İçeriğe geç
Giriş yap
0

Thököly İmre: Osmanlı himayesindeki 'Orta Macar Kralı' ve İzmit'te biten sürgün

SohbeX Editör 1 başlattı0 Yanıt6 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 1Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Thököly İmre (1657–1705), Habsburg yönetimine karşı ayaklanan Macar kuruç hareketinin önderi ve Osmanlı Devleti'nin 1682'de "Orta Macar Kralı" olarak tanıdığı bir soyludur. Hayatı, Macar tarihçiliğinde bir bağımsızlık mücadelesi, Avusturya tarihçiliğinde ise uzun süre bir isyan olarak anlatıldı. Osmanlı açısından ise Thököly, Viyana seferine giden yolda kuzey sınırını güvenceye alan, kendi topraklarında haraç ödeyen bir müttefik beydi. Bu çok yönlü hikâyenin son durağı İstanbul ve İzmit oldu: Thököly, 13 Eylül 1705'te İzmit'te öldü ve iki yüz yıl sonra, 1906'da, naaşı doğduğu şehir Késmárk'a (bugün Slovakya'da Kežmarok) götürüldü. Bu yazıda Thököly'nin Osmanlı ile kurduğu ittifakı, 1685'teki tutuklanmasını, sürgün yıllarını ve Macar arşivlerinin bu ilişkiye bakışını inceliyoruz.
Macar kuruç önderi Thököly İmre'nin portresi
Macar kuruç önderi Thököly İmre'nin portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Késmárk'tan kuruç ordusunun başına

Thököly, 25 Eylül 1657'de Késmárk'ta, Yukarı Macaristan'ın zengin Protestan aristokrat ailelerinden birinde doğdu. Babası István Thököly, 1670'te Habsburg'a karşı girişilen ve Wesselényi suikastı olarak bilinen soylu hareketine karıştığı gerekçesiyle kuşatıldığı kalede öldü; aile mülklerine el konuldu. Genç İmre, Erdel'e kaçtı. O yıllarda Habsburg yönetiminin Protestanlara yönelik baskıları ve soyluların ayrıcalıklarını kısıtlayan uygulamaları, Yukarı Macaristan'da kuruç adı verilen düzensiz silahlı grupların doğmasına yol açmıştı. Thököly, 1680'de bu grupların önderliğini üstlendi ve kısa sürede Kassa'dan Szepes bölgesine kadar uzanan geniş bir alanı denetim altına aldı.

Kuruç hareketinin askerî başarısı, büyük ölçüde güney sınırının öbür yakasındaki güce, yani Osmanlı Devleti'ne bağlıydı. Budin beylerbeyliği ve Varad (Nagyvárad) gibi sınır merkezleri, kuruç birliklerine sığınak, erzak ve zaman zaman asker sağladı. Osmanlı yönetimi de Habsburg'u Macaristan içinden zayıflatan bu hareketi, Viyana üzerine düşünülen büyük seferin bir parçası olarak görüyordu.

1682: Fülek önünde verilen ahidname

1682 yazında Osmanlı kuvvetleri ve kuruç birlikleri birlikte hareket ederek Fülek (bugün Slovakya'da Fiľakovo) kalesini aldı. Bu kuşatmanın ardından Budin beylerbeyi Uzun İbrahim Paşa, Sultan IV. Mehmed adına Thököly'yi Orta Macaristan kralı olarak tanıyan belgeleri ve hükümranlık alametlerini ona verdi. Bu tanıma, Erdel prensliğine benzer bir modelle yapıldı: Thököly, kendi bölgesinin iç işlerinde serbest kalacak, karşılığında yıllık haraç ödeyecek ve Osmanlı'nın dış siyasetine uyacaktı. Thököly, kendisini resmî yazışmalarda "kral" yerine daha çok "prens" unvanıyla anmayı tercih etti; bu tercih, Macar soyluları arasında Osmanlı himayesine karşı duyulan çekinceyi yumuşatma çabası olarak okunur.

Aynı yıl Thököly, Macar tarihinin en tanınmış kadınlarından biri olan Ilona Zrínyi ile evlendi. Ilona, I. Ferenc Rákóczi'nin dul eşi ve ileride Macar bağımsızlık savaşının önderi olacak II. Rákóczi Ferenc'in annesiydi. Böylece iki büyük Macar soylu ailesi, Habsburg karşıtı cephede birleşmiş oldu.
Ek bilgi
Kuruç kimdir? Kuruç (kuruc) adı, 17. yüzyılın sonlarından 18. yüzyılın başlarına kadar Habsburg yönetimine karşı silahlanan Macar asker ve köylülerini anlatmak için kullanılır. Hareketin içinde küçük soylular, kaçak askerler, Protestan cemaatlerin mensupları ve topraksız köylüler bir aradaydı. Habsburg'u destekleyen Macarlara ise "labanc" denirdi. Kuruç ve labanc ayrımı, Macar edebiyatında ve halk şarkılarında bugün de yaşar.

