İçeriğe geç
Giriş yap
0

II. Rákóczi Ferenc'in Tekirdağ sürgünü: Macar bağımsızlık önderinin Osmanlı'daki son yılları

SohbeX Editör 2 başlattı0 Yanıt6 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 2Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
II. Rákóczi Ferenc (1676–1735), 1703–1711 yılları arasında Habsburg yönetimine karşı yürütülen Macar bağımsızlık savaşının önderidir. Savaşın yenilgiyle bitmesinin ardından Polonya ve Fransa'da yaşayan Rákóczi, 1717'de Osmanlı Devleti'nin davetiyle İstanbul'a geldi ve hayatının son on beş yılını Marmara kıyısındaki Tekirdağ'da (Macar kaynaklarındaki adıyla Rodostó) geçirdi. 8 Nisan 1735'te burada öldü. Bugün Tekirdağ'daki Rákóczi evi, Macaristan'dan gelen ziyaretçilerin en çok uğradığı yerlerden biridir. Bu yazıda Rákóczi'nin Osmanlı topraklarına gelişini, sürgün topluluğunun hayatını ve bu hafızanın 1906'dan bugüne nasıl korunduğunu anlatıyoruz.
II. Rákóczi Ferenc'in Ádám Mányoki tarafından yapılmış portresi
II. Rákóczi Ferenc'in Ádám Mányoki tarafından yapılmış portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Ádám Mányoki. Dosya sayfası

Borsi'den bağımsızlık savaşına

Rákóczi, 27 Mart 1676'da Borsi'de (bugün Slovakya'da Borša) doğdu. Annesi Ilona Zrínyi, babasının ölümünden sonra Thököly İmre ile evlenmişti; Rákóczi'nin çocukluğu üvey babasının Osmanlı desteğiyle yürüttüğü kuruç mücadelesinin içinde geçti. Munkács kalesinin 1688'de düşmesinin ardından çocuk yaşta Viyana'ya götürüldü ve Habsburg gözetiminde Bohemya'daki Cizvit okullarında eğitim gördü. Yetişkinliğinde Macaristan'ın en büyük toprak sahiplerinden biri olarak geri döndü.

1703'te kuzeydoğu Macaristan'da başlayan köylü ayaklanması, Rákóczi'yi hareketin önderi yaptı. Kısa sürede Macaristan'ın büyük kısmı kuruç ordusunun denetimine girdi. 1704'te Erdel prensi seçildi, 1707'de toplanan Ónod Meclisi ise Habsburg hanedanının Macar tahtından düşürüldüğünü ilan etti. Ne var ki Avrupa'daki İspanya Veraset Savaşı'nın gidişi, Fransa'nın desteğinin azalması ve 1708'deki Trencsén yenilgisi, hareketin gücünü kırdı. 1711'de Rákóczi'nin yokluğunda imzalanan Szatmár Barışı ile savaş sona erdi; Rákóczi barışı tanımadı ve sürgüne gitti.

Paris'ten Gelibolu'ya: Osmanlı'nın daveti

Rákóczi önce Polonya'ya, 1713'te de Fransa'ya geçti. XIV. Louis'nin sarayında saygı gördü, ancak Fransa'nın Habsburg ile barış içinde olması nedeniyle siyasi bir destek bulamadı. 1716'da Osmanlı ile Habsburg arasında yeni bir savaş başlayınca, Osmanlı yönetimi Macar sürgünlerini bu savaşta kullanmayı düşündü. Sultan III. Ahmed'in daveti üzerine Rákóczi, 1717 sonbaharında küçük bir maiyetle Gelibolu'ya ulaştı. Ancak beklenen büyük Macar ayaklanması gerçekleşmedi; savaş Osmanlı'nın Belgrad'ı kaybetmesiyle sonuçlandı ve 1718'de Pasarofça Antlaşması imzalandı.

