18. yüzyılın başında Avrupa'da Osmanlı tarihini anlatan en etkili eserlerden biri, bir Osmanlı tarihçisi ya da bir Avrupalı gezgin tarafından değil, İstanbul'da yetişmiş bir Boğdan (Moldova) prensi tarafından yazıldı. Dimitrie Cantemir, Türk kaynaklarındaki adıyla Kantemiroğlu, gençliğinin yaklaşık yirmi yılını İstanbul'da geçirdi, Osmanlı musikisinin en önemli kuramcılarından biri oldu ve kendi adıyla anılan bir nota yazısı geliştirdi. Daha sonra Rusya'ya sığınarak Osmanlı tarihini Latince bir eserde anlattı. Bu eser, 18. yüzyıl boyunca Avrupa'nın Osmanlı'yı tanımasında başlıca kaynaklardan biri oldu. Bu yazıda, Kantemiroğlu'nun İstanbul'daki hayatını, musiki çalışmalarını ve Avrupa'ya yazdığı Osmanlı tarihini anlatıyoruz. Dimitri Kantemiroğlu'nu gösteren ve Descriptio Moldaviae eserinde yer alan portreGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
İstanbul'da bir rehine prens
Dimitrie Cantemir, 1673'te Boğdan'da doğdu. Babası Constantin Cantemir, Osmanlı'ya bağlı Boğdan voyvodalığının hükümdarıydı. O dönemde Osmanlı, Eflak ve Boğdan voyvodalarının sadakatini güvence altına almak için onların oğullarını İstanbul'da rehine olarak tutardı. Dimitrie de genç yaşta İstanbul'a gönderildi ve uzun yıllar boyunca, aralıklarla, şehirde yaşadı.
İstanbul'da Kantemiroğlu, dönemin en iyi eğitimini aldı. Fener'deki Rum Ortodoks Patrikhanesi'nin okulunda Yunanca, Latince, felsefe ve teoloji öğrendi. Aynı zamanda Türkçe, Arapça ve Farsça öğrendi ve Osmanlı kültürünü içeriden tanıdı. İstanbul'un seçkin çevrelerinde, Osmanlı devlet adamları, âlimler ve musikişinaslarla yakın ilişkiler kurdu. Boğaz kıyısında, bugünkü Ortaköy dolaylarında bir köşkü vardı.
Osmanlı musikisinin kuramcısı
Kantemiroğlu'nun İstanbul'daki en önemli çalışması, Osmanlı musikisi alanındaydı. Tanbur çalmayı öğrendi ve dönemin önde gelen musikişinaslarından dersler aldı. Kısa sürede kendisi de usta bir icracı ve besteci oldu. Bestelerinden bazıları, bugün de Türk müziği repertuvarında icra edilir.
Kantemiroğlu'nun musikiye en büyük katkısı, yazdığı kuram kitabıdır. Bu eser, Kitâbu İlmi'l-Mûsikî alâ Vechi'l-Hurûfât, yani "Musiki İlminin Harflerle Açıklanması Kitabı" adını taşır. Eser, Osmanlı musikisinin makamlarını ve usullerini ayrıntılı olarak açıklar. Kantemiroğlu, bu eserde Arap harflerine ve rakamlarına dayanan bir nota yazısı geliştirdi ve yaklaşık 350 eseri bu yazıyla kaydetti. Bu kayıtlar, 17. yüzyıl Osmanlı musikisinin bugüne ulaşan en önemli belgelerindendir. Eser, Sultan II. Mustafa'ya sunuldu ve sonra III. Ahmed'e ithaf edildi.
Ek bilgi
Kantemiroğlu edvarı nerede? Kantemiroğlu'nun musiki kitabının en önemli nüshası, İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Kütüphanesi'nde korunur. Eser, 20. yüzyılda Türk müzikologlar tarafından incelendi ve yayımlandı. Eserdeki nota kayıtları, Osmanlı musikisinin 17. yüzyıldaki repertuvarını yeniden canlandırmak isteyen müzisyenler için başlıca kaynak oldu. Bugün Türkiye'de ve Avrupa'da, Kantemiroğlu'nun kaydettiği eserleri seslendiren pek çok topluluk bulunur. Bu eserlerin seslendirilmesi, Osmanlı müzik mirasının Avrupa'da tanınmasına önemli bir katkı sağlıyor.
Kantemiroğlu'nun Osmanlı tarihinin İngilizce baskısında yer alan II. Mustafa portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Claude du Bosc. Dosya sayfası
Boğdan tahtı ve Prut savaşı
1710'da Kantemiroğlu, Osmanlı tarafından Boğdan voyvodası atandı. Ancak voyvodalığı kısa sürdü. O sırada Osmanlı ile Rusya arasında savaş başlamıştı. Kantemiroğlu, Rus çarı I. Petro ile gizlice anlaştı ve Rusya'nın yanında yer aldı. 1711'de Prut nehri kıyısında Osmanlı ordusu, sadrazam Baltacı MehmedPaşa'nın komutasında Rus ordusunu kuşattı. Rus ordusu zor bir duruma düştü ve Petro, ağır şartlar içeren bir barış antlaşması imzalamak zorunda kaldı.
Prut yenilgisinden sonra Kantemiroğlu, ailesi ve yandaşlarıyla birlikte Rusya'ya sığındı. Petro, ona Rusya'da topraklar ve unvanlar verdi. Kantemiroğlu, hayatının geri kalanını Rusya'da geçirdi ve Petro'nun danışmanlarından biri oldu. 1723'te öldü.
Avrupa'ya yazılan Osmanlı tarihi
Kantemiroğlu, Rusya'da yazdığı eserlerle Avrupa'da büyük bir üne kavuştu. 1714'te Berlin Bilimler Akademisi'ne üye seçildi. Akademinin isteği üzerine Boğdan'ı anlatan Latince bir eser, Descriptio Moldaviae'yı yazdı. Aynı yıllarda, Osmanlı Devleti'nin yükselişini ve gerileyişini anlatan Latince büyük bir tarih yazdı: Incrementa atque Decrementa Aulae Othomanicae, yani "Osmanlı Sarayının Yükselişi ve Gerileyişi".
Bu eser, Osmanlı tarihini, Osmanlı kaynaklarını kullanarak ve Osmanlı'yı içeriden tanıyan birinin gözüyle anlatıyordu. Eser, Kantemiroğlu'nun ölümünden sonra, 1734–1735'te İngiliz tarihçi Nicholas Tindal'ın çevirisiyle İngilizce olarak yayımlandı. Ardından Fransızca ve Almanca çevirileri de yapıldı. 18. yüzyıl boyunca eser, Avrupa'da Osmanlı tarihinin en çok okunan kaynaklarından biri oldu. Voltaire ve Gibbon gibi yazarlar bu eserden yararlandı.
Dikkat: yanlış bilinen
Romanya'dan, Rusya'dan ve Türkiye'den bakınca Romanya'da ve Moldova'da Kantemiroğlu, ulusal kültürün en büyük isimlerinden biri olarak görülür; Moldova'nın başkenti Kişinev'de onun adını taşıyan bir bulvar ve anıtlar vardır. Romanya Akademisi, Kantemiroğlu'nun eserlerini yayımlamış ve onun hayatını inceleyen çalışmalar yapmıştır. Rusya'da Kantemiroğlu, Petro'nun yakın çevresinden bir aydın olarak anılır; oğlu Antiokh Kantemir ise Rus edebiyatının önemli isimlerinden biri oldu. Kantemiroğlu'nun Latince Osmanlı tarihinin özgün el yazması, uzun süre kayıp sayıldı; 1984'te Romen araştırmacı Virgil Cândea, bu el yazmasını Amerika'daki Harvard Üniversitesi'nin Houghton Kütüphanesi'nde buldu. Türkiye'de ise Kantemiroğlu, öncelikle Türk musikisinin önemli bir kuramcısı ve bestecisi olarak anılır; Osmanlı tarihçisi yönü daha az bilinir.
Eserin değeri ve sınırları
Kantemiroğlu'nun Osmanlı tarihi, Osmanlı'yı içeriden tanıyan bir yazarın eseri olarak büyük bir değere sahiptir. Kantemiroğlu, Osmanlı tarih geleneğini, saray adetlerini ve devlet işleyişini iyi biliyordu. Ancak eser, Osmanlı'ya karşı Rusya'nın yanında yer almış bir prensin kaleminden çıktığı için, Osmanlı'nın "gerileyişini" vurgulayan bir bakış açısı taşır. Bu bakış açısı, 18. ve 19. yüzyıl Avrupa'sında Osmanlı'nın bir gerileme dönemine girdiği düşüncesinin yayılmasına katkıda bulundu. Bugün tarihçiler, Kantemiroğlu'nun eserini değerli bir kaynak olarak kullanırken, bu bakış açısını da göz önünde bulunduruyor. Boğdan voyvodası Dimitri Kantemiroğlu'nu gösteren gravürGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: AnonymousBilinmiyor. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji 1673: Dimitrie CantemirBoğdan'da doğar. 1680'ler: Rehine olarak İstanbul'a gönderilir. 1690'lar–1700'ler: İstanbul'da musiki çalışmaları; edvar kitabı yazılır. 1710: Boğdan voyvodası atanır. 1711: Prut savaşı; Rusya'ya sığınır. 1714: Berlin Bilimler Akademisi'ne üye seçilir. 1714–1716: Descriptio Moldaviae ve Osmanlı tarihi yazılır. 1723: Kantemiroğlu Rusya'da ölür. 1734–1735: Osmanlı tarihinin İngilizce çevirisi yayımlanır. 1984: Latince el yazması Harvard'da bulunur.
İki dünyanın arasında bir aydın
Kantemiroğlu, Osmanlı ile Avrupa arasındaki kültürel köprünün en ilginç isimlerinden biri. İstanbul'da yetişti, Osmanlı musikisine kalıcı bir katkı yaptı, sonra Osmanlı'ya karşı Rusya'nın yanında yer aldı ve Avrupa'ya Osmanlı tarihini anlattı. Bu karmaşık hayat, Osmanlı'ya bağlı Hristiyan beyliklerinin seçkinlerinin iki dünya arasında nasıl yaşadığını gösteriyor.
Bizce Kantemiroğlu'nun mirası, onun siyasi tercihlerinden bağımsız olarak değerlendirilmeyi hak ediyor. Türk musikisine kazandırdığı nota kayıtları, bugün de Osmanlı müziğinin en önemli kaynaklarından biri. Avrupa'ya yazdığı Osmanlı tarihi ise Osmanlı'nın Avrupa'daki imajını iki yüz yıl boyunca şekillendirdi. Hem Türkiye'nin hem Romanya'nın hem de Moldova'nın ortak bir kültürel mirası olan Kantemiroğlu, bu ülkeler arasındaki ortak tarihin canlı bir simgesi.