Kömür yolunda bir sabah
Birinci Dünya Savaşı'nda İstanbul'un en büyük sorunlarından biri kömürdü. Şehrin fabrikaları, gemileri, demiryolları ve evleri, büyük ölçüde Zonguldak havzasından deniz yoluyla getirilen kömürle çalışıyordu. Rus Karadeniz Filosu bu yolu kesmek için sürekli baskın yapıyordu. Osmanlı donanmasının en güçlü gemisi Yavuz Sultan Selim, yani eski adıyla Alman muharebe kruvazörü Goeben, kömür gemilerine eşlik etmekle görevlendirilmişti.8 Ocak 1916 sabahı Yavuz, boş olarak Zonguldak'a giden Carmen adlı kömür gemisini karşılamak üzere denizdeydi. Ama Carmen, Kefken Adası açıklarında iki Rus muhribi tarafından yakalanarak batırıldı. Bu olay, kısa süre sonra Karadeniz'in ilk ve tek dretnot çatışmasına yol açtı.

Yavuz ve Rus dretnotları
Yavuz, Ağustos 1914'te Akdeniz'den kaçarak İstanbul'a sığınan Alman gemilerinden biriydi. Osmanlı Devleti gemiyi satın almış gibi gösterilerek donanmaya kattı, ama mürettebatın büyük kısmı Alman olarak kaldı. Ekim 1914'te Yavuz ve Midilli'nin Rus limanlarını bombalaması, Osmanlı Devleti'nin savaşa girmesini kesinleştiren olaylardan biri oldu. Bu yüzden Yavuz, Karadeniz'deki savaşın sembol gemisiydi.1915'in sonuna kadar Yavuz, Karadeniz'deki en güçlü savaş gemisiydi. Rus filosunun eski zırhlıları ona tek başına karşı koyamıyordu. Ancak Rusya, Nikolayev tezgâhlarında yeni dretnotlar inşa ediyordu. İmperatritsa Mariya ve İmperatritsa Ekaterina Velikaya adlı iki dretnot 1915'in son aylarında hizmete girdi. Bu gemiler, Yavuz'dan daha ağır toplar taşıyordu. Yavuz'un 28 santimlik toplarına karşı Rus dretnotlarının 30,5 santimlik topları vardı. Yavuz ise daha hızlıydı.
Tarih notu
10 Ağustos 1914: Goeben ve Breslau'nun Çanakkale'ye girişi. 29 Ekim 1914: Karadeniz baskını. Ekim-Kasım 1915: İmperatritsa Mariya ve İmperatritsa Ekaterina Velikaya'nın hizmete girişi. 8 Ocak 1916: Kefken açıklarında Carmen'in batırılması ve dretnot çatışması. 1918: Yavuz'un Çanakkale'de karaya oturması.
Çatışma: Otuz dakikalık atış
Carmen'i batıran Pronzitelnıy ve Leytenant Şestakov adlı Rus muhripleri, geri dönerken Yavuz'la karşılaştı. Yavuz muhriplerin peşine düştü. Muhripler telsizle yardım istedi. Yakınlarda bulunan İmperatritsa Ekaterina Velikaya hızını artırarak bölgeye geldi. Rus dretnotu, yaklaşık on sekiz buçuk kilometre mesafeden ateş açtı. Bu mesafe, Yavuz'un toplarının etkili menzilinin dışındaydı.Yavuz ateşe karşılık verdi, ama mermilerini hedefe ulaştıramadı. Rus dretnotu doksan altı mermi attı. Hiçbiri doğrudan isabet etmedi, ama bazı mermilerin çok yakına düşmesi Yavuz'da şarapnel hasarına yol açtı. Yavuz yaklaşık altmış atış yaptı. Yaklaşık otuz dakika sonra Yavuz güneybatıya dönerek çatışmadan çekildi. Rus dretnotu onu takip etmeye çalıştı, ama Yavuz'un hızına yetişemedi.

Sonuç: Dengenin değiştiği gün
Çatışma küçük bir olaydı. İki taraf da büyük bir kayıp vermedi. Ama sonucu büyüktü. 8 Ocak 1916, Yavuz'un Karadeniz'deki üstünlüğünün sona erdiği gündü. Osmanlı-Alman donanma komutanı Amiral Souchon, artık Rus filosunun yalnızca sayıca değil, en güçlü gemi bakımından da üstün olduğunu kabul etmek zorundaydı. Sonraki aylarda Rus filosu Karadeniz'de giderek daha serbest hareket etti. Zonguldak'tan kömür taşıyan gemilere yönelik baskınlar arttı. İstanbul'daki kömür sıkıntısı derinleşti.Rus filosunun Karadeniz'deki üstünlüğü, Doğu Cephesi'ndeki kara harekâtını da etkiledi. Rus ordusu, 1916 baharında Trabzon'a yönelik harekâtında denizden destek aldı. Trabzon 18 Nisan 1916'da Rusların eline geçti. Yavuz ise savaşın geri kalanında daha çok Boğaz'ın ve Çanakkale'nin savunmasında kullanıldı.
Ek bilgi
Mustafa Kemal o günlerde nerede?
8 Ocak 1916'da Mustafa Kemal Çanakkale'den yeni ayrılmıştı. Aralık 1915'te Anafartalar Grubu komutanlığından ayrılarak İstanbul'a dönmüş, ardından Edirne'deki 16. Kolordu'nun komutanlığına atanmıştı. Gelibolu'dan çekilme ise 9 Ocak 1916'da, yani Kefken çatışmasının ertesi günü tamamlandı. Birkaç hafta sonra 16. Kolordu Doğu Cephesi'ne, Diyarbakır'a gönderildi.Böylece Kefken çatışması, Mustafa Kemal'in Batı'dan Doğu'ya geçtiği dönemin arka planını oluşturdu. Rus filosunun Karadeniz'deki üstünlüğü, Doğu Cephesi'nin ikmal yollarını da zorlaştırıyordu. Kara yolları yetersiz, deniz yolu tehlikeliydi. Mustafa Kemal'in 1916'da Diyarbakır'a ulaşmak için yaptığı uzun yolculuk, bu tablonun bir parçasıydı.

Dikkat: yanlış bilinen
Yavuz'un bu çatışmada ciddi bir hasar aldığı söylenir, ama kayıtlar yalnızca yakına düşen mermilerden kaynaklanan şarapnel hasarından söz ediyor. Yavuz'un asıl ağır hasarları, 1914'te mayına çarpması ve 1918'de Çanakkale'den dönerken mayına çarparak Nara Burnu'nda karaya oturmasıyla ilgilidir.
Hızın ve menzilin denizi
Kefken çatışması, Birinci Dünya Savaşı'nın deniz savaşlarının mantığını küçük bir sahnede gösteriyor. O dönemde bir savaş gemisinin değeri, iki özelliğinin dengesine bağlıydı: topların menzili ve geminin hızı. Rus dretnotunun daha uzun menzilli topları, Yavuz'u kendi menzilinde savaşmaya zorladı. Yavuz ise hızı sayesinde çatışmadan kaçabildi. Kimse kazanmadı, ama iki gemi de neyi yapıp neyi yapamayacağını öğrendi.Bu dersin Osmanlı Devleti için anlamı ağırdı. Yavuz, artık Karadeniz'de istediği zaman çıkıp istediği hedefi vuramayacaktı. Bir donanmanın gücü yalnızca gemilerinin sayısında değil, rakibine göre yenilenme hızında da yatıyordu. Rusya, Nikolayev'deki tezgâhlarda yeni gemiler inşa edebiliyordu. Osmanlı Devleti ise yalnızca elindekiyle yetinmek zorundaydı. 8 Ocak 1916'daki otuz dakikalık çatışma, bu eşitsizliği açıkça gösteren bir an olarak tarihe geçti. Çatışmanın Kefken gibi sakin bir sahil köyünün açığında yaşanması da savaşın denizdeki sınırlarının ne kadar geniş olduğunu hatırlatıyor.
Kömürün savaştaki yeri
Kefken çatışmasını anlamak için kömürün Birinci Dünya Savaşı'ndaki yerini hatırlamak gerekir. O dönemin savaş gemileri, lokomotifleri ve fabrikaları kömürle çalışıyordu. Petrol henüz yaygınlaşmamıştı. Osmanlı Devleti'nin elindeki en önemli kömür kaynağı Zonguldak havzasıydı. Havzadan çıkan kömür, demiryolu bağlantısı olmadığı için deniz yoluyla İstanbul'a taşınıyordu.Bu durum, Rus filosuna açık bir hedef sunuyordu. Rus gemileri Zonguldak, Ereğli ve Kozlu limanlarını defalarca bombaladı. Kömür gemilerini denizde yakaladı. Limanların önüne mayın döktü. Osmanlı-Alman donanması, kömür gemilerini korumak için Yavuz ve Midilli gibi hızlı gemileri eskort olarak kullanmak zorundaydı. Kömür sıkıntısı yalnızca donanmayı değil, İstanbul'daki gündelik hayatı da etkiliyordu. Tramvaylar, fırınlar ve elektrik santrali kömüre bağımlıydı.
Yavuz'un savaştan sonraki hayatı
Yavuz, savaşı atlattı ve Cumhuriyet döneminde de Türk donanmasının amiral gemisi olarak kaldı. 1920'lerin sonunda Gölcük'te kapsamlı bir onarımdan geçti. Atatürk, Yavuz'la birkaç kez yolculuk yaptı. Kasım 1938'de Atatürk'ün naaşı İstanbul'dan İzmit'e Yavuz'la taşındı. Gemi 1950'de hizmetten çekildi ve sonraki yıllarda sökülerek hurdaya ayrıldı. Böylece 1916'da Kefken açıklarında Rus dretnotundan kaçan gemi, yirmi iki yıl sonra Cumhuriyet'in kurucusunu son yolculuğuna taşıyan gemi oldu.Ek bilgi
Yavuz'un adı, Osmanlı padişahı I. Selim'den, yani Yavuz Sultan Selim'den gelir. Midilli ise Ege'deki Midilli Adası'nın adını taşıyordu. İki gemi de Alman donanmasındayken sırasıyla Goeben ve Breslau adlarını taşıyordu.