Pasarofça'da Habsburg, Rákóczi'nin iadesini istedi. Osmanlı bu talebi reddetti; ancak Rákóczi ve maiyetinin sınırdan uzak bir yerde yaşamasını kabul etti. Önce İstanbul'da Yeniköy'de kalan Macar sürgünler, 1720'de Tekirdağ'a yerleştirildi. Osmanlı Devleti, Rákóczi'ye ve maiyetine günlük tahsisat bağladı. Bu ödeme, sürgün topluluğunun geçimini sağlayan ana gelir oldu.
Ek bilgi
Rodostó'daki Macar mahallesi Tekirdağ'a yerleşen sürgün topluluğu, Rákóczi'nin çevresindeki soylular, subaylar, hizmetkârlar ve onların ailelerinden oluşuyordu. Topluluk, Rákóczi'nin evinin çevresinde, deniz kıyısına yakın bir bölgede yaşadı. Rákóczi'nin sadık sürgün arkadaşları arasında Mikes Kelemen, Kont Miklós Bercsényi ve Simon Forgách gibi isimler vardı. Bercsényi 1725'te, Mikes ise 1761'de Tekirdağ'da öldü. Mikes'in yazdığı mektuplar, bu küçük topluluğun gündelik hayatını bugüne taşıyan en önemli metindir.

Tekirdağ'da bir sürgün günü

Rákóczi'nin Tekirdağ yılları sessiz ve düzenli bir hayat olarak anlatılır. Sabahları dua ve okuma, öğleden sonraları marangozluk ve tornacılık, akşamları ise kitap yazmakla geçerdi. Rákóczi, sürgünde Fransızca ve Latince eserler kaleme aldı. Bunlardan en tanınmışı, Confessio peccatoris (Bir Günahkârın İtirafları) adlı manevi otobiyografisi ve Fransızca yazdığı savaş hatıralarıdır. Bu hatıralar, Macar bağımsızlık savaşının önderinin kendi kaleminden anlatılmış tarihidir.

Tekirdağ'daki sürgün topluluğu, Osmanlı yönetimiyle sorunsuz bir ilişki sürdürdü. Topluluğun kendi Katolik şapeli vardı; Rákóczi'nin ölümünden sonra da Macar sürgünlerin bir kısmı Tekirdağ'da yaşamaya devam etti. Osmanlı belgelerinde bu topluluk için "Macar kralının adamları" ve "Macar taifesi" gibi ifadeler geçer; tahsisatın kimlere ve ne kadar ödendiği, defterlerde ayrıntılı olarak kayıtlıdır.
Tekirdağ'daki Rákóczi evinin (Ebédlőház) bugünkü görünümü
Tekirdağ'daki Rákóczi evinin (Ebédlőház) bugünkü görünümüGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Derzsi Elekes Andor. Dosya sayfası

1735: Ölüm ve Galata'daki mezar

Rákóczi, 8 Nisan 1735'te Tekirdağ'da öldü. Vasiyeti uyarınca kalbi Fransa'ya, Grosbois'daki Kamalduli manastırına gönderildi; naaşı ise İstanbul'a getirilerek Galata'daki Saint Benoît kilisesine, annesi Ilona Zrínyi'nin yanına defnedildi. Mikes Kelemen bu ölümü mektuplarından birinde derin bir yasla anlatır ve Rákóczi'yi "babamız" diye anar.

Rákóczi'nin ölümünden sonra da Osmanlı, sürgün topluluğunu bir süre korumaya devam etti. Oğlu József Rákóczi, 1736–1739 Osmanlı-Habsburg savaşı sırasında Osmanlı tarafından Macar tahtına aday gösterildi; ancak 1738'de Çernavoda'da öldü. Böylece Rákóczi ailesinin Osmanlı ile ilişkisi bir kuşak daha sürmüş oldu.
Dikkat: yanlış bilinen
Macaristan'dan bakınca Rodostó Macar okul kitaplarında Rodostó, sürgün ve vatan özleminin simgesidir; Rákóczi ve Mikes'in adı, Macar edebiyatında "vatanından uzakta ölen sadık insan" imgesine dönüşmüştür. Türk anlatısında ise Tekirdağ'daki Rákóczi evi çoğunlukla Osmanlı'nın sığınma hakkına verdiği önemin bir örneği olarak anılır. İki anlatının buluştuğu nokta, Osmanlı'nın Pasarofça'da iade talebini reddetmesidir. Macar Ulusal Arşivi'nde Rákóczi'nin sürgün yazışmaları, Fransız arşivlerinde ise Paris'teki elçilik raporları bu dönemi Osmanlı belgelerinin dışından aydınlatan başlıca dizilerdir.

