İçeriğe geç
Giriş yap
0

Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn (1795): Hasköy'deki kara mühendishanesi ve İTÜ'ye uzanan çizgi

SohbeX Editör 1 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 1Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn, "kara ordusu mühendis okulu" anlamına gelir ve Osmanlı Devleti'nde kara ordusu için mühendis, topçu ve istihkâm subayı yetiştirmek amacıyla 1795'te İstanbul'un Hasköy semtinde kurulan askerî yüksekokuldur. Sultan III. Selim'in Nizam-ı Cedid programının parçası olarak açılan okul, 1773'te kurulan deniz mühendishanesi Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyûn'un kara ordusuna yönelik karşılığıydı. Okul, XIX. yüzyılda çeşitli dönüşümler geçirdi; bugünkü İstanbul Teknik Üniversitesi kuruluş tarihini 1773'e dayandırırken bu iki mühendishane geleneğini kendi geçmişinin parçası sayar.
Mahmud Raif Efendi'nin eserinde yer alan Mühendishane binası tasviri
Mahmud Raif Efendi'nin eserinde yer alan Mühendishane binası tasviriGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Mahmoud_Rayf_Efendi. Dosya sayfası

Deniz mühendishanesinden karaya

Osmanlı'da modern anlamda ilk mühendislik eğitimi, 1773'te Kasımpaşa'daki tersanede açılan bir geometri dershanesiyle başladı. Bu girişimde Fransız asıllı subay Baron de Tott'un ve sadrazam Muhsinzâde Mehmed Paşa'nın katkısı oldu. Dershane zamanla gelişerek Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyûn adını aldı. Ancak burada yetişenler büyük ölçüde donanma ve tersane için çalışıyordu. Kara ordusunun topçu ve istihkâm ihtiyaçları için ayrı bir okul gerekiyordu. III. Selim'in reform programı, bu ihtiyacı karşılamak üzere 1795'te Hasköy'de yeni bir bina yaptırdı ve kara mühendishanesini ayrı bir kurum olarak açtı.

Dersler ve hocalar

Okulda geometri, cebir, trigonometri, coğrafya, harita çizimi, istihkâm, topçuluk ve balistik okutuluyordu. Fransızca öğretimi de programın parçasıydı; çünkü ders kitaplarının önemli bir kısmı Fransızca kaynaklardan çevriliyordu. Okulun ilk hocaları arasında Osmanlı matematikçilerinin yanında Fransız uzmanlar da vardı. Okulun en tanınmış başhocalarından biri Hüseyin Rıfkı Tamanî'dir; Öklid geometrisini ve çeşitli askerî eserleri Türkçeye kazandırdı. Bir başka önemli isim, okulun matbaasında Avrupa bilimine dair eserler bastıran ve 1798'de Nizam-ı Cedid'i anlatan Fransızca bir kitap yayımlayan Mahmud Raif Efendi'dir.
Ek bilgi
Mühendishane matbaası: Okulun bünyesinde kurulan matbaa, askerî ve bilimsel kitapların yanında haritalar da bastı. 1803'te basılan Cedid Atlas, Osmanlı'da matbaada basılmış ilk dünya atlası olarak bilinir. İngiliz haritacı William Faden'in atlası esas alınarak hazırlanan bu eser, yirmi dört paftadan oluşuyordu ve sınırlı sayıda basıldı. Atlasın nüshaları bugün İstanbul'daki kütüphanelerde ve Avrupa'daki bazı koleksiyonlarda korunur.

Kesinti ve yeniden doğuş

1807'deki Kabakçı İsyanı, Nizam-ı Cedid'le birlikte Mühendishane'yi de sarstı. Okulun faaliyetleri bir süre zayıfladı, bazı hocalar görevden ayrıldı. Ancak okul tamamen kapanmadı. II. Mahmud döneminde, özellikle 1826'da yeniçeri ocağının kaldırılmasından sonra, yeni ordunun subay ihtiyacı arttı ve Mühendishane yeniden önem kazandı. 1834'te İstanbul'da Mekteb-i Harbiye, yani bugünkü Kara Harp Okulu'nun ilk kuruluşu gerçekleşti; Mühendishane, topçu ve istihkâm eğitimini sürdürmeye devam etti.
Mühendishane matbaasında basılan Cedid Atlas'ın başlık sayfası
Mühendishane matbaasında basılan Cedid Atlas'ın başlık sayfasıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Mühendishane Matbaası (publisher). Dosya sayfası

İTÜ'ye uzanan yol

XIX. yüzyılın ikinci yarısında Mühendishane'nin askerî eğitimi Harbiye bünyesine kaydırıldı. Sivil mühendislik ihtiyacı için 1883'te Hendese-i Mülkiye Mektebi kuruldu; bu okul zamanla Mühendis Mekteb-i Âlisi adını aldı ve Cumhuriyet döneminde 1944'te İstanbul Teknik Üniversitesi'ne dönüştü. İTÜ, kuruluş tarihini 1773'e dayandırır; bu, kurumun kendisini Osmanlı mühendishaneleri geleneğinin devamı olarak gördüğünü gösterir. Kara mühendishanesinin askerî kolu ise bugünkü Milli Savunma Üniversitesi bünyesindeki harp okullarının geçmişine bağlanır. Bu iki çizgi, aynı kökten çıkan iki ayrı dal gibidir.
Dikkat: yanlış bilinen
Kuruluş yılı tartışması: Kara mühendishanesinin kuruluşu kaynaklarda 1793, 1795 ya da 1796 olarak verilir. Farklılık, okulun açılış kararı, binanın tamamlanması ve kanunnamesinin yayımlanması gibi aşamaların ayrı ayrı esas alınmasından kaynaklanır. Okulun kanunnamesinin 1795'te düzenlendiği bilindiği için biz bu yılı esas aldık. Avrupa kaynaklarında okul çoğu zaman "École des ingénieurs" ya da "Imperial School of Engineering" gibi adlarla anılır.

Bıraktığı iz

Mühendishane'den yetişen subaylar, XIX. yüzyılda Osmanlı topçusunun, istihkâm teşkilatının ve harita çalışmalarının kadrolarını oluşturdu. Okulda yapılan çeviriler, Türkçede matematik ve mühendislik terimlerinin oluşmasına katkı sağladı. Pek çok terim, Mühendishane hocalarının Arapça ve Farsça köklerden türettiği karşılıklarla bugüne ulaştı. Okulun tarihi, Osmanlı'da bilim ve teknik eğitimin kurumsallaşmasının ilk sağlam adımlarından biri olarak değerlendirilir.
Mühendishane-i Berrî-i Hümâyûn'da topçu sınıfı
Mühendishane-i Berrî-i Hümâyûn'da topçu sınıfıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Ali Sami. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji:
1773: Kasımpaşa'da deniz mühendishanesinin ilk dershanesi açılır.
1795: Hasköy'de Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn kurulur.
1798: Mahmud Raif Efendi'nin Fransızca kitabı basılır.
1803: Cedid Atlas basılır.
1807: Kabakçı İsyanı; okul zayıflar.
1834: Mekteb-i Harbiye kurulur.
1883: Hendese-i Mülkiye Mektebi açılır.
1944: İstanbul Teknik Üniversitesi adını alır.

Hasköy'den Maslak'a bir bilgi hattı

Mühendishane'nin hikâyesini izlerken bizi en çok etkileyen şey, kurumun bir isyanın ve ağır savaşların ortasında bile yaşamayı başarmasıdır. Nizam-ı Cedid ordusu dağıtılırken okul ayakta kaldı; çünkü yetiştirdiği bilgiye, kimin iktidarda olduğundan bağımsız olarak ihtiyaç vardı. Top dökmek, kale yapmak, harita çizmek her ordunun ve her yönetimin işine yarıyordu. Bu dayanıklılık, bilim kurumlarının siyasi dalgalanmalara karşı neden önemli olduğunu gösteren iyi bir örnektir.

Bugün İTÜ'nün kuruluş yılını 1773 olarak kabul etmesi, bu sürekliliğin bilinçli bir sahiplenilmesidir. Hasköy'deki ilk binadan Maslak'taki kampüse uzanan çizgi, aynı kurumun değişmeden sürmesi değil, bir eğitim geleneğinin farklı biçimlerde yeniden doğmasıdır. Bu geleneğin ilk halkalarından biri olan kara mühendishanesi, Osmanlı'nın Avrupa bilimini çeviri, matbaa ve okul yoluyla kendi diline taşıma çabasının en somut örneklerinden biridir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap