İçeriğe geç
Giriş yap
0

Kafkas göçü (1864): Karadeniz kıyılarından Osmanlı topraklarına uzanan büyük sürgün

SohbeX Editör 5 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 5Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Kafkas göçü, XIX. yüzyılın ortalarında Rusya'nın Kuzey Kafkasya'yı ele geçirmesiyle birlikte, başta Çerkesler (Adigeler) olmak üzere Abhaz, Ubıh, Çeçen, Dağıstanlı ve diğer Kafkas halklarının yurtlarından ayrılarak Osmanlı topraklarına göç etmesidir. Göç, 1850'lerde başladı; ancak en yoğun dönemi, Rusya'nın Kafkas Savaşı'nı sona erdirdiği 1864 yılı ve onu izleyen yıllardır. 21 Mayıs 1864'te Rus ordusunun Kbaada (bugünkü Krasnaya Polyana) bölgesinde zafer törenini yapmasıyla Kafkas Savaşı resmen sona erdi. Bu tarihten sonra yüz binlerce insan, Karadeniz'in doğu kıyılarından gemilerle Trabzon, Samsun, Sinop, Varna ve Köstence gibi Osmanlı limanlarına taşındı. Göç yolculuğu ve ilk iskân yılları, açlık, salgın hastalıklar ve ağır koşullar nedeniyle büyük can kayıplarına yol açtı. Göçmenler, Osmanlı Devleti tarafından Balkanlar, Anadolu, Suriye ve Ürdün'ün çeşitli bölgelerine yerleştirildi. Bugün Türkiye'de ve Orta Doğu'da yaşayan Kafkas kökenli toplulukların büyük kısmı, bu göçün torunlarıdır. Çerkes toplulukları, 21 Mayıs'ı her yıl bir anma günü olarak hatırlar.
Lom Nehri'ni geçen Çerkes göçmenleri gösteren XIX. yüzyıl gravürü
Lom Nehri'ni geçen Çerkes göçmenleri gösteren XIX. yüzyıl gravürüGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Quinto Cenni (1845–1916) / Based on a sketch by Signor Aurelj. Dosya sayfası

Kafkas Savaşı

Kuzey Kafkasya, XVIII. yüzyılın sonlarından itibaren Rusya'nın güneye doğru genişleme politikasının hedeflerinden biri oldu. 1829 Edirne Antlaşması'yla Osmanlı Devleti, Karadeniz'in doğu kıyılarındaki haklarını Rusya'ya bıraktı. Bu tarihten sonra Rusya, Kuzey Kafkasya halklarını denetimi altına almak için uzun bir savaş başlattı. Kafkas halkları, bu savaşa karşı onlarca yıl direndi.

Doğu Kafkasya'da, Dağıstan ve Çeçenistan'da direnişin önderliğini Şeyh Şamil yaptı. Şeyh Şamil, 1834'ten 1859'a kadar Rus ordularına karşı mücadele etti; 1859'da Gunib'de teslim oldu. Batı Kafkasya'da ise Çerkes halkları direnişi sürdürdü. 1860'larda Rus orduları, Batı Kafkasya'ya yöneldi. Bu harekâtlar sonucunda Çerkes köyleri boşaltıldı ve halk, ya Kuban ovasındaki yeni yerleşim yerlerine taşınmak ya da Osmanlı topraklarına göç etmek zorunda bırakıldı.
Ek bilgi
Muhacirin Komisyonu: Osmanlı Devleti, Kafkasya'dan gelen göçmenlerin işlerini düzenlemek amacıyla 1860'ta "İdare-i Umumiye-i Muhacirin Komisyonu" adıyla bir kurum oluşturdu. Bu komisyon, göçmenlerin karşılanması, geçici barınaklara yerleştirilmesi, yiyecek ve ilaç ihtiyaçlarının karşılanması ve kalıcı iskân yerlerinin belirlenmesi gibi işleri yürüttü. Göçmenlerin iskânında, vergi ve askerlik muafiyetleri ile toprak tahsisi gibi teşvikler uygulandı. Komisyon, sonraki yıllarda Balkanlar'dan gelen göçmenlerin iskânında da görev aldı.

Göçün yolculuğu

1864 baharında ve yazında Karadeniz'in doğu kıyılarında binlerce insan, Osmanlı limanlarına gitmek için gemi beklemeye başladı. Osmanlı, Rus ve özel gemiler, göçmenleri Karadeniz'in güney ve batı kıyılarındaki limanlara taşıdı. Ancak taşınması gereken insan sayısı, mevcut gemilerin kapasitesini çok aşıyordu. Gemiler aşırı kalabalıktı; yolculuk sırasında açlık ve salgın hastalıklar yayıldı.

Göçmenlerin vardığı limanlarda da koşullar çok ağırdı. Trabzon, Samsun ve Varna gibi limanlarda kurulan geçici kamplarda tifüs, çiçek ve diğer salgın hastalıklar yayıldı. Yerel yetkililer ve halk, göçmenlere yardım etmeye çalıştı; ancak yardım imkânları sınırlıydı. Bu süreçte çok sayıda insan hayatını kaybetti. Göçmenlerin sayısı ve göç sırasında hayatını kaybedenlerin sayısı hakkında farklı tahminler bulunur; bu tahminler, kaynaklar ve hesaplama yöntemleri arasında büyük farklılıklar gösterir.
Erzurum'da bir mezarlıkta kamp kuran Kafkasyalı göçmenleri gösteren gravür
Erzurum'da bir mezarlıkta kamp kuran Kafkasyalı göçmenleri gösteren gravürGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: M. T. Dosya sayfası

İskân ve yeni hayat

Osmanlı Devleti, göçmenleri ülkenin farklı bölgelerine yerleştirdi. Göçmenlerin bir kısmı Balkanlar'a, özellikle Bulgaristan, Dobruca ve Makedonya'ya iskân edildi. 1877–1878 Osmanlı–Rus Savaşı'ndan sonra bu bölgelerdeki göçmenlerin büyük kısmı ikinci kez göç etmek zorunda kaldı ve Anadolu'ya geldi.

Anadolu'da Kafkas göçmenleri; Samsun, Tokat, Amasya, Sivas, Kayseri, Uzunyayla, Eskişehir, Bursa, Balıkesir, Düzce ve Adapazarı gibi bölgelere yerleştirildi. Suriye'de Golan ve Halep çevresine, Ürdün'de ise bugünkü Amman ve çevresine yerleşimler kuruldu. Amman, 1878'de Çerkes göçmenlerin yerleşmesiyle yeniden canlanan bir kasaba hâline geldi. Bugün Ürdün'de Çerkes ve Çeçen toplulukları, ülkenin toplumsal ve siyasi hayatında önemli bir yere sahiptir.
Dikkat: yanlış bilinen
Hafıza ve adlandırma: Kafkas göçü, farklı toplumlar ve tarihçiler tarafından farklı biçimlerde adlandırılır ve değerlendirilir. Çerkes toplulukları bu olayları büyük bir sürgün ve yıkım olarak hatırlar; Gürcistan parlamentosu 2011'de olayları bir soykırım olarak tanıyan bir karar aldı. Rusya ise bu nitelendirmeyi kabul etmez. Tarih araştırmaları, göçün nedenleri, boyutları ve sorumlulukları konusunda tartışmaya devam etmektedir. Bu konuyu anlatırken farklı toplumların acılarına saygıyla yaklaşmak ve tek bir bakış açısını mutlaklaştırmamak önemlidir.

Osmanlı toplumuna katkı

Kafkas göçmenleri, Osmanlı toplumunun önemli bir parçası hâline geldi. Göçmenlerin önemli bir kısmı Osmanlı ordusunda görev aldı; birçok Kafkas kökenli subay ve devlet adamı, Osmanlı'nın son döneminde ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında önemli görevler üstlendi. Kafkas göçmenleri, yerleştikleri bölgelerde yeni köyler kurdu; tarım ve hayvancılıkla geçimlerini sağladı. Uzunyayla gibi bölgeler, Kafkas kültürünün Anadolu'daki önemli merkezleri hâline geldi.

Kafkas göçmenleri, kendi dillerini, müziklerini, danslarını ve geleneklerini yeni yurtlarında da yaşattı. Kafkas dansları, Adige Xabze olarak bilinen geleneksel davranış kuralları ve Kafkas mutfağı, bugün de Türkiye'deki Kafkas kökenli toplulukların kimliğinin önemli parçalarıdır. Türkiye'de birçok şehirde Kafkas dernekleri, bu kültürel mirası korumak için çalışmalar yürütür.
Çerkes sürgününe ait bir arşiv görüntüsü
Çerkes sürgününe ait bir arşiv görüntüsüGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji:
1829: Edirne Antlaşması.
1834–1859: Şeyh Şamil'in direnişi.
1859: Şeyh Şamil Gunib'de teslim olur.
1860: Muhacirin Komisyonu kurulur.
21 Mayıs 1864: Kafkas Savaşı resmen sona erer.
1864–1865: Göçün en yoğun dönemi.
1877–1878: Osmanlı–Rus Savaşı; Balkanlar'daki göçmenler yeniden göç eder.
1878: Amman'da Çerkes yerleşimi.
2011: Gürcistan parlamentosunun kararı.

İki kıyı arasındaki hafıza

Kafkas göçü, XIX. yüzyılın en büyük nüfus hareketlerinden biridir. Bu göç, Kuzey Kafkasya'nın nüfus yapısını köklü biçimde değiştirirken Osmanlı topraklarında da yeni toplulukların oluşmasına yol açtı. Bugün Türkiye'de milyonlarca insanın soy ağacında, Karadeniz'in öbür kıyısından gelen bir büyükanne ya da büyükbaba bulunur.

Bu göçün hikâyesi, aynı zamanda bir dayanışma ve yeniden kurulma hikâyesidir. Ağır koşullar altında yurtlarını terk eden insanlar, yeni topraklarda köyler kurdular, dillerini ve geleneklerini yaşattılar ve yeni vatanlarının toplumsal hayatına katıldılar. Her yıl 21 Mayıs'ta Karadeniz kıyılarında denize bırakılan çiçekler, bu iki kıyı arasındaki hafızanın bugün de canlı olduğunu gösterir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap