İki cephenin komutanı
Mehmet Esat Paşa, Osmanlı Devleti'nin son döneminde iki kuşatmanın ve iki büyük savunmanın başında bulunmuş bir komutan. Balkan Savaşı'nda Yanya'yı aylarca savundu. Birinci Dünya Savaşı'nda ise Çanakkale'de, Gelibolu Yarımadası'nın savunmasını üstlenen 3. Kolordu'nun komutanıydı. Mustafa Kemal'in 25 Nisan 1915'te Arıburnu'nda verdiği mücadele, Esat Paşa'nın kolordusu içinde gerçekleşti.Soyadı Kanunu'ndan sonra Bülkat soyadını alan Esat Paşa, adı Çanakkale anlatılarında sık geçse de hayatı ayrıntılı olarak az bilinen komutanlardan biri.

Yanya'dan Harbiye'ye
Mehmet Esat, 1862'de Yanya'da doğdu. Askerî eğitimini İstanbul'da tamamladı ve kurmay subay olarak orduya katıldı. Genç yaşta Almanya'ya gönderildi ve orada askerî eğitimini ilerletti. Osmanlı ordusunda Alman askerî düşüncesini tanıyan subaylar kuşağının bir temsilcisiydi. Kardeşi Vehip Paşa da sonraki yıllarda ordunun önde gelen komutanlarından biri olacaktı.Esat, kariyerinin ilerleyen yıllarında çeşitli kurmay ve komuta görevlerinde bulundu. Meşrutiyet'in ilanından sonra ordudaki yeniden yapılanma sürecinde önemli görevler üstlendi.
Tarih notu
1862: Yanya'da doğar
Ekim 1912: Yanya'da kolordu komutanı olarak Balkan Savaşı'na girer
6 Mart 1913: Yanya teslim olur
1914: 3. Kolordu komutanı
25 Nisan 1915: Gelibolu çıkarmaları
1915: Kuzey Grubu komutanı
1952: İstanbul'da hayatını kaybeder
Ekim 1912: Yanya'da kolordu komutanı olarak Balkan Savaşı'na girer
6 Mart 1913: Yanya teslim olur
1914: 3. Kolordu komutanı
25 Nisan 1915: Gelibolu çıkarmaları
1915: Kuzey Grubu komutanı
1952: İstanbul'da hayatını kaybeder
Yanya'nın savunması
Birinci Balkan Savaşı başladığında Esat Paşa, Yanya'daki Osmanlı kuvvetlerinin komutasını üstlendi. Yanya, Epir bölgesinin merkeziydi ve Bizani tepelerindeki tahkimatla korunuyordu. Yunan ordusu, Ekim 1912'den itibaren şehre yöneldi. Esat Paşa'nın komutasındaki kuvvetler, aylarca süren bir kuşatmaya direndi.Kış boyunca Yunan saldırıları defalarca püskürtüldü. Ancak Rumeli'nin diğer bölgelerinden gelen haberler kötüydü; Selanik düşmüş, Manastır kaybedilmişti. Yanya'ya yardım ulaştırmak mümkün değildi. Mart 1913'in başında Yunan ordusu Bizani hatlarını yardı. Esat Paşa, 6 Mart 1913'te şehri teslim etmek zorunda kaldı. Garnizonun direnişi, düşmanın bile saygısını kazanmıştı.
Çanakkale'de 3. Kolordu
Birinci Dünya Savaşı başladığında Esat Paşa, Çanakkale Boğazı'nın Avrupa yakasındaki savunmayı üstlenen 3. Kolordu'nun komutanıydı. Kolordunun sorumluluk alanı Gelibolu Yarımadası'nı kapsıyordu. Mart 1915'te Liman von Sanders komutasında 5. Ordu kurulduğunda, 3. Kolordu bu ordunun bir parçası oldu.3. Kolordu'nun en önemli birlikleri arasında, Mustafa Kemal Bey'in komutasındaki 19. Tümen vardı. 25 Nisan 1915 sabahı Arıburnu'na çıkarma yapıldığında, 19. Tümen'in hızlı müdahalesi, çıkarmanın yarımadanın içlerine ilerlemesini engelledi. Esat Paşa, kolordu komutanı olarak bu muharebenin genel yönetiminden sorumluydu ve kısa süre sonra Arıburnu bölgesine geçerek savunmayı yerinde yönetti.

Ek bilgi
Esat Paşa'nın karargâhı, Arıburnu muharebeleri sırasında cepheye yakın bir noktaya taşındı. Böylece komutan, cephedeki gelişmeleri yakından izleyebildi. Çanakkale'deki savunma, Liman von Sanders'in ordu komutasında, Esat Paşa gibi kolordu komutanlarının ve Mustafa Kemal gibi tümen komutanlarının uyumlu çalışmasıyla yürütüldü.
Mayıs taarruzu ve ateşkes
Arıburnu'ndaki çıkarmanın ardından cephe kısa sürede siper savaşına dönüştü. İki taraf da birbirine yalnızca birkaç metre mesafedeki siperlerde karşı karşıya geldi. Mayıs 1915'in ortasında Osmanlı kuvvetleri, çıkarma bölgesini denize dökmek amacıyla büyük bir gece taarruzu düzenledi. Takviye olarak gelen tümenlerle güçlendirilen saldırı, çok ağır kayıplarla sonuçlandı ve hedefine ulaşamadı.Taarruzun ardından iki tarafın siperleri arasındaki alan binlerce şehit ve ölüyle doldu. Sağlık koşulları hızla kötüleşti. Bunun üzerine 24 Mayıs 1915'te, ölülerin gömülmesi için bir günlük ateşkes yapıldı. Bu ateşkes, Çanakkale savaşlarının en çok anılan insani sahnelerinden biri oldu. Esat Paşa'nın sorumluluğundaki bölgede yaşanan bu olaylar, cephedeki savaşın ne kadar acımasız bir yıpratma mücadelesine dönüştüğünü gösteriyordu.
Kuzey Grubu ve Anafartalar
Çanakkale'de muharebeler uzadıkça komuta yapısı değişti. Esat Paşa, Arıburnu bölgesindeki kuvvetleri yöneten Kuzey Grubu'nun komutanı oldu. Ağustos 1915'te İtilaf kuvvetleri Suvla'ya yeni bir çıkarma yaptı ve aynı anda Arıburnu'ndan saldırıya geçti. Bu dönemde Anafartalar bölgesindeki kuvvetlerin komutası Mustafa Kemal'e verildi. Esat Paşa ise Arıburnu cephesinin savunmasını sürdürdü.Mustafa Kemal ile Esat Paşa arasındaki ilişki, savaşın farklı dönemlerinde farklı biçimler aldı. Zaman zaman taktik konularda görüş ayrılıkları yaşandı. Ancak iki komutan da Arıburnu ve Anafartalar'daki savunmanın başarıya ulaşmasında önemli roller oynadı.
Çanakkale'den sonra
Çanakkale savaşları, Ocak 1916'da İtilaf kuvvetlerinin yarımadadan çekilmesiyle sona erdi. Esat Paşa, sonraki yıllarda farklı cephelerde görev aldı. Savaşın kalan yıllarında da üst düzey komuta görevlerinde bulundu. Mondros Mütarekesi'nden sonra ordudaki görevinden ayrıldı.
Dikkat: yanlış bilinen
1. Ad karışıklığı: Yanya'yı savunan Mehmet Esat Paşa (Bülkat), aynı yıllarda İşkodra'da etkin olan Arnavut siyasetçi Esat Paşa Toptani ile karıştırılmamalıdır.
2. Kardeşlik: Esat Paşa ile Vehip Paşa kardeştir.
3. Rol: Arıburnu'daki 19. Tümen Mustafa Kemal'in komutasındaydı; Esat Paşa ise bu tümenin bağlı olduğu kolordunun komutanıydı.
2. Kardeşlik: Esat Paşa ile Vehip Paşa kardeştir.
3. Rol: Arıburnu'daki 19. Tümen Mustafa Kemal'in komutasındaydı; Esat Paşa ise bu tümenin bağlı olduğu kolordunun komutanıydı.
Uzun bir ömrün son yılları
Esat Paşa, Cumhuriyet döneminde İstanbul'da sakin bir hayat sürdü. Soyadı Kanunu'ndan sonra Bülkat soyadını aldı. 1952'de İstanbul'da hayatını kaybetti. Hayatı boyunca yaşadığı savaşlar, Osmanlı Devleti'nin Balkanlar'dan çekilişinden Çanakkale zaferine uzanan bir dönemi kapsıyordu.Bize kalırsa Esat Paşa, Çanakkale'nin "görünmeyen" komutanlarından biri. Anlatılar genellikle Mustafa Kemal'in Arıburnu ve Anafartalar'daki rolüne odaklanır. Bu rol elbette belirleyicidir; ama savaşın bir orduyla, kolordu ve tümen komutanlarının birlikte çalışmasıyla kazanıldığı da unutulmamalı. Yanya'da teslim olmak zorunda kalan komutanın, iki yıl sonra Gelibolu'da düşmanı geri püskürten kuvvetlerin başında olması, onun hikâyesine ayrı bir anlam katıyor.