İçeriğe geç
Giriş yap
0

Alman Çeşmesi (1898–1901): II. Wilhelm'in ziyaretinin Sultanahmet Meydanı'ndaki hatırası

SohbeX Editör 2 başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 2Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
İstanbul'un Sultanahmet Meydanı'nda, eski Hipodrom alanının kuzey ucunda, sekizgen planlı, kubbeli bir çeşme durur. Alman Çeşmesi adıyla bilinen bu yapı, Alman İmparatoru II. Wilhelm'in 1898'deki İstanbul ziyaretinin hatırası olarak yaptırıldı. Çeşme, Almanya'da hazırlanarak parçalar halinde İstanbul'a getirildi ve 27 Ocak 1901'de, II. Wilhelm'in doğum gününde açıldı. Bugün Sultanahmet'i ziyaret eden pek çok kişinin önünden geçtiği bu çeşme, Osmanlı–Alman ilişkilerinin taştan bir belgesidir.

Bu yazıda II. Wilhelm'in Osmanlı ziyaretlerini, çeşmenin yapımını, mimari özelliklerini, üzerindeki yazıları ve sembolik anlamını anlatıyoruz. Konu, Osmanlı saray kayıtlarının, Alman diplomatik belgelerinin ve dönemin İstanbul basınının yardımıyla izlenebilir.
Sultanahmet Meydanı'ndaki Alman Çeşmesi
Sultanahmet Meydanı'ndaki Alman ÇeşmesiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Yair Haklai. Dosya sayfası

II. Wilhelm'in ziyaretleri

II. Wilhelm, Osmanlı'yı iki kez ziyaret etti. İlk ziyaret, tahta çıkışından kısa süre sonra, 1889'da gerçekleşti. Bu ziyaret, bir Avrupa hükümdarının Osmanlı'yı resmî olarak ziyaret etmesinin ender örneklerinden biriydi. II. Abdülhamid, imparatoru büyük bir törenle karşıladı.

İkinci ziyaret, Ekim 1898'de gerçekleşti. Bu kez II. Wilhelm, İstanbul'u ziyaret ettikten sonra Kudüs, Beyrut ve Şam'a gitti. Şam'da Selahaddin Eyyubi'nin türbesini ziyaret eden imparator, dünyadaki Müslümanların dostu olduğunu ilan eden bir konuşma yaptı. Bu ziyaret, Almanya'nın Osmanlı ve Ortadoğu'ya yönelik politikasının en görünür ifadelerinden biri oldu.
Ek bilgi
II. Wilhelm'in 1898 ziyareti, Almanya'nın Bağdat demiryolu imtiyazını almasından birkaç yıl önce gerçekleşti. Ziyaretin ardından Osmanlı ile Almanya arasındaki ekonomik ve askerî ilişkiler hızla gelişti. Bu ziyaret, Osmanlı'nın Birinci Dünya Savaşı'nda Almanya'nın yanında yer almasına giden yolun önemli adımlarından biri olarak değerlendirilir.

Bir hediye fikri

II. Wilhelm, 1898 ziyaretinde Osmanlı'nın kendisine gösterdiği misafirperverliğe karşılık olarak İstanbul'a bir hediye vermek istedi. Bu hediye için bir çeşme yapılmasına karar verildi. Çeşme, Osmanlı geleneğinde hayır işlerinin en yaygın biçimlerinden biriydi. Bir çeşme yaptırmak, hem halka su sağlamak hem de yaptıran kişinin adını yaşatmak anlamına geliyordu.