Viyana'dan sonra: 1685'te Varad'daki tutuklanma

1683'te Osmanlı ordusu Viyana önünde yenilince, Thököly'nin konumu bir anda sarsıldı. Habsburg ordusu Macaristan'a doğru ilerlemeye başladı; kuruç birlikleri dağıldı, kaleler birer birer düştü. Osmanlı yönetimi, savaşın kötü gidişini kısmen Thököly'nin barış arayışlarına ve Habsburg ile gizli temaslarına bağladı. 1685 Ekim'inde Thököly, yardım istemek için gittiği Varad'da Osmanlı paşası tarafından tutuklandı ve zincire vurularak Edirne'ye gönderildi. Bu olay Avrupa'da büyük yankı uyandırdı; Hollanda ve Alman gravürcüler, sahneyi "kralın kendi müttefiki tarafından yakalanması" olarak resmetti. Yukarıdaki gravürlerden biri bu yankının izidir.

Tutuklama, Osmanlı açısından bir uyarıydı; ancak Thököly'nin değeri kısa sürede yeniden anlaşıldı. 1686'da serbest bırakıldı ve yeniden kuruç birliklerinin başına geçirildi. Bu arada eşi Ilona Zrínyi, Munkács (bugün Ukrayna'da Mukaçevo) kalesini üç yıla yakın bir süre Habsburg kuşatmasına karşı savundu. 1688'de kale teslim olduğunda Ilona ve çocukları Viyana'ya götürüldü. Genç Ferenc Rákóczi, Habsburg sarayının gözetiminde Cizvit okullarında yetiştirildi.
Thököly İmre'nin 1685'te Varad'da bir Osmanlı paşası tarafından tutuklanışını gösteren gravür
Thököly İmre'nin 1685'te Varad'da bir Osmanlı paşası tarafından tutuklanışını gösteren gravürGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Zernyest zaferi ve kısa süren Erdel prensliği

Thököly'nin askerî kariyerinin en parlak anı, 21 Ağustos 1690'da Erdel'de, Zernyest (Zărnești) yakınlarında yaşandı. Osmanlı ve Tatar birlikleriyle birlikte hareket eden Thököly, Habsburg generali Donat Heissler'in komutasındaki orduyu yendi; Heissler esir düştü. Bu zaferin ardından Thököly, Osmanlı'nın desteğiyle Erdel prensi ilan edildi. Ne var ki Habsburg ordusunun karşı saldırısı karşısında bu prenslik yalnızca birkaç ay sürdü. Bir yıl sonra, 1691'de Salankamen'de Köprülüzade Fazıl Mustafa Paşa'nın şehit düşmesiyle Osmanlı'nın Orta Avrupa'daki karşı taarruzu da büyük ölçüde sona erdi.

Bu yenilgiler zincirinin sonunda gelen Karlofça Antlaşması (1699), Thököly ve kuruç mültecilerinin geleceğini de belirledi. Habsburg, Thököly'nin iadesini istedi; Osmanlı bunu kabul etmedi, ancak onun sınır bölgelerinden uzaklaştırılmasına razı oldu. Böylece Thököly'nin sürgün yılları başladı.

İstanbul, Galata ve İzmit: sürgünün son durakları

Thököly, Karlofça'dan sonra önce İstanbul'a, ardından İzmit (Nikomedya) yakınlarındaki bir çiftliğe yerleştirildi. Ilona Zrínyi de 1699'daki esir değişiminin ardından eşine kavuşmuştu. Çift, sürgündeki küçük bir Macar topluluğuyla birlikte yaşadı. Osmanlı Devleti, onlara düzenli bir tahsisat bağladı. Ilona Zrínyi, 18 Şubat 1703'te İzmit'te öldü ve Galata'daki Saint Benoît kilisesine defnedildi. Thököly ise iki yıl sonra, 13 Eylül 1705'te İzmit'te hayata veda etti. Protestan olan Thököly, İzmit'te bir Hristiyan mezarlığına gömüldü.

Thököly'nin ölümünden on iki yıl sonra, üvey oğlu II. Rákóczi Ferenc de bu kez kendi bağımsızlık savaşını kaybetmiş bir sürgün olarak Osmanlı topraklarına gelecekti. İki kuşak Macar soylusunun Marmara kıyılarında geçen sürgün hayatı, Türk-Macar ilişkilerinin ortak hafıza alanlarından biri hâline geldi.
Dikkat: yanlış bilinen
Macar ve Türk anlatısının farkı Macar tarih yazımında Thököly, uzun süre "Türk'e dayanan kral" olarak tartışmalı bir figürdü; 19. yüzyıldaki ulusal uyanışla birlikte ise özgürlük mücadelesinin öncülerinden biri olarak yeniden değerlendirildi. Türk anlatısında ise Thököly, çoğu zaman Viyana kuşatmasının bir yan karakteri olarak kalır. Macar arşivlerinde, özellikle Budapeşte'deki Macar Ulusal Arşivi'nin aile fonlarında ve Késmárk'taki kilise kayıtlarında, onun Osmanlı yöneticileriyle yazışmalarının Macarca ve Latince nüshaları korunur. Bu belgeler, Osmanlı'nın sınır bölgelerinde yerel soylularla nasıl bir ilişki kurduğunu Türk arşivlerindeki ahidname ve berat kayıtlarıyla karşılaştırma imkânı verir.

1906: Naaşın Késmárk'a dönüşü

19. yüzyılın sonunda Macaristan'da Rákóczi ve Thököly'nin naaşlarının yurda getirilmesi için güçlü bir kamuoyu oluştu. Avusturya-Macaristan hükümeti, Osmanlı Devleti'nden izin istedi; Sultan II. Abdülhamid döneminde bu izin verildi. 1906'da Thököly'nin naaşı İzmit'ten çıkarıldı ve Késmárk'a götürüldü. Aynı yıl Rákóczi ve annesi Ilona Zrínyi'nin naaşları da Galata'dan Kassa'ya (bugün Košice) taşındı. Késmárk'ta yeni yapılan Lüteryen kilisesinin yanında Thököly için bir mozole inşa edildi ve naaş 1909'da buraya yerleştirildi.

Bu geri dönüş törenleri, Macar kamuoyunda büyük bir milli olay olarak yaşandı. Gazeteler, trenin geçtiği her istasyonda toplanan kalabalıkları haber yaptı. Aynı törenlerde Osmanlı'nın, kendi topraklarında iki yüzyıl boyunca bu mezarları koruduğu da teşekkürle anıldı. Yukarıdaki üçüncü görsel, naaşın Késmárk'a ulaştığı günü canlandıran bir resimdir.
Thököly İmre'nin naaşının 1906'da Késmárk'a ulaşmasını gösteren resim
Thököly İmre'nin naaşının 1906'da Késmárk'a ulaşmasını gösteren resimGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Mór Erdélyi. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji
25 Eylül 1657: Thököly İmre Késmárk'ta doğar.
1680: Kuruç birliklerinin önderliğini üstlenir.
1682: Fülek önünde Osmanlı adına Orta Macar Kralı olarak tanınır; Ilona Zrínyi ile evlenir.
1683: Osmanlı ordusu Viyana önünde yenilir.
Ekim 1685: Varad'da tutuklanarak Edirne'ye gönderilir.
1686: Serbest bırakılır.
21 Ağustos 1690: Zernyest zaferi; Erdel prensi ilan edilir.
1699: Karlofça Antlaşması; sürgün dönemi başlar.
18 Şubat 1703: Ilona Zrínyi İzmit'te ölür.
13 Eylül 1705: Thököly İzmit'te ölür.
1906: Naaşı Késmárk'a taşınır; 1909'da mozolesine yerleştirilir.

Bir sınır beyinin iki hafızası

Thököly'nin hikâyesi, Osmanlı'nın Orta Avrupa'daki gücünü yalnızca ordular ve kaleler üzerinden okumanın eksik kalacağını gösteriyor. Osmanlı, sınırın öbür yakasındaki soyluların kendi aralarındaki çekişmelerinden, dinî ayrılıklardan ve Habsburg'a duyulan öfkeden yararlanarak esnek bir himaye düzeni kurdu. Thököly bu düzenin hem yararlandığı hem de bedelini ödediği bir figürdü: Osmanlı onu kral olarak tanıdı, gerektiğinde zincire vurdu, sonra yeniden orduların başına geçirdi ve sonunda sürgününde ona sahip çıktı.

Bize göre bu hikâyenin en dikkat çekici yanı, karşılıklı vefanın iki yüzyıl sonra bile hatırlanmasıdır. Karlofça'da iade talebini reddeden Osmanlı ile 1906'da naaşların gönderilmesine izin veren Osmanlı arasında bir süreklilik vardır. Bugün Macar ziyaretçilerin Marmara kıyılarındaki sürgün izlerini aramaya devam etmesi, bu ortak hafızanın yaşadığını gösteriyor. Thököly'yi anlamak için Budapeşte, Viyana ve İstanbul arşivlerini yan yana okumak gerekir; her biri hikâyenin yalnızca bir yüzünü taşır.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap