Gazi Osman Paşa (Osman Nuri Paşa), 1877–1878 Osmanlı–Rus Savaşı'nda Plevne savunmasını yöneten ve bu savunmayla Türk tarihinin en tanınmış askerlerinden biri hâline gelen Osmanlı komutanıdır. 1832'de Tokat'ta doğdu. 1853'te Mekteb-i Harbiye'den mezun oldu ve aynı yıl başlayan Kırım Savaşı'na katıldı. Sonraki yıllarda Lübnan, Girit ve Yemen'de görev yaptı. 1876'da Sırbistan'a karşı yapılan savaşta Vidin'deki Osmanlı kuvvetlerine komuta etti. Temmuz 1877'de Plevne'ye ulaşarak şehri tahkim etti; 20 Temmuz 1877'de ilk Rus saldırısını püskürttü ve beş ay boyunca Rus ve Romen ordularına karşı direndi. 10 Aralık 1877'de kuşatmayı yarma girişimi sırasında ağır yaralandı ve teslim oldu. Esaretten döndükten sonra padişah tarafından "Gazi" unvanıyla onurlandırıldı. 1878–1885 yılları arasında birkaç kez Harbiye Nazırı (serasker) oldu, ardından ömrünün sonuna kadar Mabeyn-i Hümayun Müşiri olarak sarayda görev yaptı. 5 Nisan 1900'de İstanbul'da hayatını kaybetti ve Fatih Camii'nin yanındaki türbesine defnedildi. Gazi Osman Nuri Paşa'nın portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Abdullah Freres. Dosya sayfası
Tokat'tan Harbiye'ye
OsmanNuri, 1832'de Tokat'ta doğdu. Babası Yağcızade Mustafa Efendi'ydi. Ailesi, onun küçük yaşlarında İstanbul'a taşındı. Osman, İstanbul'da askerî rüştiyeye ve ardından Mekteb-i Harbiye'ye girdi. 1853'te Harbiye'den mülazım (teğmen) rütbesiyle mezun oldu. Mezuniyetinden hemen sonra Kırım Savaşı başladı ve genç subay, Rumeli'deki Osmanlı ordusunda görev aldı. Savaş sırasında gösterdiği başarılar nedeniyle yüzbaşılığa yükseltildi.
Ek bilgi
OsmanPaşa'nın erken görevleri: Kırım Savaşı'nın ardından Osman, Genelkurmay'ın (Erkân-ı Harbiye) bir parçası olarak çeşitli görevlerde bulundu. 1860'ta Lübnan'daki olayların ardından buraya gönderilen Osmanlı kuvvetleri arasında yer aldı. 1866–1869 yıllarında Girit'te çıkan ayaklanma sırasında adada görev yaptı ve albaylığa yükseldi. 1871'de Yemen'e gönderilen kuvvetler arasında bulundu ve burada mirlivalığa (tuğgeneralliğe) terfi etti. 1874'te ferik (tümgeneral) oldu.
Vidin ve Sırp Savaşı
1876'da Sırbistan ve Karadağ, Osmanlı'ya savaş açtı. OsmanPaşa, bu sırada Vidin'deki Osmanlı kuvvetlerinin komutanıydı. Sırp savaşında Zaječar (Zayçar) yakınlarında Sırp kuvvetlerini yenerek önemli bir başarı kazandı. Bu başarı üzerine müşirliğe (mareşalliğe) yükseltildi. Osman Paşa, 1877'de Rusya'nın savaş ilan etmesi sırasında da Vidin'de bulunuyordu. Plevne'deki teslimden sonra esir düşen Osman Paşa'yı gösteren resimGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Nikolai Dmitriev-Orenburgsky. Dosya sayfası
Plevne savunması
Haziran 1877'de Rus ordusu Tuna'yı geçti ve güneye doğru ilerlemeye başladı. Rus kuvvetlerinin bir kısmı Niğbolu kalesini aldı. OsmanPaşa, Vidin'den yaklaşık 15.000 askerle hareket etti ve 19 Temmuz 1877'de Plevne'ye ulaştı. Hemen ertesi gün, 20 Temmuz'da, Rus kuvvetleri Plevne'ye saldırdı; ancak Osman Paşa'nın askerleri bu saldırıyı püskürttü. Osman Paşa, şehrin çevresini birbirini destekleyen tabyalar ve siperlerle tahkim ettirdi.
30 Temmuz ve 11–12 Eylül 1877'de yapılan iki büyük saldırı da Rus ve Romen orduları için ağır kayıplarla sonuçlandı. Bu başarılar, Osman Paşa'yı Avrupa basınında tanınan bir isim hâline getirdi. Avrupa gazeteleri, Plevne'deki direnişi günü gününe izledi; Osman Paşa'nın portreleri birçok dergide yayımlandı. Sultan II. Abdülhamid, Plevne'deki başarılardan dolayı Osman Paşa'ya "Gazi" unvanını Plevne savunması sürerken verdi.
Dikkat: yanlış bilinen
Teslim ve esaret: Rus ordusu, Eylül 1877'den sonra Plevne'yi tamamen kuşattı. Kuşatma altındaki şehirde erzak ve cephane tükenince Osman Paşa, 10 Aralık 1877'de kuşatmayı yarmaya karar verdi. Yarma girişimi sırasında bacağından ağır yaralandı. Girişimin başarısız olması üzerine teslim oldu. Rus Çarı II. Aleksandr, Osman Paşa'yı kabul ederek ona büyük saygı gösterdi. Osman Paşa, savaş esiri olarak Harkov'a götürüldü ve savaşın sonuna kadar burada kaldı. Esaret yıllarında da saygın bir komutan olarak muamele gördü.
İstanbul'a dönüş ve seraskerlik
1878'de barışın imzalanmasından sonra OsmanPaşaİstanbul'a döndü ve padişah tarafından büyük bir törenle karşılandı. Kısa süre sonra Hassa ordusu komutanlığına atandı. 1878'den 1885'e kadar dört kez Harbiye Nazırı (serasker) olarak görev yaptı. Bu dönemde ordunun yeniden düzenlenmesi çalışmalarına katıldı. 1880'lerin başında Alman askerî heyetinin Osmanlı'ya gelişi, bu düzenleme çalışmalarının bir parçasıydı.
Osman Paşa, 1885'te Harbiye Nazırlığı'ndan ayrıldı ve Mabeyn-i Hümayun Müşiri oldu. Bu görev, onu padişahın en yakın danışmanlarından biri hâline getirdi. Osman Paşa, bu görevi ömrünün sonuna kadar sürdürdü. Padişah ile Osman Paşa'nın aileleri arasında evlilik bağları da kuruldu; Osman Paşa'nın oğulları, padişahın kızlarıyla evlendi. Gazi Osman Paşa'yı canlandıran bir heykelGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Cobija. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 1832: Tokat'ta doğar. 1853: Mekteb-i Harbiye'den mezun olur; Kırım Savaşı'na katılır. 1860: Lübnan'da görev yapar. 1866–1869: Girit'te görev yapar. 1871: Yemen'e gönderilir. 1876: Sırp savaşında Vidin kuvvetlerine komuta eder. 19 Temmuz 1877: Plevne'ye ulaşır. 20 Temmuz 1877: İlk Rus saldırısını püskürtür. 10 Aralık 1877: Yaralanır ve teslim olur. 1878–1885: Harbiye Nazırlığı. 1885–1900: Mabeyn-i Hümayun Müşirliği. 5 Nisan 1900: İstanbul'da ölür.
Türkünün, marşın ve semtin adı
Gazi OsmanPaşa'nın adı, Türkiye'de pek çok yerde yaşamaya devam eder. İstanbul'daki Gaziosmanpaşa ilçesi, onun adını taşır. Doğduğu Tokat'ta adına bir üniversite kurulmuştur: Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi. Ankara'nın Gaziosmanpaşa semti ve birçok okul, cadde ve kurum da onun adıyla anılır.
Osman Paşa'nın hatırası, belki de en güçlü biçimde "Plevne Marşı" ve "Osman Paşa" türküsünde yaşar. Bu ezgiler, kuşaktan kuşağa aktarılarak bir yenilginin içinden çıkan direnişin simgesi hâline geldi. Plevne'nin sonunda düşmesine rağmen Osman Paşa'nın adının bu kadar güçlü bir biçimde hatırlanması, toplumların sadece zaferleri değil, onurlu direnişleri de hafızalarında yaşattığını gösterir. Rus Çarı'nın da saygı gösterdiği bu komutan, böylece savaşın iki tarafında da takdirle anılan nadir isimlerden biri oldu.