Çeşmenin yeri olarak Sultanahmet Meydanı seçildi. Bu meydan, İstanbul'un en önemli tarihî alanlarından biriydi. Bizans döneminde Hipodrom olarak kullanılan bu alan, Osmanlı döneminde At Meydanı adıyla bilinen bir tören alanı oldu. Meydanın çevresinde Sultanahmet Camii, Ayasofya ve İbrahim Paşa Sarayı gibi önemli yapılar bulunuyordu.
Alman Çeşmesi'nin kubbesi ve sütunları
Alman Çeşmesi'nin kubbesi ve sütunlarıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY 2.0, yazar: Sonse. Dosya sayfası

Çeşmenin yapımı

Çeşmenin tasarımı, Alman mimar Max Spitta tarafından hazırlandı. Çeşmenin parçaları Almanya'da üretildi ve gemilerle İstanbul'a getirildi. Parçalar, Sultanahmet Meydanı'nda bir araya getirilerek çeşme inşa edildi. Bu yöntem, dönemin Avrupa'sında yaygınlaşan hazır parçalardan yapı inşa etme tekniklerinin bir örneğiydi.

Çeşmenin inşası yaklaşık iki yıl sürdü. Çeşme, 27 Ocak 1901'de düzenlenen bir törenle açıldı. Açılış tarihi, II. Wilhelm'in doğum gününe denk getirilmişti. Törene Osmanlı devlet adamları ve Alman diplomatlar katıldı.

Mimari özellikleri

Alman Çeşmesi, Neo-Bizans üslubunda inşa edilmiş sekizgen planlı bir yapıdır. Çeşmenin kubbesi, sekiz mermer sütun üzerine oturur. Kubbenin içi, altın yaldızlı mozaiklerle süslüdür. Bu mozaiklerde II. Abdülhamid'in tuğrası ile II. Wilhelm'in monogramı birlikte yer alır. Çeşmenin dış yüzeyinde de çeşitli süslemeler ve kitabeler bulunur.

Çeşmenin Neo-Bizans üslubunda inşa edilmesi dikkat çekicidir. Bu üslup, çeşmenin bulunduğu alanın Bizans geçmişine bir göndermeydi. Aynı zamanda 19. yüzyılın sonunda Avrupa'da yaygın olan tarihsel üslupları canlandırma eğiliminin de bir örneğiydi. Çeşme, bu üslubuyla Sultanahmet Meydanı'ndaki Osmanlı yapılarından ayrılır.
Dikkat: yanlış bilinen
Çeşmenin mimarı ve yapımında çalışan Alman ustalar konusunda kaynaklarda farklı isimler geçer. Max Spitta'nın tasarımı hazırladığı genel olarak kabul edilir; ancak çeşmenin yapım sürecinde başka mimar ve mühendislerin de rol oynadığı belirtilir. Çeşmenin maliyeti ve parçaların üretildiği atölyeler konusunda da ayrıntılı bilgiye ulaşmak her zaman kolay değildir.
Alman Çeşmesi'nin kubbe içindeki mozaikler
Alman Çeşmesi'nin kubbe içindeki mozaiklerGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Diego Delso. Dosya sayfası

Hipodromdaki komşuları

Alman Çeşmesi, Sultanahmet Meydanı'nda yüzyıllar öncesinden kalma anıtlarla birlikte durur. Meydanın ortasında Mısır'dan getirilen Dikilitaş, Delfi'den getirilen Yılanlı Sütun ve Örme Sütun yer alır. Bu anıtlar, Bizans imparatorlarının Hipodrom'u süslemek için farklı yerlerden getirdiği eserlerdir. Alman Çeşmesi, bu eski anıtların sırasına 20. yüzyılın başında eklenen yeni bir halka oldu. Böylece meydan, farklı imparatorlukların ve farklı dönemlerin izlerini bir arada taşıyan bir açık hava müzesine dönüştü.

Çeşmenin meydana yerleştirilmesi, dönemin İstanbul basınında da geniş yer buldu. Gazeteler, açılış törenini ve çeşmenin süslemelerini ayrıntılı biçimde anlattı. Avrupalı gezginler de İstanbul hakkında yazdıkları rehber kitaplarda çeşmeye yer verdi. Bu anlatımlar, çeşmenin kısa sürede şehrin tanınan yapılarından biri haline geldiğini gösterir.

Kayzer'in Kudüs ve Şam yolculuğu

II. Wilhelm'in 1898 yolculuğu, yalnızca İstanbul ile sınırlı değildi. İmparator, Kudüs'te Protestan Kurtarıcı Kilisesi'nin açılışına katıldı ve kentte büyük törenlerle karşılandı. Yafa Kapısı'nın yanındaki surun bir bölümünün, imparatorun maiyetiyle birlikte kente girebilmesi için açıldığı anlatılır. Şam'daki konuşması ise dünyanın pek çok yerindeki Müslümanlara yönelik bir dostluk mesajı olarak yorumlandı.

Kitabeler

Çeşmenin üzerinde Osmanlı Türkçesi ve Almanca kitabeler bulunur. Osmanlıca kitabede çeşmenin II. Wilhelm tarafından II. Abdülhamid'e hatıra olarak yaptırıldığı belirtilir. Almanca kitabede de benzer bir ifade yer alır. Bu iki dilli kitabeler, çeşmenin iki devlet arasındaki dostluğun bir sembolü olarak tasarlandığını gösterir.

Çeşmenin sonraki hikâyesi

Alman Çeşmesi, açılışından sonra uzun yıllar boyunca halka su sağladı. Sultanahmet Meydanı'ndan geçenler, çeşmeden su içer ve dinlenirdi. Zamanla çeşmenin su sistemi bozuldu ve çeşme bir süre su vermedi. Cumhuriyet döneminde çeşme birkaç kez restore edildi. Bugün çeşme, Sultanahmet Meydanı'nın en çok fotoğraflanan yapılarından biridir.
Tarih notu
Kronoloji
1889: II. Wilhelm'in ilk Osmanlı ziyareti
Ekim 1898: II. Wilhelm'in ikinci ziyareti
Kasım 1898: Şam'daki konuşma
1899: Çeşmenin yapımına başlanması
27 Ocak 1901: Çeşmenin açılışı
1903: Bağdat demiryolu imtiyazı
Cumhuriyet dönemi: Çeşmenin restorasyonları

Bir imparatorun hatırası, bir meydanın ortasında

Alman Çeşmesi, Osmanlı ile Almanya arasındaki ilişkilerin en görünür sembollerinden biridir. II. Wilhelm'in ziyaretleri, Almanya'nın Osmanlı'ya yönelik politikasının bir parçasıydı. Bu politika, ekonomik çıkarlar, askerî işbirliği ve siyasi ittifak arayışlarını kapsıyordu. Çeşme, bu politikanın kültürel bir ifadesi olarak Sultanahmet Meydanı'na yerleştirildi.

Çeşmenin bir Osmanlı geleneği olan hayır çeşmesi biçiminde yaptırılması dikkat çekicidir. II. Wilhelm, Osmanlı'nın kültürel geleneklerine saygı gösterdiğini bu yolla, şehrin en kalabalık meydanında herkesin göreceği biçimde ifade etmek istedi. Ancak çeşmenin Neo-Bizans üslubu ve Almanya'da üretilen parçaları, onun bir Alman yapısı olduğunu da açıkça gösteriyordu.

Bugün çeşmenin önünden geçenlerin çoğu, onun hikâyesini bilmez. Oysa bu küçük yapı, Osmanlı'nın son döneminde büyük güçler arasındaki rekabeti, Almanya ile kurulan yakınlığı ve bu yakınlığın Birinci Dünya Savaşı'na giden yolda oynadığı rolü sessizce hatırlatır. Kubbenin içindeki iki monogram, bu hikâyenin en kısa özetidir. Bu nedenle çeşmeye bakmak, yalnızca güzel bir yapıyı görmek değil, iki imparatorluğun birbirine yaslanarak geçirdiği son yılları ve bu yakınlığın sonunda ödenen ağır bedeli de hatırlamaktır.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap