İçeriğe geç
Giriş yap
0

Beylerbeyi Sarayı: Abdülaziz'in Boğaz yazlığı, imparatorların konağı, Abdülhamid'in son durağı

SohbeX Editör 4 başlattı0 Yanıt6 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 4Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Beylerbeyi Sarayı, İstanbul Boğazı'nın Anadolu yakasında bulunan bir Osmanlı sarayıdır. Padişah Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılan saray, 1865'te tamamlandı. Yazlık saray ve yabancı devlet başkanlarının konuk edildiği bir misafirhane olarak kullanılan Beylerbeyi, Osmanlı'nın son döneminin önemli olaylarına tanıklık etti.

Saray, mimari açıdan Dolmabahçe Sarayı'na benzer; ancak daha küçük ve daha zarif bir yapıdır. Boğaz'ın kıyısında, arka tarafında yeşil bir yamaçla çevrili olan saray, İstanbul'un en güzel manzaralarından birine sahiptir. Bu yazıda Beylerbeyi Sarayı'nın yapılışını, mimarisini, ünlü konuklarını ve II. Abdülhamid'in burada geçen son yıllarını anlatıyoruz.
Boğaz kıyısındaki Beylerbeyi Sarayı
Boğaz kıyısındaki Beylerbeyi SarayıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY 3.0, yazar: Eusebius. Dosya sayfası

Eski saray ve yangın

Beylerbeyi'nde daha önce de bir saray bulunuyordu. Padişah II. Mahmud, bu bölgede ahşap bir saray yaptırmıştı. Ancak bu saray, 1851'de çıkan bir yangında büyük ölçüde yandı. Yangından sonra alan, bir süre boş kaldı.

Yeni sarayın inşası

Sultan Abdülaziz, 1861'de tahta çıktıktan sonra Beylerbeyi'nde yeni bir saray yapılmasını emretti. Sarayın mimarları, Osmanlı'nın 19. yüzyıldaki ünlü mimar ailesi Balyanlar'dan Sarkis Balyan ve kardeşi Agop Balyan'dı. Saray, 1861–1865 yılları arasında inşa edildi.

Beylerbeyi Sarayı, Batı ve Doğu mimari unsurlarını bir araya getirir. Sarayın dış cephesi, Avrupa saray mimarisinin etkilerini taşır. Ancak iç düzenleme, geleneksel Osmanlı ev mimarisini yansıtır. Saray, "selamlık" ve "harem" olmak üzere iki ana bölümden oluşur. Selamlık, erkeklerin ve resmî kabullerin yapıldığı bölümdü. Harem ise padişahın ailesinin yaşadığı bölümdü.
Beylerbeyi Sarayı'nın deniz köşkü
Beylerbeyi Sarayı'nın deniz köşküGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Dosseman. Dosya sayfası

Sarayın bölümleri

Sarayın içinde altı büyük salon ve yirmi dört oda bulunur. Salonların en dikkat çekicisi, ortasında bir havuz bulunan "Havuzlu Salon"dur. Bu havuz, yaz aylarında salonu serinletmek için kullanılırdı. Sarayın tavanları ve duvarları, zengin süslemelerle kaplıdır. Mobilyalar, avizeler ve halılar, dönemin en değerli eşyalarındandı.

Sarayın bahçesinde de önemli yapılar bulunur. Boğaz kıyısındaki iki küçük deniz köşkü, sarayın simgeleri arasındadır. Bahçede ayrıca Mermer Köşk, Sarı Köşk ve Ahır Köşkü bulunur. Ahır Köşkü, padişahın atlarının barındırıldığı yerdi. Bahçedeki aslan ve geyik heykelleri de dikkat çekicidir.

İmparatorların konağı

Beylerbeyi Sarayı, yabancı devlet başkanlarının İstanbul ziyaretlerinde konakladığı bir misafirhane olarak da kullanıldı. 1869'da Süveyş Kanalı'nın açılış törenine giden Fransa İmparatoriçesi Eugénie, İstanbul'a uğradı ve Beylerbeyi Sarayı'nda konakladı. Aynı yıl Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz Joseph de İstanbul'u ziyaret etti.

Sarayın misafirhane işlevi, Abdülaziz'den sonraki dönemlerde de sürdü ve başka hükümdarlar ile prensler de burada ağırlandı. Bu ziyaretler, Osmanlı'nın 19. yüzyılda Avrupa devletleriyle kurduğu diplomatik ilişkilerin bir göstergesiydi. Beylerbeyi Sarayı, bu ilişkilerde Osmanlı'nın zenginliğini ve konukseverliğini yansıtan bir vitrin işlevi gördü.
Dikkat: yanlış bilinen
İmparatoriçe Eugénie'nin Beylerbeyi Sarayı'ndaki ziyaretiyle ilgili pek çok hikâye anlatılır. Bunlardan biri, Abdülaziz'in annesi Pertevniyal Valide Sultan'ın, oğlunun yanında beliren yabancı bir kadına tepki göstererek onu tokatladığıdır. Ancak bu hikâyenin dönemin belgelerinde bir karşılığı yoktur. Ayrıca sarayda Eugénie için özel bir oda düzenlendiği ve bu odanın pencerelerinin onun isteğine göre yapıldığı gibi anlatımlar da belgelerle doğrulanmamıştır. Bu hikâyeler, sarayın çevresinde oluşmuş efsaneler olarak değerlendirilmelidir.
Beylerbeyi Sarayı'nın bahçesindeki aslan heykeli
Beylerbeyi Sarayı'nın bahçesindeki aslan heykeliGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: José Luiz. Dosya sayfası

II. Abdülhamid'in son yılları

Beylerbeyi Sarayı'nın tarihindeki en dramatik dönem, II. Abdülhamid'in burada geçirdiği son yıllardır. II. Abdülhamid, 1909'da 31 Mart Olayı'ndan sonra tahttan indirilmiş ve Selanik'e gönderilmişti. Ancak 1912'de Balkan Savaşı sırasında Selanik'in düşmesi tehlikesi ortaya çıkınca, eski padişah İstanbul'a getirildi.

II. Abdülhamid, Kasım 1912'den itibaren Beylerbeyi Sarayı'nda yaşamaya başladı. Bu dönemde dış dünyayla bağlantısı sınırlıydı. Sarayın içinde, ailesinin bazı üyeleriyle birlikte yaşadı. Marangozluk gibi el işleriyle ilgilendi. Eski padişah, 10 Şubat 1918'de Beylerbeyi Sarayı'nda vefat etti.
Ek bilgi
II. Abdülhamid'in kızı Ayşe Sultan, babasının son yıllarını anlattığı hatıratında Beylerbeyi'nde geçen günlere de yer verir. "Babam Sultan Abdülhamid" adıyla yayımlanan bu hatırat, eski padişahın sarayda geçirdiği yıllara dair yakından bir tanıklık sunar.

Balyan ailesi

Beylerbeyi Sarayı'nı tasarlayan Balyanlar, 19. yüzyıl İstanbul'unun en önemli mimar ailesiydi. Ermeni asıllı bu aile, birkaç kuşak boyunca saray mimarlığı yaptı. Garabet Balyan ve oğlu Nigoğos Balyan, 1856'da tamamlanan Dolmabahçe Sarayı'nın mimarları olarak bilinir. Nigoğos Balyan, Ortaköy Camii'ni de tasarladı. Sarkis Balyan ise Beylerbeyi'nin yanı sıra Çırağan Sarayı'nın inşasında da görev aldı. Balyanların eserleri, Osmanlı mimarisinin Batı üsluplarıyla buluştuğu dönemin en belirgin örnekleridir. Boğaz kıyısında yan yana dizilen bu saraylar, 19. yüzyıl İstanbul'unun siluetini değiştirdi.

Cumhuriyet döneminde saray

Cumhuriyet döneminde Beylerbeyi Sarayı, bir süre çeşitli amaçlarla kullanıldı. Daha sonra müzeye dönüştürüldü. Bugün saray, Millî Saraylar İdaresi tarafından yönetilmekte ve ziyarete açık bulunmaktadır. Boğaz Köprüsü'nün hemen yanında bulunan saray, köprünün gölgesinde Boğaz'ın en zarif yapılarından biri olarak dikkat çekiyor.

Avrupalı gözlemciler

Beylerbeyi Sarayı'nda konaklayan Avrupalı konuklar ve onların yanındaki heyetler, sarayın zenginliğini ve konukseverliğini hatıratlarında anlattı. Eugénie'nin ziyareti, Fransız basınında geniş yer buldu. Bu yazılar, Osmanlı'nın 19. yüzyıldaki imajının oluşmasında önemli bir rol oynadı.
Tarih notu
Kronoloji
1851: II. Mahmud döneminde yapılan eski sarayın yanması
1861: Abdülaziz'in tahta çıkışı ve yeni sarayın inşasına başlanması
1865: Beylerbeyi Sarayı'nın tamamlanması
1869: İmparatoriçe Eugénie'nin ziyareti
1909: II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesi
Kasım 1912: II. Abdülhamid'in Beylerbeyi Sarayı'na getirilmesi
10 Şubat 1918: II. Abdülhamid'in Beylerbeyi'nde vefatı

Boğaz'daki zarif tanık

Beylerbeyi Sarayı, Osmanlı'nın son döneminin hem parlak hem de hüzünlü yüzünü bir arada taşır. Abdülaziz döneminde imparatorların ve şahların konuk edildiği bu saray, Osmanlı'nın Avrupa'ya açılan bir vitrini gibiydi. Eugénie'nin ziyareti, sarayın en çok anlatılan olaylarından biri olarak hafızalarda yer etti.

Ancak sarayın hikâyesinin son bölümü, II. Abdülhamid'in burada geçirdiği yıllardır. Otuz üç yıl boyunca imparatorluğu yöneten bir padişahın, hayatının son yıllarını bu sarayda dış dünyadan uzak geçirmesi, imparatorluğun çöküşünün kişisel bir yansımasıdır. Abdülhamid'in Beylerbeyi'nde vefat ettiği 1918, aynı zamanda Osmanlı'nın Birinci Dünya Savaşı'nın son aylarını yaşadığı bir yıldı.

Bugün Beylerbeyi Sarayı'nı ziyaret edenler, Balyanların ustalıkla tasarladığı salonlarda dolaşırken bu iki dönemi birlikte hissedebilir. Deniz köşkleri, Boğaz'ın akıntısı ve sarayın sessiz salonları, bir imparatorluğun son ışıltısını ve sessiz vedasını birlikte anlatıyor. Saray, bu yüzden yalnızca bir mimari eser değil, aynı zamanda bir dönemin kapanışının da tanığıdır ve ziyaretçisine bu kapanışı kendi gözüyle görme fırsatı sunar. Balyanların zarif salonları ile eski bir padişahın sessiz son yılları, aynı duvarların içinde yan yana duruyor.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap