın vurduğu kanaatine vardı, ancak meşru müdafaa bulunduğunu kabul ederek kovuşturma yapılmamasına karar verdi. Olay, tanıkların farklı anlatımları nedeniyle uzun süre tartışma konusu oldu.

Savaş sonrası gerginlikler
Kurtuluş Savaşı'nın sona ermesinden sonra ordunun yeniden düzenlenmesi, pek çok komutan için zor bir dönem oldu. Savaş yıllarında geniş yetkilerle hareket eden komutanlar, barış döneminde daha sıkı bir merkezî denetimle karşılaştı. Bir kısmı milletvekili olarak Meclis'e girdi; ordu ile siyaset arasındaki sınırın çizilmesi ise ilerleyen yıllarda önemli bir tartışma konusu hâline geldi. Aralık 1923'te çıkarılan düzenlemeyle milletvekilliği ile ordu görevinin birlikte yürütülmesi sona erdirildi ve komutanlar ikisinden birini seçmek zorunda kaldı.Halit Paşa da bu geçiş döneminde hem askerlik hem siyaset arasında kalan isimlerdendi. Doğu'daki uzun hizmeti sırasında edindiği yerel bağlantılar, sert mizacı ve eski arkadaşlarıyla yaşadığı kırgınlıklar, onun barış dönemine uyum sağlamasını güçleştirdi. 1925 başında Şeyh Said ayaklanmasının hemen öncesindeki gergin siyasi ortam da Meclis'teki tartışmaların sertleşmesine zemin hazırlıyordu.
Meclis koridorunda ölüm
Savaştan sonra Halit Paşa, İkinci Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne Ardahan milletvekili olarak katıldı. 9 Şubat 1925'te Meclis koridorunda Afyonkarahisar milletvekili Ali Çetinkaya ile bir tartışmaya girdi. Tartışma arbedeye dönüştü ve patlayan bir silahla Halit Paşa sırtından yaralandı. Paşayı kimin vurduğu o sırada kesin olarak anlaşılamadı. Halit Paşa yaralı hâlde beş gün Meclis binasında tutuldu ve hastaneye kaldırılmadı. Durumu giderek kötüleşti ve 14 Şubat 1925'te hayatını kaybetti.Cenazesi İstanbul'da Eyüp'te toprağa verildi. 1988'de kabri Ankara'daki Devlet Mezarlığı'na taşındı. Bu taşınma, Halit Paşa'nın Kurtuluş Savaşı'ndaki hizmetlerinin devlet tarafından resmen takdir edilmesi anlamına geliyordu.
Cesaret ile öfke arasında bir hayat
Halit Paşa'nın hayatı, Kurtuluş Savaşı kuşağının karakteristik özelliklerini taşır: hiç bitmeyen savaşlar, ağır sorumluluklar ve bu sorumlulukların getirdiği sert bir mizaç. Sakarya'da geri çekilen askerlere karşı gösterdiği sertlik, cephenin dağılmak üzere olduğu bir anda belki de zorunluydu. Ancak aynı sert mizaç, barış zamanında, Meclis koridorunda bir tartışmanın ölümle sonuçlanmasına giden yolu da açtı.Halit Paşa'nın Kars, Ardahan ve Sarıkamış'ın kurtarılmasındaki rolü, Doğu Anadolu'nun bugünkü sınırlarının çizilmesinde önemli bir yer tutar. Sakarya'daki direnişi ve Büyük Taarruz'daki başarısı, onu Kurtuluş Savaşı'nın en tanınmış komutanlarından biri yaptı. Meclis'teki ölümü ise genç Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki siyasi gerginliklerin acı bir göstergesi olarak hafızalarda kaldı. Onun hikâyesi, kahramanlık ile trajedinin aynı hayatta nasıl iç içe geçebildiğini gösteren unutulmaz bir örnektir.