1906: Kassa'ya dönüş ve Tekirdağ'daki ev

19. yüzyılın sonunda Macar kamuoyu, Rákóczi'nin naaşının Macaristan'a getirilmesini istedi. 1904'te Avusturya-Macaristan hükümeti bunun için gerekli yasal düzenlemeyi yaptı; 1906'da Osmanlı Devleti'nin izniyle Rákóczi'nin, annesi Ilona Zrínyi'nin, oğlu József'in ve sürgün arkadaşlarından bazılarının naaşları Galata'dan çıkarılarak Kassa'ya (bugün Slovakya'da Košice) götürüldü. Naaşlar, Kassa'daki Aziz Elisabeth Katedrali'ne defnedildi. Bu tören, Macaristan'da büyük bir milli olay olarak kutlandı.

Tekirdağ'daki Rákóczi evinin yemek salonu (Ebédlőház) ise ayrı bir hikâyeye sahiptir. Macar heyetleri 20. yüzyılın başında bu odanın ahşap tavanını ve iç süslemelerini Kassa'ya götürdü ve orada aslının bir kopyası olarak yeniden kurdu. Tekirdağ'daki ev ise sonraki yıllarda onarılarak müzeye dönüştürüldü. Bugün evde Rákóczi'nin ve sürgün topluluğunun hayatını anlatan eşyalar, belgelerin kopyaları ve portreler sergilenir.
Rákóczi'nin sürgün arkadaşı Mikes Kelemen'in Zágon'daki anı odası
Rákóczi'nin sürgün arkadaşı Mikes Kelemen'in Zágon'daki anı odasıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Csanády. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji
27 Mart 1676: Rákóczi Borsi'de doğar.
1703: Bağımsızlık savaşı başlar.
1707: Ónod Meclisi Habsburg hanedanının tahttan düştüğünü ilan eder.
1711: Szatmár Barışı; Rákóczi sürgüne gider.
1717: III. Ahmed'in daveti üzerine Gelibolu'ya gelir.
1718: Pasarofça Antlaşması; Osmanlı iade talebini reddeder.
1720: Sürgün topluluğu Tekirdağ'a yerleşir.
8 Nisan 1735: Rákóczi Tekirdağ'da ölür; Galata'daki Saint Benoît kilisesine defnedilir.
1906: Naaşı Kassa'ya taşınır.

Sığınma hakkının uzun hafızası

Rákóczi'nin Osmanlı'daki yılları, büyük siyasi olayların gölgesinde kalan, ancak iki ülke arasındaki ilişkiler için belirleyici bir dönemdir. Osmanlı Devleti, Rákóczi'yi siyasi bir araç olarak davet etti; savaş istediği gibi gitmeyince de onu bırakmadı. Pasarofça'daki iade reddi, aynı tavrın 1849'da Kossuth ve Macar mülteciler için de tekrar edileceği uzun bir geleneğin parçasıdır.

Tekirdağ'daki evi bugün ziyaret eden biri, yalnızca bir müze değil, iki halkın hafızasının kesiştiği bir noktayı görür. Macar ziyaretçiler için bu ev, vatandan uzakta ölmüş bir önderin hatırasıdır; Tekirdağlılar için ise şehirlerinin yüzyıllardır tanıdık bir parçası. Rákóczi'nin hikâyesini doğru anlamak için Budapeşte'deki aile yazışmalarını, Paris'teki elçilik raporlarını ve İstanbul'daki tahsisat defterlerini birlikte okumak gerekir. Bu üç arşiv, aynı sürgün hayatının farklı yüzlerini anlatır ve birbirini tamamlar.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap